Erdoğan, şunları kaydetti:
Sayın Baykal, yargı sürecinde Anayasa Mahkemesine tehdit sallıyordu, Bizim itirazımız doğrultusunda bir karar çıkmazsa Türkiyede çatışma çıkar diyordu. Çünkü Sayın Baykal milletin iradesinden nemalanmıyor. Sayın Baykal bazı kurumların iradesinden nemalanmaya çalışıyor, gücünü oralardan alıyor veya oralarda arıyor, sıkıntı burada. Diyor ki Sayın Baykal, uzlaşma. Ben de uzlaşmaya bir yaklaşım gösterdim, diyor ki tanım. Sayın Baykala Demokrasi Meydanından cevap veriyorum, eğer tanım istiyorsan Sayın Baykal, şöyle biraz lügatları da karıştır, siyaset ansiklopedisini de bir karıştır. Uzlaşma, oy birliğiyle karar almak demektir, oy birliğiyle. Bakın şimdi Anayasa Mahkemesi geçenlerde bir karar verdi, referandumla ilgili. Yani Sayın Cumhurbaşkanının, Sayın Baykalın müracaatlarını iade etti, reddetti, ne derseniz deyin. Kaça kaç? Altıya beş. Şimdi diyebilir misiniz, Anayasa Mahkemesine bak uzlaşmıyor. Fakat o karara saygı duymak zorunda mıyız? Zorundayız. Bitti. Demokrasilerde sadece hukuk düzeni ve demokratik ilkeler, kurallar üzerinde oy birliği aranır. Onun için başından beri biz bir şeyi söylüyoruz, uzlaşma milletle olur. Uzlaşma ilkeler üzerinde olur. Konuşursunuz, mutabık kalırsanız uzlaşırsanız. Milletin iradesini, milletin rızasını ve onayını aradığı için demokrasiye bir uzlaşma rejimi denir. Demokrasinin en güzel yanı budur. Demokrasi aslında bir tercih özgürlüğü rejimidir. Herkes anayasal düzen içinde tercihini ortaya koyar. Sonuçta oy birliği çıkması şart değildir. Oy çokluğu karar almaya yeter, demokrasi budur. Unutmayalım ki sadece diktatörlüklerde karşı görüş, karşı oy olmaz. Niye? Diktatördür çünkü, o ne derse o olur. Peki soruyorum, buna uzlaşma demek mümkün mü? Demokrasilerde siyasetçi milletten aldığı temsil yetkisi kadar konuşur. Millet sana ne kadar yetki veriyorsa kardeşim senin konuşma hakkın o kadardır. Kaldırırsın elini, yetkini kullanırsın. Ama sen azınlık olarak çoğunluğa tahakküm edemezsin. Bizim söz hakkımızı millet belirleyecek. Sayın Baykal şimdi önümüze yine şartlar sürmeye başladı. Öyle olmaz, böyle olmaz diyor. Buradan söylüyorum, eğer 22 Temmuzda çoğunluk iradesi Sayın Baykala temsil yetkisi verirse biz buna saygı duyarız. Görüşümüzü söyleriz. Onaylamadığımız bir isim çıkarsa, karşı oyumuzu da kullanırız, ama asla demokrasi üzerinde uzlaşmaktan kaçmayız. İşte Baykalın sıkıntısı budur.
ATATÜRKTEN BU YANA OY BİRLİĞİYLE SEÇİLEN OLMADI
Mustafa Kemal Atatürkten bu yana oy birliğiyle seçilen bir cumhurbaşkanı olmadığını belirten Erdoğan, hepsinde de muhalifin olduğunu ifade etti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Sayın Baykal bakıyorum da bizim iyi niyetimize karşı daha şimdiden Benim dediğim olmazsa nasıl ön keserimin hesabını yapıyor. Şimdiden kavga çıkarmak için de yol yapmaya çalışıyor. Yok öyle şey. Mızıkçılık yapmak yok. Benim dediğim olursa uzlaşma olur anlayışını biz asla kabul edemeyiz, faturası ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun kabul edemeyiz. Çoğunluk iradesinin onayını almadan çoğunluk adına konuşamazsınız. Her seçim yeni bir sayfadır. Önce uzlaşmaya gönlünüz olacak. Sayın Baykala diyorum ki bak kapıları bundan önce yaptığın gibi şimdiden kapatma. Bizim ön kabulümüz yok. İdeal olan, oy birliğiyle yeni cumhurbaşkanımızı seçmektir, ama bu olmazsa olmaz bir şart değildir. Kendi tercihini şart olarak dayatamazsın. Sayın Baykal, gel önce bir defa seninle demokraside uzlaşalım. O zaman zaten her şey kendiliğinden hal yoluna girecektir. Biz milletimizden daha güçlü bir temsil yetkisi istiyoruz. Sen de iste, senin de hakkın var. Bakalım milletimiz kime daha çok yetki verecek? Merak etme, onun da şurasında çok fazla değil 11 gün kaldı. 22 Temmuzda sandıkta göreceğiz.
MAZOT KARNESİ
Konuşmasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykala eleştirilerini sürdüren Erdoğan, Baykalın Enerji Bakanlığı yaptığı dönemde çiftçilere verilen mazot karnesini miting alanındaki vatandaşlara gösterdi.
Baykalın Mazot fiyatını indireceği yönünde seçim vaadinde bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, çiftçilere mazot indiriminin AK Parti döneminde zaten yapıldığını dile getirdi.
Erdoğan, Ya sen nasıl oluyor da çiftçinin yanındayım diyorsun? Bu karneyi biz komünist rejimlerde bilirdik. Komünist rejimlerde karneyle ekmek verirler, karneyle benzin verirler, karneyle gaz yağı verirler. Tabii Sayın Baykalın da bu tür alışkanlıkları var, normaldir diye konuştu. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Hangi partili olursak olalım bizim herkese saygımız var. Ama aramıza ayrımcılık tohumu atanlara, nifak tohumu ekmek isteyenlere, bu ülkeyi bölmek isteyenlere ben yazıklar olsun diyorum. Biz böldürmeyeceğiz. Çıkmış Sayın Baykal ilanlar veriyor. Bunlar ne dediğinin farkında değil, Devleti böldürmeyeceğiz diyor. Bu ne demek? Böyle bir iddiada olan mı var? Sen neye göre bunu konuşuyorsun? Demek ki milli iradeyi sen bölücü olarak görüyorsun, bu o demektir. Devlet bölünür mü ya. Devlet Türkiye Cumhuriyeti devletidir, bir bütündür. Hükümetler gelir, hükümetler gider, bunların tasarrufları anayasalarla yasalarla belirlidir. Ha Sayın Baykalın dediği olursa bölünmemiş olacak, dediği olmazsa bölünmüş olacak, maalesef, maalesef. Yok böyle bir şey. Sayın Baykal, ben sana zaten bir şey söyleyeyim mi? Sen bu ülkede zaten Başbakan olamazsın. Yönetemez, böyle şeyi yok. O inanın Başbakan olmak da istemez. Niye biliyor musunuz? Öyle yorgunluğa falan gelmez, öyle telaşa gelemez. Öyle koşturayım, dolaşayım iş yapayım... Yok. Ehli keyiftir. Yapamaz bu işleri.
Erdoğan, konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeliyi de eleştirerek şunları söyledi:
Sayın Bahçeli geçen akşam bir televizyon kanalına çıkmış, çok enteresan, ben 3.5 sene Başbakan Yardımcılığı yaptım, 4 ülkeye gittim diyor. Azerbaycana, Kazakistana, Çine, Bulgaristana gitmiş. Benim için bin 500 günlük iktidarında 150 ülkeye gitmiş, ne getirmiş? diyor. Bir şeyler anlatıyorum ama demek ki anlamıyor. Kulağı var ama anlamıyor, gözü var görmüyor, dili var gerçekleri söylemiyor. Bak ben sana başka bir örnek vereyim Sayın Bahçeli, bu tavsiyeyi de tut, bu uluslararası bir tavsiyedir. Bırak Başbakan olmayı, onu geç de o zaten mümkün değil bu ülkede, benim bakanlarım bile seni katladılar. En az giden 10-15 kere uluslararası toplantılara gittiler, muhataplarıyla anlaşmalar yaptılar. Biz Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz, biz kasaba devleti değiliz.
AK Parti Hükümetinin Orta Doğuda bir mekik diplomasisi gerçekleştirdiğini kaydeden Erdoğan, Irakta, Filistinde, İsrailde görüşmeler yaptıklarını ifade etti.
Bölgede sıkıntıların büyük olduğunu belirten Erdoğan, İşte Filistinin hali, kardeş kardeşi vuruyor. Ne ile izah edeceksin? Temenni ederiz ki aynı sıkıntıları biz burada yaşamayalım diye konuştu.