Fener Rum Patrikhanesi avukatı Prof. Ata Sakmar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, Patrikhane’nin ekümenik iddiasının yasal dayanağı olmadığı kararını değerlendirdi: Karar, Patrikhaneyi etkilemez.
İSTANBUL - Fener Rum Patrikhanesi Avukatı Prof. Ata Sakmar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, Patrikhane’nin ekümenik iddiasının yasal dayanağı olmadığı kararını değerlendirdi: Karar, Patrikhaneyi etkilemez. Biz istediğimiz kadar Burada ekümenikliği kabul etmiyoruz diyelim, örneğin Amerikadaki bir piskoposu yine bunlar tayin edecek.
Fener Rum Patrikhanesi Avukatı ve Galatasaray Üniversitesi Uluslararası Özel Hukuk öğretim üyesi Prof. Ata Sakmar, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararını NTVMSNBC için yorumladı.
Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yargıtay kararında olayla ilgili olarak ve olay ölçüsünde bir değerlendirme yapmış. Patrikhanenin hukuki durumunu Lozan Antlaşmasının hazırlık müzakerelerine göre değerlendirme yapmış. Burada gözden kaçan husus, olayın bir hukuki, bir de dini yönü var. Hukuki yönü bir hayli müphem, Türkiye Cumhuriyetinin yaklaşımı burada ifade edilmiş. Yani Lozan Antlaşmasında yer almamakla beraber, müzakerelerde konuşuldu, bundan böyle siyasi veya idari konularda bir imtiyaza sahip olmayacaklar yalnız dini konularda faaliyet gösterecekler diye bir söz aldık diyorlar. Aslında bu bir tez; TCnin uzun yıllardan beri kabul ettiği, ısrarla savunduğu tez bu. Yargıtay: Patrikhane ekümenik olamaz Bu tez daha önce yargı kararı olarak çıktı mı? Bundan önceki mahkeme kararlarında ekümeniklikle ilgili bir şeye ben rastlamadım. Tüzel kişilikle ilgili olarak enterasan durumlar var. Yani Türk mahkemelerinin Patrikhane aleyhine dava açılabileceği kabul ediliyor ama Patrikhanenin dava açabileceği kabul edilmiyor. Ortada böyle çelişkili bir durum da var. Bu hukiki konu işin siyasi boyutu nedeniyle yeterince tartışılmamış, yeterince değerlendirilmemiş, yeterince net bir açıklığa kavuşturulmamış. TC hükümetlerinin getirmiş olduğu bir yaklaşım var, bu yaklaşım güçlü bir tezle yıkılmamış.
Karar Patrikhane tarafından nasıl karşılanır, ne anlama gelir? Bu karar Patrikhaneyi herhangi bir şekilde etkilemez. Çünkü, Patrikhaneye doğrudan doğruya bağlı olan 8-10 milyon Ortodoks var. Bunların büyük çoğunluğu Amerikada yaşıyor. Dolayısıyla bunlara bağlı binlerce kilise var. Bunların tayinleri, azilleri, yapacakları işler, okuyacakları dualar, kendi meclisinde yapılır. Bu da dini bir konu olduğu için benim kanaatimce bizleri, laik bir cumhuriyet olan Türkiye Cumhuriyetini ilgilendirmez. Adamların kendi ibadet tarzları, yöntemleri... Dolayısıyla buradaki Patrikhanenin ötekiler üzerinde siyasi bir nüfus kurmadıkça veya onları fiilen dini konular dışında yönetmeye çalışmadıkça, bunun hukukla ve Türk hukukuyla bir ilgisini göremiyorum. Biz istediğimiz kadar, Burada ekümenikliği kabul etmiyoruz diyelim, örneğin Amerikadaki bir piskoposu yine bunlar tayin edecek.
Yerinde bir karar. Ekümenik olmanın
getirdiği yetkileri kullanması
bakımından Türkiye nin icazeti öenmli.
Amerika daki bir piskoposu atayabilir
ancak oradaki bir piskoposun bir gün
Patrik olması T.C. vatandaşı olmasına
bağlı olacaktır. Patrik esasen
Türkiye ye bağlı bir din görevlisidir.
Üstelik Amerika da Patrikhane ye bağlı
kiliselerin tamamının Yunan
Ortodoksların devam ettiği kiliseler
olması ilginç değil mi? Dünya da
Patrikhane nin yetkilerini kabul eden
kiliselerin tamamı Yunan asıllı
Ordokslardır. Bu Patrikhaneyi -
Hristiyan anlayışı içinde- ekümenik
yapmaya yeter mi?
ergün fidancı - Mersin
26 Haziran 2007, Salı 23:25
Yargıtayın kararı patrikhaneyi
bağlamayıp EYÜP camii imamınımı
bağlamalı. Yoksa patrikhane
gerçekten EKÜMENİK olduda Türk
Yasalarınımı tanımıyor.
Unutulmaması gereken diğer bir konuda
patrik sadece TÜRK VATANDAŞI olan
ortodoksların dini vecibelerini yerine
getirmekle görevlidir.İLLA EKÜMENİĞİM
diyorsa hangi ülkede cemaati varsa
oraya gitsin. Ayrıca ekümenikliği
Amerika daki ortodokslarla değil en
kalabalık olan RUS ORTODOKSLARI ile
görüşsün öyle ekümenik olduğuna karar
versin.
Aysen Tavsun - Yurt Dışı
26 Haziran 2007, Salı 23:15
Türkiye nin sahibi olmadığı için oluyor
bunlar. Herşeyi satılmış, yönetimi
dışarıya bağlı, dilini ve tarihini
unutmuş. Gelen vuruyor giden vuruyor.