İSTANBUL - Japonya konusunda daima yanılgıya düşeriz; aydınlatılması gereken bir Japon sırrı olduğu için değil, böyle bir sır kesinlikle var olmadığı için düşülür yanılgıya. [Philippe Forest]
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
 | |
SİLİNMEYEN Karin Slaughter
Karin Slaughter, geçmişte ve günümüzde yaşanan iki ayrı polisiye olayı başarıyla birbirine bağladığı farklı bir gerilim romanı ile çıkıyor karşımıza: Silinmeyen.
Büyü Gibi isimli derleme öykü kitabı ile tanıdığımız yazar, bu kez, etkileyici bir kurgu roman olan Silinmeyeni okurunun beğenisine sunuyor.
Okur, romanda geçmiş ve bugün arasında gidip gelirken pek çok farklı karakterle tanışıyor; teşkilata yeni katılmış bir polis olan Lena Adams, Jeffreynin, saldırganların kimliklerini belirlemek için bulmacanın parçalarını birleştirmesi gereken yardımcısı Frank Wallace, sevimsiz alkolik annesi, birkaç karanlık sırra sahip çocukluk arkadaşı Robert ve lise aşkı Nell.
Slaughter sanki tüm bu karakterleri bir mutfak karıştırıcısının içine atmaktan zevk alıyor, hem fiziksel hem de duygusal olarak yapıyor bunu. Hemen hemen hepsi duygusal anlamda yaralı, Jeffreynin alkolik bir anneyle suç makinesi bir babanın evinden çıkmasından tutun da Saranın vahşi bir cinsel saldırı nedeniyle kırılgan bir hale bürünmüş ruhuna ve Lenanın fiziksel şiddet uygulayan adamlara olan özel ilgisine kadar.
Herkesin bir şekilde bir ruhsal yarasının olması, ve her birimizin aslen diğer insanlardan ya da kendimizden bir sır sakladığı gerçeği, Slaughterın her zaman kullandığı temalardan biri.
Bu karakterler Raymond Chandlerın, bir dedektif hikayesinde, başkarakterin, suçun kol gezdiği sokaklarda en iyi adam olması gerektiği yönündeki tavsiyesini hatırlatıyor. Slaughterda ise, evet, belki duygusal anlamda çok tutarlılar ama iş bu kadarla kalmıyor.
Duygusal ve fiziksel şiddet Slaughterın karakterleri roman boyunca pek çok duygusal ve fiziksel işkenceyi göze almak durumunda: Almayanlar hayatta kalamıyor. Ve Karin Slaughterın Thomas Harrisle karşılaştırılmasının tesadüf olmadığı bir kez daha ortaya çıkıyor: karakterleri şiddete hiç de yabancı değil, üstelik bu şiddet doğrudan onlara yönelik ve çoğunlukla dehşetengiz.
Örneğin küçük bir çocuk saldırganlardan kaçarken serseri bir kurşun ayağını uçuruyor: Ron, ayağından arta kalan kanlı peltenin yardımıyla zar zor ayağa kalktı, yürüyüp ilerledi.
Lena ve bir diğer kadın rehinelere tıbbi yardım getirdiklerinde, ön kapıyı açınca kötü bir sürprizle karşılaşıyor; ayaklarının dibine bir ceset düşüyor: Dedektifin kafasından geri kalanlar beton zemine çarptığında bir şaplama sesi çıkardı; beyin ve kan parçaları kaldırıma saçıldı. Kafanın çoğu gitmişti; sol göz, uyduruk bir cadılar bayramı maskesindeki gibi, bir sinirin ucunda sallanıyordu. Alt çenesi parçalanmıştı; ağzın içindeki her şey, dişler, sarkan dil ve hepsini bir arada tutan kas ve tendonlar, hepsi görülebiliyordu.
Roman, insanı kıskıvrak yakalayan ve heyecanı hep en üst düzeyde tutan bir havaya sahip. Slaughterın diyalogları gerçekçi, karakterleri inandırıcı ve sonunda yaşananlar, karakterler için kesinlikle bir yıkım. İki ayrı hikayeyi ustaca ele alışı ve başka karakterlerin ağzından anlatışı gerilimin ve şüphenin dozunu artırıyor.
