BURSA - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Sabancı, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanlar Konseyi Toplantısının açılışında, ekonomide yaz rehavetinin geride bırakıldığı zorlu bir dönemin yaklaştığını belirterek, uzun yıllar her konjonktürel sarsıntıda kriz tehlikesiyle yüz yüze gelen Türkiyenin, yapısal dönüşüm konusundaki kararlılığı sayesinde krizler karşısında nispeten daha dayanıklı bir bünyeye sahip olduğunu söyledi.
Türkiyenin, bugün ihtiyacı olan şeyin bir yandan bu yapısal dönüşümü sürdürürken bir yandan da mevcut engellerden ve dönüm noktalarından olumsuz etkilenmemeyi sağlamak olduğunu vurgulayan Sabancı, bunun için geleceği görebilmek, olumsuz muhtemel gelişmeler karşısındaki senaryoları belirlemek ve politikalar oluşturmak gerektiğini kaydetti.
Sabancı, Küresel ekonomik ilişkilerde, kurumsal anlamda bir geçiş dönemi içindeyiz. Bunun yarattığı belirsizlik ortamının başlıca tehlikeleri; petrol ve hammadde fiyatlarındaki artış eğiliminin sürmesi, ABD, Japonya ve ABde faizleri yukarı doğru zorlaşan faktörlerin orta vadede etkisini sürdürmesi, bunların sonucu olarak konjonktürde küresel bir yavaşlama ortaya çıkması ihtimali olarak sayabiliriz. Bu tür gelişmelerin ortaya çıkması, özellikle döviz kurlarındaki oynaklığa aşırı duyarlı ülkeleri olumsuz etkileyecektir. Türkiye de bu ülkelerden biri diye konuştu.
CARİ AÇIĞIN REKOR KIRMASI ŞAŞIRTMAYACAK Sabancı, küresel risklerin yanı sıra ülke içinde de özellikle ekonomide önemli risk unsurlarının bulunduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: Türkiyede, ekonomide iki önemli göstergeyi yakından izlememiz gerekiyor; cari açık ve enflasyon. 2006 yılının ilk 6 ayında ekonomimiz 18 milyar dolardan fazla cari açık verdi. 12 aylık cari açık, Haziran sonu itibariyle 28.6 milyar dolara ulaştı. Bu hızla gittiği takdirde, yıl sonunda 32 milyar doları aşarak yeni bir rekora imza atması artık şaşırtıcı olmayacak. Bu rakam, cari açığın milli gelire oranının yüzde 7yi aşacağını gösteriyor. Oysa bizim gibi yurtdışında henüz sürekli bir portföy ve doğrudan yatırım akışının gerçekleşmediği ülkelerde, bu pek rastlamadığımız bir oran. Öte yandan, yılın ikinci yarısında tüketim ve yatırım harcamalarında belirgin bir yavaşlama ortaya çıkmaması halinde enflasyon ve faizler üzerinde de ciddi bir baskı ortaya çıkacaktır. Enflasyon hedeflerinin tutturulması konusundaki mevcut iyimserliği sürdürmek mümkün olmayacaktır. Öyleyse enflasyon göstergelerini de dikkatle izlememiz gerekiyor.
ENFLASYON HEDEFİNİN TUTMASI ÖNEMLİ Enflasyon hedeflerinin tutturulmasının genelde Türkiyenin, özelde de Merkez Bankasının saygınlığının korunması açısından önemli olduğunu, ancak bunun yalnızca para politikalarıyla sağlanamayacağını belirten Sabancı, örneğin hükümet tarafından kamu harcamalarının çok dikkatli yönetilmesi gerektiğinin de unutulmamasının önemine işaret etti.
İSTİHDAM EN BÜYÜK SORUN OLMAYI SÜRDÜRÜYOR Sabancı, özellikle 2007 gündeminde yer alan seçimlerin kamu harcamalarını ölçüsüz biçimde artırması olasılığı ve bunun son yıllarda başarıyla sürdürülen bütçe dengelerini bozmasının önemli bir tehlike olduğunu ifade ederek, ayrıca mevcut genç nüfus ve işsizlik oranıyla, istihdamın Türkiyenin bugünkü ve gelecekteki en büyük sorunu olmayı sürdürdüğünü, bu noktada özellikle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |