Abdullah Gülün eşi Hayrünissa Gül, türbanından dolayı üniversiteye kaydının yapılmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 2002 yılında dava açmış, daha sonra eşinin konumu nedeniyle davayı geri çekme kararı almıştı.
İSTANBUL - Abdullah Gül, Hayrünissa Gülün Türkiye aleyhine AİHMe açtığı davayı geri çekmesiyle ilgili olarak şunları söylemişti: Eşim bu davayı kendi hukukunu korumak, Türkiye Cumhuriyetinin kendisine verdiği hakkı kullanmak için açtı. Ben o zaman milletvekiliydim, bakan veya başbakan değildim. Şimdi bu iş hukuk meselesinden çok siyasi iş haline geldi. Eşim kendisi davayı çekecek.
Hayrünisa Gül de AİHM ye yaptığı başvurunun bazı çevreler tarafından sürekli farklı bir zemine çekildiğinden yakınarak, Yapılan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşlarına tanıdığı, AİHMye başvuru hakkını kullanmaktan ibaretti. Ancak, eşimden dolayı bu davada çift taraflı, yani hem davacı hem davalı konuma gelmiş bulunuyorum. O dönemde eşim ne Başbakan ne de Dışişleri Bakanıydı. Davamı geri çekme kararımın nedeni, yargı kararlarının tartışılmasına fırsat vermemek, güven ve saygıyı sağlamaktır. Bu konuyla ilgili benzer davalar zaten AİHMnin gündemindedir. Esasa ilişkin davayı açarken haklılığıma olan inancımı halen koruduğumu da belirtmek isterim demişti.
ARAP DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNÜ KAZANMIŞTI Abdullah Gülle 1980 yılında 16 yaşında evlilik yapan Hayrünissa Öztürk, 1998de Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanmıştı. Hayrünissa Gül, kayıt yaptırmaya, o zaman Fazilet Partisi milletvekili olan eşi Abdullah Gül, avukatı ve noterle birlikte gitmişti. Ancak Gülün türbanlı fotoğrafı nedeniyle kaydı yapılamamamıştı. Karara karşı Türkiyedeki yargı yollarından sonuç alamayınca 2002de AİHMe gitti. Ancak eşinin 3 Kasım 2003 seçimlerinden sonra önce Başbakan daha sonra da Dışişleri Bakanı olması üzerine, Dava hakkını bana kocam değil, devlet verdi. Onun başbakan olması benim haklılığımı değiştirmez. Başvurumu geri çekmeyi hiç düşünmedim demişti.
bura %99 müslüman bir ülke bunu
bilmeyen cahil arkadaşım bunu öğren ve
burası özgür bir ülke isteyen hac
kolyesiyle kamusal alana girerken
isteyende bence türbanla girebilmeli
çilek - İstanbul
04 Mayıs 2007, Cuma 04:05
Ülkemizde sayısız cami var. İmam
hatipler var. Sokakta evinde istediğin
gibi giyinip, ibadet etmekte serbeslik
var. Ama bu kadar. Bu ülkede islam
sınırlı yananır. Çünkü biz islam
devleti değiliz. Cumhuriyetimiz ,
hukuğumuz ve devrimlerimiz var.
Cumhurbaşkanıda eşide bana uygun
olmalı. Kıyafet devrimi yapılmış bir
ülkeye başı kapalı hanım olmaz.
Ayrıca
Biz bikinimizi giyip kızılayda
dolaşmıyoruz. Pijamayla restorana
gitmiyoruz. Her yerin kendine göre bir
giyimi vardır.
Amerikada, Avrupada türbanla çalışıp
okursunuz. Ama Türkiye nin yapısı çok
nadidir. Başka ülkere benzemez
kıymetini bilene
nimpi - İstanbul
03 Mayıs 2007, Perşembe 23:24
Hanımlar neden o tuhaf şeyleri
başlarına takarlar anlamam. Üstelik
hepside aynı şekilde bağlanıyor. Güzel
değil. Sokakta şöyle bir bakıyorumda,
kafalarını sıkı bağlamışlar. Neden
korkuyorlar. Bana çok üzücü geliyor.
Kadın dediğin güzeldir. Güzel olmakda
ister. Güzelliğini yaşamakda ister.
Yaz günleri kafaları pişiyor.
Allah kullarına böyle şeyleri reva
görmeyecek kadar sevgi doludur.
Sonra erkeklerde ırz düşmanı mı ki size
kötü gözle baksın.
Yazık diyorum. Başka bir şey demiyorum.