Haftanın kitapları - Eylül 2006/1
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Eylül 2006/1
İnkılâp Kitabevi’nden ‘Işık Prensesi’ ve ‘Gün Batarken’, Dünya Kitapları’ndan ‘Şiirim Gibi Yaşadım’ ve ‘Susan Bir Yerin Dili’, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan ‘Komutan Atatürk’ ve son olarak da Kanat Kitap’tan ‘Uzay Kapsülündeki Maymun’.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 00:18 TSİ 12 Eylül 2006 Salı

İSTANBUL - “Kemerleri bağladıklarında, maymunun direndiğini sanmışlardı, ama o sadece son bir kez her yerini iyice kaşımak istemişti. Sonra kemerleri sıkılaştırdılar ve ona çeşitli elektrogramlar ve elektrotlar bağladılar. (...) Böyle donanmış olarak, geriye sayma bitene ve roket ateşlenene dek bekledi...” [Uzay Kapsülündeki Maymun]



ŞİİRİM GİBİ YAŞADIM
Hilmi Yavuz
Söyleşi: Can Bahadır Yüce

Yaşamı Sorgulayan Sözler
70 yaşımda günler, benim için 50 ya da 60 yaşımdakinden çok daha yoğun geçiyor. Aslında giderek yaşın ilerlemesiyle birlikte, insanın kendi üzerindeki yükümlülükleri azaltması, daha dingin daha âsude bir hayat sürmesi beklenir, değil mi? Bende tam tersi oldu. 50 yaşıma ya da 60 yaşıma göre çok daha fazla yükümlülük üstlendim. Mesela 30 yaşındaki yaşamım gibi.
[Hilmi Yavuz]

Ülkemizin en üretken, ve ürettikleriyle polemiklere en çok konu olan entelektüellerden biridir Hilmi Yavuz.

‘Şiirim Gibi Yaşadım’, Yavuz’un kendi hayatını anlattığı bir nehir söyleşi kitabı. Fakat hayatının en önemli dönemeçlerini, dünyayı algılayış ve yorumlayışını dile getirirken, istemese de polemik yaratacak cümleler kuruyor Hilmi Yavuz. Aslına bakılırsa Yavuz gibi ülkemizin düşünsel yaşamında belirgin bir yeri olan bir isimden daha “az”ını, daha “ılımlı”sını bekleyemeyiz.

‘Şiirim Gibi Yaşadım’, bir şairin/düşünürün genel bir yaşam anlatısı olmanın ötesinde bir yapıt. Türkiye’nin ’80 öncesinde en çalkantılı, ’80 sonrasında ise en tartışmalı dönemlerini yaşadığı tarihsel kesitin, gerek siyasal gerek kültürel açıdan, Hilmi Yavuz’un bakışıyla nasıl yorumlandığını da görüyoruz bu yapıtta.

‘Şiirim Gibi Yaşadım’, ülkemizin yakın tarihi üzerine yapılmış yeni bir yorum olarak da algılanmalıdır.

Şiirim Gibi Yaşadım
Dünya Kitapları, 300 sf.
Dizi: Söyleşimler
Tür: Nehir Söyleşi



KOMUTAN ATATÜRK (CİLT I-II)
Celal Erikan

‘Komutan Atatürk’, sıradışı bir biyografi. Atatürk’ün yaşamının belli bir dönemini, askerlik ve komutanlık dönemlerini mercek altına alıyor. Ancak sadece Atatürk’ün yaşamını anlatmakla kalmıyor, yaşadığı dönemin ayrıntılı bir panoramasını çizerek, onun yetiştiği ve kişiliğinin meydana çıktığı koşulları da tanımamızı sağlıyor.

‘Komutan Atatürk’, Osmanlı İmparatorluğu’nun Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları ile giderek hızlanan çöküş sürecinin ve Kurtuluş Savaşı’nın ayrıntılı bir tablosunu da gözler önüne seriyor.

Celal Erikan’ın özyaşamöyküsü ve yakın tarihi harmanladığı bu yapıtı, sadece bir kaynak kitap değil. Yalın dili ve akıcı anlatımıyla konuya ilgi duyan herkesin rahatça okuyabileceği bir tarihçe.

Komutan Atatürk (Cilt I-II)
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 863 sayfa
Dizi: Tarih



IŞIK PRENSESİ
-Venedik Sularından Topkapı Sarayına-
Jean-Michel Thibaux

1535, Venedik Cumhuriyeti... Kanuni Sultan Süleyman’ın Batı’nın kalbine doğru ilerleyen fetih politikası ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarında “Nurbanu” ismini alacak olan Cecilia Venier Baffo...

Zengin bir tüccarın kızı olan ve kendisine yasaklanmış kütüphanelerde ruhunu günahla dolduran Cecilia, Venedik Dükası’na yakınlığıyla bilinen bir ailenin ellerine babası tarafından teslim edildiğinde yalnızca on dört yaşındadır.

İki yıl boyunca Türkçe eğitimi alan genç kız, güzelliği ve zekası sayesinde Hürrem Sultan’ın Topkapı Sarayı’ndaki mutlak hakimiyetini sarsacak, uzaklarda kalan Venedik’in Muhteşem Süleyman’a karşı umudu olacaktır.

Osmanlı Tarihi’nin en güçlü kadınlarından biri olan Nurbanu’nun, esaretten sultanlığa uzanan duygu yüklü öyküsü, “Işık Prensesi” romanının bu ilk kitabında tüm sürükleyiciliği ile okurla buluştu.

Işık Prensesi
İnkılâp Kitabevi, 336 sayfa
Çeviren: M. Nedim Demirtaş



SUSAN BİR YERİN DİLİ
Feridun Andaç
Resimler: Solmaz Aksoy


Dil gezgini bir yazardan, yaşamın ve yazının anlamına dair...
“Yaşam” olarak adlandırdığımız ve her yanımızı, ona dair kurduğumuz tümceleri pek de umursamadan sarmalayan “şey”, bu kitapta yer alan metinlerin asal hedefidir.

‘Susan Bir Yerin Dili’ne dil gezgini bir yazarın “güncesi” demek yanıltıcı olmayacaktır. Feridun Andaç için dil yerin, zamanın biçimleyicisidir; yazı ise hayatı sorgulama eylemi. Andaç, insanın anlam arayışına çıkmasının aslında bir “gitme” eylemi olduğunu düşünmektedir. Bu eylem, salt mekanik bir “yer” değişimi değil, aynı zamanda bireyin kendisiyle/gerçekliğiyle yüzleşmesinin eylemidir.

Gitmenin zenginliği, bağlanmanın duygululuğunu içselleştirir; ve biz, hayatı karşılayan sözlerde yazının gücünü görürüz.

Andaç’ın metninde, bir yazarın gezindiği coğrafyalarda insana, mekâna, zamana, yazıya edebiyatın kurtarıcı gücüne bakışını adım adım izleriz. İç ve dış okumalara açık denemelerin izinden giderken, bu türün zenginleşen yanlarına da bakarız.

Susan bir yeri biçimleyerek anlatan bir dil övgüsüyle karşımıza çıkan yazar, Susan Bir Yerin Dili’nde, yaşamı kavramaya yönelik çok-boyutlu metinsel bir eylem önerisi sunmaktadır bize.

Susan Bir Yerin Dili
Dünya Kitapları, 248 sf.
Dizi: Sanat-İzdüşüm



UZAY KAPSÜLÜNDEKİ MAYMUN
Hugo Loetscher

Hayvanlar hiç böyle anlatılmadı...
Türkçe’ye ilk kez çevrilen ünlü İsviçreli yazar Hugo Loetscher’ in öykülerinin kahramanları bildik fabllardaki, “insanbiçimleştirilmiş” hayvanlar değil.

İnsanların hizmetine sunulmuş makineler de değil. Tersine, kendi istemleri dışında düştükleri veya düşürüldükleri durumlarda bile hayvan kalmaya çalışan hayvanlar bunlar. Sadece hayvanlar...

Uzun tüyleri hayalarındaki ameliyat yarasını örten kedi; mevsimleri, güneşi, saatleri tanımayan piliç; Pasifik kıyılarından “on üç uçuş saati” uzaklıkta bir akvaryumdaki palyaço balığı; askeri göreve koşulan katır; sağan ve sağılanlardan ibaret bir dünyaya kısılıp kalmış inek; şehvetin “tam ortasında” sadece en iyi bildiği şeyi yapmaya çalışan kasıkbiti; çorbaya batarken bir yelkeni andıran sinek; feromon kurbanı kabukböceği; yaşamı pamuk ipliğine değilse de zincire bağlı fil; seyirlik timsah; deney hayvanlarının en tercih edileni sıçan; tavşan olmayan bir tavşanın ardından koşan tazı; vestiyerde fısıldaşan tilki, fok, vaşak, tavşan, samur; mönü tabelasında bir satır: langust... Ve diğerleri...

“İlaçlar ona ağızdan verilmiyor, baldırlarından şırınga ediliyordu. (...) Görevi ‘deneysel enfeksiyona ve yabancı bir maddenin yüksek dozda aplikasyonuna’ tepki vermekti. (...) Sıçan, görevinin sonunda öldü. (...) Başkalarının kaçınması gerektiği düşünülen şey, onun üzerinde başarıyla denenmişti.”
“Rutin Test Sıçanı”

“Bir deri öbüründen ayrıldığında şaklama sesi çıkıyor. (...) Sert ile yumuşak etin kaygan karışımına sümüksü bir madde bulaşıyor. (...) Kesik kesik soluk almalar, zevkten kaynaklanan ve feryadı andıran bir çığlığa dönüşüyor. (...) Sadece bit yerini koruyor.”
“Konak Değiştiren Kasıkbiti”

“Kemerleri bağladıklarında, maymunun direndiğini sanmışlardı, ama o sadece son bir kez her yerini iyice kaşımak istemişti. Sonra kemerleri sıkılaştırdılar ve ona çeşitli elektrogramlar ve elektrotlar bağladılar. (...) Böyle donanmış olarak, geriye sayma bitene ve roket ateşlenene dek bekledi...”
“Uzay Kapsülündeki Maymun”

İnsanbiçimciliğe ve insanmerkezciliğe indirilmiş sert bir darbe!

Uzay Kapsülündeki Maymun
Kanat Kitap, 116 sf.
Çeviren: Mustafa Tüzel
Tür: Hikaye(ler)



GÜN BATARKEN
Lesley Lokko

“Lesley Lokko, seksi ve zeki bu ilk romanıyla, günümüz edebiyat dünyasında sağlam bir yer edineceğe benzer.” [Daily Mirror]

Dört arkadaş, yaşanan yirmi yıl, büyük bir aşk...

Rianne
Güzel, varlıklı ve tam anlamıyla bir şımarık. Dünya ayaklarının altında ama şimdi her şeyini kaybetmek üzere...

Gabrielle
Zeki, vefalı ve kendinden başka herkesi düşünen biri. Şimdi ise kendisini düşünme zamanı...

Nathalie
Narin, güzel ve kurnaz bir işkadını. Bir türlü elde edemediği adamı unutmak için işine dört elle sarılıyor...

Charmaine
Şehvetli, çapkın ve utanmaz. İyi bir yaşam için ne gerektiğini biliyor. Ancak bunu karşılayacak varlıklı birine ihtiyacı var...

Kadın dünyasının yeni sesi olan Lesley Lokko tarafından kaleme alınan ‘Gün Batarken’, birbirlerinden tamamen farklı kişilikleri ve hayalleri olan dört genç kızın arasında, 1980’lerin inişli çıkışlı yaşam tarzıyla şekillenen arkadaşlığı anlatıyor.

Modellerin, politikacıları ve uluslar arası şirketlerin şık dünyasında yaşananları gözler önüne seren, ziyafet gibi bir roman.

Gün Batarken
İnkılâp Kitabevi, 574 sf.
Çeviren: E. Özlem Gültekin
Dizi: Dünya Yazarlarından Romanlar


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları