Pek çok insanı etkisi altına alan diyet çılgınlığında son trend; saflaşma diyeti. Yediklerinin ne kadar sağlıklı olduğunu takıntı haline getirenlerin aksine saflaşmış beslenmeye takılanlar, vücutlarının transparanlaşmasını amaç ediniyor.
İSTANBUL - Anoreksiya, bulimiya, gece atıştırmaları, kontrolsüz yeme ve Orthorexia gibi sık karşılaşılan beslenme bozukluklarından sonra şimdi de saflaşmış beslenme ve saflaşma diyeti tartışılıyor. Daha çok ABDde uygulanan diyet bütün dünyada giderek yaygınlaşıyor. Saflaşma diyetini uygulayanların bedenlerinin ışığı geçirebilecek derecede saf, katkısız ve temiz olmasını saplantı haline getirdiklerini söyleyen Taylight Sağlık Hizmetlerinden Diyetisyen Berrin Yiğit, Bu bireyler düşük kalorili, doğal, katkısız ve işlenmemiş gıdaları titizlikle seçerler diyor.
IŞIĞI GEÇİRECEK KADAR ŞEFFAF Vücudun transparanlaşması isteği ile beslenme alışkanlıklarında köklü değişimlere neden olan ve bedenin ışığı geçirebilecek derecede saf, katkısız ve temiz olmasıyla özetlenebilecek saflaşma diyetinin bazıları için hastalık boyutunda olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Berrin Yiğit, Bu kişiler, besinleri pişirmenin pek çok hastalığa neden olduğuna inanırlar; bu yüzden sebze ve meyveleri çiğ yerler. Çiğ beslenme teorisini destekleyen bireyler vejetaryen tarzı beslenirler. İnanışlarına göre doğaya ve yaşama saygılarından dolayı, pişirilmiş ya da saflığı bozulmuş besinleri tüketmezler diyor.
30 GÜN BOYUNCA SADECE HİNDİSTAN CEVİZİ SUYU Berrin Yiğite göre çiğ beslenme, tek tip beslenme olduğu için bu diyeti yapanlarda görülen yüksek oranda vitamin, mineral eksiklikleri ile enerji ve protein yetersizliği; kalp ve beyin hasarı ile ölüme bile neden olabilecek kadar büyük tehlike oluşturuyor. Bu durum, toksinlerden arınma ve zayıflama için uzun süreli oruç tutanlar için de geçerli:
Berrin Yiğit:"Saflaşma diyeti ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüme bile neden olabilir."
Uzun süreli oruç tutma şeklindeki beslenme, metabolizmaya ciddi zararlar vereceği için çok sakıncalı. Alternatif beslenme alanındaki çalışmalar, 1-2 günlük oruçların kişilerin psikolojik anlamda kendilerini disipline etmeleri açısından yararlı olabileceğini vurguluyor, ancak yemeğe duyulan zaafı azaltmak için 30 gün boyunca sadece hindistan cevizi yağı ve badem suyu içerek acil servislik olmanın da büyük risk yarattığını gözden kaçırmamak gerekiyor. Şok diyet çılgınlığı öldürüyor
SAFLAŞMA DİYETİNİN AMACI ARINMA VE ZAYIFLAMA Kirlenmiş bedenlerini arındırmak için saflaşma diyeti yapanlar, 4 ile 30 gün arasında değişen bir süreçte sadece sebze, meyve, bitki çayı, aşırı sulu çorbalar ve laksatifler alarak aşırı kilo ve toksinlerden arınmaya çalışıyor. Saflaşma diyetinin, kilo vermenin ötesinde vücudu ruhsal ve fiziksel olarak arındırmak amacıyla yapılan detoks programlarından çok daha katı ve farklı olduğunu söyleyen Yiğite göre: Uzun süreli oruç tutmaya doğal ve çiğ gıdalarla beslenmeye dayanan saflaşma diyetinde hedef, sindirim sistemini dinlendirerek hücre yenilenmesini sağlamak ve sindirim enzimlerinin organları iyileştirmesine yardımcı olarak yaşlanmayı önlemek, tüm bunların yanında kilo vermek.
BU YAZIDA OKUDUKLARINIZI UYGULAMAYIN Midenizi dinlendirmek, ruhunuzu akort etmek istiyorsanız yaşam şeklinizde radikal değişiklikler yapmanıza gerek yok diyen Taylight Sağlık Hizmetlerinden Berrin Yiğit, dengeli diyetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor: İhtiyaçlarınıza yönelik hazırlanmış dengeli bir diyetle, şehrin stresinden uzak, temiz havada aktif olabileceğiniz bir haftalık tatille yaşamdan zevk alabilirsiniz. Lütfen bu yazıda okuduğunuz diyetteki yöntemleri uygulamayı denemeyin; bu tarz bir beslenme düzenine yatkınlık hissediyor veya uyguluyorsanız da mutlaka bir uzmandan yardım alın.
Sanırım bazıları okuyor ama anlamıyor...
Yazının ikinci paragrafında "IŞIĞI
GEÇİRECEK KADAR ŞEFFAF" başlığı altında
ne yazıyor? Haber tekstini "iyice
okumadan ve anlamadan" gönderilen
mesajlar artık trajikomik bir hal aldı.
meltem - İzmir
04 Nisan 2007, Çarşamba 09:57
çok komik yaaa, bir dilim ekmeğe muhtaç
onca insan varken...
serkan azak - İstanbul
04 Nisan 2007, Çarşamba 08:39
ben vejeteryan degilim ama
vejeteryanlıga karşıda degilim..insanın
dogası geregi et obur olmadıgını
söyleyebiliriz..alet kullanmadan ve
tuzak kurmadan hangi hayvanı
yakalayabiliriz .pençelerimiz ve güçlü
çenelerimizde yok..otobur bir dogamız
var ve bence bir süre vejeteryan
yaşarsak bunun olumlu etkilerini
mutlaka görürüz denemek lazım..bu
şeffalık diyetine gelince bence saçmalık