Dava, Fener Rum Patrikhanesi görevlilerinin, Bulgar Ortodoks Kilisesi üzerinde ruhani üstünlüğü olduğu düşüncesinden hareketle Bulgar kilisesinde papaz olarak görev yapan Konstantin Kostoffun ruhanilik sıfatının kaldırılmasına karar alarak, din özgürlüğünü ihlal ettikleri iddiasıyla açılmıştı.
Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesi, bu davada beraat kararı verince, Bulgar Kilisesi papazı Kostoff ve Cumhuriyet Savcısı temyiz etmiş, dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesine gelmişti. Sanıkların eylemlerini din özgürlüğünü ihlal niteliğinde bulmadı ve beraat kararını onayan Yargıtay Dairesi, gerekçeli kararını açıkladı.
RUHANİ YETKİNİN KALDIRILMASI
Daire, Rum azınlığa mensup Fener Rum Patriği ve Sen Sinod (Kutsal Meclis) üyeleri olan sanıkların, diğer bir Ortodoks azınlık olan Bulgar kökenli Türk vatandaşlarının dini ayin ve işlerini yürüten Bulgar Kilisesi üzerinde dini ve hukuki açıdan hiç bir yetkileri bulunmadığı halde, İstanbul Haliçte bulunan Sen Stefan Kilisesinde (Demir Kilise) Bulgar Kilise Vakfı ile yapılmış iş akdine dayalı olarak papazlık görevi yürüten ve kilisedeki ayinleri yöneten Konstantin Kostoffun ayinlerde Fener Patriğine karşı itaatsiz davrandığı, ayin sırasında Patriğin adını anması gerekirken anmadığı gerekçeleriyle ruhani yetkisinin kaldırılmasına karar aldıkları belirtildi. Sanıkların, bu kararı Bulgar Kilisesi Vakfına ve dünyada çeşitli yerlerde bulunan Ortodoks kiliselerine bildirdikleri, bunun sonucunda baskılara dayanamayan Bulgar Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulunun katılanın iş akdini fesh ederek kilisedeki görevini sona erdirdiği kaydedildi.
DİN ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALİ
Gerekçede, Anayasa ile koruma altına alınmış olan din özgürlüğüne karşı eylemlerin, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda, dinlerden birine ait dini işleri veya ibadet ve ayinin yapılmasını men ve ihlal eden kimselerin cezalandırılacağı şeklinde yer aldığı, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKda ise din özgürlüğünü ihlal suçunun, dini ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı bir başka davranışla engellenmesi halinde oluşacağının hükme bağlandığı anımsatıldı. Dairenin gerekçesinde, şöyle devam edildi:
Sanıkların görev yaptıkları Patrikhanenin yalnızca Rum kökenli Hristiyan Ortodoks inancına mensup Türk vatandaşlarının dini işlerini yürütmeye yetkili olduğu gerçeğini göz ardı edip yasalarla belirlenen çerçeve dışına çıkarak ruhani olarak rütbe üstünlüğü olduğu düşüncesi içeren bir savdan hareketle Bulgar Ortodoks Kilisesinde papaz olarak görev yapan katılan Konstantin Kostoffun ruhanilik sıfatının kaldırılmasına karar alınması adı geçenin din özgürlüğünü ihlal niteliğinde bulunduğunu kabule yeterli değildir. Nitekim bu kararın üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen Kostoffun ayinleri yönetmeye devam etmiş olması ve katılanın kilisedeki görevinin daha sonra Bulgar Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu tarafından iş akdi feshedilmek suretiyle sona erdirilmiş olması da bunun bir kanıtıdır.
Sanıkların eylemlerinde, yasaların öngördüğü koşular çerçevesinde dini işleri veya ibadet ve ayinin yapılmasını men ve ihlal veya dini ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı bir başka davranışla engelleme unsurunun bulunmadığı belirtilen gerekçede, gerek 765 sayılı TCK gerekse 5237 sayılı TCKda düzenlenen din özgürlüğünü ihlal suçunun oluşmadığı sonucuna varıldığı belirtildi, şöyle devam edildi:
SUÇSA TCKYA GÖRE CEZALANDIRILIR
Patrik ve Patrikhane görevlilerinin sıfat ve faaliyetlerine ilişkin olarak Türk yasalarına tabi oldukları ve yapmış oldukları faaliyetlerin Türk yasalarına göre suç teşkil etmesi halinde Türk ceza yasalarına göre cezalandırılacakları tartışmasızdır. Bu hukuki durum çerçevesinde olay değerlendirildiğinde, bağımsız kilise olma özelliğine sahip bulunan Bulgar Kilise Cemaatinin kendi inançları doğrultusunda gerçekleştirdikleri ayinlere ve ayini yöneten ruhani yetkililerin ayin yapma yetkisine ve içeriğine kimsenin karışamaması gerektiği ilkesinden hareket edildiğinde, sanıkların almış oldukları kararın yasalarla korunmaya değer haklılığının bulunmadığı görülmektedir.