İSTANBUL - 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmirde kutlandı. İstanbuldaki ilk 1 Mayıs kutlaması ise 1910da yapıldı. 1935 yılında çıkarılan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun adıyla çıkarılan düzenleme ile 1 Mayıs Bahar ve Çiçek Bayramı olarak genel tatil günlerine dahil edildi. 12 Eylül 1980 darbesine gelinceye kadar resmi tatil olarak kaldı.
II. Enternasyonal 1889da Pariste düzenlediği kongrede, Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenlemiş ve 1890dan başlamak üzere 1 Mayısı Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kabul etmişti. Aradan geçen yüz yılı aşkın sürede dünya ülkeleri 1 Mayısı bayram havasında kutlamayı gelenek haline getirdikleri halde, ülkemizde 1 Mayıslar hala tedirginlik içinde kutlanıyor. Türkiyenin son yüzyıl içindeki 1 Mayıs kutlamaları tarihi şöyle: 1 Mayıs 1977nin yeni görüntüleri ...
TÜRKİYEDE 1 MAYISLAR 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmirde kutlandı. Bunu 1909 Üsküp kutlaması izledi. İstanbulda ilk 1 Mayıs kutlaması 1910da yapıldı. 1920 yılının 1 Mayısında işgal idaresinin ve Osmanlı hükümetinin yoğun baskılarına karşın 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kutlandı. İşçiler Haliçten başlayarak Karaköy üzerinden Beyoğluna kadar bir yürüyüş yaptılar ve Bağımsız Türkiye yazılı bir pankart taşıdılar. 1921in 1 Mayısında İstanbulun hemen tüm işçileri, özellikle şirket-i Hayriye, Seyrü Sefain, Haliç İdaresi ve Tramvay şirketi çalışanları 1 Mayısı kutladılar. 1923 yılının 1 Mayısında çok sayıda yerli ve yabancı işletmede çalışan işçiler greve çıktı. İşçi taleplerinin arasında yabancı şirketlere el konulması, 1 Mayısın resmen işçi bayramı olarak tanınması, sekiz saatlik işgünü, hafta tatili, serbest sendika ve grev hakkı vardı ve birçok işçi tutuklandı.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE 1 MAYISLAR 1924: 1 Mayısını İşçi Bayramı olarak kutlayan işçilerin bu eylemi engellenmek istendi. Sekiz saatlik işgünü için bildiri dağıtan birçok işçi tutuklandı.
1925: yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmedi ve 1935 yılına kadar hemen hemen her yıl gizli kutlanabildi. 1 Mayısın bundan sonraki tarihi yasak larla yazıldı.
1935: yılında çıkarılan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun adıyla çıkarılan düzenleme ile 1 Mayıs Bahar ve Çiçek Bayramı olarak genel tatil günlerine dahil edildi.
1960: 27 Mayıs 1960dan sonra da yasaklar yaşandı. Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanununun kabul tarihi olan 24 Temmuz, işçi sınıfına 1 Mayısın yerine bayram olarak dayatıldı. Ancak bu girişimlerin hepsi, kararlı mücadeleler sonucu geri döndü.
1976: En kitlesel 1 Mayıs, 1976da kutlandı. Bu miting DİSKin öncülüğünde Taksim Meydanında yapıldı. O gün Taksim Meydanını 400 bin emekçi doldurdu. İstanbuldan 1 Mayıs manzaraları...
1 MAYISA KAN BULAŞTI: 36 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ 1977: Bu yüzden 1977 yılındaki gösterilerin daha bir görkemli kutlanması bekleniyordu. Taksim Alanına 500 bin emekçinin akması engellenemedi. Saat 14.30da başlayacak olan kutlamalar için alan, sabahın erken saatlerinde itibaren dolmaya başladı. İşçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar, çocuklar, yaklaşık 500 bin kişi toplandı.
Dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türklerin konuşmasının sonlarına doğru, çevredeki binalardan halkın üzerine ateş açıldı. Yaşanan paniğin ardından 36 kişi yaşamını yitirdi ve 200den fazla kişi yaralandı.
1978: Önceki yıl yitirilen 37 insanın acısını içinde yaşayan yüzbinler yine Taksim Alanındaydı...
1979: Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbulda mitinge izin vermedi. 1 Mayıs, İzmir Konak Meydanında kutlandı.
1980 sonrası: 12 Eylül Askeri darbesinin yasaklar zincirinde 1 Mayıs da yer aldı. Yasaklara rağmen; kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtılması gibi etkinlikler yapıldı...
1987: 7 yıllık aradan sonra sendikalar öncülüğünde bazı milletvekilleri, aydın, sanatçı ve bilim adamları ile birlikte yaklaşık 1000 kişilik bir grup Taksim Anıtına 1 Mayıs şehitlerini anmak üzere çelenk bırakmak istediler. Polis yalnızca milletvekillerinin araçla anıta ulaşmasına izin verdi.
1989: Taksimde biraraya gelen topluluğa yapılan saldırı sonucunda Mehmet Akif Dalcı isimli bir işçi yaşamını yitirdi.
1990: Yine Taksime yürümek isteyenlere izin verilmedi. Çıkan çatışmada İTÜ Öğrencisi Gülay Beceren, felç oldu.
1996: 1980 sonrasının en kitlesel mitingi gerçekleştirildi. Kadıköyde yaklaşık 150 bin insan toplandı. Açılan ateş sonrasında 3 kişi yaşamını kaybetti. 2007: İşçi örgütleri bu yılki 1 Mayısı, 1977 yılının 1 Mayısının 30. yıldönümü nedeniyle Taksim Meydanında gerçekleştirmek istiyor. Ancak valilikten bu konuda izin alamayan sendikalar Taksim Meydanına çıkmak için çaba gösteriyorlar.
Tabi Vali bey kendisini haklı çıkarmak
için konuştukça konuşuyor... Futbol
kutlamaları yapılırken sorun yok? Tüm
istanbulda trafik kilitlenmiyor değil
mi? Yılbaşında Onbinlerce insan taksimde
içip eğlenirkende nedense trafikte sorun
yok? Ne hakla? Hangi meşru zeminde bu
işkence istanbullulara yapıldı?
Göstericilere yapılan işkence ayrı bir
konu. Resmen işkenceydi. O ne azgınca
saldırıdır yahu? Polis müdahale
etmeseydi bunca zulüm yaşanır mıydı?
Açıkçası Vali İSTİFA! Emniyet Müdürü İSTİFA!
yorgun demokrat - İstanbul
02 Mayıs 2007, Çarşamba 11:12
tüm çalışanların günlük 8 saatlik
çalışma hakkının elde edildiği 1 MAYIS
bayramı kutlu olsun...hükümet
karşılaştığı antidemokratik direnişe
taksim de karşılık vermiştir ...bu
şiddetli polis müdahelesi ve tüm
yolların kapatılıp istanbullululara
işkence edilmesinin başka bir izahı
yoktur...
vali bey görevini kötüye
kullanmıştır...kendisini kınıyorum...
erol aydoner - İstanbul
02 Mayıs 2007, Çarşamba 05:48
İstanbul valisi ni kınamanın anlamı
yok. Zira o, bu 1 Mayıs özgülünde
Demokrasi özürlü sistemin elinde
ki "sopa" misyonunu icra etti.
İstanbullulara,trafik eziyeti ise
toplumu sola karşı tepkisel
şekillendirme politikalarının bariz
örneğidir. İstanbullular başta olmak
üzere topluma verdikleri mesajın özü
şudur;"Bakın bu 1 Mayısçılar yüzünden
ne eziyetler çekiyorsunuz.Zaten Solun
milletimize bir faydası dokunmaz.Hep
zarar hep zarar...".Darbecilik ve
şeriatçılık sunni ikileminin
mamüpülatif tezgahına düşmeyecek sola
karşı kinlerini kustular her zaman ki
gibi.Görmek istemeyen göz
görmez.Gerçeklik de değişmez.Solun
ciddi bir potansiyeli olduğu
biliniyor.Toparlanmasına müsade
edilmiyor.Polis şiddeti sadece sola
dönük ise bunun gerekçesi budur.