İSTANBUL - “Hava Toprak Su Ateş ne güzel bir oyuncak! Hâlâ içimdeki çocuğun bu oyuncağını bilim de felsefe de kıramamıştır. Büyümüş de küçülmüş gibi olmam bundan olmasın?” [Fazıl Hüsnü Dağlarca]
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
 | |
GÖKDELEN Tahsin Yücel
Gökdelen, her kitabıyla çok konuşulan, çok okunan değerli yazar Tahsin Yücelin yeni romanı.
17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı Can Tezcan, Türkiyenin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan, İstanbulu yalnızca gökdelenlerden oluşan, New Yorka benzeyen ama ondan daha güzel, daha modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Dikerin yasal sorunlarını çözmek için bir tasarım ortaya atar: yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır.
Yergi ustası Yücelin son romanı Gökdelen, Cihangirde gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından, adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.
Gökdelen Can Yayınları, 296 sf. Dizi: Türk Yazarları Tür: Roman
 | |
TAŞ DEVRİ Fazıl Hüsnü Dağlarca
Şair Fazıl Hüsnü Dağlarcanın Taş Devri adlı şiir kitabı, 61 yıl sonra, ikinci baskısıyla yeniden okur karşısında.
Ayrı bir toplam içinde yayınlanması düşünüldüğünden toplu yapıtlara girmeyen Taş Devri onca yıla direnen taptaze diliyle günümüz şiir severlerinin huzuruna bir Norgunk Yayıncılık kitabı olarak çıkıyor.
Türkçenin sınırlarını yıllardır yeni keşiflerle, buluşlarla hep şaşırtıcı uzaklıklara, sıcacık yakınlıklara taşıyan Dağlarca, kitabın girişinde bu yeni baskı üzerine Ahmet Soysal ile yaptığı söyleşide şöyle diyor: Hava Toprak Su Ateş ne güzel bir oyuncak! Hâlâ içimdeki çocuğun bu oyuncağını bilim de felsefe de kıramamıştır. Büyümüş de küçülmüş gibi olmam bundan olmasın?
Taş Devri Norgunk Yayınları, 60 sf. Yayına Hazırlayan: Ahmet Soysal Tür: Şiir
 | |
AMERİKA Franz Kafka
Amerika, Franz Kafkanın yazmaya başladığı ilk romandır. Fakat yazar, 1911 yılının sonundan 1914 yılına kadar aralıklarla üzerinde çalıştığı ve Der Verschollene (Kayıp Kişi) başlığını vermeyi düşündüğü romanını tamamlayamadı. Yalnızca Ateşçi başlıklı bölümü 1913 yılında ayrı bir öykü olarak yayımlayabildi. Franz Kafkanın ölümünden sonra ise Max Brod 1927 yılında bu roman fragmanını Amerika başlığıyla yayımladı.
Romanda, dönemin yaygın basmakalıp Amerika imgesinin tersine bir durum söz konusudur. Romanın kahramanı Karl Rossmann geldiği fırsatlar ülkesi Yeni Dünyada başarılı bir kariyere başlamak yerine sosyal anlamda sarsıcı bir iniş yaşar.
Kendisini baştan çıkartan bir hizmetçi kızdan gayri meşru çocuğu dünyaya geldiği için ebeveynleri tarafından evden kovularak Amerikadaki amcasının yanına gönderilen Karl, Okyanusu geçerek New Yorka ayak bastığında aslında bir anlamda vatansızdır artık.
İyi niyetli, gördüğü haksızlıklara karşı çıkmadan edemeyecek kadar gelişmiş bir adalet duygusuna sahip ve biraz da naif sayılabilecek on altı yaşındaki Karlın bu yeni ve soğuk dünyada kendine bir yer bulamayacağı, daha romanın başındaki New York Limanına giriş sahnesinde Özgürlük Anıtını gördüğünde belli olur: Heykelin elinde tuttuğu şey meşale değil, Karlın başına geleceklere işaret eden kılıçtır.
Şehirlerin, binaların, yolların, iletişim sistemlerinin, otellerin, tiyatroların, kısacası her şeyin Avrupadakilerle karşılaştırılamayacak denli büyük boyutlarda olduğu ve devasa bir makine gibi işleyen bu dünyada acımasız kapitalizm ve onun insanlar arası ilişkilere yansımaları da egemendir. Amerika, Kafka için bu anlamda modern toplumun bir metaforu durumundadır.
Avrupada tutunamayan Karlın buradaki tutunma çabalarının da kısa süre sora başarısızlığa uğrayacağı daha başından bellidir. Önce yanına yerleştiği zengin amcası onu tam anlaşılamayan bir nedenden dolayı reddeder ve onu ülkenin Batısına gönderir. Daha sonra Karl Occidental Otelde asansörcü olur. Bu otelin, arka planda kalan, anonim güçler tarafından yönlendirilen karma karmaşık ve anlaşılmaz yönetim yapısı da ona bu devasa iktidar mekanizması karşısındaki güçsüzlüğünü hissettirir. Buradan kovulduktan sonra kendini şarkıcı Bruneldanın evinde bulur. Zorla tutulduğu bu evden ve ona yine güçsüzlüğünü hissettiren bağımlılık ilişkisinden sonunda bir şekilde kurtulur ve bir tiyatroda iş başvurusunda bulunur. İş başvurusu sırasında adını Negro olarak vermesi de, dönemin Amerikasında zencilerin toplumsal dışlanmışlığı düşünüldüğünde, Karlın Avrupada olduğu gibi, Amerikada da zenci muamelesi gördüğünü ortaya çarpıcı biçimde koyar.
Bundan sonrası tamamlanmamış olan roman, Kafkanın diğer romanlarına göre daha kolay okunabilmekte, ama yine en onlar kadar ustaca yazılmış olduğunu belirtmek gerekir. Özellikle romana egemen olan derin melankoli ve Karl Rossmann büyük güçler karşısındaki çaresizliği, Kafkanın sonraki yapıtlarına işaret eder.
Amerika Can Yayınları, 258 sf. Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu Dizi: Modern Klasikler Özgün dili: Almanca
 | |
ROMANLARIN DÜNYASI - Yeryüzünün Dilleri - Şemsettin Ünlü
Masal, söylence, destan gibi anlatı türlerinin bir uzantısı olarak değerlendirilen romanların insan yaşamındaki yerini irdeliyor, Romanların Dünyası.
Gözümüzün önünden akıp giden yaşamın daha derinden kavranması için ipuçları veren; yaşamı ilk kez görüyormuşçasına sorular soran, var olan soruları türeten, çoğaltan romanlar...
Küçük Prensten Zorbaya, Hamletten Tanrılar Susamışlardıya uzanan, yazarın belleğinde yaşantıya benzer izlenimler bırakan, ucu bucağı olmayan bir dünyada - romanların dünyasında - okunmuşlar, anılar, anımsamalar arasında dostça bir gezi...
Romanların Dünyası Dünya Kitapları, 99 sf. Tür: İnceleme
==> Yeni kurulan bir yayınevi olan Yitik Ülkenin ilk kitapları:
 | |
FIRTINA GÜNLÜĞÜ Yaprak Öz
küçük bir güz yaprağı gibi sessiz kırmızı ipek kumaşı gecenin yırtılan ve akan mırıldanan ve saklanan
ikimiz birbirine dokunan, konuşan elmalar ve kurtçuklar elmalar ve kurtçuklar gibiyiz
kocaman bir göz çiçek dürbünü en derindeki kabuğa değerek yaşar
Fırtına Günlüğü Yitik Ülke Yayınları, 58 sayfa Tür: Şiir
GRİ HİKAYELER Göksel Bekmezci
kapmada başarılı kaçmada yaralı bir aç gibi uzanırken hayatın doludizgin damarlarına, seni özlemenin uzun bir cümle olduğu bu kısa satırda evet evet, mektubunu yeni açmış okuyucular için tekrar tekrar yazmak seni özleyebilmeyi kısaca defalarca bu satırda -ki ah bir bilsen ameliyatla aldıramadığım bu hissi, bu hissin ardında bıraktığı tanrısal sisi- ve aynı satırla kesip atmak yüzük parmaklarını tüm yeryüzünden.. kesip yanına bir de yanmış bir orman iliştirip resmi sevişmene paketleyip göndermek bir gece sana.. yolları tıkalı itfaiye araçlarınca..
Gri Hikayeler Yitik Ülke Yayınları, 117 sayfa Tür: Şiir
 | |
ASİT YA DA İKSİR Onur Behramoğlu
leş kokulu attarlar! taş yığınları! hepsi bu kadar yüzlere cilt bakım kremleri! ben, dünyanın aldırmadığı çocuk! yazmasam: suçceza karışığı yazsam: erken boşalan tecavüzcü hırçınlığı.
geri kalanı: www nokta orda kimse var mı nokta kom
tık. kum saati. gri.
ibreakrepyelkovan ben, mehil müddeti dolmuş!
Asit ya da İksir Yitik Ülke Yayınları, 70 sayfa Tür: Şiir
 | |
CUNDA ÖYKÜLERİ Derleyen: Kadir Aydemir
Cunda Adası, diğer adıyla Ali Bey Adası... Bu kitapta birbirinden farklı, ama oradan geçen, kimi zaman denize değen, kimi zaman boş sokaklarında gezinen Cunda öykülerini bir arada bulacaksınız.
Ada meraklıları ve deniz tutkunları için yepyeni bir yolculuk fırsatı... İşte; Alper Akçam, Bedirhan Toprak, Bilge Akay, Deniz Günal, Ertuğrul Söyler, Esra Esma Kutengin, Ferhat Uludere, Kadir Aydemir, Mehmet Ünver, Müge İplikçi, Özlem Sarak Amet, Rana Işıker, Sabri Kuşkonmaz, Savaş Çekiç, Sedef Özkan, Sinem Karhan, Ulus Fatih ve Yıldırım Boranın kaleminden, birbirinden farklı zamanlarıyla, farklı sularıyla düşlenmiş aynı ada: Cunda Adası...
Cunda Öyküleri Yitik Ülke Yayınları, 179 sayfa Tür: Öykü / derleme
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |