‘İnsan sözden kanser oluyor’
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Yaşam
İnsanlar
İlişkiler
Alışveriş
Hayvanlar Alemi
Lezzet
Gezi
Taylan Kümeli ile Yaşama Sanatı
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa

‘İnsan sözden kanser oluyor’

Şiddet mağduru 65 kadının anlattığı şiddet öyküleri, şiddetin beşikten mezara her yaş ve meslek grubunda nasıl yaşandığını belgeliyor.

 DİĞER HABERLER

  YAŞAM - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
YASEMİN ARPA
NTV-MSNBC
Güncelleme: 03:58 ET 08 Mart 2007 Perşembe

İSTANBUL - Şiddet öykülerinde kadınlar genellikle aile içinde babaları, ağabeyleri, kocaları, kaynataları ya da sevgilileri tarafından hakarete uğruyor ve dövülüyor. Bu kişilere zaman zaman başka kadınlar da, örneğin anne, kaynana ya da görümce sıfatıyla eşlik edebiliyor. .”
Haberin devamı


23 GÜNLÜK NİŞANLILIKTA 23 GÜN DAYAK
SELVA
(32 yaşında, Ankaralı, eczacı ve bir çocuğu var)
Eski nişanlısının kendisine şiddet uyguladığını, nişanlı kaldıkları kısa süre boyunca onu her gün dövdüğünü belirten Selva, “Onunla yaşarken kum çuvalı gibiydim. Sen o... ruhlusun’ derdi” diye anlatıyor.
Dokuz yıllık flörtten sonra nişanlandık ve 23 gün nişanlı kaldık. 23 gün içinde belki 23 kere dövdü beni.
Ayrılmamıza neden olan olay da benim rahmimde kist çıkması nedeniyle oldu. Çok kötü karın ağrılarım başladı o dönemde, ‘Nevzat’ dedim ‘doktora gitmem’ lazım. ‘Yarın annemle doktora gideceğiz’ dedim, kıskandı, ağır hakaret etti ve ‘hayır gitmeyeceksin doktora moktora’ dedi. ‘Ben ağrıdan duramıyorum sen ne diyorsun, kapatıyorum telefonu’ dedim, ‘kapatma o telefonu’ dedi, ‘kapatırsan oraya gelirim’ dedi ve geldi. Bana saldırdı, vurmaya başlayınca babam kovdu.”

NURHAYAT
(40 yaşında, Gaziantepli, ev kadını ve ortaokul mezunu)
Eşinin şiddeti ve baskıları yüzünden kaçarak sığınmaevine yerleşen Nurhayat başından geçenleri şöyle anlatıyor:
“Eşimin dayakları yüzünden hayatım mahvoldu. Eşim benim kafama çok vuruluyordu. Şu anda başımda bir kist var. Dediler ki ‘ya zor doğumdan olmuştur ya da darbeden’. Şu an birisi kafama vursa bayılıyorum.”

“SENİNLE BİRLİKTE OLACAĞIMA...”

TÜRKAN
(35 yaşında, Adanalı, avukat, üniversite mezunu, dul ve iki çocuğu var)
“Boşandığı eşinden şiddet gören Türkan mesleği gereği boşanma olaylarıyla ilgilenip kadınlara nasihatler veriyor ama kendi sorunları karşısında çaresiz olduğunu söylüyor:
“Ben şiddet olaylarıyla özel olarak ilgilenen bir avukatım ama kendi olayımda çaresizdim. Pek çok olay biliyorum. Erkeklerin kimi sevişmeme cezası veriyordu eşlerine, kimi de ‘seninle birlikte olacağıma tuvalete giderim’ diyordu, kimi ise eşinin yüzüne bile bakmadan tatmin oluyordu. Bunu 35 yaşında bir ev kadınından duydum. Baktığım davalardan bir diğerinde koca ‘sende iz bırakacak şiddet uygulamam’ deyip kadının en sevdiği eşyaları kırıyordu. En ufak itirazda kadının hazırladığı yemek masasını deviriyordu.”

AYŞE
(39 yaşında, Kastamonulu, ev kadını, ilkokul mezunu, ilk eşinden dört ikinci eşinden bir çocuğu var)
İmam nikahlı ikinci eşinden şiddet görmüş Ayşe. Yoğun dayak nedeniyle psikolojik yardım alıyor, ilaç kullanıyor. Kocası kendisine vurup, küfür ederken inadına ağlamadığını söylüyor:
“Eşime ‘Bana bunları niye yapıyorsun?’ diye soruyorum kocama , ‘ben bunları yapmazsam sen benim tepeme çıkarsın’ diyor. ‘Yapmak zorundayım’ diyor. Ne olursa olsun bir insan bu kadar şiddeti, küfürü, hakareti hak etmez. ‘Ben mutlu oluyorum’ diyor, ‘sen böyle acı çekerken’. Zevk alıyormuş. Ben ağlarken hoşuna gidiyormuş.”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili tüm haberlere ulaşmak için tıklayın...


KADININ SOKAKTA NE İŞİ VAR
GÜLSEN
(42 yaşında, Erzurumlu, hemşire, lise mezunu ve dört çocuğu var)
Gülsen eşinin bazı açılardan çağdaş bir insan olduğunu ancak sık sık ‘sen kadınsın, kadın evde oturur’ dediğini anlatıyor:
“Eşim 28 yıllık eğitimci, yani fakülte mezunu. Ama bana’sen kadınsın, yapamazsın’ dediği zaman iş bitiyor. Kadınsın oturacaksın. Mesela bir gezmeye bile gidecek olsan ‘kadının sokakta ne işi var’ diye karşı çıkıyor. ‘Ben istediğim zaman gidersin istemediğim zaman gidemezsin’ diyor. Dayak yok ama sürekli güdülmek de yıpratıyor insanı.

BEYZBOL SOPASI İLE...
CANAN
(19 yaşında, Giresunlu, garson ve servis elemanı, ortaokul mezunu ve bekar)
Tarikatçı ailesi tarafından hiç istemediği biriyle evlenmeye zorlanan Canan karşı koyduğu için ağabeyi tarafından eve kilitlenmiş. İntihar girişiminde bulunmuş. Annesinin “Ben evleneceğim de kocamı elimden alırsın diye evlenemiyorum” demesi ona çok ağır gelmiş.
“Ablamla beraber ölmek için intihara teşebbüs ettik. Ben üç gün yoğun bakımda kaldım. Eve döndüğümde hasta halde koltukta yatarken ağabeyimden dayak yedim. ’2 milyar paramı yedin şırfıntı, genelevelere düşersin inşallah, seni hiç aramayacağız, sormayacağız’ diye bana bağırdı. O gün beni evden kovdular, tam artık evi terk edeceğim diye düşünürken, ‘nereye gidiyorsun?’ diye dövdülür. Evdeki beyzbol sopası vurdu ağabeyim, her yerim mosmor oldu. Zaten çok vurduğu zaman bayılıyordum. Annem de ağabeyimi destekledi. Evlenmedim, çarşaf giymedim ve devamlı dayak yedim. “Yeşil başlı iki yılan girecek koynundan memelerini kopartacak, kapat başını. Allah çarpacak, şeytan çarpacak, sus kafir’ derlerdi bana.”

”SEN DE KADIN MISIN”
FATMA
(24 yaşında, Malatyalı, ev kadını, ilkokul mezunu ve bir çocuğu var)
Severek evlendiği eşinin başka kadınlara gitmesi nedeniyle ağır bunalım yaşayan Fatma, eşi tarafından şiddete maruz kalmış. Aldığı dil yaralarının beden yaralarından ağır olduğunu söyleyen genç kadın, sığınmaevine iki gözü mor ve onbeş kilo kaybettikten sonra gelmiş.
Benim babam annemi çok kötü döverdi. Babam dayağa başlayınca annemin burnunu, kafasını, gözünü kanatırdı. Babam babaannemi dövemiyordu, annemi dövüyordu. Onun hırsını annemden çıkarıyordu.
İşte şimdi de , annemin kaderi bizim başımızda. Sonra da babam beni dövdü, ‘Sen de kadın mısın diyordu’ bana, ‘git bebek gibi kadınlar var!’

PEMBE DUVARA SİYAH DİYECEKSİN
MÜJGAN
68 yaşında, İstanbullu, ev kadını, lise mezunu, iki çocuğu var.
Müjgan da annesi ile babasının arasındaki şiddeti anlattı. Onun hikayesinde özellikle annesinin babasına kayıtsız şartsız itaat ettiği halde yediği kötü laflar ve dayaklar var. Bir de şu ifadesi: Şu duvar pembe mesela, babam ‘siyah’ diyorsa ‘tamam’ demek zorundaydı annem.”

ÇOCUKLARA ELEKTRİK VEREN BABA
NEVİN
50 yaşında, Ankaralı, esnaf, ilkokul mezunu, üç çocuğu var.
İçki ve esrar bağımlısı olan Nevin’in kocası, para bulamadığında her tür şiddete başvuruyor küfür ediyormuş. Nevin, ‘Eşimde şiddet çok fazlaydı, çocuklarımı cereyana koyuyordu. Küçük kızımı da ceryana verecek diye kaçtım’ diye anlatıyor.”
Uyuşturucu bulamadığı zaman çocuklara “para getirin” diyordu. Annesine para bulmaya yolluyordu çocukları, böyle dağlık bir yerde oturuyordu kayınvalidem, oraya. Gelince çocuk, “para buldun mu lan” diye silkeliyordu onu. Kızım çok düştü, burnu sürttü, kızım çok çekti. Para bulamayınca çocuklara elektrik vermeye başladı, ayaklarına kablo takıyordu, ben çekiyor atıyordum, “imdat” diye bağırıyordum, evin içi insan doluyor polislerle doluyordu. 18 yıl evlilik yaşadım.

İNSAN SÖZDEN KANSER OLUYOR
RAZİYE
21 yaşında, Konyalı, ev kadını, ilkokul mezunu, bekar.
Raziye şiddeti hem babasından görmüş hem akrabalarından hem de evlilik hayalleriyle konuştuğu erkekten. Sevgilisinin onu aşağılayıp kabul etmeyişine çok üzülen Raziye şöyle diyor: “O beni kabul etmeyince evden de kaçtım. Erkek kılığına girip de kadın satıcılarına karşı sokakta yaşadım. O... olmadan öyle lafları yiyince çok ağırına gidiyor insanın.
Dayağın acısı çıkıyor ama sözlerin acısı çıkmıyor. İnsan sözden kanser oluyor. İçine ata ata acı veriyor o, genellikle hastalığı o yapıyor. O... olmadan öyle lafları yiyince çok ağırına gidiyor insanın.

TORUN SAHİBİ OLMUŞUM HALA DAYAK YİYORUM
MELAHAT
50 yaşında, Erzurumlu, ev kadını, ilkokul mezunu, beş çocuğu var.
Melahat kocasından gördüğü şiddeti şöyle özetliyor: “Küfretmesi, kapının önüne koyması, sonra bir daha alması, tekrar ‘defol’ demesi… Çok değişik şeyleri var. Ne olduğunu da anlayamıyorum.”

Bugün kaynana olmuşum, torun torba sahibi olmuşum daha dayak yiyorum. Sudan sebeplerle dayak yiyorum. Eşim her şeyden sinir kapan bir insan. Emekli oldu, hiç çekilmiyor şimdi. Yirmi sene önceki hali de öyleydi. Dört dörtlük kadınlığım var, her şeyiyle bilen bir insanım ama şansım yok.

13 YAŞINDA 40 YAŞINDA KOCAYLA EVLİLİK
NERİMAN
33 yaşında, Erzurumlu, terzi, ilkokul mezunu, üç çocuğu var.
Gerdek gecesinden başlayarak eşinden şiddet gördüğünü belirten Neriman, eşinin kırk yaşında kendisinin ise onüç yaşında evlendiğini anlatıyor: Tabii gerdekte üzerime geldi, yapamayınca bir de dayak attı üstüne üstlük. Dedim ki ‘anlaşılan ilk gece böyle oluyor.’

Onüç yaşımda evlilik yaşadım. Şimdiki kızlar herşeyi biliyorlar biz o geceyle ilgili hiçbirşey bilmezdik, öğretmezler anlatmazlar. Sadece derler ki “odaya gireceksin yatağa girip, eşini bekleyeceksin”. Ben de girdim içeri oturdum, geldi namazını kıldı. Eşim kırk yaşındaydı. Ondan sonra “soyun” dedi. Kendi soyunmadan bana “soyun” diyor. Tabii üzerime geldi, yapamayınca bir de dayak attı üstüne üstlük, ağız burun düz etti. Dedim ki anlaşılan “ilk gece böyle oluyor”. Gerçekten böyle sandım.

DAYAĞIN ARDINDAN TECAVÜZ
AYŞE
34 yaşında, Yozgatlı, ev kadını, lise mezunu, iki çocuğu var.
Evliliğinin üçüncü gününde şiddet gördüğünü söylüyor Ayşe. Kocasının kendisiyle zorla cinsel ilişki kurduğunu belirterek “kocam, kimse karışamaz, tecavüz de ederim her şeyi de ederim, sen benimsin derdi” diye anlatıyor.
Eşim dövdüğü zaman dayağın ardından kesinlikle bana tecavüz ederdi. “Bana tecavüz etme” diye bağırırım, resmen tecavüz ediyor. “Kimse karışamaz, tecavüz de ederim her şeyi de ederim, sen benimsin” der.

Dipnot: Araştırmada yer alan isimler gerçek isimlerdir, ancak soyadlar sorunlarını anlatan kadınların isteği üzerine yazılmamıştır.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Sinem Cicek  - İstanbul
08 Mart 2007, Perşembe 10:53  
Merhabalar,okudugum yazilar beni gercekten cok etkiledi ve ben de yorumumu katmak istedim.Fiziksel siddet sadece kadini degil evdeki cocuklari da cok derinden etkiliyor.Benim babam kucuklugumde annemi cok doverdi ve o goruntuler,annemin gozyaslari aklimdan hic silinemedi.Ne zaman evlilik lafini duysam,aklima hep negatif dusunceler geliyor.Insanin ne yasama istegi kaliyor ne de evlenesi geliyor.Cunku insan; mutlu olmak icin,kendi yuvasini kurmak icin evlenir ama eger boyle bir hayat dayakla olacaksa olene kadar bekar kal,hic evlenme daha iyi...Insallah,erkekler birgun komplekslerini ve bu konudaki cahilliklerini yenerler de kadinlarin degerlerini anlarlar.Tesekkurler

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları