Sağ ve sol kanadın ünlü isimlerinin siyasi kimliklerine zıt partilere geçişleri ile ilgili tartışmalar devam ederken, AK Parti 9 yeni ismi saflarına kattı. Akademisyenler, AK Partinin aday kadrosunu ve siyaset sahnesindeki keskin geçişleri yorumladı.
İSTANBUL - Siyasette saflar karıştı ve ideolojiler bitti tartışmaları sürüyor. Eski CHPli Ertuğrul Günay ve Haluk Özdalga AK Partiye, DYPli İlhan Kesici ise CHPye geçti ve adaylıklarını açıkladı. Siyasetin ağır toplarının sağdan sola, soldan sağa geçişlerini değerlendiren akademisyenler, keskin sağ ve sol gibi ideolojik formasyonları bulunmayan Türkiyede partilerarası geçişlerin olağan karşılanması gerektiğini söylüyor.
Prof. Dr. Doğu Ergil
AK PARTİ KENDİSİ GİBİ DÜŞÜNMEYENLERİ BÜNYESİNE KATTI Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Ergil, farklı kesimlerden isimlerin AK Partiye katılmasını olumlu nitelendirdiğini söyledi. Prof. Ergil, Çünkü AK Partinin en büyük handikaplarından biri sadece kendisi gibi düşünenleri bünyesinde toplaması idi, dünyayı sadece kendi değerleri ve alışkanlıkları açısından değerlendiriyordu, ancak şimdi bu açıyı biraz genişletmiş oluyor. Yani AK Partinin kadrosuna farklı kesimlerden insanları katmasını faydalı görüyorum ama yeterli görmüyorum dedi.
TÜRKİYEDE ZATEN SAĞ SOL İDEOLOJİ YOK Prof. Ergil, sağ ve solun ünlü isimlerinin yıllarca bilinen siyasi kimliklerinin zıttı partilerden aday olmalarını ise normal karşıladığını söyledi. Bunu keskin bir geçiş olarak görmüyorum çünkü Türkiyede keskin sağ ve sol gibi ideolojik formasyonlar zaten yok. Türkiyede solu bürokrasi, orta sınıf ve aydın kesim teşkil ediyor. Buradan sol çıkmaz, buradan olsa olsa sosyal demokratik bir eğilim çıkar. Türkiyede siyaset, günlük ihtiyaçlardan ve pragmatik arayışlardan kaynaklanan bir yönelişe girmiştir. Bunu sağlıksız görmüyorum, keşke günün gerçek ve ihtiyaçlarına uyan uzun vadeli bir siyaset yapılabilse.
Prof. Dr. İlter Turan
DİNİ PARTİ OLMADIĞI İDDİASINI KUVVETLENDİRİYOR İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Turan ise AK Partiye geçişleri ve parti vitrinindeki değişikliği, İktidar partisi daha geniş bir seçmen kesimine hitap etmek için daha önceki seçmen kitlesinden gelmeyen adayları da listesine kattı. Bunun etkisini şimdiden kestirmek güç, çünkü bu adayları bütüne katarak AK Parti, muhtemelen dini parti olmadığı iddiasını kuvvetlendirmeyi ve daha önce oy almadığı kesimden oy almayı amaçlıyor. Ama bu kadro yeterince güvenilir bulunacak mı o belli değil. Yalnız AK Partinin geleneksel seçmeni arasında bu vitrini rahatsız edici bulan da çıkacaktır diye yorumladı.
SİYASETTE SAFLAR YENİDEN BELİRLENİYOR Bu seçimlerde Türk siyasi hayatında yeni saflaşmaların olduğunu belirten Prof. Turan, İki partinin savunduğu politikalara bakarsak CHPden MHPye geçişin keskin olmadığını görürüz dedi. Prof. Turan şöyle devam etti: Mesleğini siyaset olarak belirlemiş olan insanlar, bir seçim öncesinde o anda mensup oldukları partiden yeniden seçilme şansı görmedikleri zaman partiler arası bir hareketlilik sergileyebiliyorlar. Bu genel olarak her seçimden önce görülebilen bir olaydır. Zaten bildiğimiz sağ ve sol kalıplarına uyan davranışlar değil. Bu yeniden saflaşma süreci içerisinde önce yadırgatıcı görünen parti değiştirmeler, aslında bir süre sonra safların tabi olarak yerini alması olarak nitelendirilecektir dedi.
ABDde araştırılıyor: Politik tercih genetik mi? Prof. Dr. Artun Ünsal
VİTRİN DEĞİŞTİRME İSİMLE DEĞİL, VİZYONLA OLUR Galatasaray Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Ünsal, Biz herkese açığız mesajı ile Mevlana havası yaratıldığını söyledi. AK Parti Ertuğrul Günayı aday gösterir, bu olağan bir şeydir. Ancak vitrin değiştirme sadece farklı kesimden isimleri partide toplamakla olmaz, vitrin değiştirme vizyonla olur. Ben Türkiye için bunları yapacağım, programım budur demekle olur yoksa yüzleri değiştirmekle olmaz. Çünkü büyük partilere dağılmış isimlerin onaylama mekanizmasının bir parçası olduğunu daha önce çok gördük.
KUŞA BAK DERKEN HALI ALTIMIZDAN ÇEKİLİYOR Esas vitrinde olması gerekenler ise Türkiyenin temelinde yatan eşitsizlik, adaletsizlik, devletin yeterince güçlü olamamasıdır diyen Prof. Ünsal, Türkiyede bir şiddet, güvenlik, bölüşüm, işsizlik, milli gelirin paylaşımı ve sınıflar sorunu var. Neticede herkes ortada buluşuyor ama Türkiyedeki ekonomik, kültürel ve siyasal sömürü bir türlü ortadan kalkmıyor. Eğer önemli olan vitrinse bütün partiler vizyon ve program geliştirsinler yoksa isimlerin ve yüzlerin değişmesi hiç önemli değil. Çünkü Türkiyenin esas sorunu, kuşa bak derken halının altımızdan çekilmesidir. Sağdan sola, soldan sağa geçişleri de keskin olarak nitelendirmiyorum, bunlar sadece Türkiyede değil, dünyada oluyor. Maksat ortak kolektif bir bakış açısı geliştirmek, yoksa sistemin içinde öğütülüp gidersiniz diye konuştu.
Prof. Dr. Ahmet Yücekök
YENİ KADRONUN BAŞARISI LİSTELERE BAĞLI Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Yücekök, AK Partinin aday kadrosunu, Bu kadronun başarısı, isimlerin listelerde nereye konacağına bağlı olarak değişir. Ancak bunları sadece bir vitrin düzenlemesi gibi gösterip ondan sonra listelerde seçilebilecek yerleri temin etmezlerse, başarı kazanılacağını sanmıyorum sözleriyle değerlendirdi.
DEMİRELİN CHPYİ İŞARET ETMESİ ŞAŞIRTMASIN Tartışma yaratan partiler arasındaki geçişlerin sadece bu seçime özgü olduğunu ifade eden Prof. Yücekök, Sağcılık ve solculuk anlayışı, temel ilkeleri tehdit altına girdiği vakit, Cumhuriyet savunuculuğunda çok rahatlıkla birleşebilir. Onun için İlhan Kesicinin CHPye geçmesi hatta belki de ileri bir tarihte üstü kapalı bir biçimde Süleyman Demirelin CHPyi işaret etmesi yadırgatıcı olmayacaktır. Çünkü önceleri aramızdaki farklar çok temel farklar değildi ama şimdi karşılaştığımız farklar çok temel farklardır diyerek CHPnin sağdan ciddi destek bulmasını yadırgamadığını söyledi.
SAĞDAN SOLA GEÇİŞLER DAHA ANLAMLI Prof. Yücekök, sağdan sola geçişleri, soldan sağa geçişlerden daha anlamlı bulduğunun altını çizdi: Soldan AK Parti saflarına geçen siyasetçiler, artık kazanabilecek bir sol partide seçim yapma şansını kaybetmiş olan siyasetçilerdir. Bu durum örneğin İlhan Kesicinin CHPye geçmesinden farklı bir şeydir, çünkü Kesici herhangi bir partide de başarılı olabilir ama AK Partiye geçen solcuların herhangi bir sol partide bir siyasi amaca ulaşması çok mümkün görünmüyor. Yani bu şahıslar CHPde kendilerine uygun bir ortam bulabilselerdi, geçmeyeceklerdi.