İSTANBUL - Nobel Edebiyat Ödülü, Fransa Parlamentosu’nun çıkardığı yasa, özgürlük ve barış sohbetleriyle geçen geceye Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Hrant Dink, İpek Çalışlar gibi isimler katıldı. Gecede ayrıca Kurumsal Tarih Dostu firmalara da teşekkür plaketleri verildi.
1991 yılında 264 aydın tarafından temelleri atılan Tarih Vakfı, 15. yılını 14 Ekim Cumartesi akşamı Darphane-i Amirede düzenlenen bir törenle kutladı.
Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Hrant Dink, İpek Çalışlar gibi isimlerin de katıldığı gecede, Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Halim Bulutoğlu, barış ve karşılıklı anlayış çalışmalarıyla dolu 15 yılı özetleyen bir konuşma yaptı.
Bulutoğlu konuşmasında gündemdeki Nobel ödülü ve Ermeni soykırımı iddialarına da yer verdi.
Halim Bulutoğlu öncelikle Vakfın kuruluş sürecini anımsattı: Kendimize zaman zaman şu soruyu soruyoruz: Tarih Vakfına ihtiyaç var mı? Evet. Tarih Vakfına ihtiyaç var. Üstelik bu gün 15 yıl öncekinden daha fazla.
Tarih Vakfı 16 Eylül 1991de bir barış projesi olarak, bir hayal gibi kuruldu. Sevgili Orhan Silierin başını çektiği kuruluş sürecini de katarsak 15 yıl değil, 17 yıl demek daha doğru.
Kuruluş senedimizin altında Türkiyenin önde gelen 264 aydınının, akademi, iş, edebiyat, sanat ve siyaset insanının imzası var. Bu sayı 10 yıl içinde 650ye ulaştı.
Devlete, bir sermaye grubuna, bir partiye arkalarını dayamayacaklarını daha baştan ilan ettiler. Sermayeleri; küçük bağışları ve asıl entelektüel birikimleri, isimlerinin etrafında yaratılan etki ve toplumun her kesimiyle kurdukları yaygın ilişki olacaktı. İddialarını somutlamak için 10 yıl sonra Tarih Vakfını nerede görmek istediklerini özetleyen bir 10. yıl bildirgesi de imzalayıp önlerine koydular. Doğru bir amaç doğru bir kadro, doğru bir kuruluş süreci ve ortamından aldığı rüzgarla hızla büyüdü Tarih Vakfı.
TÜRKİYE, 15 YIL ÖNCEKİ TÜRKİYE DEĞİL Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Halim Bulutoğlu başlanan nokta ile gelinen nokta arasındaki süreci de değerlendirdi ve şunları ifade etti: 15 yılın muhasebesini yaptığımızda, kuşkusuz yaşayan organizma gibi Vakfın da artıları ve eksileri var. Ama 15 yılın muhasebesinde artılar ağır basıyor. Eksilerimizi ise özellikle son yıllarda çok tartıştık. Sonuçlar çıkardık, çözüm olarak geliştirdiklerimizin bir bölümünü uygulamaya koyduk, bir bölümü için hazırlığı sürdürüyoruz.
Yeni bir dönemin arifesinde, yeni bir heyecanı, kuruluş döneminde başarılmış olan sahiplenme ve gönüllü katılım dalgasını yeniden yaratmamız gerekiyor. Bu geceye ve sizlere bakarak ve sevinerek görüyoruz ki, şimdi bu sağlanıyor.
Vakıf bugün büyük bölümü gönüllü yöneticiler tarafından, ciddi zaman ve emek harcanarak yönetiliyor. Katılımcılarımız, destekçilerimiz artıyor. Ancak Türkiye 15 yıl önceki Türkiye değil. Türkiye 15 yıl öncesinden daha kritik bir eşikte.
Türkiyede her alanda, üreten insan ve kurumların önünde belki diğer ülke ve coğrafyalarda olmayan büyüklükte fırsatlar, ama o kadar da büyük engeller var. Ve görüyoruz ki, bu engellerin, sorun alanlarının önemli bölümü tarihle ilgili.
Bizim yazdığımız, başkalarının yazdığı, ezberlediği, ezberlettiği tarih anlayışıyla ilgili. Tarihi doğru okuyamamaktan kaynaklanan algılar, önyargılar, gerilim ve çatışmalar enerjimizi tüketiyor.
ORHAN PAMUK VE FRANSA PARLAMENTOSU Halim Bulutoğlu konuşmasında son günlerin en tartışmalı konuları olan Nobel Edebiyat Ödülü ve Fransa Parlamentosunda çıkarılan yasayı da ele aldı: Türkiyenin, Türkçemizin yazarı, edebiyat insanı, kurucu üyemiz ve mütevellimiz sevgili Orhan Pamuk, dünyanın en önemli edebiyat ödülünü alıyor ve bizler bunu bir övünç değil, tartışma malzemesi yapıyoruz.
Özgürlükler ülkesi Fransanın parlamentosunda yaşananlara bakın. Ve ona karşı bizde, bizim siyasetçilerimiz arasında gelişen tepkilere bakın. Tarih yazıcılığının, özenle ve bilimsel yöntemlerle ele alınması gereken bir sorumluluk alanı olduğu unutuluyor.
Bu alana ilişkin yargıların siyasetçiler tarafından verilmeye kalkışılmasının ve hele bunun yasayla, cezai yaptırımlar içererek yapılmasının, insanların özgürlük alanlarına haddini aşan bir müdahale olduğu görülmüyor.
Bir taraftaki sorumsuzluk, diğer taraftaki sorumsuzluğu ve özgürlük alanlarına müdahaleyi tetikliyor. Birinin yaptığı, ötekinin gerekçesini oluşturuyor.
Türkiye 15 yıl öncesinin Türkiyesi değil. Türkiye, Tarih Vakfına ve Tarih Vakfı gibi kuruluşlara 15 yıl öncesinden çok daha fazla ihtiyaç duyuyor.
 | |
KURUMSAL TARİH DOSTLARINA ÖDÜL Tarih Vakfının 15. yıl kutlamasında, Vakfa destek vererek Kurumsal Tarih Dostu olan firmalara da Mete Tunçay, Orhan Silier ve Halim Bulutoğlu tarafından teşekkür plaketleri verildi. Aktif Dağıtım, Bileşim, Evrim Bilgisayar, Ekin Fuarcılık, Datagate, Despec Türkiye, Index, Netex, Odeon Tours, Royal Garden, Trans Teo, TÜYAP, Vasco ve Visitur firmalarının yetkilileri, Tarih Vakfına ve ülkemizdeki tarih anlayışının geliştirilmesine verdikleri destekleri simgeleyen plaketlerini Vakıf yöneticilerinden aldılar.
www.tarihvakfi.org.tr 12 kişilik Girişim Kurulunun çabaları ve 264 kurucu üyenin katkılarıyla 1991 yılında kurulan Tarih Vakfının öncelikli amacı, tarihin bilimsel bir çalışma dalı olarak etkinleşmesini sağlamaktır. Devletten tümüyle bağımsız bir sivil toplum örgütü olan Tarih Vakfının tüm kuruluş sermayesi kurucularının katkılarından oluşmaktadır. Vakıf aynı zamanda, Türkiyenin ekonomik ve toplumsal tarihi alanında uzmanlaşan bir arşiv, kütüphane, araştırma, eğitim, yayın ve müzecilik kuruluşudur. Tarih Vakfı düzenlediği etkinlikler ve konusunda uzman yayınları ile Türkiyede bilimsel tarihçilik bilincinin gelişmesinde ve yerleşmesinde önemli rol oynamaktadır. Vakıfla ilgili daha ayrıntılı bilgi için www.tarihvakfi.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |