Orhan Pamuk hakkında...
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat
Orhan Pamuk hakkında...
2006 Nobel Edebiyat Ödülü, dünyaca ünlü pek çok yazar ve şairin arasından sıyrılan ünlü Türk yazar Orhan Pamuk’a değer bulunmuş ve haber 12 Ekim Perşembe günü Türkiye saatiyle 14.00’te İsveç’in başkenti Stockholm’de açıklanmıştı.

Osman İkiz
NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:28 TSİ 04 Aralık 2006 Pazartesi

STOCKHOLM - İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl ile Akademi’nin edebiyat ödülü için kriterleri, çalışma yöntemi ve Orhan Pamuk üzerine konuştuk.



Evet, Orhan Pamuk’ un ödüllendirilmesi de akademinin siyasi tercihte bulunduğu yorumlarına yol açtı. Biliyorsunuz sizin kararı açıklamanızdan birkaç saat önce Fransa’da parlamento “Ermeni soykırımı yoktur” demeyi suç sayan karar aldı. Tepkiler biraz da bu yüzden yoğun oldu. Bu tepkileri beklemiyor muydunuz?

Orhan Pamuk’un eserlerini yıllardır inceliyorduk ve incelerken de Türkiye politikasını hiç düşünmemiştik. Zaten bizleri de fazla ilgilendirmiyor. Pamuk’a ödül vermeye karar verdiğimizde şimdi ne olur diye düşündük. Birisi ’ Şimdi dinciler kızacak’ dedi. Tartışmaların Ermeni konusunda odaklanacağı aklımızdan bile geçmemişti. Bir İsviçre gazetesine Ermenilerle ilgili bir şeyler söylemiş. Ama tek birimizin bile aklına gelmedi.

Üstelik söylediğin gibi Fransız Parlamentosu’nda aynı gün karar alınmış. Yani onlar da az salak değil. Tarihi bir tartışma konusuna yasak koymak da ne oluyor. Samimi söyleyeyim Fransız Parlamentosu’nun aldığı karara sempatiyle bakan tek bir üye bile yok akademide. Bizim önceden bu konuda bir bilgimiz yoktu. Böyle bir şey nasıl zamanlanabilir... Yani benim Fransa’ya telefon edip ‘bu kararı 12 Ekim’de alabilir misiniz’ diye sormuş olmam gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Ama iki olayın aynı günde olması dedikodulara yol açtı. Gene de hiç kimsenin böyle bir şeyin olabileceğine gerçekten inandığını sanmıyorum.

Medeniyetler çatışması ve medeniyetler arasında diyalog bütün dünyanın tartıştığı konu. Sizi siyasi tercihte bulunmakla eleştirenlere göre Orhan Pamuk, Türkiye’yi ılımlı İslam ülkesi olarak görmek isteyenlere hoşlanacakları mesajı veriyor. Ayrıca eserlerinde ve konuşmalarında İslam Devleti Osmanlı İmparatorluğunu sempatik gösterip laik Türkiye Cumhuriyeti’ni geçmişle bağları koparttığı için eleştirdiği yolunda eleştiriler var. Bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?
Böyle düşünenlere Orhan Pamuk’a ödül vermemizin tamamen edebi temellere dayandığını söylemek isterim. Birileri her zaman mutlaka ama mutlaka politik tartışma konularını ele alarak yaklaşıyor. Örneğin Kar romanı politik denecektir. Doğru. Ama diğer romanları da öyle. Doğu ile batının karşı karşıya gelmesi, Venedik-Osmanlı, Avrupa-Türkiye, bunlar politik konular değil mi?... O zaman şu ayrımı bilmemiz gerek. Politik konuları işleyen bir yazara ödül vermekle politik bir seçim yapmak aynı şey değildir.

Bir roman yazarının politik konuları ya da politik olarak yorumlanacak konuları ele almaması imkansız. Ama biz ödülü onun politik eğilimine vermedik. Ve hiçbir zaman da bu ödülü bir yazarın görüşlerini onaylamak için vermiyoruz. Yazarın bir gerçeği edebiyat olarak anlatmaktaki başarısına veriyoruz. Yani bir insanın iç dünyasını ne kadar ustalıkla sergileyebiliyor. Ölçü budur.

Ben Orhan Pamuk’un politik görüşlerini bilmiyorum. Kendisiyle de hiç karşılaşmadım. Değişik kesimlerden insanları anlatıyor. Ama hangi kesimden olursa olsun bu insanların ruhlarını açıkça ve çok güzel sergiliyor. Hepsine aynı mesafeden yaklaşıyor. Okuyan, hem o insanları hem o insanların birbirlerine bakışlarını iç dünyalarını kavrayarak anlayabiliyor.

‘Kar’ romanında ana tema nedir? ‘K’, yenilmiş bir insan olarak kıskançlık duygusu içinde kıvranıyor. Orhan Pamuk, kıskançlığı anlatan dünyadaki en büyük yazar. Kıskançlık onun ana temalarından biri. Bunun politikayla ne ilgisi var… Tabii romanda politik motif var. Politik tutkularıyla hareket eden insanları anlatıyor. Bu politik romanla aynı şey değildir ki.

Politik motiflerle hareket eden insanları işleyebilirsin. Bu bir gerçek. Çevremizdeki insanlar bunlar. Bu insanları roman kahramanı olarak işlemek bir şey, politik angajman başka şey. Biz romancının ustalığına bakarız. Yazarların politik angajmanlarından haberimiz yoktur. Olsa da bizi ilgilendirmez. Orhan Pamuk da çok büyük yazar olduğu için bu ödülü hak etti.

Ayrıca anlayamadığım çok önemli bir nokta var. Türkler bir yazarlarının ödüle layık olabileceğini niçin düşünemiyor. Çok yadırganacak bir durum. Sanki Türklerin Türk Dili ve edebiyatına geçer not vermemesi gibi bir şey. Oysa Türkler politik önyargılardan arınıp sadece edebi temelde Nobel Ödülü kazanmış bir yazarları olduğuna inanıp gurur duymalılar.

Kuşkuyla karşılanan, huzursuzluk yaratan bazı olaylar yüzünden Türkler bazen aşırı reaksiyonlar gösterebiliyor. Örneğin, Orhan Pamuk’a niçin ödül verildiğini şu şiirsel tek cümleyle açıkladınız: “Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbirleriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan Orhan Pamuk’a verilmiştir.” Bu ifadenin siyasi olduğu yorumları yapılıyor.
Fantezinin sınırı yok. O ifadede ‘örülmesi’ - “kaynaşması” sözcüklerine niçin dikkat edilmiyor. Bu çok önemli. Pamuk’un romanlarında söylemek istediği şu. İki kültür, Türk kültürü ve Avrupa kültürü bu kadar uzun süre birarada yaşamışlarsa artık onlar birbirinden ayrılamaz. Yani görünen çatışma ama gerçek olan kaynaşma. Benim için bu anlamı taşıyor. Nedense kimse geçmişi hatırlamak istemiyor. Bugün Avrupa tarihini anlamak için Osmanlı tarihini bilmek gerekiyor. Pamuk burada da katkıda bulunuyor. Bizleri hafıza kaybından kurtarıyor. Bizi uyandırıyor. Geçmişteki bağlarımızı anlatıyor.


VS Naipaul’a ödül verdiğinizde de dünyadaki politik dengeleri dikkate aldığınız yorumları yapılmıştı. İkiz kulelere saldırıdan sonra şeriat isteyen İslamcı terör dünyanın en önemli sorunu olarak gündeme oturmuştu. Aynı zamanda da İslam’da reform gerektiği görüşleri seslendirilmeye başlamıştı. VS Naipaul da İslam’da reform gerektiği tezlerine destek gösterilecek bir yazardı. Akademi bu ödülden sonra da İslam karşıtı bir yazarı ödüllendirdi diye eleştirilmişti.
Bunlar boş laflar. Naipaul’un İslamcı karşıtı olduğunu söyleyebilmek için sadece ‘Beyond Belief’ten hareket edebilirsin. Daha önce de söylediğim gibi politik yorum yapmak kolay. Oysa edebi açıdan akıllı bir yorum yapabilmek için eserleri okumuş derinine inip incelemiş olman gerekir. Ama politik bir yorumu hangi enayi olsa yapar. Naipaul çok uzun zamandır, 1980’lerin başından beri aday listesindeki bir yazardı. Bir süre kayboldu sonra tekrar gündeme geldi.

Umarım bu açıklamalarınızdan sonra akademinin politik tercihler yaptığını söyleyenlerin yüreği ferahlar. Haksız ve saçma bulduğunuz eleştiri konularını bırakıp hakkında konuşmaktan mutlu olduğunuz Orhan Pamuk’a dönelim. Batı romanını alıp geliştirdi diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Hayran olduğum, büyük bir usta hakkında konuşmaktan tabii mutlu oluyorum. Orhan Pamuk, batı romanını kaçırıp Sufizmle, bizim bilmediğimiz Fars, Arap anlatı geleneği ve Türk gelenekleriyle geliştirdi. Orhan Pamuk’un ustalıkla geliştirip bize sunduğu bu yepyeni anlayışla üretilmiş eserlerinde yazılanlar hem bize yakın hem yabancı. Özellikle Kara Kitap. Bu kitap bence bir başyapıt. Okurken “işte tam biz” derken birden o “biz” yabancı oluveriyor. Tam bir labirent gibi.

Roman karakterleri batı romanındaki karakterlerden farklı. Çift yönlü kişiliğe sahip roman kahramanları Orhan Pamuk’un eseri. Bu yaratıcılığıyla kendinden önceki ve çağdaşı yazarları aşan bir ustalık gösteriyor. Roman karakterleriyle, Pamuk’un bu karakterleri anlatmasını, karakterlerin konuşmalarını ve olaylar örgüsünü düşünün, karşınıza diyalektik bir resim çıkacaktır. Bu yaratıcılıktır, büyük ustalıktır. Orhan Pamuk daha maceraperest. Eserleri batılı büyük modernistlerin eserlerinden daha modern daha fazla labirentlerle dolu. Orhan Pamuk, Proust’tan daha Proust, Joyce’tan daha Joyce, Dostoyevski’den daha Dostoyevski. Çok ilginç. Bakalım bu usta bundan sonra batı formunu daha nasıl geliştirecek. Bizlere ne lezzetler sunacak…

Orhan Pamuk’un labirentlerinde dolaşmış eserlerini sindirmiş biri olarak tahminde bulunamaz mısınız…
Bunu düşünmek bile keyif veriyor. Gazetelerde ‘Masumiyet Müzesi’ adındaki eserini bitirmekte olduğunu okudum. Konusu İstanbul’da geçen bir aşk hikayesiymiş. İstanbul’da Aşk. Gene ilginç bir konu bulmuş. Bu konudaki tahminimi ilk kez sesli olarak size yapıyorum. Bu romanın kıskançlık temeli üzerine kurulacağından eminim diyebilirim. Bu bir tahmin tabii. Ama Orhan Pamuk’u eserlerinden tanıdığımı sanıyorum. Hangi konuyu işlerse işlesin derinde kıskançlık, her şeye yön veren gene de kıskançlık. Şimdi bu tahminde bulunduktan sonra beklemek bile başlı başına bir heyecan haline geldi.

Orhan Pamuk’un zor okunduğunu söyleyenler de var. Siz ise Orhan Pamuk okumak başlı başına bir keyif diyorsunuz…
Nobel adayı yazarların kitaplarıyla içli dışlı olmaya başladığınız zaman ilginiz günden güne artıyor. Bütün yazarlar için aynı şeyi söyleyemem. Örneğin Elfriede Jelinek okumak o kadar kolay değil. Oldukça zor. Orijinal dilinden okumak gerekiyor. Ama Pamuk’ta öyle olmadı. Onu okurken çocukluğumun okuma heyecanını tekrar yaşadım. Sanki bir çocuğun Peter Pan okurken duyduğu keyfi duydum. Okunmasına doyulmayan eserleri var. Bir kitabın okumasının keyifli olup olmadığını şöyle değerlendirmek mümkün. Kitabın sonuna geldiğiniz zaman ‘yahu niçin daha yüz sayfa uzamıyor’ diye hayıflanıyorsunuz o eserin edebiyat kalitesi olarak tam not aldığını söyleyebilirsiniz. Tabii basit macera romanlarından söz etmiyorum.
Ben, Orhan Pamuk’un kitaplarının sonuna geldiğimde hep ‘Yazık bitti, biraz daha uzatamaz mıydı” diye düşündüm.

Orhan Pamuk kaç yıldır aday listesinde kaldı?
Artık ödülü kazanmış olduğundan birkaç yıldır aday listesinde olduğunu söyleyebilirim. Ama detaylar konusunda 50 yıllık gizlilik kuralı geçerlidir.

Aday listelerinde başka Türk yazarı yer aldı mı?
Bu da gizlilik kuralı kapsamına giriyor. İsim sormayın ama listelerde daha önce Türk yazarı bulunmuş olduğunu varsayın.

Orhan Pamuk’un Nobel ödülünü kazanmış olması sizce dünyada Türk edebiyatına ilginin artmasına yol açacak mıdır?
Geçmiş yıllardaki örnekler gösteriyor ki Nobel kazanan yazarın dilindeki edebiyata ve yazarlara ilgi artmakta. Mısır ve Japon edebiyatına Nobel ödüllerinden sonra ilginin arttığını başka yazarların da batı dillerine çevrildiğini biliyoruz. Türk Edebiyatı için de aynı gelişmenin olacağından eminim.


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları