Patrikhane’ye beraat kararına onama
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye

Patrikhane’ye beraat kararına onama

Fener Rum Patrikhanesi aleyhine açılan davada beraat kararını onayan Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin gerekçesi açıklandı.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 12:25 TSİ 26 Haziran 2007 Salı

İSTANBUL - Yargıtay 4. Ceza Dairesi, “Patrikhane’nin ekümenik sıfatının yasal dayanağı olmadığı” hükmünü verdiği davada, Fener Rum Patrikhanesi’nin beraat kararını, din özgürlüğünü ihlal etmedikleri gerekçesiyle onadı.
Haberin devamı

Dava, Fener Rum Patrikhanesi görevlilerinin, Bulgar Ortodoks Kilisesi üzerinde ruhani üstünlüğü olduğu düşüncesinden hareketle Bulgar kilisesinde papaz olarak görev yapan Konstantin Kostoff’un “ruhanilik sıfatının kaldırılmasına karar alarak, din özgürlüğünü ihlal ettikleri” iddiasıyla açılmıştı.

Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesi, bu davada beraat kararı verince, Bulgar Kilisesi papazı Kostoff ve Cumhuriyet Savcısı temyiz etmiş, dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gelmişti. Sanıkların eylemlerini “din özgürlüğünü ihlal” niteliğinde bulmadı ve beraat kararını onayan Yargıtay Dairesi, gerekçeli kararını açıkladı.

RUHANİ YETKİNİN KALDIRILMASI
Daire, Rum azınlığa mensup Fener Rum Patriği ve Sen Sinod (Kutsal Meclis) üyeleri olan sanıkların, diğer bir Ortodoks azınlık olan Bulgar kökenli Türk vatandaşlarının dini ayin ve işlerini yürüten Bulgar Kilisesi üzerinde dini ve hukuki açıdan hiç bir yetkileri bulunmadığı halde, İstanbul Haliç’te bulunan Sen Stefan Kilisesi’nde (Demir Kilise) Bulgar Kilise Vakfı ile yapılmış iş akdine dayalı olarak papazlık görevi yürüten ve kilisedeki ayinleri yöneten Konstantin Kostoff’un ayinlerde “Fener Patriğine karşı itaatsiz davrandığı, ayin sırasında Patriğin adını anması gerekirken anmadığı” gerekçeleriyle “ruhani yetkisinin kaldırılmasına” karar aldıkları belirtildi. Sanıkların, bu kararı Bulgar Kilisesi Vakfına ve dünyada çeşitli yerlerde bulunan Ortodoks kiliselerine bildirdikleri, “bunun sonucunda baskılara dayanamayan Bulgar Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu’nun katılanın iş akdini fesh ederek kilisedeki görevini sona erdirdiği” kaydedildi.

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALİ
Gerekçede, Anayasa ile koruma altına alınmış olan din özgürlüğüne karşı eylemlerin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, “dinlerden birine ait dini işleri veya ibadet ve ayinin yapılmasını men ve ihlal eden kimselerin cezalandırılacağı” şeklinde yer aldığı, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’da ise din özgürlüğünü ihlal suçunun, “dini ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı bir başka davranışla engellenmesi” halinde oluşacağının hükme bağlandığı anımsatıldı. Dairenin gerekçesinde, şöyle devam edildi:
“Sanıkların görev yaptıkları Patrikhane’nin yalnızca Rum kökenli Hristiyan Ortodoks inancına mensup Türk vatandaşlarının dini işlerini yürütmeye yetkili olduğu gerçeğini göz ardı edip yasalarla belirlenen çerçeve dışına çıkarak ruhani olarak rütbe üstünlüğü olduğu düşüncesi içeren bir savdan hareketle Bulgar Ortodoks Kilisesi’nde papaz olarak görev yapan katılan Konstantin Kostoff’un ‘ruhanilik sıfatının kaldırılmasına karar alınması’ adı geçenin din özgürlüğünü ihlal niteliğinde bulunduğunu kabule yeterli değildir. Nitekim bu kararın üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen Kostoff’un ayinleri yönetmeye devam etmiş olması ve katılanın kilisedeki görevinin daha sonra Bulgar Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu tarafından iş akdi feshedilmek suretiyle sona erdirilmiş olması da bunun bir kanıtıdır.”

Sanıkların eylemlerinde, yasaların öngördüğü koşular çerçevesinde “dini işleri veya ibadet ve ayinin yapılmasını men ve ihlal” veya “dini ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı bir başka davranışla engelleme” unsurunun bulunmadığı belirtilen gerekçede, gerek 765 sayılı TCK gerekse 5237 sayılı TCK’da düzenlenen din özgürlüğünü ihlal suçunun oluşmadığı sonucuna varıldığı belirtildi, şöyle devam edildi:

SUÇSA TCK’YA GÖRE CEZALANDIRILIR
“Patrik ve Patrikhane görevlilerinin sıfat ve faaliyetlerine ilişkin olarak Türk yasalarına tabi oldukları ve yapmış oldukları faaliyetlerin Türk yasalarına göre suç teşkil etmesi halinde Türk ceza yasalarına göre cezalandırılacakları tartışmasızdır. Bu hukuki durum çerçevesinde olay değerlendirildiğinde, bağımsız kilise olma özelliğine sahip bulunan Bulgar Kilise Cemaati’nin kendi inançları doğrultusunda gerçekleştirdikleri ayinlere ve ayini yöneten ruhani yetkililerin ayin yapma yetkisine ve içeriğine kimsenin karışamaması gerektiği ilkesinden hareket edildiğinde, sanıkların almış oldukları kararın yasalarla korunmaya değer haklılığının bulunmadığı görülmektedir.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları