İSTANBUL - 24 Ocak 1993te evinin önünde düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden Uğur Mumcunun cinayet soruşturmasına olayın başından itibaren Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı el koymuştu. Ancak dosya bir türlü tamamlanamamış ve 7 yıl gibi uzun bir sürecin sonunda 11 Temmuz 2000 tarihinde Umut Davası adıyla bir dava açılmıştı. Son olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bozma kararının ardından 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama sürecinin devam etmesi bekleniyor. Uğur Mumcunun ağabeyi ve avukatı Ceyhan Mumcu, Bu cinayeti işlettiren, finanse eden örgütleri ortaya çıkarmamız gerekiyor. Oysa bize tetikçi ile yetinin diyorlar diyor.
Davanın ne kadar süre içinde sonuçlanmasını bekliyorsunuz? Bu davada Uğur Mumcunun arabasına bomba koyan bir sanık var; firari. O bulunacak ve yeniden yargılanacak. Ancak onu tefrik ettiler (ayırdılar). Önce İrana kaçtı, İrandan sonra da Almanyaya geçtiği söylendi ama ciddi bir takibin olduğu konusunda kuşkuluyuz.
Gerçekler ve bütün olgular ortaya çıkarılmadığı için davanın kısa sürede sonuçlanmayacağını mı söylüyorsunuz? Evet. Uğur Mumcunun öldürülmesini kim talep etti? Bu konu tamamen karanlıkta kaldı. Sanıklar emniyette ve emniyetten sonra da cezaevinde savcılığa mektuplar göndererek, Pişmanlık yasasından yararlanmak istiyoruz, örgütle ilgili her şeyi mahkeme önünde anlatacağız. Bu hakkımızı saklı tutun diye dilekçe gönderdiler. Mahkemenin birinci günü ise Bu açıklamayı yapacağız ama avukat istiyoruz dediler. Bu açıklamadan sonra Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Şebnem Korur Fincancı mahkemeye bir rapor gönderdi. Stres travması içinde oldukları için açıklamalarının resmi ve hukuki bir değeri olmayacağını açıkladı. Onlar da pişmanlık yasasından yararlanma isteklerinden vaçzgeçtiler ve bütün hazırlık ifadelerini reddettiler. O yapay bir şeydi. Eve dönüş yasası çıktıktan sonra da dediler ki, Hayır, poliste işkence olmadı, biz her şeyi samimiyetle söyledik, dolayısıyla örgütümüzü anlatmış olduk, bundan yararlanmamız gerekir. Mahkeme bu iddiayı İçişleri Bakanlığına sordu. Bakanlık, yasadan yararlanmamaları gerektiğini bildirdi. Buna rağmen mahkeme, onların eve dönüş yasasından faydalanmaları yönünde bir karar verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da, İndirimden yararlanamazlar, karar bozulmalıdır dedi. Örgütümüzü bildirelim diyen sanıklar birdenbire vazgeçip Yattığımız cezaya razıyız dediler. Bir takım ittifaklarla, dışarıdan müdahalelerle bundan vazgeçtiler. Yargıtay Ceza Kurulunun, bu konuyu yılbaşına kadar karara bağlayacağını umuyoruz.
Bu süreçte başka ne gibi itirazlarınız olacak? Yargıtay bu sebeple bozarsa tekrar sanıklar aranacak ve bulunacak. Çünkü içeride sadece iki kişi kaldı. Onların bulunması zaman alacak. Yakalama çıkaracaklar, o çok uzayacak. Bir de en önemlisi arabaya bombayı yerleştiren kişi ne zaman bulunacak?
Dava bu kadar uzun sürmesine rağmen bitmiş olsa bile tamamlanmış olmayacak mı? Kamuoyunun istekleri doğrultusunda cinayete azmettiren, öldürün diyen, finanse eden örgütleri ortaya çıkarmamız gerekiyor. Tetikçi ile yetinin gibi bir siyaseti var bu davanın.
Dava süreci bu kadar uzun olduğu zaman neredeyse faili meçhul cinayetlerdeki sonuçsuzlukla benzer bir duygu, kamuoyunun belleğinde bir belirsizlik oluşuyor. Ankara Barosunun Başkanı Uğur Mumcu ile Muammer Aksoyun siyasi fikirlerini paylaşmıyoruz diyor. Uğur Mumcu ile Muammer Aksoyu tanıyanlar bile azalmış durumda. Oysa cenazede en çok öne çıkan kurum baroydu. Uğur Mumcu cinayeti çözülmedi, arkasından ne oldu? Ahmet Taner Kışlalı öldürülünce kamuoyu, Sahi burada bu iş de vardı, ne oldu? diye sordu.
| |