Haftanın kitapları - Ekim 2006/3
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Ekim 2006/3
‘Yazılı Kaya’, ‘Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonya’ya Yolculuk’, ‘Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları’, ‘Silinmeyen’ ve ‘Sarinagara’ bu hafta için seçtiğimiz kitaplar.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 02:22 TSİ 21 Ekim 2006 Cumartesi

İSTANBUL - “Japonya konusunda daima yanılgıya düşeriz; aydınlatılması gereken bir Japon sırrı olduğu için değil, böyle bir sır kesinlikle var olmadığı için düşülür yanılgıya.” [Philippe Forest]



SİLİNMEYEN
Karin Slaughter

Karin Slaughter, geçmişte ve günümüzde yaşanan iki ayrı polisiye olayı başarıyla birbirine bağladığı farklı bir gerilim romanı ile çıkıyor karşımıza: ‘Silinmeyen’.

‘Büyü Gibi’ isimli derleme öykü kitabı ile tanıdığımız yazar, bu kez, etkileyici bir kurgu roman olan ‘Silinmeyen’i okurunun beğenisine sunuyor.

Okur, romanda geçmiş ve bugün arasında gidip gelirken pek çok farklı karakterle tanışıyor; teşkilata yeni katılmış bir polis olan Lena Adams, Jeffrey’nin, saldırganların kimliklerini belirlemek için bulmacanın parçalarını birleştirmesi gereken yardımcısı Frank Wallace, sevimsiz alkolik annesi, birkaç karanlık sırra sahip çocukluk arkadaşı Robert ve lise aşkı Nell.

Slaughter sanki tüm bu karakterleri bir mutfak karıştırıcısının içine atmaktan zevk alıyor, hem fiziksel hem de duygusal olarak yapıyor bunu. Hemen hemen hepsi duygusal anlamda yaralı, Jeffrey’nin alkolik bir anneyle suç makinesi bir babanın evinden çıkmasından tutun da Sara’nın vahşi bir cinsel saldırı nedeniyle kırılgan bir hale bürünmüş ruhuna ve Lena’nın fiziksel şiddet uygulayan adamlara olan özel ilgisine kadar.

Herkesin bir şekilde bir ruhsal yarasının olması, ve her birimizin aslen diğer insanlardan ya da kendimizden bir sır sakladığı gerçeği, Slaughter’ın her zaman kullandığı temalardan biri.

Bu karakterler Raymond Chandler’ın, bir dedektif hikayesinde, başkarakterin, suçun kol gezdiği sokaklarda en iyi adam olması gerektiği yönündeki tavsiyesini hatırlatıyor. Slaughter’da ise, evet, belki duygusal anlamda çok tutarlılar ama iş bu kadarla kalmıyor.

Duygusal ve fiziksel şiddet
Slaughter’ın karakterleri roman boyunca pek çok duygusal ve fiziksel işkenceyi göze almak durumunda: Almayanlar hayatta kalamıyor. Ve Karin Slaughter’ın Thomas Harris’le karşılaştırılmasının tesadüf olmadığı bir kez daha ortaya çıkıyor: karakterleri şiddete hiç de yabancı değil, üstelik bu şiddet doğrudan onlara yönelik ve çoğunlukla dehşetengiz.

Örneğin küçük bir çocuk saldırganlardan kaçarken serseri bir kurşun ayağını uçuruyor:
“Ron, ayağından arta kalan kanlı peltenin yardımıyla zar zor ayağa kalktı, yürüyüp ilerledi.”

Lena ve bir diğer kadın rehinelere tıbbi yardım getirdiklerinde, ön kapıyı açınca kötü bir sürprizle karşılaşıyor; ayaklarının dibine bir ceset düşüyor:
“Dedektifin kafasından geri kalanlar beton zemine çarptığında bir şaplama sesi çıkardı; beyin ve kan parçaları kaldırıma saçıldı. Kafanın çoğu gitmişti; sol göz, uyduruk bir cadılar bayramı maskesindeki gibi, bir sinirin ucunda sallanıyordu. Alt çenesi parçalanmıştı; ağzın içindeki her şey, dişler, sarkan dil ve hepsini bir arada tutan kas ve tendonlar, hepsi görülebiliyordu.”

Roman, insanı kıskıvrak yakalayan ve heyecanı hep en üst düzeyde tutan bir havaya sahip. Slaughter’ın diyalogları gerçekçi, karakterleri inandırıcı ve sonunda yaşananlar, karakterler için kesinlikle bir yıkım. İki ayrı hikayeyi ustaca ele alışı ve başka karakterlerin ağzından anlatışı gerilimin ve şüphenin dozunu artırıyor.

Sonuç olarak, ‘Silinmeyen’, sadece iyi bir polisiye-gerilim romanı değil, aynı zamanda etrafımızdaki pek çok kırık dökük hayatın da ilginç bir incelemesi.

Silinmeyen
İthaki Yayınları, 439 sf.
Çeviren: Algan Sezgintüredi
Tür: Roman



SARİNAGARA
Philippe Forest

“Japonya konusunda daima yanılgıya düşeriz; aydınlatılması gereken bir Japon sırrı olduğu için değil, böyle bir sır kesinlikle var olmadığı için düşülür yanılgıya.”

Fransız yazar Philippe Forest üç Japon sanatçının hikâyesini anlatıyor. Ama ‘Sarinagara’ biyografik bir anlatıdan çok, şiirsel bir üslupla kaleme alınmış sorgulayıcı ve zengin bir edebi metin.

Üç önemli Japon sanatçı bağlamında Japon şiirinin, romanının tarihini, Japonya’da fotoğrafçılığın doğuşunu, Nagasaki’yi, Kobe depremini anlatırken, yazar Japonya’yı bir başka gözle görmemizi sağlıyor ve hayata dair sorularla karşı karşıya bırakıyor okuru.

“Hayatta kalmak, bir imtihan ve muammadır.”


Şair Kobayaşi İssa’nın Hikâyesi
“hayat kısa, arzu sonsuzdur”
Yazmak, gecenin içinde hiç kimseye bir işaret bırakma tarzıdır sadece, İssa bunu bilir:
güneş batarken -bir duvarın üzerine senin için yazıyorum-
ben buradaydım

Romancı Natsume Soseki’nin Hikâyesi
“Tertemiz bir gömleği lekeleyen mürekkep damlasıydım.”
İlk kez, Asyalı bir yazar bakışını Avrupa’ya çevirir ve kendisiyle birlikte modern dünyanın da adım atmakta olduğu bu başıboş çağı irdeler.
“Dünyada hiçbir şey düzelmiyor sanki! Bir kez başımıza gelen, bir daha yakamızı bırakmıyor. Her seferinde şekli değişiyor sadece ve hiç kimse bunun farkına varmıyor, ne biz ne de başkaları.”

Fotoğrafçı Yosuke Yamahata’nın Hikâyesi
“Görüntüler nereden gelir?”
Hiçliğin uzun gecesi ezelden beri insanların üzerine uzanmıştır ve karanlık, bazı yerlere özellikle büyük bir ağırlıkla çöker. Hiroşima ile Nagasaki’de de böyle olmuştur. Yosuke Yamahata’nın fotoğrafları böyle bir gecenin meyveleridir; (...) ölüm çevresindeki her şeyi talan ettiğinde bile hayatın var olduğunu hatırlatan uysal şekiller, kaçak hayaletlerdir onlar.

Sarinagara
Kanat Kitap, 256 sayfa
Çeviren: Hakan Tansel



YAZILI KAYA
Nursel Duruel

Boğaların, tokluların, develerin, savaş arabalarının, okların karmakarışık olduğu kızıl uğultulu geçitlerde dev gölgeler oynaştı. Ormanlar yandı, yangınlar söndürüldü. Köyler yıkıldı, köyler kuruldu. Köprüler çöktü, yollar yapıldı. Sular akıtıldı, tarlalar ekildi. Talanlar oldu. Anıtlar dikildi. Taş bedenli tıknaz tanrıların gazabı sikkelerin gazabına karıştı. Horozların ibiğinden kan damladı.

‘Geyikler, Annem ve Almanya’ ve ‘Yazılı Kaya’ ile çağdaş öykücülüğümüzün ustaları arasında yer alıyor Nursel Duruel.

‘Yazılı Kaya’, insanımıza özgü geleneksel davranış ve simgelerin temel alınmasıyla kurulmuş öykülerden oluşuyor.

Duruel, anlatımıyla, kurgulama biçimiyle şiire yaklaşan ölümsüz öyküler yaratmış. Yeniden, topluca okunması gerekiyor.

Yazılı Kaya
Can Yayınları, 87 sf.
Türk Yazarları



GİZEMLİ BUZULLAR KITASI ANTARKTİKA VE PATAGONYA’YA YOLCULUK
Gülten Dayıoğlu

Gülten Dayıoğlu bir yandan dünyayı geziyor, bir yandan da gezi izlenimlerini okurları ile paylaşıyor. Gezgin Gülten Dayıoğlu bu kez okurlarını gizemli buzullar ülkesi Antarktika’ya götürüyor.

‘Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonya’ya Yolculuk’, Gülten Dayıoğlu’nun 11. gezi kitabı. En son Güney Pasifik Adaları’nın çileli ve duygusal yerlileri ile okurlarını tanıştıran Dayıoğlu, bu kez, Güney Kutbu’na doğru yol alıyor.

Amansız fırtınaların, ozon deliğinden akıp gelen zehir yüklü ışınımların hüküm sürdüğü gizemli buzullar kıtası Antarktika, yaklaşık 14 milyon metre kare yüzölçümüne sahip. Antarktika’da diğer kıtalarda olduğu gibi sınırlar da bulunmuyor.

Antarktika’dan bilgiler
Kıta yüzeyinin % 99’u buzullarla kaplı. Kıtanın ortalarında 4884 metre yüksekliğinde, buzul katmanlarından oluşan bir dağ bulunuyor. Antarktika’daki buzullar, tüm dünyadaki buz kitlesinin % 99’unu oluşturuyor. Kıtayı örten buz katmanları öylesine kalın ve ağır ki! Buzul kitlelerinin altında bulunan ana kara, bu ağırlık nedeniyle yer yer deniz yüzeyinin altına çökmüş durumda. Görkemli duruşlarıyla insanı büyüleyen bu buzullar, dünyadaki tatlı su kaynaklarının % 70’ini oluşturuyor.

Bilimciler, buradaki buz katmanlarının erimesi durumunda, okyanusların su seviyesinde büyük bir yükselme (60-70 metre) olacağı belirtiliyor. Her ne kadar bu kıtada ülkeler ve uluslar olmasa da uluslararası telefon kodu var: + 672.
“Yine bize yol göründü,” diyor Gülten Dayıoğlu söz gezilerden açıldığında. “Bu kez, gizemli buzullar kıtası Antarktika’ya ve Patagonya’ya gidiyoruz. Antarktika’yı gezerken, birçok kez kamçı yemiş gibi sarsıldım… Gördüklerim, duyduklarım bazen gökkuşağının ışıltılı renkleriyle, bazen de kasırga sertliğiyle varlığımı kuşattı. Şimdi sizlere, bu göz kamaştırıcı geziyi en başından; acı, tatlı, gülünç ve yer yer ürkütücü yönleriyle anlatmaya başlıyorum…”

Gülten Dayıoğlu’nun Altın Kitaplar’dan yayımlanan gezi kitapları:
Efsaneler Ülkesi Çin’e Yolculuk
Bambaşka Bir Ülke Amerika’ya Yolculuk
Kangurular Ülkesi Avustralya’ya Yolculuk
Kafdağı’nın Ardına Yolculuk
Güney Pasifik Adaları’na Yolculuk
Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonya’ya Yolculuk

Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonya’ya Yolculuk
Altın Kitaplar, 304 sf.



AŞKI BULMANIN VE KORUMANIN YOLLARI
Kürşat Başar

2000’de Can Yayınları’ndan çıkan yapıt şimdi de Everest tarafından okura sunuluyor.

Eve dönüyorum, gece başlıyor, bir dostum arıyor, bir yerlere gitmeyi öneriyor, ona, içimdeki boşluktan söz etmiyorum. Yine de “Senin neyin mutlu edeceğini biliyor musun?” diye soruyor. Tabii bilmiyorum!

Masanın üstünde bir dergi duruyor, bir sigara yakıyorum, kapağında büyük, renkli başlıklar var, ‘Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları’, bunları okuyarak öğrenebilir miydik? Şimdi birlikte geçirdiğimiz birkaç yılın ayrıntılarıyla dolu bu evde sabaha karşı oturmak istemiyorum, o ayrıntıları, küçük bir çocuğu yaşamımdan tümüyle çıkartmak istiyorum, unutmak, eğer imkansız değilse...

Kürşat Başar, üzerine çok konuşulmuş bu romanında, gerek roman tekniğindeki farklılıkla, gerek anlatımındaki yenileşmeyle farklı bir boyuta geçiyor. Ama kendi yarattığı o duyarlı, ayrıntılı, derin dünyayı ve kendine özgü üslubunu yine koruyor.

‘Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları’, farklı kişiler ve farklı anlatımlarla yaşadığımız aşkları anlatırken bir yandan da günümüz dünyasına, ilginç saptamalarla, romanın adı gibi ince bir ironiyle yaklaşıyor.

Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları
Everest Yayınları, 250 sf.
Tür: Roman


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

saliha dumlupınar  - İzmir
07 Ekim 2007, Pazar 08:20  
ya neden   yurdumu özledim adlı kitabın özeti ve bilgileri yok yyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyaaa aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa aaa düşük not alırsanm yandımmmmmmmmmmm

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları