|
Konu:
Yumurta Dokusu Aşılama Yöntemi
Konuk: Cerrah Paşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp
Erdoğan
Aktaş: İyi günler. Tıp dünyasında altında bir Türk doktorunun
imzası bulunan bir gelişmeyi Yakın Plan’a alıyoruz. New York’taki
Cornell Üniversitesi’nde görevli Doktor Kutluk Oktay, kısaca yumurta
dokusu aşılama yöntemi de diyebileceğimiz bir yöntem geliştirdi. Bu
yönteme göre kanser tedavisi sırasında rahmi ve yumurtalıkları alınan
bir kadın, istediği an anne olabilecek. Menopozu geciktirip ileri yaşta
anne olmak isteyen kadınlar da aynı yönteme başvurabilecek. Peki bu
uygulamaların sakıncaları var mı? Ya da beraberinde ethik tartışmalar
da getiriyor mu? Konuğumuz Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, Cerrah Paşa Tıp
Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
Sayın Hocam, ilginç bir gelişme olarak değerlendiriliyor bu uygulama.
Sizin görüşünüz nedir?
Erdoğan Ertüngealp: Efendim iyi akşamlar. Yapılan çalışma
heyecan verici bir çalışma. Özellikle Doktor Kutluk Oktay kardeşimizin
bu çalışmanın içinde olması bizi başarıyı daha da sevindirici
hale getiriyor. Bu bir zaten uzun süreden beri denenen bir yöntem. Acaba
yumurtalıkların fonksiyonuna devam ettirilebilir mi diye bir çalışma.
Bunun için karın organları uygulanıyordu rahim dışındaki bir yerde,
karın içine yumurtalık nakilleri yapılabiliyordu. Ve bunların
fonksiyon yapması denenebiliyordu. Kolda böyle bir çalışmanın yapılması
da başarı. Tabiki bu suretle yumurta dokusu geliştirilerek yeni bir
yumurtalar elde edilip, bu yumurtalar gerektiği zaman kullanılabilir
duruma gelebilir. Ancak bunun bir ümit olarak rahmi ve yumurtalıkları
alınan kadında çok büyük bir ümit olarak görülmemesi lazım. Çünkü
yapılan bu yumurtalarla, babadan alınan yumurtanın birleştirilmesiyle
meydana gelecek bebek, başka bir anne tarafından doğurulabilir. Bu
haberde bir yanlış var, muntazam adet görmeye başlamış dendi, adet görebilmesi
çin rahmin olması lazım gelir. Ancak başka bir annede doğurabilir.
Ama rağmi alınmayan, yalnız yumurtalıkları alınmış ve saklanmış
bir kadın için ilerde bu bir doğurma yolu olabilir. Özellikle kuzey ülkelerde
bu tip yumurtaların saklanması, İskandinav ülkelerde kadınlar tarafından
çok revaçta görülmüş. Bunun üzerine pek çok çalışmaların yapılmış
olduğunu görüyoruz. Ancak acaba bu yumurtalıklardaki, kolda büyüyen
yumurtanın ne kadar fonksiyon yapacağı, kaç yıl fonksiyonuna devam
edeceği konusunda henüz birşeyler söylemek için çok erken. Çünkü
dışardan ilaç verilmiş iki ay, bir yumurta teşekkül ettirilmiş,
yumurta orda fonsiyonunu yapmış, ama ne kadar süreyle devam edecek.
Erdoğan
Aktaş: Bu
yöntemle menopozun da tarihe karışacağı...
Erdoğan Ertüngealp: Menopozun tarihe karışması diye bir şey
olamaz. Dünyanın olduğu günden bu yana menopoz yaşı geliştirilememiş.
Acaba bu yumuntadaki şifre, ne zaman duracağının
verilmiş olan şifresi, bu koldaki yumurta için de geçerli mi?
Fonksiyonuna ne kadar devam edecek? Çünkü menopoz denen olay bugün
10-15 yıl.. Bu acaba, burdaki yumurta 10-15 yıl fonksiyonuna devam
edecek mi, çalışmasına devam edip hormon yapacak mı? Dışardan
hormun vererek iki aylık bir tedaviden sonra hormonları yapar duruma,
yumurta geliştirilir duruma gelmiş, ama bunun devamlılığının sağlanması
lazım. Bu konuda konuşmak için daha henüz çok erken. Ama rahmi ve
yumurtalığı alınan bir kadın için doğurma şansını doğuran bir yöntem
olduğu için çok faydalı.
Erdoğan
Aktaş: Peki
hocam kanser hastası olan ve yumurtalığı kolay şey olan bir kadın
ayrıca yoğun hormon tedavisi uygulandığı söyleniyor bugün okuduğumuz
haberlerde. Bu hormon tedavisi kanserin yeniden ortaya çıkmasına yol açmaz
mı?
Erdoğan Ertüngealp: Yok efendim, işte bu görüşlerin değiştiğini
vurgulamak için savaş veriyoruz biz. Yeni konsepte göre, 5 yıl meme
kanseri geçirmiş veyahut 5 yılını doldurmuş yaşayan bir kadına
menopoz sonrası dönemde biz östrojen tedavisine başlıyoruz. Bu da
bunun bir kanıtı, bir umut olarak görülmesi de bizi kanıtlayan bir
olay bu da. Hiçbir mahsuru ve riski yoktur. Kanseri 5 yıl geçtikten
sonra herhangi bir kadına hormon vermenin bir mahsuru yoktur.
Erdoğan
Aktaş: Efendim
az önce siz de değindiniz, taşıyıcı annelik gibi bir tartışma
yaratan ve halen tartışılan bir konu da var. Bu uygulamayı Türkiye’de
de gerçekleştirmek mümkün mü?
Erdoğan Ertüngealp: Efendim bir kere bizim kanunlarımızda henüz
taşıyıcı anne kavramı yok. Bütün dünyada bu konuda biliyorsunuz özellikle
Amerika’da, Belçika’da, İngiltere’de taşıyıcı annelik müessesesi var. Bu süretle de başkasının mesela kız kardeşinin çocuğunu
doğuranları görüyoruz. Veyahut yabancı bir kadında anneden ve
babadan alınan yumurta orda büyüyüp doğum sağlanabiliyor. Bu bir yöntem,
ama ülkemiz için hiçbir suretle geçerli değil. Henüz dondurulmuş
yumurtanın da 25 yıl sonra acaba fonksiyonlarına ne derece devam edeceği,
bir kromozon bozukluğunun olup olmayacağı da tartışma konusu. Henüz
bu tartışmalara da bir açıklık getirilmiş değil.
Erdoğan
Aktaş: Bazı
ülkelerde bunun benzeri yöntemlerle kadınlar ileriki yaşlarda çocuk
sahibi olabilmek için yumurtalıkların dondurulmasını...
Erdoğan Ertüngealp: Evet, özellikle kuzey ülkelerde bu tip çalışmalar
var. Ama henüz daha bunlar için konuşmak için çok erken. Çünkü
dondurulmuş yumurtanın fonsiyonuna ne kadar süreyle bıraktığımız
yerden devam edeceği çok önemli bir şey. Acaba sağlıklı bir durumda
mı? Çünkü doğum başka bir olay. Yeni bir canlının meydana
getirilmesi için birçok şeye ihtiyacımız var.
Ama kısa sürede dondurulup bu suretle yumurtaları 1, 2, 3 ay, 1
sene dondurarak çocuk sahibi olma yöntemi tüp bebekde zaten kullanılıyor.
Tüp bebek merkezlerinde Avrupa’da bu şekilde dondurulmuş yumurtayla,
hatta dondurulmuş embriyoyla çocuk olma yöntemi kullanılıyor.
Erdoğan
Aktaş: Uzun
süreli, az önce ifade ettiğiniz gibi, 20-25 yıllık bir süreyi
kapsayan bir çalışma için mecburen 20-25 yıl beklemek gerekecek,
acaba bu yumurta çalışır mı diye?
Erdoğan Ertüngealp: Evet, çok güzel söylediniz, belkelem lazım,
henüz bu konudaki şeyler için çok erken. Ama kısa dönemliler için
zaten kullanılan bir yöntem. Bu sistem yalnız rahmi ve yumurtalıkları
alınan herhangi bir nedenle kaybetme korkusunda olan bir kişi için
ilerde çocuk olma açısından faydalı bir yöntem. Yani biz o ışık o
gözle bakarsak bir yararlı bir yöntem olarak görebiliriz.
Erdoğan
Aktaş: Tabi
hocam şunun da konuşulması gerekir sanırım, 20-25 yıl sonrasına doğum
hazırlığı yapan bugünün 20-25 yaşındaki bir kadını herhalde o dönem,
yani ortalama 45-50 yaşlarında doğum yapmanın sakıncalarının da düşünülmesi
gerekir. Bu dönemlerde hamile kalmanın sakıncaları nelerdir?
Erdoğan Ertüngealp: Şimdi efendim genel olarak 37 yaşının üstündekilerde
anomallerin görülme riski daha fazla. Bunun için bu tip hastalarda özellikle
ilk çocuklarını doğuracak annelerde, biz anne karnından sıvı alarak
bunun analizini yapıyoruz kromozon bozukluğu olmasın diye. Tabiki yaş
ilerledikçe 40’ın üstünde bu risk daha da artıyor, her sene biraz
daha artarak devam ediyor. Sakat çocuk doğurma riski var. Bu yaşa gelmiş
bir kadının da gebe kalma şansı, kullanacağımız tüp bebek yöntemiyle
veyahut semilasyonla dediğimiz aşağıdan aşılama yöntemi olsun, her
ikisinde de gebe kalsa bile gayet fazla olarak bir kromozon anomalisi
riskini ve gebeliğin devamını sağlayacak hormonların olup olmamasının
riskini taşıyacaktır.
Erdoğan
Aktaş: Sayın
Erdoğan Ertüngealp, çok teşekkür ederiz bilgilerinizi bizimle paylaştığınız
için.
Erdoğan Ertüngealp: Ben de teşekkür ederim efendim.
|