Aydın Boysan (Yazar-Mimar):
ECEVİT HİÇ SOLCU OLMADI
ABDde yapılan iki ayrı araştırma genetik faktörlerin politik tercihlerde etkili olduğu sonucunu ortaya koymuş.
Politik tercihlerin Türkiyede, değil genetik olarak -ki genetik oluş kuşkulu bir ifadedir- akılla bile ilgisi yoktur.
Neyle ilgisi var peki?
Aslında akılla, bilgiyle, mantıkla ilgisi olması gerekirken, demokrasiyi geç çağırmış ülkelerde birtakım siyasi saçmalıklar olagelmektedir. Bunun da sebebi henüz mükemmelleşmemiş toplumlarda demokrasinin hazımsızlık yaratmasıdır. Ama eklemek zorundayız ki, ilerlemiş olduğu sanılan ülkelerde de yani demokrasiyi hazmettiği zannedilen ülkelerde de devletin başına Bush gibi adamlar gelebilmektedir. Sonuç şudur ki insanlar henüz devlet yönetim biçiminin idealini bulamamışlardır.
Mizahçı açısından siyasetteki durumun rengi nedir? Durum karamizah mıdır?
Mizahın karası da vardır, akı da. Kara mizaha bir örnek, idam mahkumlarına istedikleri yemek verilir, sonunda da sorulur, Konyak içer misin? diye. İdam mahkumunun cevabı İstemem, dokunuyor şeklindedir.
Türk siyasi tarihinde soldan sağa, sağdan sola geçişlerde sizi en çok şaşırtan isim kim oldu?
Bülent Ecevit. Hem parti değiştirdi hem de kafa değiştirdi. Hiçbir zaman solcu olmadı.
Size partilerden hiç teklif geldi mi Aydın Bey?
Geldi ama kesinlikle bu kargaşaya girmeyi göze alamadım.
Ne zaman, hangi partiden?
1950li yıllarda o zamanki Demokrat Partiden geldi.
Yakın tarihte gelen teklif oldu mu?
Oldu. Ama aynı karşılığı vermek durumundaydım.
Nasıl bir karşılıktı?
Mazur görün...

Zaten sağ ve sol yoktu ki

Cihan Demirci (Mizah Yazarı):
GENLERİMİZ ŞAŞIRMIŞ BİR VAZİYETTE
Türk siyasetinde soldan sağa, sağdan sola geçişler var. Genetik araştırmanın sonuçları Türk siyasetçiler için geçerli mi, değil mi?
Mizahçı olak sen benden ciddi bir açıklama beklemiyorsunuz ama ben yine de bilimden faydalanarak açıklayacağım sorunu. Bu tip araştırmaları yaparken Türk toplumunu ayrı düşünmek, her türlü bilimsel araştırmaların dışında tutmak gerekiyor. Çünkü Türklerin bilimle ilişkisinin ne kadar olduğu şüpheli. En azından benim böyle bir şüphem var. Bizim bu tip genetik araştırmalar, siyasi tercih teorileri pek uygun düşmüyor bize. Siyasi tercihlerde birşeylerin etik olmadığı kesin ama bu bence gen-etik değil. Türk siyasetinde politikacı olsun, oy kullanan vatandaş olsun aynı durumda. O da kime oy vereceğini bilmeden seçime gidiyor. Aynı şey siyasetçi için de geçerli; hangi partide olacağına karar vermemiş. Çünkü Türkiyede sistem oluşmamış, aydınlanma devrimi oluşmamış. Mustafa Kemalin 10 yıla sıkıştırdığı bir aydınlanmanın dışında bu topraklarda ciddi bir aydınlanma yaşanmadı.
Özellikle 1980 sonrasında kökleşmiş partilerin kapatılmasının ardından geleneksel oylar dağılmadı mı?
Tabii. 80 sonrası Türkiye her anlamda bir çöküş yaşadı. bugün olanlar da o çöküşün sonuçları zaten. Bu çöküşün sonunda etik meseleleri birbirine karıştı. Şimdi en sağdan bir adam en soldan bir partiden aday olabilir. Ya da tersi olabiliyor. Bunlar da aslında Türk insanını zerre kadar şaşırtmıyor. Hayrete düşürmüyor.
Genlerimizi de şaşırtıyor olabilir miyiz?
Genler şaşırmış vaziyette. Genetik bilimine de ilgi duyan bir mizah yazarıyım. Erkeği oluşturan y kromozomu, kadını oluşturan da x biliyorsunuz. Fakat y kromozomunun durumu içler acısı. Bilim adamlarının son araştırmalarına göre erkekteki y kromozomu sayısı 1500 iken 40a düşmüş. Bu aslında erkekliğin de çok yakında, ilk seçimlerde baraj altında kalacağını gösteriyor. Y kromozomunun zayıflamasıyla artık giderek erkekteki genin yen-gen durumuna düştüğü görülüyor. Genlerin yen-gen olduğu bir durumda zaten Türk insanının bu yen-gen konumunda siyasi tercihinden bahsetmek genetik bilimi açısından çok anlamsız oluyor. 21 yüzyılda kadınla üçüncü cins arasında müthiş bir mücadelenin olacağını düşünüyorum.
Siyaset kadınları da erkekleştiriyor mu?
Evet, siyasete giren kadınlar da birden bire y kromozomu alıyorlar, erkekleşiyorlar.
Sizin için en şaşırtıcı siyasi manevra örneği hangisiydi?
İnanın net bir isim veremeyeceğim. Gerçekten hatırlamıyorum. İsimleri değil, yaptıkları rezillikler önemli.
Bir mizahçı için bu ortam iyi bir malzeme mi?
Mizahçı arkadaşlarla da konuşuyoruz. Biz bu malzemeden çok sıkıldık, çok bıktık, yani hep aynı insan tipiyle karşı karşıyayız. Bugün söylediği lafın yarın tam tersini söyleyecek karaktere sahip insanların mizahını yapmak mizahçıyı çok yoruyor. Batı ülkelerinde mizah yapanların bu kadar çok yorulduğunu zannetmiyorum. Adamla dalga geçiyorsun, bakıyorsun aynı adam beş gün sonra sizin dalga geçtiğiniz noktanın tam karşısında... İnsanlar siyasal ve toplumsal mizahtan bıktı, sıkıldı. İnsanlar absürd mizahı, Cem Yılmazı bu yüzden seviyor.