Sonuç olarak, Silinmeyen, sadece iyi bir polisiye-gerilim romanı değil, aynı zamanda etrafımızdaki pek çok kırık dökük hayatın da ilginç bir incelemesi.
Silinmeyen İthaki Yayınları, 439 sf. Çeviren: Algan Sezgintüredi Tür: Roman
 | |
SARİNAGARA Philippe Forest
Japonya konusunda daima yanılgıya düşeriz; aydınlatılması gereken bir Japon sırrı olduğu için değil, böyle bir sır kesinlikle var olmadığı için düşülür yanılgıya.
Fransız yazar Philippe Forest üç Japon sanatçının hikâyesini anlatıyor. Ama Sarinagara biyografik bir anlatıdan çok, şiirsel bir üslupla kaleme alınmış sorgulayıcı ve zengin bir edebi metin.
Üç önemli Japon sanatçı bağlamında Japon şiirinin, romanının tarihini, Japonyada fotoğrafçılığın doğuşunu, Nagasakiyi, Kobe depremini anlatırken, yazar Japonyayı bir başka gözle görmemizi sağlıyor ve hayata dair sorularla karşı karşıya bırakıyor okuru.
Hayatta kalmak, bir imtihan ve muammadır.
Şair Kobayaşi İssanın Hikâyesi hayat kısa, arzu sonsuzdur Yazmak, gecenin içinde hiç kimseye bir işaret bırakma tarzıdır sadece, İssa bunu bilir: güneş batarken -bir duvarın üzerine senin için yazıyorum- ben buradaydım
Romancı Natsume Sosekinin Hikâyesi Tertemiz bir gömleği lekeleyen mürekkep damlasıydım. İlk kez, Asyalı bir yazar bakışını Avrupaya çevirir ve kendisiyle birlikte modern dünyanın da adım atmakta olduğu bu başıboş çağı irdeler. Dünyada hiçbir şey düzelmiyor sanki! Bir kez başımıza gelen, bir daha yakamızı bırakmıyor. Her seferinde şekli değişiyor sadece ve hiç kimse bunun farkına varmıyor, ne biz ne de başkaları.
Fotoğrafçı Yosuke Yamahatanın Hikâyesi Görüntüler nereden gelir? Hiçliğin uzun gecesi ezelden beri insanların üzerine uzanmıştır ve karanlık, bazı yerlere özellikle büyük bir ağırlıkla çöker. Hiroşima ile Nagasakide de böyle olmuştur. Yosuke Yamahatanın fotoğrafları böyle bir gecenin meyveleridir; (...) ölüm çevresindeki her şeyi talan ettiğinde bile hayatın var olduğunu hatırlatan uysal şekiller, kaçak hayaletlerdir onlar.
Sarinagara Kanat Kitap, 256 sayfa Çeviren: Hakan Tansel
 | |
YAZILI KAYA Nursel Duruel
Boğaların, tokluların, develerin, savaş arabalarının, okların karmakarışık olduğu kızıl uğultulu geçitlerde dev gölgeler oynaştı. Ormanlar yandı, yangınlar söndürüldü. Köyler yıkıldı, köyler kuruldu. Köprüler çöktü, yollar yapıldı. Sular akıtıldı, tarlalar ekildi. Talanlar oldu. Anıtlar dikildi. Taş bedenli tıknaz tanrıların gazabı sikkelerin gazabına karıştı. Horozların ibiğinden kan damladı.
Geyikler, Annem ve Almanya ve Yazılı Kaya ile çağdaş öykücülüğümüzün ustaları arasında yer alıyor Nursel Duruel.
Yazılı Kaya, insanımıza özgü geleneksel davranış ve simgelerin temel alınmasıyla kurulmuş öykülerden oluşuyor.
Duruel, anlatımıyla, kurgulama biçimiyle şiire yaklaşan ölümsüz öyküler yaratmış. Yeniden, topluca okunması gerekiyor.
Yazılı Kaya Can Yayınları, 87 sf. Türk Yazarları
 | |
GİZEMLİ BUZULLAR KITASI ANTARKTİKA VE PATAGONYAYA YOLCULUK Gülten Dayıoğlu
Gülten Dayıoğlu bir yandan dünyayı geziyor, bir yandan da gezi izlenimlerini okurları ile paylaşıyor. Gezgin Gülten Dayıoğlu bu kez okurlarını gizemli buzullar ülkesi Antarktikaya götürüyor.
Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonyaya Yolculuk, Gülten Dayıoğlunun 11. gezi kitabı. En son Güney Pasifik Adalarının çileli ve duygusal yerlileri ile okurlarını tanıştıran Dayıoğlu, bu kez, Güney Kutbuna doğru yol alıyor.
Amansız fırtınaların, ozon deliğinden akıp gelen zehir yüklü ışınımların hüküm sürdüğü gizemli buzullar kıtası Antarktika, yaklaşık 14 milyon metre kare yüzölçümüne sahip. Antarktikada diğer kıtalarda olduğu gibi sınırlar da bulunmuyor.
Antarktikadan bilgiler Kıta yüzeyinin % 99u buzullarla kaplı. Kıtanın ortalarında 4884 metre yüksekliğinde, buzul katmanlarından oluşan bir dağ bulunuyor. Antarktikadaki buzullar, tüm dünyadaki buz kitlesinin % 99unu oluşturuyor. Kıtayı örten buz katmanları öylesine kalın ve ağır ki! Buzul kitlelerinin altında bulunan ana kara, bu ağırlık nedeniyle yer yer deniz yüzeyinin altına çökmüş durumda. Görkemli duruşlarıyla insanı büyüleyen bu buzullar, dünyadaki tatlı su kaynaklarının % 70ini oluşturuyor.
Bilimciler, buradaki buz katmanlarının erimesi durumunda, okyanusların su seviyesinde büyük bir yükselme (60-70 metre) olacağı belirtiliyor. Her ne kadar bu kıtada ülkeler ve uluslar olmasa da uluslararası telefon kodu var: + 672. Yine bize yol göründü, diyor Gülten Dayıoğlu söz gezilerden açıldığında. Bu kez, gizemli buzullar kıtası Antarktikaya ve Patagonyaya gidiyoruz. Antarktikayı gezerken, birçok kez kamçı yemiş gibi sarsıldım
Gördüklerim, duyduklarım bazen gökkuşağının ışıltılı renkleriyle, bazen de kasırga sertliğiyle varlığımı kuşattı. Şimdi sizlere, bu göz kamaştırıcı geziyi en başından; acı, tatlı, gülünç ve yer yer ürkütücü yönleriyle anlatmaya başlıyorum
Gülten Dayıoğlunun Altın Kitaplardan yayımlanan gezi kitapları: Efsaneler Ülkesi Çine Yolculuk Bambaşka Bir Ülke Amerikaya Yolculuk Kangurular Ülkesi Avustralyaya Yolculuk Kafdağının Ardına Yolculuk Güney Pasifik Adalarına Yolculuk Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonyaya Yolculuk
Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonyaya Yolculuk Altın Kitaplar, 304 sf.
 | |
AŞKI BULMANIN VE KORUMANIN YOLLARI Kürşat Başar
2000de Can Yayınlarından çıkan yapıt şimdi de Everest tarafından okura sunuluyor.
Eve dönüyorum, gece başlıyor, bir dostum arıyor, bir yerlere gitmeyi öneriyor, ona, içimdeki boşluktan söz etmiyorum. Yine de Senin neyin mutlu edeceğini biliyor musun? diye soruyor. Tabii bilmiyorum!
Masanın üstünde bir dergi duruyor, bir sigara yakıyorum, kapağında büyük, renkli başlıklar var, Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları, bunları okuyarak öğrenebilir miydik? Şimdi birlikte geçirdiğimiz birkaç yılın ayrıntılarıyla dolu bu evde sabaha karşı oturmak istemiyorum, o ayrıntıları, küçük bir çocuğu yaşamımdan tümüyle çıkartmak istiyorum, unutmak, eğer imkansız değilse...
Kürşat Başar, üzerine çok konuşulmuş bu romanında, gerek roman tekniğindeki farklılıkla, gerek anlatımındaki yenileşmeyle farklı bir boyuta geçiyor. Ama kendi yarattığı o duyarlı, ayrıntılı, derin dünyayı ve kendine özgü üslubunu yine koruyor.
Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları, farklı kişiler ve farklı anlatımlarla yaşadığımız aşkları anlatırken bir yandan da günümüz dünyasına, ilginç saptamalarla, romanın adı gibi ince bir ironiyle yaklaşıyor.
Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları Everest Yayınları, 250 sf. Tür: Roman
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |