Yargıtay: Patrikhane ekümenik olamaz
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Politika

Yargıtay: Patrikhane ekümenik olamaz

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Patrikhane’nin “Türk topraklarında kalmasına izin verilen, azınlık kilisesi statüsünde olduğuna, ekümenik iddiasının yasal dayanağı olmadığına” hükmetti.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 17:27 TSİ 27 Haziran 2007 Çarşamba

İSTANBUL - Yargıtay, Fener Rum Patrikhanesi için “Türkiye topraklarında kalmasına izin verilen, tamamen Türk hukukuna tabi azınlık kilisesi” ifadesini kullandı, “egemen bir devletin, kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesinin, Anayasa’ya aykırı olduğunu” vurguladı. Yüksek Mahkeme, Patrikhane’nin “ekümenik” (evrensel)iddiasının da yasal dayanağı olmadığını kaydetti.
Haberin devamı

Yargıtay’ın söz konusu kararına, Fener Rum Patrikhanesi görevlileri hakkında “dinlerden birine ait ibadet ve ayinden başkalarını men etmek” iddiasıyla açılan kamu davası yol açtı. Davada Patrikhane görevlilerine verilen beraat kararını onayan Daire’nin gerekçeli kararı bugün açıklandı.
Atina’dan Yargıtay kararına tepki


LOZAN’A GÖRE “SADECE AZINLIK KİLİSESİ”
Patrikhane’nin Türkiye’deki hukuki durumunun irdelendiği gerekçede, Türkiye’deki azınlıklar konusunun Lozan Antlaşması ile düzenlendiği anımsatıldı. Lozan Antlaşması’nın müzakereleri sırasında azınlıkların varlığı ve hakları görüşülürken, antlaşma metninde Fener Patrikhanesi ile ilgili bir hükme yer verilmediğine işaret edilen gerekçede, antlaşmanın sonuç metninde ve konvansiyonun eklerinde, Fener Rum Patrikhanesi’nin ismen dahi zikredilmediği, sadece bir azınlığın kilisesi olarak belirtildiği vurgulandı.

Patrikhane’ye beraat kararına onama

Bu nedenle statü olarak bir azınlık kilisesi olduğu kaydedilen gerekçede, anlaşma metninde Patrikhanenin hukuki durumuyla ilgili hiçbir hükme yer verilmediğinden, durumun Lozan müzakerelerinin görüşme kayıtlarının esas alınması suretiyle tamamen Türk iç hukukuna göre belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

LOZAN’DA VERİLEN SÖZLÜ SENET
Yargıtay Dairesi, gerekçeye, Lozan Konferansı’nın müzakere kayıtlarını da örnek gösterdi. Lozan’daki görüşmeler sırasında Türk heyeti tarafından Patrikhane’nin yurt dışına çıkarılması konusunda ısrar edildiği, müttefik temsilci heyetinin de resmi konuşmalarda “Patrikhane’nin siyasi veya yönetime ilişkin işlerle asla uğraşmayacağı, sadece din alanına giren işlerle yetineceği” konusunda garanti verdikleri ifade edildi. Bu garantilerin 10 Ocak 1923’te görüşme kayıtlarına geçirilen sözlü anlaşma olduğu belirtilen gerekçede, bu garantilerin, Türk temsil heyetince “sözlü senet” sayıldığı ve yalnızca Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarından Rum kökenli Ortodokslar’ın dini işlerini (ayin, nikah, boşanma, vaftiz...) yürütmek koşuluyla siyasi ve yönetsel bütün hak ve yetkilerinden arındırılarak İstanbul’da kalmasına izin verildiği kaydedildi.
Prof. Sakmar: Karar Patrikhane’yi etkilemez

Lozan Antlaşması’nın müzakereleri sırasında uzun süren tartışmalar sonunda belirginleşen Patrikhane’nin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde elde ettiği bütün ayrıcalıkları yitirdiği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile yeni bir statüye dönüştürüldüğü vurgulandı. Dairenin gerekçesinde, bu durum çerçevesinde Patrikhane’nin, “Türkiye’deki Rum azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkileri haiz bir kilise niteliğinde ve antlaşmanın Azınlıkların Korunması başlıklı 35-45. maddeleri çerçevesinde mütalaa edilmesi gereken dini bir kurum” olduğuna işaret edildi.

EKÜMENİK İDDİASININ YASAL DAYANAĞI YOK
Türkiye topraklarında kalmasına izin verilen Partikhane’nin, Anayasa’nın 2. maddesine göre “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti” olan Türkiye Cumhuriyeti’nde, “sadece belli bir azınlığa mensup kişiler üzerinde dini yetkileri haiz olan ve tüzel kişiliği bulunmayan dini bir kurum” olduğuna dikkat çekilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:
“Bu nedenledir ki (Patrikhane), tamamen Türk hukukuna tabidir. Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasa’nın 10 maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhane’nin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. İstanbul Valiliği’nin 6 aralık 1923 tarihli yazılarından anlaşılacağı üzere, Patrikhane’de dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye’de görevli bulunmaları gerekmektedir. Bu husus da Patrikhane’nin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir.”

“EKÜMENİK” NE DEMEK?
Dini konularda yazılan kitaplarda “ekümenik” sözcüğü iki anlamda kullanılmaktadır. Birincisi, genel olarak Ortodoks, Protestan ve Katolik kiliselerin tek bir kilise haline gelmesidir. Bunu sağlamak için çalışmalar ve toplantılar yapılmaktadır. İyi niyetli açıklama ve bildirilere rağmen birleşme sağlanamamaktadır.

Ekümenik sözcüğünün ikinci anlamı, Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin (Fener Rum Patrikhanesi) muhtar ve eşit Ortodoks kiliseleri arasında onursal önceliğidir. Ortodoks Rum Patrikhanesi bu unvanı ile Ortodoks kiliselerinin birliğini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. (Kaynak: wikipedia.org)

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Ar Oktem  - Yurt Dışı
27 Haziran 2007, Çarşamba 08:44  
Acikcasi ben patrikhaneye verilmis dinsel bir sifatinin ulkemiz kanunlarinda yerinin aranmasini biraz garipsiyorum. Yani tum dunya ortodokslarinin (ki cogu Turkiye de olmasini istemiyorlar) tarihsel olarak tanidigi bir liderlik durumu var ortada. Yani kanunlarda yaziyomus yazmiyomus ne farkeder? Bunu avantaja cevirip Vatikan, Mekke yada Kudus gibi inanc turizmini desteklememiz gerekirken oturmus papaz efendi asagi, hoca efendi yukari diye laf oyunlari oynuyoruz. Allah sonumuzu hayretsin.

Ar Oktem  - Yurt Dışı
27 Haziran 2007, Çarşamba 08:44  
Acikcasi ben patrikhaneye verilmis dinsel bir sifatinin ulkemiz kanunlarinda yerinin aranmasini biraz garipsiyorum. Yani tum dunya ortodokslarinin (ki cogu Turkiye de olmasini istemiyorlar) tarihsel olarak tanidigi bir liderlik durumu var ortada. Yani kanunlarda yaziyomus yazmiyomus ne farkeder? Bunu avantaja cevirip Vatikan, Mekke yada Kudus gibi inanc turizmini desteklememiz gerekirken oturmus papaz efendi asagi, hoca efendi yukari diye laf oyunlari oynuyoruz. Allah sonumuzu hayretsin.

Ahmet Efe  - Iğdır
26 Haziran 2007, Salı 20:52  
Musluman degilim ama Atina da osmanli egemenliginden sonra ilk camiinin gecen sene acildigini hatirlatmak isterim. Esitlik karsilikli olmali, adam burada ekumenik olacak, orda muslumanlar bodrum katlarinda ibadet edecek. Birakin bu AB agizini, gercekleri gorun biraz.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları