İSTANBUL - Şiddet öykülerinde kadınlar genellikle aile içinde babaları, ağabeyleri, kocaları, kaynataları ya da sevgilileri tarafından hakarete uğruyor ve dövülüyor. Bu kişilere zaman zaman başka kadınlar da, örneğin anne, kaynana ya da görümce sıfatıyla eşlik edebiliyor. .
23 GÜNLÜK NİŞANLILIKTA 23 GÜN DAYAK SELVA (32 yaşında, Ankaralı, eczacı ve bir çocuğu var) Eski nişanlısının kendisine şiddet uyguladığını, nişanlı kaldıkları kısa süre boyunca onu her gün dövdüğünü belirten Selva, Onunla yaşarken kum çuvalı gibiydim. Sen o... ruhlusun derdi diye anlatıyor. Dokuz yıllık flörtten sonra nişanlandık ve 23 gün nişanlı kaldık. 23 gün içinde belki 23 kere dövdü beni. Ayrılmamıza neden olan olay da benim rahmimde kist çıkması nedeniyle oldu. Çok kötü karın ağrılarım başladı o dönemde, Nevzat dedim doktora gitmem lazım. Yarın annemle doktora gideceğiz dedim, kıskandı, ağır hakaret etti ve hayır gitmeyeceksin doktora moktora dedi. Ben ağrıdan duramıyorum sen ne diyorsun, kapatıyorum telefonu dedim, kapatma o telefonu dedi, kapatırsan oraya gelirim dedi ve geldi. Bana saldırdı, vurmaya başlayınca babam kovdu.
NURHAYAT (40 yaşında, Gaziantepli, ev kadını ve ortaokul mezunu) Eşinin şiddeti ve baskıları yüzünden kaçarak sığınmaevine yerleşen Nurhayat başından geçenleri şöyle anlatıyor: Eşimin dayakları yüzünden hayatım mahvoldu. Eşim benim kafama çok vuruluyordu. Şu anda başımda bir kist var. Dediler ki ya zor doğumdan olmuştur ya da darbeden. Şu an birisi kafama vursa bayılıyorum.
SENİNLE BİRLİKTE OLACAĞIMA...
TÜRKAN (35 yaşında, Adanalı, avukat, üniversite mezunu, dul ve iki çocuğu var) Boşandığı eşinden şiddet gören Türkan mesleği gereği boşanma olaylarıyla ilgilenip kadınlara nasihatler veriyor ama kendi sorunları karşısında çaresiz olduğunu söylüyor: Ben şiddet olaylarıyla özel olarak ilgilenen bir avukatım ama kendi olayımda çaresizdim. Pek çok olay biliyorum. Erkeklerin kimi sevişmeme cezası veriyordu eşlerine, kimi de seninle birlikte olacağıma tuvalete giderim diyordu, kimi ise eşinin yüzüne bile bakmadan tatmin oluyordu. Bunu 35 yaşında bir ev kadınından duydum. Baktığım davalardan bir diğerinde koca sende iz bırakacak şiddet uygulamam deyip kadının en sevdiği eşyaları kırıyordu. En ufak itirazda kadının hazırladığı yemek masasını deviriyordu.
AYŞE (39 yaşında, Kastamonulu, ev kadını, ilkokul mezunu, ilk eşinden dört ikinci eşinden bir çocuğu var) İmam nikahlı ikinci eşinden şiddet görmüş Ayşe. Yoğun dayak nedeniyle psikolojik yardım alıyor, ilaç kullanıyor. Kocası kendisine vurup, küfür ederken inadına ağlamadığını söylüyor: Eşime Bana bunları niye yapıyorsun? diye soruyorum kocama , ben bunları yapmazsam sen benim tepeme çıkarsın diyor. Yapmak zorundayım diyor. Ne olursa olsun bir insan bu kadar şiddeti, küfürü, hakareti hak etmez. Ben mutlu oluyorum diyor, sen böyle acı çekerken. Zevk alıyormuş. Ben ağlarken hoşuna gidiyormuş. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili tüm haberlere ulaşmak için tıklayın...
KADININ SOKAKTA NE İŞİ VAR GÜLSEN (42 yaşında, Erzurumlu, hemşire, lise mezunu ve dört çocuğu var) Gülsen eşinin bazı açılardan çağdaş bir insan olduğunu ancak sık sık sen kadınsın, kadın evde oturur dediğini anlatıyor: Eşim 28 yıllık eğitimci, yani fakülte mezunu. Ama banasen kadınsın, yapamazsın dediği zaman iş bitiyor. Kadınsın oturacaksın. Mesela bir gezmeye bile gidecek olsan kadının sokakta ne işi var diye karşı çıkıyor. Ben istediğim zaman gidersin istemediğim zaman gidemezsin diyor. Dayak yok ama sürekli güdülmek de yıpratıyor insanı.
BEYZBOL SOPASI İLE... CANAN (19 yaşında, Giresunlu, garson ve servis elemanı, ortaokul mezunu ve bekar) Tarikatçı ailesi tarafından hiç istemediği biriyle evlenmeye zorlanan Canan karşı koyduğu için ağabeyi tarafından eve kilitlenmiş. İntihar girişiminde bulunmuş. Annesinin Ben evleneceğim de kocamı elimden alırsın diye evlenemiyorum demesi ona çok ağır gelmiş. Ablamla beraber ölmek için intihara teşebbüs ettik. Ben üç gün yoğun bakımda kaldım. Eve döndüğümde hasta halde koltukta yatarken ağabeyimden dayak yedim. 2 milyar paramı yedin şırfıntı, genelevelere düşersin inşallah, seni hiç aramayacağız, sormayacağız diye bana bağırdı. O gün beni evden kovdular, tam artık evi terk edeceğim diye düşünürken, nereye gidiyorsun? diye dövdülür. Evdeki beyzbol sopası vurdu ağabeyim, her yerim mosmor oldu. Zaten çok vurduğu zaman bayılıyordum. Annem de ağabeyimi destekledi. Evlenmedim, çarşaf giymedim ve devamlı dayak yedim. Yeşil başlı iki yılan girecek koynundan memelerini kopartacak, kapat başını. Allah çarpacak, şeytan çarpacak, sus kafir derlerdi bana.
SEN DE KADIN MISIN FATMA (24 yaşında, Malatyalı, ev kadını, ilkokul mezunu ve bir çocuğu var) Severek evlendiği eşinin başka kadınlara gitmesi nedeniyle ağır bunalım yaşayan Fatma, eşi tarafından şiddete maruz kalmış. Aldığı dil yaralarının beden yaralarından ağır olduğunu söyleyen genç kadın, sığınmaevine iki gözü mor ve onbeş kilo kaybettikten sonra gelmiş. Benim babam annemi çok kötü döverdi. Babam dayağa başlayınca annemin burnunu, kafasını, gözünü kanatırdı. Babam babaannemi dövemiyordu, annemi dövüyordu. Onun hırsını annemden çıkarıyordu. İşte şimdi de , annemin kaderi bizim başımızda. Sonra da babam beni dövdü, Sen de kadın mısın diyordu bana, git bebek gibi kadınlar var!
PEMBE DUVARA SİYAH DİYECEKSİN MÜJGAN 68 yaşında, İstanbullu, ev kadını, lise mezunu, iki çocuğu var. Müjgan da annesi ile babasının arasındaki şiddeti anlattı. Onun hikayesinde özellikle annesinin babasına kayıtsız şartsız itaat ettiği halde yediği kötü laflar ve dayaklar var. Bir de şu ifadesi: Şu duvar pembe mesela, babam siyah diyorsa tamam demek zorundaydı annem.
ÇOCUKLARA ELEKTRİK VEREN BABA NEVİN 50 yaşında, Ankaralı, esnaf, ilkokul mezunu, üç çocuğu var. İçki ve esrar bağımlısı olan Nevinin kocası, para bulamadığında her tür şiddete başvuruyor küfür ediyormuş. Nevin, Eşimde şiddet çok fazlaydı, çocuklarımı cereyana koyuyordu. Küçük kızımı da ceryana verecek diye kaçtım diye anlatıyor. Uyuşturucu bulamadığı zaman çocuklara para getirin diyordu. Annesine para bulmaya yolluyordu çocukları, böyle dağlık bir yerde oturuyordu kayınvalidem, oraya. Gelince çocuk, para buldun mu lan diye silkeliyordu onu. Kızım çok düştü, burnu sürttü, kızım çok çekti. Para bulamayınca çocuklara elektrik vermeye başladı, ayaklarına kablo takıyordu, ben çekiyor atıyordum, imdat diye bağırıyordum, evin içi insan doluyor polislerle doluyordu. 18 yıl evlilik yaşadım.
İNSAN SÖZDEN KANSER OLUYOR RAZİYE 21 yaşında, Konyalı, ev kadını, ilkokul mezunu, bekar. Raziye şiddeti hem babasından görmüş hem akrabalarından hem de evlilik hayalleriyle konuştuğu erkekten. Sevgilisinin onu aşağılayıp kabul etmeyişine çok üzülen Raziye şöyle diyor: O beni kabul etmeyince evden de kaçtım. Erkek kılığına girip de kadın satıcılarına karşı sokakta yaşadım. O... olmadan öyle lafları yiyince çok ağırına gidiyor insanın. Dayağın acısı çıkıyor ama sözlerin acısı çıkmıyor. İnsan sözden kanser oluyor. İçine ata ata acı veriyor o, genellikle hastalığı o yapıyor. O... olmadan öyle lafları yiyince çok ağırına gidiyor insanın.
TORUN SAHİBİ OLMUŞUM HALA DAYAK YİYORUM MELAHAT 50 yaşında, Erzurumlu, ev kadını, ilkokul mezunu, beş çocuğu var. Melahat kocasından gördüğü şiddeti şöyle özetliyor: Küfretmesi, kapının önüne koyması, sonra bir daha alması, tekrar defol demesi Çok değişik şeyleri var. Ne olduğunu da anlayamıyorum.
Bugün kaynana olmuşum, torun torba sahibi olmuşum daha dayak yiyorum. Sudan sebeplerle dayak yiyorum. Eşim her şeyden sinir kapan bir insan. Emekli oldu, hiç çekilmiyor şimdi. Yirmi sene önceki hali de öyleydi. Dört dörtlük kadınlığım var, her şeyiyle bilen bir insanım ama şansım yok.
13 YAŞINDA 40 YAŞINDA KOCAYLA EVLİLİK NERİMAN 33 yaşında, Erzurumlu, terzi, ilkokul mezunu, üç çocuğu var. Gerdek gecesinden başlayarak eşinden şiddet gördüğünü belirten Neriman, eşinin kırk yaşında kendisinin ise onüç yaşında evlendiğini anlatıyor: Tabii gerdekte üzerime geldi, yapamayınca bir de dayak attı üstüne üstlük. Dedim ki anlaşılan ilk gece böyle oluyor.
Onüç yaşımda evlilik yaşadım. Şimdiki kızlar herşeyi biliyorlar biz o geceyle ilgili hiçbirşey bilmezdik, öğretmezler anlatmazlar. Sadece derler ki odaya gireceksin yatağa girip, eşini bekleyeceksin. Ben de girdim içeri oturdum, geldi namazını kıldı. Eşim kırk yaşındaydı. Ondan sonra soyun dedi. Kendi soyunmadan bana soyun diyor. Tabii üzerime geldi, yapamayınca bir de dayak attı üstüne üstlük, ağız burun düz etti. Dedim ki anlaşılan ilk gece böyle oluyor. Gerçekten böyle sandım.
DAYAĞIN ARDINDAN TECAVÜZ AYŞE 34 yaşında, Yozgatlı, ev kadını, lise mezunu, iki çocuğu var. Evliliğinin üçüncü gününde şiddet gördüğünü söylüyor Ayşe. Kocasının kendisiyle zorla cinsel ilişki kurduğunu belirterek kocam, kimse karışamaz, tecavüz de ederim her şeyi de ederim, sen benimsin derdi diye anlatıyor. Eşim dövdüğü zaman dayağın ardından kesinlikle bana tecavüz ederdi. Bana tecavüz etme diye bağırırım, resmen tecavüz ediyor. Kimse karışamaz, tecavüz de ederim her şeyi de ederim, sen benimsin der.
Dipnot: Araştırmada yer alan isimler gerçek isimlerdir, ancak soyadlar sorunlarını anlatan kadınların isteği üzerine yazılmamıştır.
Merhabalar,okudugum yazilar beni
gercekten cok etkiledi ve ben de
yorumumu katmak istedim.Fiziksel
siddet sadece kadini degil evdeki
cocuklari da cok derinden
etkiliyor.Benim babam kucuklugumde
annemi cok doverdi ve o
goruntuler,annemin gozyaslari aklimdan
hic silinemedi.Ne zaman evlilik lafini
duysam,aklima hep negatif dusunceler
geliyor.Insanin ne yasama istegi
kaliyor ne de evlenesi geliyor.Cunku
insan; mutlu olmak icin,kendi yuvasini
kurmak icin evlenir ama eger boyle bir
hayat dayakla olacaksa olene kadar
bekar kal,hic evlenme daha
iyi...Insallah,erkekler birgun
komplekslerini ve bu konudaki
cahilliklerini yenerler de kadinlarin
degerlerini anlarlar.Tesekkurler