Haftanın kitapları - Ekim 2006/2
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Ekim 2006/2
Tahsin Yücel’in ‘Gökdelen’i, Dağlarca’nın ‘Taş Devri’, Can Yayınları’ndan Kafka’nın ‘Amerika’sı, Dünya Kitapları’ndan ‘Romanların Dünyası’, Yitik Ülke Yayınları’nın ilk kitapları bu haftanın yapıtları.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 02:21 TSİ 14 Ekim 2006 Cumartesi

İSTANBUL - “Hava Toprak Su Ateş ne güzel bir oyuncak! Hâlâ içimdeki çocuğun bu oyuncağını bilim de felsefe de kıramamıştır. Büyümüş de küçülmüş gibi olmam bundan olmasın?” [Fazıl Hüsnü Dağlarca]



GÖKDELEN
Tahsin Yücel

‘Gökdelen’, her kitabıyla çok konuşulan, çok okunan değerli yazar Tahsin Yücel’in yeni romanı.

17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı Can Tezcan, Türkiye’nin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan, İstanbul’u yalnızca gökdelenlerden oluşan, New York’a benzeyen ama ondan daha güzel, daha modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Diker’in yasal sorunlarını çözmek için bir tasarım ortaya atar: yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır.

Yergi ustası Yücel’in son romanı ‘Gökdelen’, Cihangir’de gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından, adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.

Gökdelen
Can Yayınları, 296 sf.
Dizi: Türk Yazarları
Tür: Roman



TAŞ DEVRİ
Fazıl Hüsnü Dağlarca

Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘Taş Devri’ adlı şiir kitabı, 61 yıl sonra, ikinci baskısıyla yeniden okur karşısında.

Ayrı bir toplam içinde yayınlanması düşünüldüğünden toplu yapıtlara girmeyen ‘Taş Devri’ onca yıla direnen taptaze diliyle günümüz şiir severlerinin huzuruna bir Norgunk Yayıncılık kitabı olarak çıkıyor.

Türkçe’nin sınırlarını yıllardır yeni keşiflerle, buluşlarla hep şaşırtıcı uzaklıklara, sıcacık yakınlıklara taşıyan Dağlarca, kitabın girişinde bu yeni baskı üzerine Ahmet Soysal ile yaptığı söyleşide şöyle diyor:
“Hava Toprak Su Ateş ne güzel bir oyuncak! Hâlâ içimdeki çocuğun bu oyuncağını bilim de felsefe de kıramamıştır. Büyümüş de küçülmüş gibi olmam bundan olmasın?”

Taş Devri
Norgunk Yayınları, 60 sf.
Yayına Hazırlayan: Ahmet Soysal
Tür: Şiir



AMERİKA
Franz Kafka

‘Amerika’, Franz Kafka’nın yazmaya başladığı ilk romandır. Fakat yazar, 1911 yılının sonundan 1914 yılına kadar aralıklarla üzerinde çalıştığı ve Der Verschollene (Kayıp Kişi) başlığını vermeyi düşündüğü romanını tamamlayamadı. Yalnızca ‘Ateşçi’ başlıklı bölümü 1913 yılında ayrı bir öykü olarak yayımlayabildi. Franz Kafka’nın ölümünden sonra ise Max Brod 1927 yılında bu roman fragmanını ‘Amerika’ başlığıyla yayımladı.

Romanda, dönemin yaygın basmakalıp Amerika imgesinin tersine bir durum söz konusudur. Romanın kahramanı Karl Rossmann geldiği fırsatlar ülkesi Yeni Dünya’da başarılı bir kariyere başlamak yerine sosyal anlamda sarsıcı bir iniş yaşar.

Kendisini baştan çıkartan bir hizmetçi kızdan gayri meşru çocuğu dünyaya geldiği için ebeveynleri tarafından evden kovularak Amerika’daki amcasının yanına gönderilen Karl, Okyanusu geçerek New York’a ayak bastığında aslında bir anlamda vatansızdır artık.

İyi niyetli, gördüğü haksızlıklara karşı çıkmadan edemeyecek kadar gelişmiş bir adalet duygusuna sahip ve biraz da naif sayılabilecek on altı yaşındaki Karl’ın bu yeni ve soğuk dünyada kendine bir yer bulamayacağı, daha romanın başındaki New York Limanı’na giriş sahnesinde Özgürlük Anıtı’nı gördüğünde belli olur: Heykelin elinde tuttuğu şey meşale değil, Karl’ın başına geleceklere işaret eden kılıçtır.

Şehirlerin, binaların, yolların, iletişim sistemlerinin, otellerin, tiyatroların, kısacası her şeyin Avrupa’dakilerle karşılaştırılamayacak denli büyük boyutlarda olduğu ve devasa bir makine gibi işleyen bu dünyada acımasız kapitalizm ve onun insanlar arası ilişkilere yansımaları da egemendir. Amerika, Kafka için bu anlamda modern toplumun bir metaforu durumundadır.

Avrupa’da tutunamayan Karl’ın buradaki tutunma çabalarının da kısa süre sora başarısızlığa uğrayacağı daha başından bellidir. Önce yanına yerleştiği zengin amcası onu tam anlaşılamayan bir nedenden dolayı reddeder ve onu ülkenin Batısı’na gönderir. Daha sonra Karl Occidental Otel’de asansörcü olur. Bu otelin, arka planda kalan, anonim güçler tarafından yönlendirilen karma karmaşık ve anlaşılmaz yönetim yapısı da ona bu devasa iktidar mekanizması karşısındaki güçsüzlüğünü hissettirir. Buradan kovulduktan sonra kendini şarkıcı Brunelda’nın evinde bulur. Zorla tutulduğu bu evden ve ona yine güçsüzlüğünü hissettiren bağımlılık ilişkisinden sonunda bir şekilde kurtulur ve bir tiyatroda iş başvurusunda bulunur. İş başvurusu sırasında adını “Negro” olarak vermesi de, dönemin Amerikası’nda zencilerin toplumsal dışlanmışlığı düşünüldüğünde, Karl’ın Avrupa’da olduğu gibi, Amerika’da da zenci muamelesi gördüğünü ortaya çarpıcı biçimde koyar.

Bundan sonrası tamamlanmamış olan roman, Kafka’nın diğer romanlarına göre daha kolay okunabilmekte, ama yine en onlar kadar ustaca yazılmış olduğunu belirtmek gerekir. Özellikle romana egemen olan derin melankoli ve Karl Rossmann büyük güçler karşısındaki çaresizliği, Kafka’nın sonraki yapıtlarına işaret eder.

Amerika
Can Yayınları, 258 sf.
Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu
Dizi: Modern Klasikler
Özgün dili: Almanca



ROMANLARIN DÜNYASI
- Yeryüzünün Dilleri -
Şemsettin Ünlü


Masal, söylence, destan gibi anlatı türlerinin bir uzantısı olarak değerlendirilen romanların insan yaşamındaki yerini irdeliyor, ‘Romanların Dünyası’.

Gözümüzün önünden akıp giden yaşamın daha derinden kavranması için ipuçları veren; yaşamı ilk kez görüyormuşçasına sorular soran, var olan soruları türeten, çoğaltan romanlar...

Küçük Prens’ten Zorba’ya, Hamlet’ten Tanrılar Susamışlardı’ya uzanan, yazarın belleğinde yaşantıya benzer izlenimler bırakan, ucu bucağı olmayan bir dünyada - romanların dünyasında - okunmuşlar, anılar, anımsamalar arasında dostça bir gezi...

Romanların Dünyası
Dünya Kitapları, 99 sf.
Tür: İnceleme



==> Yeni kurulan bir yayınevi olan Yitik Ülke’nin ilk kitapları:


FIRTINA GÜNLÜĞÜ
Yaprak Öz

küçük bir güz yaprağı gibi sessiz
kırmızı ipek kumaşı gecenin
yırtılan ve akan
mırıldanan ve saklanan

ikimiz
birbirine dokunan, konuşan
elmalar ve kurtçuklar
elmalar ve kurtçuklar gibiyiz

kocaman bir göz
çiçek dürbünü
en derindeki kabuğa değerek yaşar


Fırtına Günlüğü
Yitik Ülke Yayınları, 58 sayfa
Tür: Şiir



GRİ HİKAYELER
Göksel Bekmezci

kapmada başarılı kaçmada yaralı bir aç gibi
uzanırken hayatın doludizgin damarlarına,
seni özlemenin uzun bir cümle olduğu bu kısa satırda
evet evet, mektubunu yeni açmış okuyucular için
tekrar tekrar yazmak seni özleyebilmeyi kısaca defalarca bu satırda
-ki ah bir bilsen ameliyatla aldıramadığım bu hissi,
bu hissin ardında bıraktığı tanrısal sisi-
ve aynı satırla kesip atmak yüzük parmaklarını tüm yeryüzünden..
kesip yanına bir de yanmış bir orman iliştirip
resmi sevişmene paketleyip göndermek bir gece sana..
yolları tıkalı itfaiye araçlarınca..


Gri Hikayeler
Yitik Ülke Yayınları, 117 sayfa
Tür: Şiir



ASİT YA DA İKSİR
Onur Behramoğlu

leş kokulu attarlar! taş yığınları!
hepsi bu kadar yüzlere
cilt bakım kremleri!
ben, dünyanın aldırmadığı çocuk!
yazmasam: suçceza karışığı
yazsam: erken boşalan
tecavüzcü hırçınlığı.

geri kalanı:
www
nokta
orda kimse var mı
nokta
kom

tık.
kum saati.
gri.

ibreakrepyelkovan
ben, mehil müddeti dolmuş!


Asit ya da İksir
Yitik Ülke Yayınları, 70 sayfa
Tür: Şiir



CUNDA ÖYKÜLERİ
Derleyen: Kadir Aydemir

Cunda Adası, diğer adıyla Ali Bey Adası... Bu kitapta birbirinden farklı, ama oradan geçen, kimi zaman denize değen, kimi zaman boş sokaklarında gezinen Cunda öykülerini bir arada bulacaksınız.

Ada meraklıları ve deniz tutkunları için yepyeni bir yolculuk fırsatı... İşte; Alper Akçam, Bedirhan Toprak, Bilge Akay, Deniz Günal, Ertuğrul Söyler, Esra Esma Kutengin, Ferhat Uludere, Kadir Aydemir, Mehmet Ünver, Müge İplikçi, Özlem Sarak Amet, Rana Işıker, Sabri Kuşkonmaz, Savaş Çekiç, Sedef Özkan, Sinem Karhan, Ulus Fatih ve Yıldırım Boran’ın kaleminden, birbirinden farklı zamanlarıyla, farklı sularıyla düşlenmiş aynı ada: Cunda Adası...

Cunda Öyküleri
Yitik Ülke Yayınları, 179 sayfa
Tür: Öykü / derleme


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları