Haftanın kitapları - Haziran 2006/3
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Haziran 2006/3
‘Başkalaşımlar’, ‘Buddenbrooklar’, ‘Gölgede ve Güneşte Futbol’, ‘Doğu Öyküleri’, ‘Buz Üstünde Yürür Gibi’, ‘Avrupa İnsanı’ ve ‘Çıplak Yüzmek’ bu hafta için seçtiğimiz kitaplar.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 02:38 TSİ 03 Temmuz 2006 Pazartesi

İSTANBUL - “Kulağını bana ver, sevgili okuyucum! İnan, keyif alacaksın!” [Apuleius]



BAŞKALAŞIMLAR
- Altın Eşek -
Apuleius


Birbirinden ilginç öyküleri peş peşe dizerek okuyucusuyla ilgisini hiç yitirmeden, karşılıklı duygu alışverişinde bulunarak, telaşla, hevesle, istekle yazan, Latin edebiyatının ünlü isimlerden Lucius Apuleius’un yapıtıdır ‘Başkalaşımlar’ (Metamorphoses).

Antik çağlardan günümüze kalan bir roman; Batı edebiyatında yüzlerce çevirisi yapılmış, yüzlerce romana, oyuna esin kaynağı olmuş, görsel sanatların görkemli eserlerine malzeme oluşturmuş, 11 kitaplı bir öykü klasiği.

Roma İmparatorluğu’nun eyaletlerinde yaşayan sıradan insanların sıradan yaşamlarının çarpıcı yanlarının alaycı ve eğlendirici bir ifadeyle sunulduğu bu yapıtın temel içeriği, yanlış bir büyü sonucu eşeğe dönüşmüş bir insanın gözünden, insanoğlunun gizemli doğasının ortaya dökülüşüdür.

Bir ahlak felsefecisi gibi, insanın yaşamını, ahlakını, zayıflıklarını ve erdemlerini değerlendiren, kendi kendine düşünen, konuşan, sevinen, öfkelenen bu sevimli eşek, başından geçen öykülerle, okuyucuyu karşı taraftan alır, tümüyle kendi dünyasının içine çeker. Okuyucu artık onun aklından, düşüncesinden ve onun gözlerinden, önce kendisini, sonra diğer insanları, değişik yaşamları ve doğanın gizemli özelliklerini seyre dalar. Bir eşeğin gözlemleri, okuyucunun kendi içini seyrettiği bir ayna halini alır. Dolayısıyla okuyucu da bir anlamda başkalaşır.

Kitap içinde kitaptır ‘Metamorphoses’. Metnin temel konusu olan bir insanın eşeğe dönüşme öyküsüyle yetinmez. Başlı başına iki önemli öyküye daha ev sahipliği yapar. 4 (28) - 6. (24) Kitaplar, Cupido ile Psyche’nin, başka deyişle Aşk ile Ruh’un birbirlerine olan tutkulu aşkını konu edinir; 11. Kitap ise Mısır Tanrıçası İsis’in gizem dinine, büyülü dünyasına sahne oluşturur.

Apuleius’un ustalıkla kurguladığı bu üç öykü adeta iç içe dokunur; Aşk içi içine sığmaz tutkusuyla, Ruh’un tüm güzelliğini ve saflığını ele geçirir; Tanrıça İsis bütün görkemiyle Mısır’ın güneş renkli sularından yükselerek, Roma’nın din yaşamına capcanlı bir soluk, yepyeni bir anlayış getirir.

Sonuçta her bir öykü birbirinin içine yuvarlanarak kendi başına birer başkalaşım olur ve satırların arasından süzüle süzüle gökkuşağının eskizleriyle, insan ve doğanın o büyülü, gizlerle dolu ve ele geçmez dünyasının anlatıldığı Metamorphoses tablosunu oluşturur.

‘Metamorphoses’in ‘Başkalaşımlar’ (Altın Eşek) başlığı altında yapılan bu ilk Latince’den Türkçe’ye çevirisinde, okuyucunun yapması gereken tek şey, arkasına yaslanıp bu menevişli tabloyu seyretmek ve Apuleius’un şu samimi seslenişine yürekten katılmak olacaktır: “Kulağını bana ver, sevgili okuyucum! İnan, keyif alacaksın!”
[Çiğdem Dürüşken]

Apuleius
Lucius Apuleius (124-170) Numidya’daki bir Roma kolonisi olan Madaura’da (bugünkü Cezayir’de) dünyaya geldi. Kartaca ve Atina’da öğrenim gördükten sonra Akdeniz ülkelerini dolaştı.

Kuzey Afrika’da özellikle din ve tapınma törenleri üzerine incelemeler yaptı. Bir süre Roma’da retorik dersleri verdikten sonra Afrika’ya döndü ve orada evlendi. Karısının ailesi tarafından büyü yapmakla suçlanması üzerine yaşamı konusunda en önemli kaynak olan ‘Apologia’yı (Savunma) yazdı.

Asıl on bir kitaptan oluşan, Latince yazdığı ‘Metamorphoseon’ (Başkalaşımlar) adlı romanıyla tanınır. ‘Altın Eşek’, ‘Başkalaşımlar’da yer alan öyküler arasında en bilinenidir. Eski dinsel gizleri ve görgü kurallarını anlatması bakımından değerli olan bu eser, daha sonra Rabelais, Boccacio, Voltaire ve Defoe gibi yazarlara da esin kaynağı olmuştur. Felsefe üzerine denemeler de yazan Apuleius’un öteki eserleri arasında Florida, De Platone et eius dogmate (Platon ve Öğretileri) ve De Deo Socratis (Sokrates’in Tanrısı Üzerine) sayılabilir.

Başkalaşımlar
Kabalcı Yayınevi, 689 sf.
Çeviren: Çiğdem Dürüşken
Dizi: Humanitas



BUDDENBROOKLAR
- Bir Ailenin Çöküşü -
Thomas Mann


Buddenbrooklar, dünya edebiyatında Alman romanını temsil eden yazarların başında gelen Thomas Mann’ın ilk romanıdır. Mann’ın ‘Bir Ailenin Çöküşü’ alt başlığıyla 1900 yılında, 25 yaşında kaleme aldığı roman, Kuzey Almanya’da yaşayan zengin bir burjuva ailenin ve aile ticarethanesinin birkaç kuşak boyunca geçirdiği değişimi ele alır.

Yapıtlarının başlıca konusunu burjuvazinin yozlaşmasının oluşturduğu Thomas Mann’ın dünya çapında başarıya ulaşan bu ünlü romanında, yer yer taşlamalı bir biçimde, yazarın kendi ailesi gibi Lübeck’li bir tüccar ailenin çöküşü anlatılmaktadır. Bu açıdan ‘Buddenbrooklar’da öne çıkan, burjuvazinin çalışkanlık, tutumluluk ve görev bilinci gibi değerlerinin, sanatsal ve entelektüel yaşam biçimleriyle olduğu kadar kötü alışkanlıklar, lüks, avarelik, din, hastalık ve ölümlerle de yıkılmasıdır.

Birçok eleştirmenin ‘Venedik’te Ölüm’den bile büyük bir yapıt olarak değerlendirdiği Buddenbrooklar, gerçekten de modern yaşama ayak uyduramayan saygın bir ailenin çöküşünün öyküsüdür: Doğumlar, evlenmeler, boşanmalar, ölümler, başarılar ve başarısızlıklar aracılığıyla orta sınıf yaşamının ustalıklı bir portresini çizen roman, aynı zamanda kaybolan burjuva değerler için bir ağıt niteliğini de taşımaktadır.

Mann’ın bu dev yapıtı, modern edebiyatın klasikleri arasındadır. ‘Venedik’te Ölüm’, ‘Tonio Kröger’, ‘Büyülü Dağ’, ‘Doktor Faustus’ gibi yapıtların yazarı Thomas Mann’ın 1932 tarihinde yazdığı bir mektupta, Buddenbrooklar hiç kuşkusuz Almanya’daki en popüler kitabım ve belki de adım kendi ülkemde hep bu kitapla ilişkilendirilecek, dediği bu başyapıtı yeni çevirisiyle sunuyoruz.

Thomas Mann
1875 yılında Lübeck’te doğan Thomas Mann bir tüccar ailesinin çocuğuydu. Varlıklı ailesi sayesinde iyi bir eğitim gördü, ancak babası ölünce üniversite eğitimini tamamlayamadı.

İlk büyük eserini 1901’de yazdı: ‘Buddenbrook Ailesi’. Zengin bir burjuva ailesinin düşüşünü dile getiren bu destansı roman Mann’a büyük bir ün sağladı.

Daha sonra yazdığı ‘Büyülü Dağ’da bir uygarlığın tümüyle çöküşünü, ‘Doktor Faustus’ta son savaştan yıkıntı halinde çıkan Almanya’yı anlattı.

1929’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü.

Hitler iktidara gelince sürgüne gönderilen Mann, 1936’da da Alman vatandaşlığından çıkarıldı.

Çeşitli ülkelere sığınan Thomas Mann, bundan sonra romanlarında çağımız dünyasının sorunlarına çağrışımlar getiren büyük mitosları da işledi. Thomas Mann, burjuva geleneklerine ve ahlakına karşı çıkan kesin ve gerçekçi gözlemleriyle natüralist bir yazardır.

Buddenbrooklar
Can Yayınları, 666 sf.
Almanca’dan çeviren: Kasım Eğit
Dizi: Dünya klasikleri



AVRUPA İNSANI
Jorge Semprun, Dominique de Villepin

Biri, Jorge Semprun, komünist bir direnişçinin zengin ama acılı deneyimleriyle donanmış bir solcu; diğeri, Dominique de Villepin, De Gaulle’cü bir gelenekten gelme, bugünün başbakanı.

Aynı zamanda, günümüz dünyasının karmaşıklığının bilincinde olan ve demokrasi heyecanıyla Avrupa değerlerine bağlılığın birleştirdiği, çağdaşlığa ve onun içerdiği devrimci potansiyele inanan bu iki yazar, dert edinip haftalar boyunca kendi görüş ve kanaatlerini birbirlerine aktararak bu kitaptaki metinleri kaleme aldılar...

Avrupa İnsanı
Agora Kitaplığı - 160 sf.
Çeviren: Aydın Cıngı
Dizi: Düşünce Felsefe



DOĞU ÖYKÜLERİ
Ferit Edgü

Kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok kısa öykü. Doğu’nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor.

Yazar, “Hakkâri’de Bir Mevsim”le başladığı yazın yolculuğunu, çaresiz insanların öyküleriyle sürdürüyor.

Yalın sözcüklerle, duru ama doğurgan imgelerle. Yoğun diyaloglarla. Gerçek bir dil şöleni.

Ferit Edgü
1936’da İstanbul’da doğdu. Öykü, şiir, roman, deneme türlerinde yapıtlar verdi.
Bir Gemide, 1979 Sait Faik Hikâye Armağanı
Ders Notları, 1979 Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü
Eylül’ün Gölgesinde Bir Yazdı, 1988 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü

Doğu Öyküleri
Sel Yayıncılık, 76 sf.
Tür: Öykü



GÖLGEDE VE GÜNEŞTE FUTBOL
Eduardo Galeano

‘Şampiyonanın bir başka sürprizi de Türkiye’ydi. Hiç kimse bu ülkenin önemli bir başarı elde edeceğine inanmıyordu. Türkiye, dünya kupalarından elli yıldır uzaktı. Brezilya’ya karşı oynadığı ilk maçta hakemin kararıyla göz göre göre haksızlığa uğradı; ama yoluna devam etti ve sonunda üçüncü oldu. Enerjik ve kaliteli futboluyla kendisini küçük gören uzmanların ağzını açık bıraktı.

Gerçek bir futbol tutkunu olan Uruguaylı ünlü yazar Eduardo Galeano, ‘Dünya Kupaları’na ilişkin gözlemlerini anlattığı ‘Gölgede ve Güneşte Futbol’a 1998 ve 2002 kupalarını da ekledi. Yeni bölümleriyle birlikte yayınlanan ‘Gölgede ve Güneşte Futbol’, futbol coşkusuna yaşama sevincini de katan bir kitap.

‘Kucaklaşmanın Kitabı’nın, ‘Ateş Anıları’nın yazarı, kendisini bir ‘iyi futbol dilencisi’ olarak niteliyor ve futbolun destansı kahramanlarına, ağları sarsan gollere ticaret ve siyaset açısından değil, kültürel açıdan yaklaşıyor. Galeano, futbolun şiirini yazıyor.

Eduardo Galeano
Eduardo Galeano Marcha dergisinin yazı işleri müdürlüğünü, Epoce dergisinin de yayın müdürlüğünü yaptı. Buenos Aires’te Crisis dergisini kurup yönetti.

1973’ten sonra Arjantin ve İspanya’da sürgünde yaşadı. 1985’te Uruguay’a geri döndü. Galeano, iki kez Casa de la Americas Ödülü’nü kazandı. Ateş Anıları adlı üçlüsü, Uruguay Kültür Bakanlığı Ödülü’ne layık görüldü.

1989’da Washington Üniversitesi tarafından ‘American Book Award’ Ödülü’nü kazandı. Tüm Avrupa dillerine, ayrıca Rusça’ya, İbranice’ye, Japonca’ya ve Türkçe’ye çevrilmiş olan pek çok kitabı arasında ‘Ateş Anıları Üçlemesi’ ve ‘Kucaklaşmanın Kitabı’ Can Yayınları’nda yayımlandı.

Gölgede ve Güneşte Futbol
Can Yayınları, 312 sf.
Çevirenler: Mehmet Necati Kutlu, Ertuğrul Önalp
Özgün dili: İspanyolca
Dizi: Çağdaş dünya yazarları



BUZ ÜSTÜNDE YÜRÜR GİBİ (Ciltli)
- Seçme Şiirler -
Ahmet Erhan


Bedenini bir dünya haritası gibi dizlerime Serip de yollar aradım yürümek için
İçime çekmek için hava, koklamak için çiçek Ve bir kadın, yaşamı benimle bölüşecek
Sevdiğim şeyleri sevecek, bir incir ağacından Damlayan süt dolarken memelerine
Çocuklar doğuracak, kara gözleri Dünyaya bıkıp usanmadan sorular soran
Kendiyle yüzleşmekten çekinmeyen, doğayla Ve insanla sonuna dek barışkın...
Yüzünü ak bir kitap gibi ellerimde Açıp da umutlar aradım yaşama ilişkin
Uçurumların yamacında kök salacak ağaçlar Boğulanlara uzanacak bir kol belki
Bunun için sevgilim, seninle başlattım bu şiiri


Buz Üstünde Yürür Gibi
Everest Yayınları, 421 sf.
Dizi: Şiir



ÇIPLAK YÜZMEK
Carl Hiaasen

“Hem suç romanı, hem komedi. O kadar iyi ki, kesinlikle yasaklanmalı!”
Miami Herald

Artemis Yayınları, Carl Hiaasen’i Türk okur ile tanıştırıyor. İlk romanı ‘Tourist Season’ı 1986 yılında yayımlayan Hiaasen’in romanı aynı yıl GQ dergisi tarafından, ‘bütün zamanların en iyi 10 kitabından biri’ olarak adlandırıldı.

Cosmopolitan yazarlarından Louise Bernikow, Hiaasen’ın romanlarını, ‘inanılmaz derecede eğlenceli, çevrenin mahvedilmesi ve inşaatçıların o gaddarca yapılanmaları gibi temalara rağmen yine de gözyaşlarınızın akmasına neden olacak kadar komik,’ olarak nitelendiriyor. Tony Hillerman’sa, Carl Hiaasen’i, ‘suç romanlarının Mark Twain’i’ olarak isimlendiriyor.

Dünyada Golfstream akıntısının nereden başlayıp nereye gittiğini bilmeyen tek deniz biyologu herhalde Chaz Perrone’dur. Çok para kazanmak için biyoloji okuyan tek insan da yine o ve şimdi de bunun bir yolunu bulmuş: İnsafsız bir tarım sanayicisi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Everglades bataklıklarına yasadışı bir şekilde gübre akıtmaya devam edebilsin diye su örneklerini değiştirmek.

Chaz, karısı Joey’nin bu yolsuzluğu anladığından şüphelenince tatil yaptıkları teknenin güvertesinden karısını Atlantik Okyanusu’nun karanlık sularına atar. Chaz’in şansına, ne yazık ki karısı bu düşüşün ardından ölmez.

Bir marihuana balyasına sımsıkı tutunan Joey Perrone, eski bir polis ve artık yalnız bir adam olan Mick Stranahan tarafından okyanustan kurtarılır. Bir an önce polise gidip kocasının işlediği suçu ihbar etmek yerine Joey, ölü biri olarak kalıp Chaz kendi kendini yiyip bitirene kadar onu yiyip bitirmeye karar verir, Mick’in yardımıyla tabii.

Joey’nin cani kocasını takibe alıp taciz ederken, Chaz’in su kirliliği konusunda yaptığı soğukkanlı dolandırıcılık her geçen gün artan dengesiz ve beceriksiz davranışları yüzünden huzursuzluk verici bir hal almaktadır. Bu arada Mick Stranahan da altı başarısız evlilik ve bir adada geçirdiği yalnız bir hayatın içindeki atılgan romantiği henüz öldürmediğinin farkına varır.

Okuyucu ise, bu kitapla, kaçık bir politika, çevredeki karmaşa ve insan kalbi arasında geçen, eğlenceli, tam gaz, saf bir Hiaasen yolculuğuna çıkacak.

“Alaylı konuşmalar, öldüresiye iğneleyici yan karakterler, komik arka plan parçalarıyla çok zengin, birinci sınıf!”
[Entertainment Weekly]

Çıplak Yüzmek
Artemis Yayınları, 514 sf.
Çeviren: Türkan Çolak, Bilge Turan
Dizi: AB


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları