İSTANBUL - Yargıtay, Fener Rum Patrikhanesi için Türkiye topraklarında kalmasına izin verilen, tamamen Türk hukukuna tabi azınlık kilisesi ifadesini kullandı, egemen bir devletin, kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesinin, Anayasaya aykırı olduğunu vurguladı. Yüksek Mahkeme, Patrikhanenin ekümenik (evrensel)iddiasının da yasal dayanağı olmadığını kaydetti.
Yargıtayın söz konusu kararına, Fener Rum Patrikhanesi görevlileri hakkında dinlerden birine ait ibadet ve ayinden başkalarını men etmek iddiasıyla açılan kamu davası yol açtı. Davada Patrikhane görevlilerine verilen beraat kararını onayan Dairenin gerekçeli kararı bugün açıklandı. Atinadan Yargıtay kararına tepki
LOZANA GÖRE SADECE AZINLIK KİLİSESİ Patrikhanenin Türkiyedeki hukuki durumunun irdelendiği gerekçede, Türkiyedeki azınlıklar konusunun Lozan Antlaşması ile düzenlendiği anımsatıldı. Lozan Antlaşmasının müzakereleri sırasında azınlıkların varlığı ve hakları görüşülürken, antlaşma metninde Fener Patrikhanesi ile ilgili bir hükme yer verilmediğine işaret edilen gerekçede, antlaşmanın sonuç metninde ve konvansiyonun eklerinde, Fener Rum Patrikhanesinin ismen dahi zikredilmediği, sadece bir azınlığın kilisesi olarak belirtildiği vurgulandı. Patrikhaneye beraat kararına onama Bu nedenle statü olarak bir azınlık kilisesi olduğu kaydedilen gerekçede, anlaşma metninde Patrikhanenin hukuki durumuyla ilgili hiçbir hükme yer verilmediğinden, durumun Lozan müzakerelerinin görüşme kayıtlarının esas alınması suretiyle tamamen Türk iç hukukuna göre belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
LOZANDA VERİLEN SÖZLÜ SENET Yargıtay Dairesi, gerekçeye, Lozan Konferansının müzakere kayıtlarını da örnek gösterdi. Lozandaki görüşmeler sırasında Türk heyeti tarafından Patrikhanenin yurt dışına çıkarılması konusunda ısrar edildiği, müttefik temsilci heyetinin de resmi konuşmalarda Patrikhanenin siyasi veya yönetime ilişkin işlerle asla uğraşmayacağı, sadece din alanına giren işlerle yetineceği konusunda garanti verdikleri ifade edildi. Bu garantilerin 10 Ocak 1923te görüşme kayıtlarına geçirilen sözlü anlaşma olduğu belirtilen gerekçede, bu garantilerin, Türk temsil heyetince sözlü senet sayıldığı ve yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından Rum kökenli Ortodoksların dini işlerini (ayin, nikah, boşanma, vaftiz...) yürütmek koşuluyla siyasi ve yönetsel bütün hak ve yetkilerinden arındırılarak İstanbulda kalmasına izin verildiği kaydedildi. Prof. Sakmar: Karar Patrikhaneyi etkilemez Lozan Antlaşmasının müzakereleri sırasında uzun süren tartışmalar sonunda belirginleşen Patrikhanenin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde elde ettiği bütün ayrıcalıkları yitirdiği ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile yeni bir statüye dönüştürüldüğü vurgulandı. Dairenin gerekçesinde, bu durum çerçevesinde Patrikhanenin, Türkiyedeki Rum azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkileri haiz bir kilise niteliğinde ve antlaşmanın Azınlıkların Korunması başlıklı 35-45. maddeleri çerçevesinde mütalaa edilmesi gereken dini bir kurum olduğuna işaret edildi.
EKÜMENİK İDDİASININ YASAL DAYANAĞI YOK Türkiye topraklarında kalmasına izin verilen Partikhanenin, Anayasanın 2. maddesine göre demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinde, sadece belli bir azınlığa mensup kişiler üzerinde dini yetkileri haiz olan ve tüzel kişiliği bulunmayan dini bir kurum olduğuna dikkat çekilen gerekçede, şu tespitler yapıldı: Bu nedenledir ki (Patrikhane), tamamen Türk hukukuna tabidir. Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasanın 10 maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. İstanbul Valiliğinin 6 aralık 1923 tarihli yazılarından anlaşılacağı üzere, Patrikhanede dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiyede görevli bulunmaları gerekmektedir. Bu husus da Patrikhanenin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir.
EKÜMENİK NE DEMEK? Dini konularda yazılan kitaplarda ekümenik sözcüğü iki anlamda kullanılmaktadır. Birincisi, genel olarak Ortodoks, Protestan ve Katolik kiliselerin tek bir kilise haline gelmesidir. Bunu sağlamak için çalışmalar ve toplantılar yapılmaktadır. İyi niyetli açıklama ve bildirilere rağmen birleşme sağlanamamaktadır.
Ekümenik sözcüğünün ikinci anlamı, Rum Ortodoks Patrikhanesinin (Fener Rum Patrikhanesi) muhtar ve eşit Ortodoks kiliseleri arasında onursal önceliğidir. Ortodoks Rum Patrikhanesi bu unvanı ile Ortodoks kiliselerinin birliğini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. (Kaynak: wikipedia.org)
Acikcasi ben patrikhaneye verilmis
dinsel bir sifatinin ulkemiz
kanunlarinda yerinin aranmasini biraz
garipsiyorum. Yani tum dunya
ortodokslarinin (ki cogu Turkiye de
olmasini istemiyorlar) tarihsel olarak
tanidigi bir liderlik durumu var
ortada. Yani kanunlarda yaziyomus
yazmiyomus ne farkeder? Bunu avantaja
cevirip Vatikan, Mekke yada Kudus gibi
inanc turizmini desteklememiz
gerekirken oturmus papaz efendi asagi,
hoca efendi yukari diye laf oyunlari
oynuyoruz. Allah sonumuzu hayretsin.
Ar Oktem - Yurt Dışı
27 Haziran 2007, Çarşamba 08:44
Acikcasi ben patrikhaneye verilmis
dinsel bir sifatinin ulkemiz
kanunlarinda yerinin aranmasini biraz
garipsiyorum. Yani tum dunya
ortodokslarinin (ki cogu Turkiye de
olmasini istemiyorlar) tarihsel olarak
tanidigi bir liderlik durumu var
ortada. Yani kanunlarda yaziyomus
yazmiyomus ne farkeder? Bunu avantaja
cevirip Vatikan, Mekke yada Kudus gibi
inanc turizmini desteklememiz
gerekirken oturmus papaz efendi asagi,
hoca efendi yukari diye laf oyunlari
oynuyoruz. Allah sonumuzu hayretsin.
Ahmet Efe - Iğdır
26 Haziran 2007, Salı 20:52
Musluman degilim ama Atina da osmanli
egemenliginden sonra ilk camiinin gecen
sene acildigini hatirlatmak isterim.
Esitlik karsilikli olmali, adam burada
ekumenik olacak, orda muslumanlar
bodrum katlarinda ibadet edecek.
Birakin bu AB agizini, gercekleri gorun
biraz.