Umut Davası 13 yıldır sonuçsuz
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye
Umut Davası 13 yıldır sonuçsuz
Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü 24 Ocak 1993’ten bu yana 12 hükümet, 14 içişleri bakanı, 12 adalet bakanı, 4 DGM savcısı değişti. Avukat Ceyhan Mumcu, gerçekler ortaya çıkarılmadığı sürece daha çok hükümetin değişeceğini söylüyor.

YASEMİN ARPA
NTV-MSNBC
Güncelleme: 05:13 ET 30 Ekim 2006 Pazartesi

İSTANBUL - 24 Ocak 1993’te evinin önünde düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden Uğur Mumcu’nun cinayet soruşturmasına olayın başından itibaren Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı el koymuştu. Ancak dosya bir türlü tamamlanamamış ve 7 yıl gibi uzun bir sürecin sonunda 11 Temmuz 2000 tarihinde “Umut Davası” adıyla bir dava açılmıştı. Son olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen bozma kararının ardından 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama sürecinin devam etmesi bekleniyor. Uğur Mumcu’nun ağabeyi ve avukatı Ceyhan Mumcu, “Bu cinayeti işlettiren, finanse eden örgütleri ortaya çıkarmamız gerekiyor. Oysa bize ‘tetikçi ile yetinin’ diyorlar” diyor.


Davanın ne kadar süre içinde sonuçlanmasını bekliyorsunuz?
Bu davada Uğur Mumcu’nun arabasına bomba koyan bir sanık var; firari. O bulunacak ve yeniden yargılanacak. Ancak onu tefrik ettiler (ayırdılar). Önce İran’a kaçtı, İran’dan sonra da Almanya’ya geçtiği söylendi ama ciddi bir takibin olduğu konusunda kuşkuluyuz.

Gerçekler ve bütün olgular ortaya çıkarılmadığı için davanın kısa sürede sonuçlanmayacağını mı söylüyorsunuz?
Evet. Uğur Mumcu’nun öldürülmesini kim talep etti? Bu konu tamamen karanlıkta kaldı. Sanıklar emniyette ve emniyetten sonra da cezaevinde savcılığa mektuplar göndererek, “Pişmanlık yasasından yararlanmak istiyoruz, örgütle ilgili her şeyi mahkeme önünde anlatacağız. Bu hakkımızı saklı tutun” diye dilekçe gönderdiler. Mahkemenin birinci günü ise “Bu açıklamayı yapacağız ama avukat istiyoruz” dediler. Bu açıklamadan sonra Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Şebnem Korur Fincancı mahkemeye bir rapor gönderdi. Stres travması içinde oldukları için açıklamalarının resmi ve hukuki bir değeri olmayacağını açıkladı. Onlar da pişmanlık yasasından yararlanma isteklerinden vaçzgeçtiler ve bütün hazırlık ifadelerini reddettiler. O yapay bir şeydi. Eve dönüş yasası çıktıktan sonra da dediler ki, “Hayır, poliste işkence olmadı, biz her şeyi samimiyetle söyledik, dolayısıyla örgütümüzü anlatmış olduk, bundan yararlanmamız gerekir.” Mahkeme bu iddiayı İçişleri Bakanlığı’na sordu. Bakanlık, yasadan yararlanmamaları gerektiğini bildirdi. Buna rağmen mahkeme, onların eve dönüş yasasından faydalanmaları yönünde bir karar verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da, “İndirimden yararlanamazlar, karar bozulmalıdır” dedi. “Örgütümüzü bildirelim” diyen sanıklar birdenbire vazgeçip “Yattığımız cezaya razıyız” dediler. Bir takım ittifaklarla, dışarıdan müdahalelerle bundan vazgeçtiler. Yargıtay Ceza Kurulu’nun, bu konuyu yılbaşına kadar karara bağlayacağını umuyoruz.

Bu süreçte başka ne gibi itirazlarınız olacak?

Yargıtay bu sebeple bozarsa tekrar sanıklar aranacak ve bulunacak. Çünkü içeride sadece iki kişi kaldı. Onların bulunması zaman alacak. Yakalama çıkaracaklar, o çok uzayacak. Bir de en önemlisi arabaya bombayı yerleştiren kişi ne zaman bulunacak?

Dava bu kadar uzun sürmesine rağmen bitmiş olsa bile tamamlanmış olmayacak mı?

Kamuoyunun istekleri doğrultusunda cinayete azmettiren, “öldürün” diyen, finanse eden örgütleri ortaya çıkarmamız gerekiyor. “Tetikçi ile yetinin” gibi bir siyaseti var bu davanın.

Dava süreci bu kadar uzun olduğu zaman neredeyse faili meçhul cinayetlerdeki sonuçsuzlukla benzer bir duygu, kamuoyunun belleğinde bir belirsizlik oluşuyor.
Ankara Barosu’nun Başkanı “Uğur Mumcu ile Muammer Aksoy’un siyasi fikirlerini paylaşmıyoruz” diyor. Uğur Mumcu ile Muammer Aksoy’u tanıyanlar bile azalmış durumda. Oysa cenazede en çok öne çıkan kurum baroydu. Uğur Mumcu cinayeti çözülmedi, arkasından ne oldu? Ahmet Taner Kışlalı öldürülünce kamuoyu, “Sahi burada bu iş de vardı, ne oldu?” diye sordu.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları