Haftanın kitapları -Temmuz 2006/3
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları -Temmuz 2006/3
Temmuz ayının üçüncü haftasında İmge Kitabevi, Artemis, Kibele, Alkım, Sel, Versus, Çitlembik, Can ve Alfa yayınevlerinden seçtiğimiz 11 yapıtı tanıtıyoruz.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 03:44 TSİ 24 Temmuz 2006 Pazartesi

İSTANBUL - Bu haftanın kitapları ‘Sosyal Teori ve Geç Modernlikler’, ‘Barry Trotter ve Utanmaz Parodi’, ‘Kavun Unutmadan’, ‘İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?’, ‘Melekle Sohbet’, ‘Subtopia’, ‘Latin Amerika’nın Kesik Damarları’, ‘Yanlış Hikâyeler’, ‘Kabil’in Kitapçısı’, ‘Seksi Şey’ ve ‘Gün Eksilmesin Penceremden’.



BARRY TROTTER VE UTANMAZ PARODİ
Michael Gerber

Artemis Yayınları, Temmuz ayında bir Harry Potter parodisi olan Barry Trotter ve Utanmaz Parodi isimli kitap ile çıkıyor okurunun karşısına.

Ünlü Hogwarts öğrencisi Harry Potter, uysal ve tatlı kişiliğinin aksine yaramaz ve çok bilmiş bir çocuk olsaydı neler olurdu?

Mizah yazarı Michael Gerber’ın yarattığı Barry Trotter karakterinin başından geçenler her yaştan okuyucuyu eğlendirecek nitelikte.

Michael Gerber, Amerika’nın en eski üniversite karikatür dergisi The Yale Record günlerinden bu yana durmaksızın espriler yazıyor. Barry Trotter mizah yazarının ilk kitabı.

Gerber, kaleme aldığı Barry Trotter ve Utanmaz Parodi’de meşhur Hogwarts öğrencisi Harry Potter’la gırgır geçiyor, parodisini yapıyor. Harry, itaatkar ve şekerpare kişiliğinin aksine 11 yaşında daha dilli bir çocuk olsaydı hikayesi nasıl olurdu? Gerber’ın, ‘akşam yemeğinde masasının üzerinde bir baykuş sürüsü geçse gerçekte neler yaşanırdı’ sorusuna düşündüğü gerçekçi görüntüler her yaştan okuyucuyu eğlendirecek nitelikte.

Bu matrak ve çarpık hikayede yarı dev Yarımakıllı, hayaletsi Neredeyse Beyinsiz Bill ve Alpo Bumblemore’dan da bir emir var. Harry’nin popülerliğine ve tüm bu sihir dünyasının fazla reklamının yapılmasına doğrudan göndermelerle Michael Gerber başarılı bir hiciv yazıyor ve insanı ısıran hazırcevaplığını gözler önüne seriyor.

Son on yıldır Michael Gerber’ın esprili yazıları The New Yorker, The Atlantic Monthly, Esquire, The Wall Street Journal ve diğer birçok dergi ve gazetede yayınlandı. Aynı zamanda kendisi PBS, NPR ve Saturday Night Live televizyon programları için senaryolar da yazdı.

Etkilendiği yazarlar arasında Robert Benchley ve James Thurber, Doug Kenny, Henry Beard ve Lampoon’dan Michael O’Donoghue sayılabilir.

‘Barry Trotter ve Utanmaz Parodi’ yazarın ilk kitabı. Basıldıktan yaklaşık bir yıl sonra birden London Times’ın çok satan kitaplar listesinde iki numaraya yükseldi. Üç yüz bine yakın kopyası piyasada ve diğer dillerde basılan edisyonları da çocukluğun evrensel bir dil olduğunu kanıtlıyor.

Barry Trotter ve Utanmaz Parodi
Artemis Yayınları, 308 sayfa
Çeviren: Berna Gülpınar
Dizi: AB
Tür: Çocuk kitabı



SOSYAL TEORİ VE GEÇ MODERNLİKLER
-Türk Deneyimi-
İbrahim Kaya


“İbrahim Kaya’nın analizi, sosyal teori ve siyaset sosyolojisinde önemli gelişmeler ortaya koymaktadır. Geç modernlik kavramı çoklu modernlikler hakkındaki tartışmaya dikkate değer bir katkı sunmakta ve gelecekteki çalışmalar için de bir temel oluşturmaktadır. Yirminci yüzyıl Türkiye’sini konu edinen bu tarihsel sosyoloji çalışması, modernlik projesinin dünyanın bir bölgesindeki özgün yorumunu ve kurumsallaşmasını örneklendiren önemli bir eserdir.”
[Prof. Dr. Peter Wagner]

‘Sosyal Teori ve Geç Modernlikler’, son dönemlerde sosyal teoride önemli bir yankı uyandıran çoklu modernlikler tartışmasının kavramsal bağlamında kendisini konumlamakta.

İbrahim Kaya, kitapta, çağdaş toplumsal dünyayı modernlikten post modernliğe geçiş olarak anlamak yerine, kültürel dünyaların çoğulluğunu çoklu modernlikler açısından okumamız gerektiğini belirtiyor.

Kaya, aynı zamanda modernleşme sürecinin “batılılaşma” olarak anlaşılamayacağını; tarihsel, kültürel ve medeniyete özgü bağlamların özgün modernlikler yarattığını iddia ediyor. Teorisini çoklu modernlikler ekseninde tanımlarken hem Francis Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” hem de Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” tezlerini sorguluyor.

‘Sosyal Teori ve Geç Modernlikler’, Türk deneyimini çoklu modernlikler teorisi çerçevesinde analiz ediyor. Türk modernliğini Batı modellerinin kopyası olarak anlayan yaklaşımları reddeden Kaya, Kemalist Türkiye’nin kendisini Batı ve Doğu’ya karşı konumladığını ve Türk kültürünün kendisini tekilleştirdiğini iddia ediyor.

Sosyal Teori ve Geç Modernlikler
İmge Kitabevi Yayınları, 302 sayfa
Tür: Sosyal Bilimler



KAVUN UNUTMADAN
A. Aydın Kunt

Bir akademisyenin, bir mimarlık hocasının sarsıcı mizah yeteneği ve anılarını kullanarak çizdiği yarım asır evvelki İstanbul eskizi.

Hınzır bir Galatasaray Liselisi’nin, yatılı okul yaşamından ve Beyoğlu’ndan tarifsiz tatlar... Kadıköylü bir ufaklığın afacan gözlerine takılıp zihnine kazınanlar.

Yaşadığı devrin İstanbul’unu, özellikle Kadıköy ilçesini, belgesel niteliğinde betimlemeleriyle bezediği bu kitap, Prof. A. Aydın Kunt tarafından eskinin çok dinli, çok kültürlü yaşamına son bir selam sanki...

Yeniyetmeliğinde müzik, resim ve tiyatro kapılarından yetenekleri sayesinde elini kolunu sallayarak girdiği sanat dünyasını, bu dünyanın yakından tanıdığı simalarını, mimarlık eğitimine kadar yaşadıklarını, adres ve isim vererek sakınmadan tarif ediyor Aydın Hoca... Günlük yaşamındaki güler yüzü ve rafine diliyle.

Herşeyden önce, eski bir İstanbul ailesi mensubunun, yeni İstanbullulara, sevecen ama eleştirel bakışı bu eser.

Ailesini, dostlarını, yakınlarını ama özellikle de kendisini hedef alan mizah yüklü bu kitapta Kunt’un, 60’lı yaşlarında hala içinde yaşatabildiği haşarı çocuğu görebiliyorsunuz... Çünkü saklamıyor.
[Ercan Güven]

Kavun Unutmadan
Kibele Yayınları, 350 sayfa
Dizi: Anı



İNSANLIĞI NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?
Server Tanilli

Yeni bir yüzyılın başlarındayız.

Yüzyıl neler hazırlıyor? İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?

Geçmişin öyküsünü bilsek de, bu sorulara hemen yanıt veremeyiz; ama dünyamızın karşı karşıya bulunduğu sorunların dökümünü yapmak elimizde. Onlara bakarak ufkumuz aydınlanabilir.

İlk akla gelenler de şunlar: Dünyamız yağmalanıyor, nasıl önlemeli? Bilim ve tekniğin uygulanışında büyük sapmalar var; onları gidermenin yolu nedir? İnsanlar hızla çoğalıyor; kentler, hastalıklı bir büyüyüş içinde; kapitalizm, küreselleşmeyi de arkasına alarak yeni bir fetih çağına girmiştir; eşitsizlikler diz boyu ve dünya çapındadır; demokrasi fikir olarak zafer kazanmıştır ama, “piyasanın diktatörlüğü” kurulmuştur; hoşgörüsüzlüğün kaynakları, en başta da ırkçılık ve köktendincilik ayakta.

Liberalizm şarkılarıyla çözülecek sorunlar mıdır bunlar? Medya fikirleri saptırıyor, kadın sorunu çözülmüş değil, Kuzey-Güney zıtlığı devam ediyor, barış bugün de “savaş ağaları”nın insafına kalmış halde. Bu ortamda demokrasiyi derinleştirmek nasıl mümkün olacak? Bütün insafsız koşullara karşın “daha insanca bir dünya” kurmak mümkün deniyor; yeter ki dünyayı değiştirelim. Ama nasıl, hangi yönde, kimlerin aracılığıyla? Aydınlara düşen ne bu konuda.

Yaşamsal, ancak çözümsüz de olmayan sorunlar...

İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?
Alkım Yayınları, 475 sayfa
Dizi: Düşün



MELEKLE SOHBET
Editör: Nick Hornby

Günümüzün en yenilikçi yazarlarını bu öykü seçkisinde bir araya getiren Nick Hornby, okurlarını keyifli bir yolculuğa davet ediyor.

Nick Hornby’nin editörlüğünde çağımızın önde gelen 12 yazarından gündelik hayata dair ironik, eğlenceli ve yaratıcı gözlemlerle yüklü, sıra dışı öyküler...

Kitapta öyküsü bulunan yazarlar:
Helen Fielding
Roddy Doyle
Dave Eggers
Irvine Welsh
Colin Firth
John O’Farrell
Zadie Smith
Patrick Marber
Nick Hornby
Giles Smith
Robert Harris
Melissa Bank

Melekle Sohbet
Sel Yayınları, 215 sayfa
Çeviren: Can Kartarcı
Dizi: Edebiyat
Tür: Derleme / Öykü(ler)



SUBTOPİA
Andrew L. McCann

‘Subtopia’, kırgın x-kuşağı mensuplarının ve ulusalcı alegorilerden, neşeli sonlardan ve ıvır zıvırdan mutlu olmamız gerektiği fikrinden bıkanların romanı.

Bu romanı okuduğunuz zaman evlerden, duvarlardan, sokaklardan bu “uygarlığın” tüm çirkefinin, üstünüze yağdığını hissedeceksiniz.

“... ‘Subtopia’, ‘Suburbia’ (Banliyö-varoş) ile ütopyanın satirik bir bileşimidir. Kent ve banliyö ortamlarının insanlara vaat ettiklerinden çok azını verdiğini anlatmak istedim. Özünde, bu gerçeğin farkına varılmasıyla bağlantılı politik bilincin gelişimini teşvik etmek yatıyor. New York’taki ütopyaya ihanet hissi benim gözümde Melbourne veya Sydney varoşlarındakiyle aynı.”

“... Subtopia’daki karakterlerin kültürel ve fiziksel hareketlilikleri kimliklerimizin sadece ‘ülke toprağı’ ile tanımlanmaması gerektiği duygusunu vücuda getirmekte. Örneğin romanda, Ulrike Meinhof, Avustralyalı herkes ve her şeyden çok daha önemli bir etkiye sahip.”

“... Julian, Martin’in içindeki başkaldırıcı öğeye tutkun. Sol görüşlü eylemciliğin silahlı direnişe dönüştüğü altmışlı yılların sonu ve yetmişlerin başındaki Batı Berlin, uygulaması çok farklı da olsa bir anlamda başkaldırıyı da simgeliyor. Romanın, Melbourne’dan Berlin’e hareketi, kısmen varoşla keskin bir biçimde örtüşen o radikal, politize şehir fantezisiyle ilgili.”


A.L. McCann’in ilk romanı ‘The White Body of Evening’ 2002 yılında Harper Collins yayınevi tarafından yayımlandı. Yazar ikinci romanı olan ‘Subtopia’yı ise küçük ve bağımsız olan yayınevlerinin ticari kaygılardan uzak olarak politik ve estetik değerlerle hareket ettiklerini düşündüğü için, Melbourne’de küçük bir yayınevi olarak faaliyet gösteren Vulgar Press’den çıkarmayı tercih etti.

Subtopia
Versus Yayınları, 260 sayfa
Çeviren: Algan Sezgintüredi
Dizi: Roman



LATİN AMERİKA’NIN KESİK DAMARLARI
Eduardo Galeano

“Gerçeğin ne olduğuna bakmadan onu değiştirmenin sihirli bir formülü yok. Bir şeyi değiştirmek içinse önce ne olduğunu görmek gerekiyor. Latin Amerika’daki sorun bu. Onu göremiyoruz, kendimize körüz, çünkü kendimize başkalarının gözüyle bakmaya şartlandırılmışız.”

ABD’nin “arka bahçesinde” bir şeyler oluyor. Latin Amerika’da bugün olanları anlamak için geçmişi öğrenmek gerekiyor. Bu kahırlı kıtanın, kendi kesik damarlarını tekrar tekrar dikip, yıllarca sömürülen kaynaklarını asıl sahiplerine iade ettiği bugünlerde, başka bir dünya hayali kuranlara Eduardo Galeano bu kitapla kılavuzluk edecek.

Yayımlandığı günden itibaren dünya solunun kült kitaplarından biri haline gelen “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” yenilenmiş haliyle yeniden Türkçe’de.

Latin Amerika tarihi bakımından önemli başvuru kaynakları arasında yer alan bu kitap koca bir kıtanın nasıl talan edildiğini, beş yüz yıllık sömürge ve emperyalizm geçmişini çarpıcı bir dille, bilimsel verilere dayanarak ve tüm gerçekliğiyle anlatıyor.

Latin Amerika’nın Kesik Damarları
Çitlembik Yayınları, 357 sf.
Çevirenler: Atilla Tokatlı, Roza Hakmen



YANLIŞ HİKÂYELER
Kadri Öztopçu

Kadri Öztopçu, ilk kitabı ‘Yanlış Hikâyeler’le edebiyat dünyamıza giriyor. Adam Öykü dergisinde yayınladığı öykülerle dikkatleri üzerine çeken Öztopçu’nun öyküleri, öykü dünyamızın son dönemde yaşadığı canlılığın bir verimi gibi.

1990 yılından başlayarak ülkemizde öykü dergileri yayınlanmaya başladı. Elbette öykü dergiciliğinin öncesi de vardı ancak 80 sonrası edebiyatın bu alanı bir durgunluğa girmişti. Bu dönemde genç öykücüler önce öykü dergilerini, sonra büyük yayınevlerinin kapısını zorladı.

Can Yayınları, genç öykücülere kapılarını açmakta öncü olmuştur. Yayınevi bu tutumunu sürdürüyor ve yine daha ilk kitabıyla oturmuş bir öykü anlayışına sahip bir öykücüyü okurlarıyla buluşturuyor.

Kadri Öztopçu, son derece sade ve temiz bir Türkçe’yle yazıyor öykülerini. Dile gösterdiği bu titizlik, elbette öykü kurgusuna ve öykülerin içeriğine de yansımış. Hepimizin bildiği, yaşadığı hayatlardan yola çıkarak, son derece ince ve özenle seçilmiş ayrıntılar yakalıyor Öztopçu. Yaşadığımız acıları, sevinçleri, aşka, sevgiye, arkadaşlığa ve yalnızlığa özgü durumları bilgece yorumluyor, gösteriyor.

Kadri Öztopçu’nun ilk kitabı ‘Yanlış Hikayeler’, öykü dergilerinin ne yazık ki bir bir kapandığı bu son dönemde öykü severleri mutlu edecek.

Kadri Öztopçu
1954 yılında Samsun’da doğdu. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiirleri 1973-80 yılları arasında Yeni Adımlar, Güney, Türkiye Yazıları gibi dergilerde yayınlandı. Reklam yazarlığı yaptı. Bir vakıf üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı; reklamcılık konusunda uygulamalı dersler verdi. Son yıllarda, şiirleri Şiiratı ve Adam Sanat, öyküleri ise Adam Öykü dergilerinde yayınlandı. Halen, bir reklam ajansında yaratıcı yönetmen olarak çalışıyor.

Yanlış Hikâyeler
Can Yayınları, 120 sf.
Dizi: Türk Edebiyatı



KABİL’İN KİTAPÇISI
Asne Seierstad

Norveçli genç yazar Asne Seierstad Taliban döneminde Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir kitapçının evinde, o evden biri gibi yaşadı. Bütün vahşeti ve baskıyı o evin kadınlarıyla birlikte hissetti. Gizli aşklara, acılara, ümitlere tanık oldu. Cinayet hikayelerini dinledi. Kadınlar için yapılan pazarlıkları duydu.

Hepsi de kitaba ve kadına düşman. Değişik inançları olanlar değişik kitaplara kızıyorlar ama hepsinin kadına karşı ortak düşmanlığı hiç değişmiyor. Kadınları evlere hapsediyorlar. Eğer bir düğün gibi olağanüstü bir nedenle sokağa çıkmalarına izin verilirse bütün vücutlarını, yüzlerini hatta gözlerini kapayan burkalar giyiyorlar ve birlikte sokağa çıktıkları akrabalarını ancak ayakkabılarından tanıyorlar. Çünkü burkalar yüzünden sadece yeri ve insanların ayakkabıların görebiliyorlar.

Her an ölümle cezalandırılabilecek büyük bir suç olan kadın cinselliği baskı altında tutuluyor. Ama bu, kadınların sevdiklerine kaçmalarına ve en açık saçık şiirleri yazmış, şarkıları söylemelerine engel olamıyor. O şiirleri okurken, o şiirleri kitaplaştıran şairin de bundan dolayı öldürülmüş olduğunu öğreniyorsunuz.

Kâbil’in Kitapçısı
Alkım Yayınları, 320 sayfa
Çeviren: Ayfer Erbaydar
Dizi: Edebiyat
Tür: Roman



SEKSİ ŞEY
Arzu Çağlan

Radyo programcısı Arzu Çağlan’ın ‘Seksi Şey’ adlı kitabı Alfa Yayınları’ndan çıktı.

Kitap, genç bir kız olan Vişne’yi merkeze alarak 2000’li yılların değişmeyen Türkiye çehresini yeniden sorguluyor. Vişne, tecavüz-namus ve cinayet üçgeninde suçlanan, kendi ölümlerinden başka çare bulamayan kızları temsil ediyor âdeta.

Günümüz sorunlarını farklı ve akıcı bir dille ele alan Arzu Çağlan didaktik olmaktan uzak, komik bir yaklaşımla kitabının çatısını kuruyor.

Kahramanımız Vişne’nin serüveni hiç evlenmemiş Halası Sirke, ettiği küfürler nedeniyle adı Kodummm kalan abisi ve babasıyla yoksul evde başlıyor. Bu ev televizyonlarda duyulan kahve makinesi, stor perde, Hilton perde, jakuzi, ışıklı ve akıllı fırın sözcüklerinin dahi bilinmediği bir ev...

Yazar Arzu Çağlan farklı yaşam ve kişilikleri olan insanları ilmek ilmek örerek usta bir dille bir araya getiriyor. Kesişen yaşamlarda yeri geldiğinde televolelerden tanıdığımız şarkıcılar, türkücüler yeri geldiğinde mafya-uyuşturucu-işadamı bağlantıları yeri geldiğinde ise cinci hocalar, muskalar, tılsımlar ve Satanist ayinleri bulmacanın çözülmesi gerekli parçaları gibi okurun önüne sunuyor.

Okur kitabın adı ile içeriğinin farklı olduğunu düşündüğü an bir sürprizle karşılaşıyor. İşte bu noktada seks ve sekse yüklenen anlamın ne olduğu ya da ne olması gerektiği Arzu Çağlan’ın kaleminden satırlara dökülüyor.

Arzu Çağlan
İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu. 5 şubat 1993 yılında Best FM’de başladığı, Arzu’nun İnleyen Nağmeleri adındaki kendi kuşağının en çok dinlenen radyo programında dinleyicileri ile buluşmaya devam ediyor.

Everest Yayınları’ndan daha önce çıkmış, Türkçe müzik ve gezi yazılarından oluşan İnleyen Nağmeler adlı bir kitabı daha olan yazar, İstanbul’da yaşıyor.

Seksi Şey
Alfa Yayınları, 252 sf.
Tür: Roman



GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN
Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı, ‘Otuz Beş Yaş’ şiiri ile edebiyatımızın kült şairleri arasına girmiş, Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerinden etkilenmesine karşın yaşamı boyunca hiçbir yazınsal akıma dahil olmamıştır.

“Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir,” diyen Tarancı, düzyazıları, mektupları ve öykülerinde de bu anlayışını sürdürmüştür.

Tarancı ne yazık ki aramızdan genç yaşta ayrıldı, bu yüzden sağlığında yayımladığı yapıt çok değildir. Ölümünden sonra biraraya getirilen düz yazıları ve konuşmalarının dışında, yirmi iki öyküsünü de kapsayan bir çalışma da 70’li yıllarda yayımlanmıştı. Tarancı bu öyküleri bir dönem Cumhuriyet gazetesinde düzenli olarak yazmıştı. Kendi şiir anlayışını öykülerinde de sürdürdüğünü gördüğümüz Tarancı, bu öykülerde de dili son derece ekonomik ve ritimli bir biçimde kullanıyor.

Bu öykülerde klasik öykü anlayışındaki gibi birtakım olaylara ve büyük düşüncelere rastlamıyoruz. Tersine, günlük yaşamın içinden, anlık duyguları ya da durumları anlatan öyküler bunlar.

Şairin unutulmaz bir dizesi altında, ‘Gün Eksilmesin Penceremden’ adıyla bir araya getirilmiş bu öyküler, son derece yalın, çarpıcı, yaratıcı bir öykücünün usta işi çalışmaları. Kitap, şairin bütün öykülerini ilk kez biraraya getiriyor. M. Sadık Aslankara’nın önsözüyle sunulmuş.

Cahit Sıtkı Tarancı
4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğan Cahit Sıtkı Tarancı, cumhuriyet döneminin önemli şairlerindendir. İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenim için Paris’e gitti. İkinci Dünya Savaşı çıkınca geri döndü. Yakalandığı ağır hastalığın tedavisi için Viyana’ya götürüldüyse de kurtarılamadı, 1956 yılında Viyana’da öldü. Ankara’da toprağa verildi.

Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş şiirinin 1946 CHP Şiir Yarışması’nda birincilik kazanmasıyla ününü pekiştirdi.

Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini ören, ölümün üstünlüğünü vurgulayan şair, anlatım gücüyle dikkat çekti. Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası adlı şiir kitapları, arkadaşı Ziya Osman Saba’ya gönderdiği mektupların toplandığı, Ziya’ya Mektuplar adlı kitabı yanında, ölümünden sonra yayınlanan, gazetelerde kalmış 22 öyküsünü toplayan Cahit Sıtkı Tarancı’nın hikâyeciliği ve hikâyeleri ile makalelerini ve konuşmalarını içeren Yazılar adlı kitapları da vardır.

Gün Eksilmesin Penceremden
Can Yayınları, 216 sf.
Dizi: Türk Edebiyatı


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları