İSTANBUL - Bu haftanın kitapları Sosyal Teori ve Geç Modernlikler, Barry Trotter ve Utanmaz Parodi, Kavun Unutmadan, İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?, Melekle Sohbet, Subtopia, Latin Amerikanın Kesik Damarları, Yanlış Hikâyeler, Kabilin Kitapçısı, Seksi Şey ve Gün Eksilmesin Penceremden.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
 | |
BARRY TROTTER VE UTANMAZ PARODİ Michael Gerber
Artemis Yayınları, Temmuz ayında bir Harry Potter parodisi olan Barry Trotter ve Utanmaz Parodi isimli kitap ile çıkıyor okurunun karşısına.
Ünlü Hogwarts öğrencisi Harry Potter, uysal ve tatlı kişiliğinin aksine yaramaz ve çok bilmiş bir çocuk olsaydı neler olurdu?
Mizah yazarı Michael Gerberın yarattığı Barry Trotter karakterinin başından geçenler her yaştan okuyucuyu eğlendirecek nitelikte.
Michael Gerber, Amerikanın en eski üniversite karikatür dergisi The Yale Record günlerinden bu yana durmaksızın espriler yazıyor. Barry Trotter mizah yazarının ilk kitabı.
Gerber, kaleme aldığı Barry Trotter ve Utanmaz Parodide meşhur Hogwarts öğrencisi Harry Potterla gırgır geçiyor, parodisini yapıyor. Harry, itaatkar ve şekerpare kişiliğinin aksine 11 yaşında daha dilli bir çocuk olsaydı hikayesi nasıl olurdu? Gerberın, akşam yemeğinde masasının üzerinde bir baykuş sürüsü geçse gerçekte neler yaşanırdı sorusuna düşündüğü gerçekçi görüntüler her yaştan okuyucuyu eğlendirecek nitelikte.
Bu matrak ve çarpık hikayede yarı dev Yarımakıllı, hayaletsi Neredeyse Beyinsiz Bill ve Alpo Bumblemoredan da bir emir var. Harrynin popülerliğine ve tüm bu sihir dünyasının fazla reklamının yapılmasına doğrudan göndermelerle Michael Gerber başarılı bir hiciv yazıyor ve insanı ısıran hazırcevaplığını gözler önüne seriyor.
Son on yıldır Michael Gerberın esprili yazıları The New Yorker, The Atlantic Monthly, Esquire, The Wall Street Journal ve diğer birçok dergi ve gazetede yayınlandı. Aynı zamanda kendisi PBS, NPR ve Saturday Night Live televizyon programları için senaryolar da yazdı.
Etkilendiği yazarlar arasında Robert Benchley ve James Thurber, Doug Kenny, Henry Beard ve Lampoondan Michael ODonoghue sayılabilir.
Barry Trotter ve Utanmaz Parodi yazarın ilk kitabı. Basıldıktan yaklaşık bir yıl sonra birden London Timesın çok satan kitaplar listesinde iki numaraya yükseldi. Üç yüz bine yakın kopyası piyasada ve diğer dillerde basılan edisyonları da çocukluğun evrensel bir dil olduğunu kanıtlıyor.
Barry Trotter ve Utanmaz Parodi Artemis Yayınları, 308 sayfa Çeviren: Berna Gülpınar Dizi: AB Tür: Çocuk kitabı
 | |
SOSYAL TEORİ VE GEÇ MODERNLİKLER -Türk Deneyimi- İbrahim Kaya
İbrahim Kayanın analizi, sosyal teori ve siyaset sosyolojisinde önemli gelişmeler ortaya koymaktadır. Geç modernlik kavramı çoklu modernlikler hakkındaki tartışmaya dikkate değer bir katkı sunmakta ve gelecekteki çalışmalar için de bir temel oluşturmaktadır. Yirminci yüzyıl Türkiyesini konu edinen bu tarihsel sosyoloji çalışması, modernlik projesinin dünyanın bir bölgesindeki özgün yorumunu ve kurumsallaşmasını örneklendiren önemli bir eserdir. [Prof. Dr. Peter Wagner]
Sosyal Teori ve Geç Modernlikler, son dönemlerde sosyal teoride önemli bir yankı uyandıran çoklu modernlikler tartışmasının kavramsal bağlamında kendisini konumlamakta.
İbrahim Kaya, kitapta, çağdaş toplumsal dünyayı modernlikten post modernliğe geçiş olarak anlamak yerine, kültürel dünyaların çoğulluğunu çoklu modernlikler açısından okumamız gerektiğini belirtiyor.
Kaya, aynı zamanda modernleşme sürecinin batılılaşma olarak anlaşılamayacağını; tarihsel, kültürel ve medeniyete özgü bağlamların özgün modernlikler yarattığını iddia ediyor. Teorisini çoklu modernlikler ekseninde tanımlarken hem Francis Fukuyamanın Tarihin Sonu hem de Samuel Huntingtonun Medeniyetler Çatışması tezlerini sorguluyor.
Sosyal Teori ve Geç Modernlikler, Türk deneyimini çoklu modernlikler teorisi çerçevesinde analiz ediyor. Türk modernliğini Batı modellerinin kopyası olarak anlayan yaklaşımları reddeden Kaya, Kemalist Türkiyenin kendisini Batı ve Doğuya karşı konumladığını ve Türk kültürünün kendisini tekilleştirdiğini iddia ediyor.
Sosyal Teori ve Geç Modernlikler İmge Kitabevi Yayınları, 302 sayfa Tür: Sosyal Bilimler
 | |
KAVUN UNUTMADAN A. Aydın Kunt
Bir akademisyenin, bir mimarlık hocasının sarsıcı mizah yeteneği ve anılarını kullanarak çizdiği yarım asır evvelki İstanbul eskizi.
Hınzır bir Galatasaray Liselisinin, yatılı okul yaşamından ve Beyoğlundan tarifsiz tatlar... Kadıköylü bir ufaklığın afacan gözlerine takılıp zihnine kazınanlar.
Yaşadığı devrin İstanbulunu, özellikle Kadıköy ilçesini, belgesel niteliğinde betimlemeleriyle bezediği bu kitap, Prof. A. Aydın Kunt tarafından eskinin çok dinli, çok kültürlü yaşamına son bir selam sanki...
Yeniyetmeliğinde müzik, resim ve tiyatro kapılarından yetenekleri sayesinde elini kolunu sallayarak girdiği sanat dünyasını, bu dünyanın yakından tanıdığı simalarını, mimarlık eğitimine kadar yaşadıklarını, adres ve isim vererek sakınmadan tarif ediyor Aydın Hoca... Günlük yaşamındaki güler yüzü ve rafine diliyle.
Herşeyden önce, eski bir İstanbul ailesi mensubunun, yeni İstanbullulara, sevecen ama eleştirel bakışı bu eser.
Ailesini, dostlarını, yakınlarını ama özellikle de kendisini hedef alan mizah yüklü bu kitapta Kuntun, 60lı yaşlarında hala içinde yaşatabildiği haşarı çocuğu görebiliyorsunuz... Çünkü saklamıyor. [Ercan Güven]
Kavun Unutmadan Kibele Yayınları, 350 sayfa Dizi: Anı
 | |
İNSANLIĞI NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR? Server Tanilli
Yeni bir yüzyılın başlarındayız.
Yüzyıl neler hazırlıyor? İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?
Geçmişin öyküsünü bilsek de, bu sorulara hemen yanıt veremeyiz; ama dünyamızın karşı karşıya bulunduğu sorunların dökümünü yapmak elimizde. Onlara bakarak ufkumuz aydınlanabilir.
İlk akla gelenler de şunlar: Dünyamız yağmalanıyor, nasıl önlemeli? Bilim ve tekniğin uygulanışında büyük sapmalar var; onları gidermenin yolu nedir? İnsanlar hızla çoğalıyor; kentler, hastalıklı bir büyüyüş içinde; kapitalizm, küreselleşmeyi de arkasına alarak yeni bir fetih çağına girmiştir; eşitsizlikler diz boyu ve dünya çapındadır; demokrasi fikir olarak zafer kazanmıştır ama, piyasanın diktatörlüğü kurulmuştur; hoşgörüsüzlüğün kaynakları, en başta da ırkçılık ve köktendincilik ayakta.
Liberalizm şarkılarıyla çözülecek sorunlar mıdır bunlar? Medya fikirleri saptırıyor, kadın sorunu çözülmüş değil, Kuzey-Güney zıtlığı devam ediyor, barış bugün de savaş ağalarının insafına kalmış halde. Bu ortamda demokrasiyi derinleştirmek nasıl mümkün olacak? Bütün insafsız koşullara karşın daha insanca bir dünya kurmak mümkün deniyor; yeter ki dünyayı değiştirelim. Ama nasıl, hangi yönde, kimlerin aracılığıyla? Aydınlara düşen ne bu konuda.
Yaşamsal, ancak çözümsüz de olmayan sorunlar...
İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? Alkım Yayınları, 475 sayfa Dizi: Düşün
 | |
MELEKLE SOHBET Editör: Nick Hornby
Günümüzün en yenilikçi yazarlarını bu öykü seçkisinde bir araya getiren Nick Hornby, okurlarını keyifli bir yolculuğa davet ediyor.
Nick Hornbynin editörlüğünde çağımızın önde gelen 12 yazarından gündelik hayata dair ironik, eğlenceli ve yaratıcı gözlemlerle yüklü, sıra dışı öyküler...
Kitapta öyküsü bulunan yazarlar: Helen Fielding Roddy Doyle Dave Eggers Irvine Welsh Colin Firth John OFarrell Zadie Smith Patrick Marber Nick Hornby Giles Smith Robert Harris Melissa Bank
Melekle Sohbet Sel Yayınları, 215 sayfa Çeviren: Can Kartarcı Dizi: Edebiyat Tür: Derleme / Öykü(ler)
 | |
SUBTOPİA Andrew L. McCann
Subtopia, kırgın x-kuşağı mensuplarının ve ulusalcı alegorilerden, neşeli sonlardan ve ıvır zıvırdan mutlu olmamız gerektiği fikrinden bıkanların romanı.
Bu romanı okuduğunuz zaman evlerden, duvarlardan, sokaklardan bu uygarlığın tüm çirkefinin, üstünüze yağdığını hissedeceksiniz.
... Subtopia, Suburbia (Banliyö-varoş) ile ütopyanın satirik bir bileşimidir. Kent ve banliyö ortamlarının insanlara vaat ettiklerinden çok azını verdiğini anlatmak istedim. Özünde, bu gerçeğin farkına varılmasıyla bağlantılı politik bilincin gelişimini teşvik etmek yatıyor. New Yorktaki ütopyaya ihanet hissi benim gözümde Melbourne veya Sydney varoşlarındakiyle aynı.
... Subtopiadaki karakterlerin kültürel ve fiziksel hareketlilikleri kimliklerimizin sadece ülke toprağı ile tanımlanmaması gerektiği duygusunu vücuda getirmekte. Örneğin romanda, Ulrike Meinhof, Avustralyalı herkes ve her şeyden çok daha önemli bir etkiye sahip.
... Julian, Martinin içindeki başkaldırıcı öğeye tutkun. Sol görüşlü eylemciliğin silahlı direnişe dönüştüğü altmışlı yılların sonu ve yetmişlerin başındaki Batı Berlin, uygulaması çok farklı da olsa bir anlamda başkaldırıyı da simgeliyor. Romanın, Melbournedan Berline hareketi, kısmen varoşla keskin bir biçimde örtüşen o radikal, politize şehir fantezisiyle ilgili.
A.L. McCannin ilk romanı The White Body of Evening 2002 yılında Harper Collins yayınevi tarafından yayımlandı. Yazar ikinci romanı olan Subtopiayı ise küçük ve bağımsız olan yayınevlerinin ticari kaygılardan uzak olarak politik ve estetik değerlerle hareket ettiklerini düşündüğü için, Melbournede küçük bir yayınevi olarak faaliyet gösteren Vulgar Pressden çıkarmayı tercih etti.
Subtopia Versus Yayınları, 260 sayfa Çeviren: Algan Sezgintüredi Dizi: Roman
 | |
LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI Eduardo Galeano
Gerçeğin ne olduğuna bakmadan onu değiştirmenin sihirli bir formülü yok. Bir şeyi değiştirmek içinse önce ne olduğunu görmek gerekiyor. Latin Amerikadaki sorun bu. Onu göremiyoruz, kendimize körüz, çünkü kendimize başkalarının gözüyle bakmaya şartlandırılmışız.
ABDnin arka bahçesinde bir şeyler oluyor. Latin Amerikada bugün olanları anlamak için geçmişi öğrenmek gerekiyor. Bu kahırlı kıtanın, kendi kesik damarlarını tekrar tekrar dikip, yıllarca sömürülen kaynaklarını asıl sahiplerine iade ettiği bugünlerde, başka bir dünya hayali kuranlara Eduardo Galeano bu kitapla kılavuzluk edecek.
Yayımlandığı günden itibaren dünya solunun kült kitaplarından biri haline gelen Latin Amerikanın Kesik Damarları yenilenmiş haliyle yeniden Türkçede.
Latin Amerika tarihi bakımından önemli başvuru kaynakları arasında yer alan bu kitap koca bir kıtanın nasıl talan edildiğini, beş yüz yıllık sömürge ve emperyalizm geçmişini çarpıcı bir dille, bilimsel verilere dayanarak ve tüm gerçekliğiyle anlatıyor.
Latin Amerikanın Kesik Damarları Çitlembik Yayınları, 357 sf. Çevirenler: Atilla Tokatlı, Roza Hakmen
 | |
YANLIŞ HİKÂYELER Kadri Öztopçu Kadri Öztopçu, ilk kitabı Yanlış Hikâyelerle edebiyat dünyamıza giriyor. Adam Öykü dergisinde yayınladığı öykülerle dikkatleri üzerine çeken Öztopçunun öyküleri, öykü dünyamızın son dönemde yaşadığı canlılığın bir verimi gibi.
1990 yılından başlayarak ülkemizde öykü dergileri yayınlanmaya başladı. Elbette öykü dergiciliğinin öncesi de vardı ancak 80 sonrası edebiyatın bu alanı bir durgunluğa girmişti. Bu dönemde genç öykücüler önce öykü dergilerini, sonra büyük yayınevlerinin kapısını zorladı.
Can Yayınları, genç öykücülere kapılarını açmakta öncü olmuştur. Yayınevi bu tutumunu sürdürüyor ve yine daha ilk kitabıyla oturmuş bir öykü anlayışına sahip bir öykücüyü okurlarıyla buluşturuyor.
Kadri Öztopçu, son derece sade ve temiz bir Türkçeyle yazıyor öykülerini. Dile gösterdiği bu titizlik, elbette öykü kurgusuna ve öykülerin içeriğine de yansımış. Hepimizin bildiği, yaşadığı hayatlardan yola çıkarak, son derece ince ve özenle seçilmiş ayrıntılar yakalıyor Öztopçu. Yaşadığımız acıları, sevinçleri, aşka, sevgiye, arkadaşlığa ve yalnızlığa özgü durumları bilgece yorumluyor, gösteriyor.
Kadri Öztopçunun ilk kitabı Yanlış Hikayeler, öykü dergilerinin ne yazık ki bir bir kapandığı bu son dönemde öykü severleri mutlu edecek.
Kadri Öztopçu 1954 yılında Samsunda doğdu. Yazmaya şiirle başladı. İlk şiirleri 1973-80 yılları arasında Yeni Adımlar, Güney, Türkiye Yazıları gibi dergilerde yayınlandı. Reklam yazarlığı yaptı. Bir vakıf üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı; reklamcılık konusunda uygulamalı dersler verdi. Son yıllarda, şiirleri Şiiratı ve Adam Sanat, öyküleri ise Adam Öykü dergilerinde yayınlandı. Halen, bir reklam ajansında yaratıcı yönetmen olarak çalışıyor.
Yanlış Hikâyeler Can Yayınları, 120 sf. Dizi: Türk Edebiyatı
 | |
KABİLİN KİTAPÇISI Asne Seierstad
Norveçli genç yazar Asne Seierstad Taliban döneminde Afganistanın başkenti Kabilde bir kitapçının evinde, o evden biri gibi yaşadı. Bütün vahşeti ve baskıyı o evin kadınlarıyla birlikte hissetti. Gizli aşklara, acılara, ümitlere tanık oldu. Cinayet hikayelerini dinledi. Kadınlar için yapılan pazarlıkları duydu.
Hepsi de kitaba ve kadına düşman. Değişik inançları olanlar değişik kitaplara kızıyorlar ama hepsinin kadına karşı ortak düşmanlığı hiç değişmiyor. Kadınları evlere hapsediyorlar. Eğer bir düğün gibi olağanüstü bir nedenle sokağa çıkmalarına izin verilirse bütün vücutlarını, yüzlerini hatta gözlerini kapayan burkalar giyiyorlar ve birlikte sokağa çıktıkları akrabalarını ancak ayakkabılarından tanıyorlar. Çünkü burkalar yüzünden sadece yeri ve insanların ayakkabıların görebiliyorlar.
Her an ölümle cezalandırılabilecek büyük bir suç olan kadın cinselliği baskı altında tutuluyor. Ama bu, kadınların sevdiklerine kaçmalarına ve en açık saçık şiirleri yazmış, şarkıları söylemelerine engel olamıyor. O şiirleri okurken, o şiirleri kitaplaştıran şairin de bundan dolayı öldürülmüş olduğunu öğreniyorsunuz.
Kâbilin Kitapçısı Alkım Yayınları, 320 sayfa Çeviren: Ayfer Erbaydar Dizi: Edebiyat Tür: Roman
 | |
SEKSİ ŞEY Arzu Çağlan
Radyo programcısı Arzu Çağlanın Seksi Şey adlı kitabı Alfa Yayınlarından çıktı.
Kitap, genç bir kız olan Vişneyi merkeze alarak 2000li yılların değişmeyen Türkiye çehresini yeniden sorguluyor. Vişne, tecavüz-namus ve cinayet üçgeninde suçlanan, kendi ölümlerinden başka çare bulamayan kızları temsil ediyor âdeta.
Günümüz sorunlarını farklı ve akıcı bir dille ele alan Arzu Çağlan didaktik olmaktan uzak, komik bir yaklaşımla kitabının çatısını kuruyor.
Kahramanımız Vişnenin serüveni hiç evlenmemiş Halası Sirke, ettiği küfürler nedeniyle adı Kodummm kalan abisi ve babasıyla yoksul evde başlıyor. Bu ev televizyonlarda duyulan kahve makinesi, stor perde, Hilton perde, jakuzi, ışıklı ve akıllı fırın sözcüklerinin dahi bilinmediği bir ev...
Yazar Arzu Çağlan farklı yaşam ve kişilikleri olan insanları ilmek ilmek örerek usta bir dille bir araya getiriyor. Kesişen yaşamlarda yeri geldiğinde televolelerden tanıdığımız şarkıcılar, türkücüler yeri geldiğinde mafya-uyuşturucu-işadamı bağlantıları yeri geldiğinde ise cinci hocalar, muskalar, tılsımlar ve Satanist ayinleri bulmacanın çözülmesi gerekli parçaları gibi okurun önüne sunuyor.
Okur kitabın adı ile içeriğinin farklı olduğunu düşündüğü an bir sürprizle karşılaşıyor. İşte bu noktada seks ve sekse yüklenen anlamın ne olduğu ya da ne olması gerektiği Arzu Çağlanın kaleminden satırlara dökülüyor.
Arzu Çağlan İstanbulda doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu. 5 şubat 1993 yılında Best FMde başladığı, Arzunun İnleyen Nağmeleri adındaki kendi kuşağının en çok dinlenen radyo programında dinleyicileri ile buluşmaya devam ediyor.
Everest Yayınlarından daha önce çıkmış, Türkçe müzik ve gezi yazılarından oluşan İnleyen Nağmeler adlı bir kitabı daha olan yazar, İstanbulda yaşıyor.
Seksi Şey Alfa Yayınları, 252 sf. Tür: Roman
 | |
GÜN EKSİLMESİN PENCEREMDEN Cahit Sıtkı Tarancı
Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş şiiri ile edebiyatımızın kült şairleri arasına girmiş, Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerinden etkilenmesine karşın yaşamı boyunca hiçbir yazınsal akıma dahil olmamıştır.
Şiirle hayat arasındaki sıkı ilişkiye inandığım içindir ki, şiiri hiçbir zaman bir düşüncenin kanıtlanması olarak düşünmedim. Şiirin yapısının gerektirdiği bu bağımsızlık, şairlerin özgürlük aşkıyla da açıklanabilir, diyen Tarancı, düzyazıları, mektupları ve öykülerinde de bu anlayışını sürdürmüştür.
Tarancı ne yazık ki aramızdan genç yaşta ayrıldı, bu yüzden sağlığında yayımladığı yapıt çok değildir. Ölümünden sonra biraraya getirilen düz yazıları ve konuşmalarının dışında, yirmi iki öyküsünü de kapsayan bir çalışma da 70li yıllarda yayımlanmıştı. Tarancı bu öyküleri bir dönem Cumhuriyet gazetesinde düzenli olarak yazmıştı. Kendi şiir anlayışını öykülerinde de sürdürdüğünü gördüğümüz Tarancı, bu öykülerde de dili son derece ekonomik ve ritimli bir biçimde kullanıyor.
Bu öykülerde klasik öykü anlayışındaki gibi birtakım olaylara ve büyük düşüncelere rastlamıyoruz. Tersine, günlük yaşamın içinden, anlık duyguları ya da durumları anlatan öyküler bunlar.
Şairin unutulmaz bir dizesi altında, Gün Eksilmesin Penceremden adıyla bir araya getirilmiş bu öyküler, son derece yalın, çarpıcı, yaratıcı bir öykücünün usta işi çalışmaları. Kitap, şairin bütün öykülerini ilk kez biraraya getiriyor. M. Sadık Aslankaranın önsözüyle sunulmuş.
Cahit Sıtkı Tarancı 4 Ekim 1910da Diyarbakırda doğan Cahit Sıtkı Tarancı, cumhuriyet döneminin önemli şairlerindendir. İstanbulda Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra öğrenim için Parise gitti. İkinci Dünya Savaşı çıkınca geri döndü. Yakalandığı ağır hastalığın tedavisi için Viyanaya götürüldüyse de kurtarılamadı, 1956 yılında Viyanada öldü. Ankarada toprağa verildi.
Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş şiirinin 1946 CHP Şiir Yarışmasında birincilik kazanmasıyla ününü pekiştirdi.
Şiirlerinde yaşamanın ve aşkın güzelliğini ören, ölümün üstünlüğünü vurgulayan şair, anlatım gücüyle dikkat çekti. Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrası adlı şiir kitapları, arkadaşı Ziya Osman Sabaya gönderdiği mektupların toplandığı, Ziyaya Mektuplar adlı kitabı yanında, ölümünden sonra yayınlanan, gazetelerde kalmış 22 öyküsünü toplayan Cahit Sıtkı Tarancının hikâyeciliği ve hikâyeleri ile makalelerini ve konuşmalarını içeren Yazılar adlı kitapları da vardır.
Gün Eksilmesin Penceremden Can Yayınları, 216 sf. Dizi: Türk Edebiyatı
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |