3 bin yıllık ekmek teknesi ve tandır bulduklarını kaydeden Uluçam, şöyle konuştu: İlk etapta bunun su deposu olabileceğini düşündük. Ancak içinin seramik hamuruyla sıvanmış olduğunu görünce tandır olduğunu anladık. Kayıtlarımıza geçtik. İşin başka ilginç boyutu, bunu tamamlayan hemen yanında ekmek teknesini hatırlatan bir oyma. Buğdayın ezilip belki orada hamur haline getirildiği ve yanındaki tandırda pişirildiği kanaatine vardık. Seramikten yapılan birçok tandır var. Ama tandır taştan oyulmuş ve seramik hamuruyla kaplanmış. Hasankeyfin en eski kalıntısı diyebileceğimiz tandır ile ekmek teknesi kayalara oyulmuş.
Uluçam, kazılarda Roma döneminde yapılan 42 dükkan tespit ettiklerini, bunların kazı çalışmalarının tamamlandığını, konservasyon ve onarım
çalışmalarına başlandığını bildirdi.
Hasankeyfin en eski yerleşim yerinin oyma konut veya mağara olarak adlandırılan kısımların yerleşime açıldığı bölüm olduğunu ifade eden Uluçam, şöyle konuştu:
İsadan önceki 8. ve 9. yüzyıllarda en eski şehri buluyoruz. Daha sonra Roma döneminde bugün kale başı olarak bilinen daha sonra Artuklular döneminde iç kale haline getirilen kaya kitlelerinin bulunduğu alanda bir garnizon görüyoruz. Romalılar burayı askeri üs olarak kullanmış. Orta Çağ dünyasının başlangıcında çok silik de olsa Süryanileri görüyoruz. Ondan sonra Artuklular dönemi geliyor. 11. yüzyılın sonları ile 12. yüzyılın başlarından 14. yüzyıla kadar Artukoğulları ve Eyyubileri görüyoruz. Bu iki uygarlık, Hasankeyfe Orta Çağ dünyasında dirliği, canlılığı, sanatı ve zenginliği getiren uygarlıklardır. Bunların halklarının yaşadığı esas şehir 1966dan itibaren müteahhidin yeni şehrin yapımı esnasında dozerlerle yok ettiği, şu anda gecekondu diyeceğim Hasankeyflilerin yaşadığı alanın altındadır.
Hasankeyfin 2007 yılına kültür varlıkları açısından şanssız girdiğini, kışın çok ağır geçmesi nedeniyle zarar gören tarihi eserlerin yıkılmaya başladığını söyleyen Uluçam, İmam Abdullah Zaviyesinin minaresinin güneybatı köşesinin bu nedenle yıkıldığını, küçük saray bölümünün olduğu gibi durduğunu dile getirdi.
İlçede iki hafta önce de Ulu Caminin tonozlarının göçtüğünü, yan duvarlarının ayrıştığını bildiren Uluçam, Hasankeyfin tarihi dokusu ve kültür varlıklarının her geçen gün daha hızlı bir yıkım sürecine girdiğini kaydetti.
Uluçam, şöyle konuştu: Hasankeyfte kamuya açık kazı yapabileceğimiz alan kalmadı. İlçede belediyeye ait, tapusu belediyede olan Selahiye bahçelerindeki külliye
dışında nitelikli tarihi eser barındıran kamuya ait kazılacak alan kalmadı. Eğer burada bir baraj olacaksa ve Hasankeyfin kültür tarihi ortaya çıkarılacaksa şu anda meskun mahaldeki yerlerin kamulaştırılması veya boşaltılması gerekir ki bu tarihi eserler ortaya çıkarılabilsin.