Türkiye’de üreme sağlığına ilişkin son durum
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Bayındır Hastaneleri Köşesi
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Kuş Gribi haberleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Cinsellik

Türkiye’de üreme sağlığına ilişkin son durum

Her yıl yaklaşık 2 milyon kadının gebe kaldığı Türkiye’de, doğumların beşte birinden fazlası evde gerçekleşiyor.

 DİĞER HABERLER

  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
AA
Güncelleme: 15:39 TSİ 08 Mayıs 2007 Salı

ERZURUM - Türkiye Aile Planlaması Derneği tarafından yapılmış olan, “Ülkemizde Üreme Sağlığına İlişkin Durum” isimli araştırmada, Türkiye’de gebe kalma, doğum öncesi ve sonrası bakım ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda önemli bilgilere yer veriliyor.
Haberin devamı

Ulusal gelirleri Türkiye’den daha düşük olan Çin, Vietnam, Tunus, Kolombiya ve Ukrayna gibi ülkelerde, çocuk ölüm oranları Türkiye’den daha az.

Araştırmada ayrıca, cinsel yolla bulaşan hastalıkların, Türkiye’de yayılma hızlarının giderek arttığı belirtilirken, özellikle HIV-AIDS’in, gelecek için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiliyor.

GEBELİK ÖNCESİ VE SONRASI
Her yıl yaklaşık 2 milyon kadının gebe kaldığı ve bu gebeliklerin 1 milyon 371 bininin canlı doğumla sonuçlandığı Türkiye’de, doğum öncesi bakım alan annelerin oranı yüzde 81.

Tüm doğumların yüzde 78’inde bir doktor, ebe veya hemşire hazır bulunurken, doğumların beşte birinden fazlası ise evde gerçekleşmekte.

Türkiye’de, doğurganlık çağındaki kadınların gebeliğe bağlı düşük, doğum öncesi ve sonrası komplikasonları gibi nedenlerle ölüm oranı, gelişmiş ülkelere kıyasla 10-15 kat daha fazla.

Ülkemizde her yıl bin 400 anne, doğumla ilgili komplikasyonlar sonucu hayatını kaybederken, her bin bebekten 29’u da bir yaşına gelmeden ölmektedir.

1982 yılında anne ölüm oranı Türkiye’de yüz binde 132 iken, bu oran İngiltere’de 9, Yunanistan’da ise 5 olmuştur. 1993-98 döneminde ise ülkemizde bebek ölüm oranı binde 42.7’dir. İngiltere, Fransa ve Yunanistan gibi ülkelerde de bu oran sırasıyla, binde 7, 6 ve 8’dir.

ÇOCUK ÖLÜMLERİ
Türkiye genelinde hızı binde 52 olan, 1993-98 döneminde çocuk ölüm oranı, bölgelere göre doğuda binde 76, batıda da binde 38 olmuştur. Bu oran, Avrupa ülkelerinde binde 5-10 arası değişmektedir. Yunanistan, İran, Suriye ve Bulgaristan gibi komşu ülkelerde, yine aynı dönemde, çocuk ölüm hızları ise sırasıyla binde 10, 40, 36 ve 19 olmuştur.

Bu arada, çalışmanın en önemli bölümlerden birisi de ulusal gelirleri Türkiye’den çok daha düşük olan Çin, Vietnam, Tunus, Kolombiya ve Ukrayna gibi ülkelerde çocuk ölüm oranlarının Türkiye’den düşük olması.

Ülkemizde bir yaşına kadar tüm aşıları yapılmış çocuk oranı yüzde 40 iken, gebe olmayan kadınların yarısında, gebe olanların ise yüzde 74’ünde, demir eksikliği anemisi görülmekte.

Araştırmada ayrıca, Türkiye’de son 30 yıldaki çalışmalara bakıldığında, anne-çocuk sağlığı hizmetlerinde, nitelik ve nicelik açısından önemli gelişmeler olduğuna da dikkat çekiliyor.

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların Türkiye’de yayılma hızları da giderek arttığı belirtilen çalışmada, özellikle HIV-AIDS’in, gelecek için büyük bir tehdit oluşturduğu ifade ediliyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 31 Mart 1999 itibariyle Türkiye’de 896 HIV-AIDS’li birey bulunurken, bunların 156’sını, 10-24 yaş grup oluşturmakta.

Uzmanlar, bu konuda resmi verilerin gerçekleri yansıtmadığını ileri sürerken, Türkiye’de HIV ile enfekte olmuş bireylerin sayısının binlerle ifade edilebileceğini belirtmektedirler.

Araştırmada ayrıca, Türkiye nüfusunun yüzde 40’ını oluşturan genç nüfusun, HIV ile enfekte olma riski altındaki önemli grup olduğu belirtilerek, gençler arasındaki yayılım riskinin ve hızının yüksekliği, AIDS hastalığının sosyo-ekonomik boyutları göz önüne alındığında, ülke kalkınmasına büyük katkı sağlayacak söz konusu nüfus potansiyelinin emeğinin en verimli olabileceği dönemde kaybedilmesi riskini de beraberinde getirdiği vurgulanıyor.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları