Haftanın kitapları - Ağustos 2006/2
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Ağustos 2006/2
Bu hafta yapıtlarına yer verdiğimiz yayınevleri İmge Kitabevi, Dünya Kitapları, Agora Kitaplığı, Altın Kitaplar, Kabalcı, Varlık, Alkım, Kastaş, Sel, Can, Güncel, Everest ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 19:05 TSİ 16 Ağustos 2006 Çarşamba

İSTANBUL - ‘Felsefenin Tesellisi’, ‘Macellos da Vinci - Asya Seferi’, ‘İnanna’, ‘Kabil’in Kitapçısı’, ‘Aşkın İki Yüzü’, ‘Stéphane Mallarmé - Şiirler’, ‘Kerem ile Aslı’, ‘Yöntemi Bulmak’, ‘İt Cazı’, ‘Yara Falı’, ‘Birine mi Benzettiniz?’, ‘Sanat Sınavı’, ‘Kadim Mısır - Öte Dünya Kitapları’, ‘Bourne’un Mirası’ ve ‘Dedektif Öyküleri 2’ bu hafta NTVMSNBC kitap sayfası okuyucuları için seçtiğimiz kitaplar.



FELSEFENİN TESELLİSİ
-HUMANİTAS Yunan ve Latin Klasikleri-
Boethius


Soylu bir Hıristiyan ailenin oğlu ve sonrasında bir ‘consul’ün evlatlığı olan Anicius Manlius Severinus Boethius (480-524) iyi bir eğitim, felsefe ve edebiyat ilgisi, Yunan klasikleri ve kültürüne dair zengin bir bilgi dağarı ve Hıristiyanlığa dair derin bir kavrayışla Batı Roma’nın son günleri ve felsefi, siyasi ve dini olarak yeni bir dünyanın kurulduğu zamanlarda yaşadı. Ancak devlet kademelerindeki hızlı yükselişi, imparatora yakınlığı ve toplum ve Senatus nezdindeki saygınlığıyla sürüp giden rüya benzeri görkemli yaşamı bir söylenti, çözülüp giden ilişkiler ve siyasi oyunlarla bir anda yıkıldı. O artık yargılamaya bile gerek duyulmadan atıldığı zindanda ölümü bekleyen bir vatan haini, kendi deyimiyle bir sürgündü.

İşte ‘Felsefenin Tesellisi’ tam da bu sürgün sırasında kaleme alındı ve Boethius’un asla gerçekleşmeyen mahkemesinde kendini savunması, insanlık önünde kendini aklaması olarak tarihe geçti. İnsanlık kültür mirasının öyküsü hüzünlü, ancak erdemi heybetli bu parçasının Latince’den Türkçe’ye ilk çevirisi Humanitas dizisinin üçüncü kitabı olarak sunuluyor.

Boethius’un tanrısal öngörü, kader ve özgür irade üzerine sorgulamalarını içeren en önemli yapıtıdır ‘Felsefenin Tesellisi’.

Pagan dünyanın düşünsel öğretileri ile ortaçağın Hıristiyanlık düşüncesinin tam eşiğinde duran Romalı bir filozofun felsefeyle yaptığı iç hesaplaşmasına, felsefenin kendi dilinden tanık olduğumuz bu görkemli yapıt; Antikçağ Yunan Felsefesi, Yeni Platonculuk ile Latin Edebiyatı’nın seçkin bir bireşimi ve filozofun dönemine değin felsefe tarihinde baskın rol oynayan Platon ve Aristoteles’in konuyla ilgili görüşlerinin şiirsel bir özetidir.

Felsefenin Tesellisi
Kabalcı Yayınları, 400 sf.
Çeviren: Çiğdem Dürüşken
Tür: Felsefe



Macellos Da Vinci
ASYA SEFERİ
Erhan Bener

“Ben, Fâtimâ Binti Ebû Nâsır, Roma esir pazarına getirilinceye kadar, üç ayrı yerde, Ephessus, Byzantion ve Atina’da çıkarıldım köle tüccarlarının karşısına. Bana da, dayıma da, korsanların istedikleri fiyata alıcı çıkmadı, bizi beğenen olmadı, daha doğrusu buna olanak vermedik.”

Erhan Bener, ‘Macellos Da Vinci’yle bizi bir yolculuğa çıkarıyor. Tarihin, bildiğimiz “yorumundan” farklı, tarihsel gerçekle kurmaca arasındaki değme noktasında yeni bir bakışla geçmişimize götürüyor bizi.

Bener’in kurduğu dünya, tarihsel bilgimizi sorgulamamıza yardımcı olduğu kadar, geçmişimize yön veren tarihsel “yasalar”ın da üzerine yeniden düşünmemizi sağlıyor...

Oğlum Yiğit Bener’in, Paris’te St. Clous Lisesi’nde okuduğu sırada, aynı zamanda Fransız Komünist Partisi’nin Polit Büro üyesi olan tarih öğretmeni, Roma tarihini anlatırken, o günlerde en şiddetli dönemini yaşayan Vietnam Savaşı’ndaki ABD’nin emperyalist konumu ile Roma İmparatorluğu’nun Türkmenistan’a kadar uzanan sömürgeci politikaları arasında ilginç koşutluklar bulunduğunu gösteriyordu. Bu fikirden hareketle, ABD’nin son yıllarda iyici su yüzüne çıkan emperyalist politikalarıyla alttan alta benzerlikler bularak, daha önce Roma’nın temsilcisi olduğunu söylediğim ‘Macellos Da Vinci’nin Orta Asya’ya nasıl geldiğini anlatmanın eğlenceli olabileceğini düşündüm.
Erhan Bener

Macellos Da Vinci - Asya Seferi
Dünya Kitapları, 317 sf.
Dizi: Edebiyat
Tür: Roman



İNANNA
Murat Tuncel

Bir yanda, küçük yaşta anasının kucağından koparılıp ocaklarda yetiştirilen bir devşirmenin öyküsü... öte yanda, bir Ermeni beyinin kızını ikinci eş olarak almak istediği için babası tarafından sürülen bir bey oğlunun serüvenleri...

Bak bey oğlu, yıldızlara bak. Bizim tanımlayamadığımız bir zamanda Tanrıça İnanna, bu yıldızların güzelliğine dayanamayarak tanrılar tapınağından dışarı çıkmış. İnanna’yı gören ay karanlığa karışıp kaybolunca, çok kızan tanrıçalar tanrıçası An hemen onu yeryüzüne göndermeye karar vererek şöyle demiş:
“Ey İnanna! Seni şimdi bizi temsil edesin diye yeryüzüne gönderiyorum. Yeryüzünün en güzel tanrıçası sensin. Gökyüzü kardeşin ay’ın, yeryüzü de senindir. Yalnız seni seçilmiş yapabilmek için bir şartım var: Ay gökyüzüne çıktığında, sen tapınağa gireceksin; sen yeryüzüne çıktığında, ay bulutlardan koynuma girecek. Çünkü yeryüzü de, gökyüzü de her ikinizin güzelliğini taşıyacak kadar büyük değildir.”


İnanna
Varlık Yayınları, 437 sf.



KABİL’İN KİTAPÇISI
Asne Seirstad

Hepsi de kitaba ve kadına düşman. Değişik inançları olanlar değişik kitaplara kızıyorlar ama hepsinin kadına karşı ortak düşmanlığı hiç değişmiyor. Kadınları evlere hapsediyorlar. Eğer bir düğün gibi olağanüstü bir nedenle sokağa çıkmalarına izin verilirse bütün vücutlarını, yüzlerini hatta gözlerini kapayan burkalar giyiyorlar ve birlikte sokağa çıktıkları akrabalarını ancak ayakkabılarından tanıyorlar. Çünkü burkalar yüzünden sadece yeri ve insanların ayakkabıların görebiliyorlar.

Her an ölümle cezalandırılabilecek büyük bir suç olan kadın cinselliği baskı altında tutuluyor. Ama bu, kadınların sevdiklerine kaçmalarına ve en açık saçık şiirleri yazmış, şarkıları söylemelerine engel olamıyor. O şiirleri okurken, o şiirleri kitaplaştıran şairin de bundan dolayı öldürülmüş olduğunu öğreniyorsunuz...


Norveçli genç yazar Asne Seierstad Taliban döneminde Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir kitapçının evinde, o evden biri gibi yaşadı. Bütün vahşeti ve baskıyı o evin kadınlarıyla birlikte hissetti. Gizli aşklara, acılara, ümitlere tanık oldu. Cinayet hikayelerini dinledi. Kadınlar için yapılan pazarlıkları duydu.

Kabil’in Kitapçısı
Alkım Yayınları, 320 sf.
Çeviren: Ayfer Erbaydar
Dizi: Edebiyat



AŞKIN İKİ YÜZÜ
-Bir Sinema Filmi Çözümlemesi-
Dr. H. Zeynep Altan

H. Zeynep Altan, aşkla örülü bilimsel bir serüven dediği ‘Aşkın İki Yüzü’nde aşkı cinsellik, tutku, arzu, zevk gibi alışık olduğumuz kavramların ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor. Sinema perdesinden Freud’un düş kokan divanına kadar uzanıyor.

Altan, iletişimlerimizin aklın başarısı takıntısı altında baskılandığı; duygularımıza, önsezilerimize ve yaratıcı gücümüze güvenmenin risk sayıldığı bir gündelik yaşam kültüründen söz ediyor. Fazlasıyla toplusallaştığımızı, iktidar bağımlılığı içinde kıvrandığımızı, kimsenin kimseye güvenmediği toplu bir yalnızlık deneyimi içinde yalnızca belirli imajlara sığındığımızı anlatıyor.

Ona göre insanla insanını arasına şeffaf duvarlar ören imajlar sığ bir görme biçimine hapsediyor bizleri ve bu gözlerle nereye bakarsak bakalım orada aşk yok! Kurgu yaşamlar içindeki aşklarla özdeşleşiyoruz: Tenimize geçmeyen hazlar ve acılar yaşıyoruz.

“Erkek ve kadın birbirinden bu kadar uzaklaşmış mıydı hiç?” diye soruyor ve yanıtlıyor:
“Erkeğin ve kadının iletişimlerinde önyargılarla birbirine uzak düştüğü bir kültürü içselleştirmeye zorlanıyoruz. Acaba aşkın yüzümüze tuttuğu aynada kaçımız benliğimizin o çok katmanlı derisine dokunabiliyoruz? Barbra Streisand’ın hem yönetip hem de başrolü üstlendiği Aşkın İki Yüzü filmi bence bu soruya verilecek en güzel yanıtlardan biri.”

Aşkın İki Yüzü
Kastaş Yayınları, 325 sf.
Dizi: İnceleme



ŞİİRLER
-Zarla Şans Dönmeyecek-
Stéphane Mallarmé

Stéphane Mallarmé’nin Bütün Şiirleri de diyebileceğimiz bu yapıtta, şairin sağlığında şiir seçimi, sayfa düzeni ve taslağını bizzat kendi yaptığı ama yayımlandığını göremediği Şiirler kitabı, sonradan diğer yayınevlerinin bu kitaba eklediği şiirlerin tamamı, “Zarla Şans Dönmeyecek” adlı uzun şiiri ve düzyazı şiirleri yer alıyor.

Stéphane Mallarmé
1842’de Paris’te doğdu. Annesini 5 yaşında yitirdi. 10 yaşında bir din okuluna, 14 yaşında da Sens Lisesi’ne yatılı olarak girdi. 1862 Kasımında, Alman Maria Gerhard’la Londra’ya yerleşti. Ertesi yıl babasını da yitirdi ve kendisinden yedi yaş büyük Maria’yla evlenip Tournon’da İngilizce öğretmenliğine başladı.

1864 kışında Hirodias’a (Hérodiade) “gebe” kaldı ve hemen ardından kızı Geneviève doğdu; yazın Kır Tanrısı’nı (Faune) yazmaya başladı. 1866’da Cannes’da derin bir bunalıma girdi, sonraki iki yıl migrenlerle ve bu zihinsel can çekişmesiyle geçti.

1871’de oğlu Anatole dünyaya geldi ve şair Paris’e atandı. 1878’de İngilizce Sözcükler’i (Les Mots anglais) yayımladı. G. W. Cox’un bir elkitabından yaptığı Antik Tanrılar (Dieux antiques) çevirisinin yayımlandığı 1879 yılında oğlu Anatole’ü yitirdi. 1884’te Manet aracılığıyla tanıştığı Méry Laurent yaşamına girdi.

Verlaine’in Lanetli Şairler (Poètes maudits) ve Huysmans’ın Tersine (A rebours) yapıtlarının yayımlanmasıyla üne kavuştu ve aynı yıl “Yeryüzünün Orpheus’çu açıklaması” olacak Kitap projesinden ilk kez söz etti.

1896’da ölen Verlaine’in ardından “Şairlerin Prensi” seçildi. 1897’de Cosmopolis dergisinde Un Coup de Dés (Bir Zar Atımı) yayımlandı; sonraki yıl Hirodias üstünde yeniden çalışırken 9 Eylül günü Valvins’de öldü.

35 yıllık bir çalışmanın sonunda Hirodias’a son noktayı koyamamıştı ama vasiyetinde karısıyla kızına şöyle yazmıştı bile: “İnanın çok güzel olacaktı.”

Stéphane Mallarmé - Şiirler
Varlık Yayınları, 232 sf.
Çeviren: Erdoğan Alkan
Dizi: Şiir



KEREM İLE ASLI
Hazırlayan ve çeviren: İsa Öztürk

Kerem İle Aslı: Temel yapısının 16. yüzyılda Kerem Dede ya da Aşık Kerem adlı bir aşığın şiiriyle oluştuğu sanılan ve günümüzde de halk anlatıları arasında en iyi bilinenlerden biridir.

Farklı dinlere mensup iki sevgilinin kavuşamayışı ekseninde ilerleyen öyküde, kızıyla birlikte uzaklara kaçmakta olan Ermeni keşişle onun ardındaki Kerem’de, geçmiş kadar bugün de kendini gösterir gibidir.

Bu baskı, ortaklıklar ve farklılıklar için, öyküyü hem Anadolu hem de Azerbaycan versiyonlarıyla önümüze getirmekte.

Kerem ile Aslı
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 297 sf.
Hazırlayan ve çeviren: İsa Öztürk
Dizi: Hasan Ali Yücel - Klasikler



YÖNTEMİ BULMAK
Doğan Ergun

“Yöntemi bulmak ve bilimi oluşturmak gerekir” diye yazan Jean-Paul Sartre, kanımızca, bilimsel yöntemin önemini ve önceliğini vurgulamak bakımından en özlü sözlerinden birini söylemiştir.

Daha önceleri de Hegel, “Tanımak, bilmek değildir” diyerek insan biliminin yöntembilimsel ilk ilkesini koymuştu.

Yöntem “Nasıl?” sorusuna cevap verir. Ve bilimler yöntemleriyle tanımlanırlar. “Nasıl” sorusuna en iyi cevabı bulabilmek için en sağlam, en güvenilir, en verimli yöntemi bulmak gerekir.

Bilimsel bilgiyi başka tür bütün bilgilerden farklı kılan özellik şudur: Bilimsel bilgi yöntemli bilgidir.

Doğan Ergun, Yöntemi Bulmak adlı bu kitabında değişik bilimsel yöntemleri açıklayarak, irdeleyerek en sağlam, en güvenilir ve en verimli bilimsel yöntem için gerekli düzenleyici ilkelerin oluşumunu tartışmaya açmaktadır.

Yöntemi Bulmak
İmge Kitabevi Yayınları, 206 sf.
Dizi: İnceleme



İT CAZI
Küçük İskender

Bugün hayatında bir değişiklik yap ve ne kadar yıpratıcı olduğuna karar ver istedim; o nedenle oturup yazdım tüm bunları; yoksa gecenin dördü; hepiniz uyuyorsunuz; bu ülkede hep gecenin dördü; herkes uyuyor. Ben ayaktayım. Elimde bir bıçak var ve kendimi mi yaralayayım, kendimle aramdaki coğrafyayı mı keseyim, kendimle aramdaki anlayış biçimlerini mi doğrayayım, karar veremiyorum. Çok salakça, farkındayım. Gülüyorum. Bıçakta gülüyor buna. Memlekette gülüyor. Doktorum da gülüyor. Arkadaşlarım da gülüyor. Gülmeyi artık bir kusmaya dönüştürüyoruz.

Hadi canım, söyleyelim bari: Herkes gitti, çıkmışız dışarı, bas bas bağırıyoruz. Uluyoruz. Caz diyorlar buna bazı köpekler. Canın yandığı için it cazı yapıyorsun diyorlar. Doğrudur. Bir gün benim de arka bahçemi kazdıklarında çok fazla ceset çıkacak ve garip bir yetkili açıklama yapacak: “Her biri bir başka müzik aletiyle öldürülmüş, fantastik!”

Insectisid, Made in Hell, Necronomicon birleşti, geldi.

Ben yazarken çok korktum; eğer satırlar arasında kaybolursanız, seslenin, gelip sizi de severim. Sorun değil.

Küçük İskender

İt Cazı
Sel Yayıncılık, 282 sf.
Dizi: Edebiyat



YARA FALI
Zeynep Uzunbay

Zeynep Uzunbay’ın şiirlerini okurken gözlerimin önünde şöyle bir görüntü beliriyor: Bir öğrenci evinde toplanmış kızlı-erkekli üniversiteliler, kimi çay içiyor kimi kahve. Aralarında topladıkları parayla aldıkları şarap ve biraları daha sonra açacaklar. Yere oturmuşlar, bir kelime oyunu oynuyorlar. Biri bir kelime atıyor ortaya, başka biri o kelimeyi yere düşmeden tutuyor, usulca öpüyor, sevip okşuyor. Sonra bir mektup yazar gibi yanına bir kelime daha ekliyor, onu bir başkası alıyor, derken mektup elden ele... Sonra sıra Zeynep Uzunbay’a geliyor. Bu hayli birikmiş, yüklenmiş, ağırlaşmış mektubu, artık ona Kelime Kuşu diyelim, tutuyor, ona kanat veriyor, ruh veriyor ve uçmaya bırakıyor.

Kelime Kuşu’nun ruhu kanatlarıdır. Kelimeleri kanatlandırıyor Uzunbay, sonra da sokağa salıyor. O kuş kime konacağını biliyor, sokakta, parkta, ağaçta bir arkadaş arıyor kendine, bulur bulmaz da şiir kuşu olarak ona konuyor.

Yüklü bir şiir, dertli bir şiir. Ama ağırlığını da, yükünü de, derdini de kimsenin üstüne yıkmamak için, ‘şair-ben’ini hırpalayarak, kanatarak azaltıyor, derdi onda kalıyor, sevinci okuyan da. İçindeki karanlığa çoktan ulaşmış çünkü. Şiirini o karanlıkta sınamış, halsizliğin, güçsüzlüğün o kendine mahsus lezzetini yakalamış, her şeyin aslında ‘şakacıktan’ olduğunun bilgisine varmış, ‘benim halim, halsizliğimdir’ demiş, sonra da ‘alın, ne haliniz varsa görün’ der gibi şiirin arkadaşlarına, ki onlar en iyi arkadaşlarıdır, şiirini armağan etmiş.

Zeynep Uzunbay’ın ‘Yara Falı’ndan bahtımıza bir ‘kız kardeş’ çıkmış böylece: Lorca’nın Kız kardeşi.
Haydar Ergülen

Yara Falı
Dünya Kitapları, 115 sf.
Dizi: Şiir



BİRİNE Mİ BENZETTİNİZ?
Joyce Carol Oates

Kendinizle karşılaşmaya hazırsanız, ‘Birine mi Benzettiniz?’in sayfalarını çevirmeye başlayabilirsiniz.

“O gece sesler duyarak korkunç kâbuslardan uyandım. Önce rüzgâr sandım, sonra babamın mutfakta ağabeylerimle konuştuğunu fark ettim. Alçak ve telaşlı bir sesle konuşuyordu, ağabeylerimin sesi mırıltıyla çıkıyordu. Arada babamın sesi yükseliyordu ama söylediklerinden tek kelime anlamıyor, duymak da istemiyordum. Leo ile Mario’nun yaptıklarını düşününce kendimi çok kötü hissediyordum kulak kabartmak istemiyordum. Bir daha kimsenin konuşmasını gizlice dinlemeyecektim.”

Suç nedir? Bir insan neden suç işler? Peki, aile içi günahların bedelini neden genellikle çocuklar öder? Hepimiz biliriz, kapalı kapıların ardında hiçbir şey göründüğü gibi değildir...

‘Birine mi Benzettiniz?’ sıradan görünen yaşamların arka planında kopan fırtınaları başarıyla yansıtan en önemli kalemlerden biri olan Joyce Carol Oates’un son öykü kitabı.

Gazetelerin üçüncü sayfalarında okumaya alışkın olduğumuz haberlerde yer alan sarsıcı olayları andıran konulara sahip bu öyküler, suçlu-masum-tank üçgeninde son derece çarpıcı saptamalar da barındırıyor.

Kadınların, erkeklerin ve çocukların tanıklıkları, suçları ve sırları... Birine mi Benzettiniz? insan ruhunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren öykülerden oluşuyor.

Birine mi Benzettiniz?
Everest Yayınları, 372 sf.
Çeviren: Alev Bulut
Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı
Tür: Öykü



SANAT SINAVI
-6 Dalda 666 Soru-
Ülkü Tamer

Edebiyat, Güzel Sanatlar, Sinema, Tiyatro, Müzik, Mitoloji. 6 dalda birbirinden ilginç tam 666 soru. Tam bir ‘Sanat Sınavı’ndasınız. Sorunun yanıtını bulamadıysanız üzülmeyin, kitabın son sayfalarına bakın. Şair Ülkü Tamer, kendi meraklarını, sorular yanıtlar biçiminde sizler için hazırlamış.

İşte bir soru:
Afişinde şu cümle yer alıyordu: ‘Nazik palyaçoyla güzel balerin arasındaki aşkın ölümsüz öyküsü’ Filmin adı?

Bir başka soru:
‘Han Duvarları’ şairi Faruk Nafız Çamlıbel, 1936’da bir de roman yayımlamıştır. Sanatçının bu tek romanının adı?

Kolay bir soru daha:
Müzikli sahne yapıtlarının süit ya da senfonilerin başındaki giriş müziğine ne ad verilir?

Sevimli, neşeli, eğlendirirken, hiç belli etmeden güzel şeyler de öğreten bu kitabın, ilerki günlerde, gireceğiniz sınavlarda ne kadar işinize yarayacağını görerek şaşıracaksınız.

Sanat Sınavı
Can Yayınları, 160 sf.
Resimler: Gözde Bitir
Dizi: Gençlik Kitapları
Tür: Eğitici



BENİM KOMÜNİZMİM
Arlette Laguiller

Fransa’daki Lutte Ouvrière’in (İşçi Mücadelesi) önderlerinden olan ve en son 2002 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 5’in üstünde oy alan Arlette Laguiller, bu kitabında ömrü boyunca uğruna mücadele ettiği komünizmi anlatıyor.

Laguiller’e göre, bu dünyada komünizm kadar aşağılanmış, eleştirilmiş, iftiraya uğramış başka bir düşünce sistemi yoktur.

Yıllardan beri, komünizmin öldüğünü ilan eden onlarca kitap basılmakta, bir o kadar da makale yayımlanmaktadır. Bu iddia için en kolay sarılınan bahane de Stalin rejimi olmaktadır. Oysa Sovyetler Birliği, ne komünist bir toplum, ne de komünist bir rejimdi. Zaten, komünizmin, tek bir toplumun sınırları içinde gelişebilmesi de mümkün değildir.

Kapitalizm ise çok daha önceleri doğduğu halde, hâlâ başarılı olabilmiş değildir. İnsanlığın geleceği hâlâ komünizmdedir.

Benim Komünizmim
Agora Kitaplığı, 210 sf.
Çeviren: Can Utku
Dizi: Siyaset



KADİM MISIR - ÖTE DÜNYA KİTAPLARI
Erik Hornung

Kadim Mısır Ötedünya Kitapları, ölülerini tanrılar nezdinde nurlandıracak büyülü sözlerle donatmanın yanı sıra ölümden sonraki hayatlarında onlara yol gösterecek rehberler yaratma arzusuyla dünyanın en eski ve en ilginç metinlerini yaratan bir uygarlığın Batılı anlamda Kutsal Kitaplar külliyatı.

Milattan önce ikibinli yıllarda yazılmaya başlayan ötedünya metinleri, etkilerini ilk dönem İslâmiyetin bazı inançlarına nüfuz edecek kadar uzun süre korumuştur. Günümüzde de gerek Mısırbilim araştırmacılarının gerekse de modern psikanaliz, edebiyat ve dinbilim çalışmalarının ilgisini çekmektedir.

Uzman yazar Hornung’un Kadim Mısır Ötedünya Kitapları’nı okuyarak Piramit Metinleri’nden başlayıp, Tabut Metinleri, Ölüler Kitabı, Nefes Üzerine Kitap, Amduat, Oniki Mağara Büyülü-söz, Kapılar Kitabı, Mağaralar Kitabı, Yer Kitabı, Nut Kitabı, Gün Kitabı, Gece Kitabı, Güneş İlahisi, Gök ineği Kitabı ve Sonsuzluğun Kat edilmesi Kitabı’na uzanacak biçimde geniş bir zaman aralığında bir medeniyetin inançları, ötedünya tasavvuru, tanrı tasvirleri ve zengin hayalgücünün gelişip değişimine tanık olacaksınız. Her bir kitabın resimlerini görebilecek ve garip figürler olmanın ötesinde bir şeye tekabül eden hiyerogliflerin anlamını tek tek okuyup öğrenebileceksiniz.

Ana Hatlarıyla Mısır tarihi’yle bizi Mısır’ın politik dünyasında bir tarih gezintisine çıkaran, Mısırbilime Giriş’le kadim Mısır üzerine çalışma disiplininin ayrıntılarını sunan Erik Hornung bizi bu kez Güneşin gece yolculuğuna katılmaya, yeraltını kat etmeye ve Ölümsüzlüğe davet ediyor.

Kadim Mısır - Öte Dünya Kitapları
Kabalcı Yayınları, 240 sf.
Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
Dizi: Antropoloji - Arkeoloji - Mitoloji



BOURNE’UN MİRASI
-Robert Ludlum’un Unutulmaz Kahramanı Jason Bourne-
Eric Van Lustbader


Robert Ludlum, 2001’in Mart ayında öldüğünde milyonlarca hayranı harika öyküler üreten bu romancının arkasından yas tutmaya başladı.

Tüm dünyadaki okuyucuların ve izleyicilerin büyük ısrarları karşısında Ludlum Vakfı, yazarın hem dostu, hem de en büyük hayranlarından biri olan ünlü yazar Eric Van Lustbader’e başvurarak Bourne maceralarının devamını yazmasını önerdiler. Teklifi kabul eden Lustbader kendisini de şaşırtan yeni bir Jason Bourne öyküsü yarattı.

Roman, CIA’den emekli olup Georgetown Üniversitesi’nde dil-bilim profesörü olarak çalışan David Webb’in (namı diğer Jason Bourne) kampusta kiralık bir katilin kurşunlarından kıl payı kurtulması ve en yakın iki dostunu öldürmekle suçlanmasıyla başlar. Böylece Webb elinde olmadan ölümcül Bourne kişiliğine tekrar bürünmek zorunda kalır.

Olayların ardındaki gizemi çözmek için CIA ve acımasız katilinden kaçan Bourne, hayatta kalabilmek için büyük mücadele verir. Umutsuzca koşuştururken Paris, Girit, Budapeşte ve İzlanda’ya gitmek zorunda kalır, ama kendisi için en son gitmek istediği yer ise geçmişidir.

Hızlı temposu, düşmeyen gerilimi ve güçlü karakterleriyle okuyucuları soluk soluğa bırakacak müthiş bir roman.

Bourne’un Mirası
Altın Kitaplar, 544 sf.
Çeviren: Pınar Öcal
Dizi: Roman



DEDEKTİF ÖYKÜLERİ 2
Derleyen: Saffet Günersel

Polisiye edebiyatın H. Hesket Prichard, Edgar Wallace, G.K. Chesterton, Dorothy L. Sayer, A. Conan Doyle, Peter Cheyney, Dashiel Hammet, Charlotte Armstrong, Edward D. Hoch, Arnold Bennet, Robert Barr ve Stanley Ellin gibi tanınmış on iki yazarından on iki öykü.

Değişik dönemlerde yaşamış ve ürün vermiş olmalarına rağmen birbirlerinden alabildiğine etkilenen bu yazarların öykülerindeki ortak özellik, yayımlandıkları dönemlerde yoğun ilgiyle karşılanmış olmaları ve yarattıkları kahramanların efsaneleşmeleridir.

İşinin uzmanı usta dedektiflerin polislere adeta parmak ısırtırcasına, ele aldıkları tüm vakaları büyük bir soğukkanlılıkla çözdüğü ve sonunda suçluların genellikle adalete teslim edildiği bu öykülerde, gizemli birtakım olaylarla okuyucunun merak ve heyecan duygusu sürekli ön planda tutuluyor.

Katillerin ve hırsızların cirit attığı suç dünyasının karanlık koridorlarında, daima mağdurların yanında yer almalarıyla kahramanlık mertebesine yükseltilmiş olan bu öykülerdeki dedektifler, kriminolojide de bir geçiş dönemini temsil ediyor.

Temponun hiç düşmediği bu seçkideki on iki öykü, polisiye tutkunları için keyifli bir okuma sunuyor.

Dedektif Öyküleri 2
Güncel Yayınları, 304 sf.
Dizi: Güncel Klasik
Tür: Derleme / Öykü(ler)


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları