Cumhurbaşkanı seçimi oylamasını iptal gerekçesini 58 gün sonra açıklayan Anayasa Mahkemesi, cumhurbaşkanının ulusun çoğunluğunu yansıtan uzlaşmayla seçilmesi ve iktidarı bu uzlaşmaya zorlamak için 367 çoğunluk gerektiğini bildirdi.
ANKARA - CHP, Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün tek aday olarak katıldığı cumhurbaşkanı seçiminin 27 Nisan 2007 tarihindeki ilk tur oylamasında 367 milletvekili bulunmadığı gerekçesiyle, oylamanın iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle dava açmıştı. Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs 2007de söz konusu kararı iptal etmiş ve kararın gerekçesi Resmi Gazetede yayımlanıncaya kadar, yürürlüğünü durdurmuştu. Yüksek Mahkemenin bu kararı vermesinden 48 gün sonra, TBMM Başkanı Bülent Arınç Yalvarıyorum ey Mahkeme! Gerekçenizi açıklayın diye isyan etmişti. Mahkeme, beklenen gerekçesini 58 gün sonra açıkladı.
Bugünkü Resmi Gazetede yayımlanan gerekçede şöyle dendi:
Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde ilk iki oylamada uzlaşmanın sağlanması, 102. maddenin birinci fıkrasındaki Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir. kuralının toplantı yeter sayısını da kapsamasıyla olanaklıdır. Aksi halde, üçüncü fıkradaki birinci ve ikinci oylamalar anlamsız hale gelecek, üçüncü ve dördüncü oylamalarda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilebileceği için, bir uzlaşmaya da gerek kalmayacaktır. Üçüncü fıkrada öngörülen üçüncü ve dördüncü oylamalarda, TBMMnin, adaylardan birini üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla seçebilme olanağı karşısında, Mecliste salt çoğunluğa sahip parti ya da partiler, birinci ve ikinci oylamada üçte iki çoğunlukla aranan uzlaşmaya sıcak bakmayabileceklerdir. Bu durum Anayasanın, Cumhurbaşkanı seçiminin uzlaşmaya dayanması amacıyla bağdaşmamaktadır. 367 gerekçesinin tam metni
Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini temsil ettiği hatırlatılan gerekçede, şu ifadeye yer verildi:
Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimi için Mecliste olabildiğince nitelikli bir uzlaşma sağlanması gerektiği açıktır. Anayasanın 102. maddesinin ilk fıkrasında Cumhurbaşkanının seçimi için öngörülen üçte iki çoğunluk, dava konusu Meclis kararına ilişkin birinci oylama yönünden hem toplantı hem de karar yetersayısını kapsamaktadır.
Seçimden sonra yine büyük çoğunlukla AKP
meclise girdiğinde,aceba muhalif
partiler ne yapacaklar cumhurbaşkanlığı
seçiminde.Uzlaşacaklar mı yoksa yine
şimdiki gibi polemik mi yapacaklar merak
ediyorum?Bence seçim de hiçbir şeyi
değiştirmeyecek.Boşuna kürek
çekiliyor.Aynı tablo karşımıza çıkacak yine.
Mutlu Aksoy - İstanbul
30 Haziran 2007, Cumartesi 11:31
Kararın tam metnini okudum. Kararın
hukuki örgüsü gayet sağlam ve tutarlı.
Kararın hukuki altyapısı doldurulmuş.
Bu bakımdan, Sn. TBMM başkanımızın
subjektif yorumundaki gibi ikna edici
olmadığı söylenemez. Hukuki bir kararı
değerlendirirken hukuki kriterler
kullanırsınız. Kararın dünya
görüşünüze uyup uymadığına bakarak
karar iyidir kötüdür diyemezsiniz.
Kaldı ki kararda tek ses ve tek
düşünce yer almamıştır. Mahkeme, usul
ve esas olmak üzere iki ana konuda
kendi içinde ciddi bir şekilde
tartışmıştır. Her üyenin görüşü
gerekçeleriyle geniş bir şekilde yer
almıştır. Hukukçu olan bunları görür.
Melih - Afyon
30 Haziran 2007, Cumartesi 08:23
22 Temmuzda sandıktan 400 Ak Parti
vekili çıknca nasıl engel olacaksınız
bilmiyorum. Durmak yok yola devammmm