WHO Avrupa Bölge Ofisinin internet sitesinde yer alan açıklamada, Dünya Sağlık Gününün, uluslararası sağlık güvenliğinin geliştirilmesine yönelik uzun dönemli bir kampanyanın başlangıç tarihi olduğu da kaydedildi.
Açıklamada, kampanyanın en önemli amaçlarından biri, ülkelerin sağlık krizlerine hazırlılık konusunda kuvvetlendirilmesi olarak ortaya konuyor.
Deprem, sel, sıcak hava dalgaları gibi doğa ya da teknoloji kaynaklı tehlikeler, Avrupada her yıl binlerce kişinin ölümüne ve milyarlarca Euroluk ekonomik kayba yol açtığı, WHO Avrupa Bölgesinde, 1990-2006 yılları arasında bu tehlikelerin yol açtığı, bin 483 olay kaydedildiği, 98 bin 119 kişinin bu olaylarda yaşamını yitirdiği, 42 milyondan fazla kişinin etki altında kaldığı ve bu olayların yaklaşık 130 milyar Euroluk ekonomik kayba neden olduğu bildirildi.
Dünya Sağlık Gününde, sağlık sistemlerinin halk sağlığını etkileyen krizlere karşı hazırlıklı olması durumunda insanların, toplulukların ve ekonomilerin en az düzeyde hasar göreceğine dikkat çekildi.
Bulaşıcı hastalıkların toplum sağlığına ve refahına, kısa süre içinde ve büyük ölçülerde zarar verdiği vurgulanan açıklamada, salgınların ekonomik istikrarı ve uzun dönemde insan gücünü de olumsuz etkileyeceği kaydedildi.
BULAŞICI HASTALIKLARA KARŞI ÖNLEM
WHO Türkiye İrtibat Ofisi Başkanı Mehmet Kontaş, uluslararası sağlık güvenliği kapsamında, yayılma hızı yüksek bulaşıcı hastalıklara karşı hazırlıklı olmayı teşvik edecek programlar hazırlanması, bir salgın halinde zamanında bilgilendirme yapılması, eldeki bilgilerin paylaşılması ve salgına karşı tedbir alınması için uluslararası sistemin harekete geçirilmesi konularının tartışıldığını söyledi.
Kuş gribi, SARS, Kırım Kongo kanamalı ateşi gibi bulaşıcı hastalıkların hızla yayılmasındaki en önemli sebebin, ulaşım ve taşımacılık imkanlarının gelişmesi olduğunu kaydeden Kontaş, virüs ve hastalıkların, insan ve mallara paralel olarak daha hızlı hareket edebildiklerini vurguladı.
Kontaş, toplumların afetlerden korunması ve büyük insan kayıplarının önlenmesinde atılacak en önemli adımın bu tür bulaşıcı hastalıklara karşı önlemler geliştirilmesi olduğunu belirtti.
SALGINLARIN BİLDİRİMİ ÇOK ÖNEMLİ
WHOnun önlem programları geliştirirken, devletlerden beklentileri olduğunu
dile getiren Kontaş, şunları kaydetti:
WHOnun ilk isteği salgın durumunda ortaya konacak ve kimin nerede, ne yapacağını belirleyen bir hazırlık planı olması. İkinci olarak da devletlerin bir salgın durumunda bu salgını uluslararası sağlık otoritelerine bildirilmeleri bekleniyor. Bu bilgilendirme yapıldığı zaman gerekli tedbirlerin alınması için sistem harekete geçiyor. Uluslararası düzeyde deneyimli uzmanlar hemen salgının olduğu bölgeye gönderiliyor, bölge karantinaya alınıyor ve o bölgede yapılması gereken çalışmaların en optimum düzeye çıkarılmasına çalışılıyor. Kuş gribi salgını olduğunda, bu sistem sayesinde bir grup uzman Türkiyeye geldi. Onlarla birlikte WHO ofisinde, Sağlık Bakanlığında ve Vanda yetkililerle çalışmalar yapıldı.
Türkiyenin kuş gribi ve Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalıkları nedeniyle güzel bir sınav verdiğini ve uluslararası toplumda iyi bir izlenim bıraktığını bildiren Kontaş, gerek teknik yardım alma, gerek eldeki bilgiyi uluslararası düzeyde paylaşma konularında bilinçli davranıldığını söyledi.
AIDSİN ÜLKE ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Sağlık güvenliği denince çok kapsamlı bir konudan bahsedildiğini kaydeden Kontaş, SARS, kuş gribi gibi olayların yanı sıra, insani yardım gerektiren acil durumlar, biyokimyasal terör bile bu kapsama giriyor. Akut sağlık riskleri gibi konular da bu çerçevede değerlendiriliyor. Bu olaylar önlem alınmadığında uluslararası toplum için güvensiz bir atmosfer yaratıyor, ulusal düzeyde de çok ciddi zaaflara sebep oluyor diye konuştu.
Bu konuda en iyi örneğin HIV/AIDS üzerinden verilebileceğini belirten Kontaş sözlerini şöyle sürdürdü:
HIV/AIDS bulaşıcı hastalıklara göre yavaş yayılıyor ancak ölüm oranları çok daha yüksek. Bir ülke üzerinde bu tür hastalıkların sonuçları çok derin. İş gücü kaybı meydana geldiği için ülke ekonomisi büyük zarar görüyor. Afrikada bazı ülkelerde polisler, askerler, öğretmenler kaybediliyor. Ülke içerisindeki asayişi düzenleyecek polisin sayısı azalıyor, sınırları koruyacak askerin sayısı azalıyor, öğretmenler hastalanıyor, çocuklarınıza eğitim verdiremiyorsunuz.