Görür, şöyle konuştu:
Marmara Depremi İstanbulu hedef haline getirdi. Bu deprem olmasaydı İstanbul riske girmeyecekti. Bu deprem, Marmaranın altındaki kabuğu enerjiyle yükledi. Adalarda, Pendik ve Tuzlada aktif faylar belirledik. Bu sonuçları buranın belediye yönetimiyle paylaştık.
Görür, İstanbul depreme hazır mı ? sorusu üzerine de şunları söyledi:
Hayır hazır değil. Birşeyler yapıldı ama çok az. Yapılanların hızı da kaplumbağa hızında. Yöneticiler ciddi olarak birşey yapma niyetinde değil. Seçimlerde hangi siyasetçi geldi de Sizin can güvenliğiniz yok, şunu yaparız bunu yaparız dedi.

20 bin kişiyi kaybettiğimizi unuttuk

Görür, İstanbulda olası bir depremin Gölcükü çok ciddi biçimde etkileyeceğini, bu yüzden herkesin önlem alması ve binasını sağlamlaştırması gerektiğini de vurguladı.
DEPREM POLİTİKASI
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gülay Altay da enstitünün çalışmalarını anlattı. Deprem zararlarını azaltmak için bilinçli olmak gerektiğinin altını çizen Altay, Bina kalitesi, mühendislik anlayışı ve denetim, deprem zararlarını azaltan önemli unsurlardır dedi.
Altay, Kandilli Rasathanesinde son 10 yıldır önemli çalışmalar yapıldığını belirterek, ölçümlerde büyük aşama kaydedildiğine değindi.
İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan da Türkiyede deprem politikasının ve ulusal deprem stratejsinin bulunmadığını öne sürdü.
1999 depreminden sonra kimi yapılanmaların olduğunu, ancak bunların yetersiz kaldığını, kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon kurulamadığını vurgulayan Eyidoğan, Halen güvenli yerleşim konusunda sorun var. İmar afet mevzuatı yetersiz. Yönetmeliklere yeterince uyulmuyor. Plansız yerleşim sürüyor. Müteahhitlik sistemi rehabilite edilmeli. Kötü malzeme kullanımı devam ediyor diye konuştu.