‘Zizek!’ belgeselinin tam metni
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat
‘Zizek!’ belgeselinin tam metni
O, Slavoj Zizek, ‘akademik rock yıldızı’ ya da ‘kültürel teorinin Elvis’i… 21. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden biri...

NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:37 TSİ 02 Haziran 2006 Cuma

İSTANBUL - ‘Zizek!’ NTV Belgesel kuşağında, Pazar saat 22.00’de izleyiciyle buluşuyor. Belgeselin tam metnini Burak Aygün’ün Türkçe çevirisiyle sunuyoruz.


Evren karşısındaki,
kendiliğinden tavrım ne...

...olurdu? Herhalde çok
karanlık bir tavır olurdu.

Birinci tez olarak tam bir
boşunalığı ve yararsızlığı...

...öne sürüyorum: Temelde
“hiçbir şey” var. Kelimeyi...

...gerçek anlamında
kullanıyorum.

Sonuçta yitip giden nesnelerin
kırıntıları gibi. Evrene...

...bakın, büyük bir boşluk.
Ama sonra şeyler nasıl...

...ortaya çıkıyor? Burada
kuvantum fiziğine...

...kendiliğinden bir sempati
duyuyorum. Evrenin pozitif...

...yüklü bir boşluk olduğu
fikri hakim. Ama sonra bazı...

...şeyler ortaya çıkıyor ve
boşluğun dengeleri bozuluyor.

Bu fikir benim çok hoşuma
gider. Var olanın sadece...

...”hiçbir şey” olmadığı,
orada bazı şeylerin olduğu...

...gerçeği. Bu da bir şeylerin
korkunç biçimde ters...

...gittiği anlamına geliyor.
Yaratılışın bir tür kozmik...

...dengesizlik, kozmik felaket
olduğunu ve şeylerin bir...

...hata sonucu var olduklarını
söylüyoruz. Hatta ben daha...

...da ileri giderek buna karşı
koymanın tek yolunun hatayı...

...üzerimize alıp sonuna kadar
gitmekten geçtiğini öne...

...sürüyorum. Buna bir de isim
bulmuşuz. “Sevgi” diyoruz.

Sevgi tam da bu türden bir
kozmik dengesizlik değil mi?

“Dünyayı seviyorum” veya
“Evrensel sevgi” gibisinden...

...kavramlardan oldum olası
iğrenmişimdir. Ben dünyayı...

...sevmiyorum. Ben daha çok
“Dünyadan nefret ediyorum”...

...ile “Dünyayı takmıyorum”
arasında bir yerlerdeyim.

Ama gerçekliğin tamamı bundan
ibaret. Çok aptalca.

Bu var ve ben onu
umursamıyorum. Benim için...

...sevgi aşırı derecede şiddet
içeren bir eylem. Sevgi...

...”Hepinizi seviyorum” demek
değil. Sevgi, bir şeyi...

...seçiyorum anlamına geliyor
ki burada yine...

...o dengesizlik yapısı var.
Bu şey küçük bir...

...ayrıntıdan, kırılgan bir
bireyden ibaret dahi olsa,...

...diyorum ki “Seni her şeyden
çok seviyorum”.

Bu gayet resmî manada, sevgi
fenalıktır.

Satranç oynuyorlar.
Hoşuma gitti.

Bugünkü durumun tuhaflığını
düşünün. Bundan 30-40 yıl...

...önce hâlâ geleceğin ne
olacağını tartışıyorduk;...

...komünist mi, faşist mi,
kapitalist mi, her neyse.

Bugünse artık bunu tartışan
yok. Hepimiz sessizce...

...küresel kapitalizmin kalıcı
olduğunu kabullendik.

Öte yandan, kozmik felaketler
bizde bir saplantı halini...

...aldı. Yeryüzündeki yaşamın
bir virüs ya da dünyaya...

...çarpacak bir asteroit
yüzünden bütünüyle sona...

...ereceğinden korkuyoruz.
Asıl paradoks şu ki...

...yeryüzündeki yaşamın nasıl
son bulacağını hayalimizde...

...canlandırmak, kapitalizmin
mütevazı bir kökten değişim...

...geçireceğini hayalimizde
canlandırmaktan çok daha...

...kolay. Bu da “Ütopya”yı
yeniden icat etmemiz...

...anlamına geliyor. Ama hangi
manada?

“Ütopya”nın iki sahte anlamı
var.

Birincisi, ideal bir toplum
hayal etme kavramı ki bunun...

...asla gerçekleşmeyeceğini
biliyoruz. Diğeriyse, yeni...

...ve sapık arzularla kendini
bulan kapitalist ütopya ki...

...bu arzuları doyurmanıza
izin vermekle kalmıyor...

...sizden onları doyurmanızı
adeta rica ediyor. Gerçek...

...”Ütopya” ise, durum
meselesiz olduğunda; olası...

...ölümün koordinatları
dahilinde...

...çözümlenebilmesinin bir
yolu bulunmadığında ortaya...

...çıkar. Saf bir hayatta
kalma güdüsünden yola...

...çıkarak yeni bir mekan icat
etmek zorundasınız.

“Ütopya” özgür imgeleme
değildir. “Ütopya” en içten...

...gelen bir zorunluluk
meselesidir. Onu tek çıkış...

...yolu olarak hayal etmek
zorunda kalırsınız. Bugün...

...ihtiyacımız olan da budur.

Umarım çok uzun
konuşmamışımdır. Sabrınız...

...için hepinize teşekkürler.

Niçin alkışladım, biliyor
musunuz? Eski belgesel...

...filmlerde bir faşist ve bir
Stalinist lider arasında...

...büyük bir fark görürsünüz.
Alkışlanan bir faşist...

...lider, bunu kabul etmekle
yetinir.

Stalinist lider ise, kendi de
alkışlar.

Bunun anlamı şudur: “Alkış
sadece bana değil. Burada...

...hepimiz tarihe hizmet
ediyoruz.” İşte benim...

...Stalin anlayışım budur.

“Slovenya’nın başkenti
Ljubljana’da doğan...

...Lacancı-Marksçı filozof
Slavoj Zizek, Hitchcock’tan...

...Lenin’e ve 11 Eylül’deki
terörist saldırılara kadar...

...uzanan geniş bir yelpazede
kitaplar yazmıştır.

Zizek’in eserlerindeki amacı,
kapitalizmin Marksçı...

...eleştirisiyle, kapitalizmin
halkın hayal gücünü...

...etkilerken izlediği
yolların psikanalitik...

...yoldan bilgilendirilmiş
biçimde maskesinin...

...düşürülmesini
birleştirmek.”

Kayıtta mıyız? Tamam.

En kötüsü, bazı aydınların
oynamaya bayıldığı “Hepimiz...

...insanız” oyununu oynamak.
Belli bir aydın kişilik...

...sergiliyorsunuz, ama sonra
“Biliyor musun, her şeye...

...karşın ben de temelde senin
gibi biriyim. Hayatın küçük...

...keyiflerinden zevk alırım.
Ben de senin gibi bir...

...insanım” gibi küçük
ayrıntıların sinyallerini...

...veriyorsunuz. Ben insan
değilim. Bir canavar...

...olduğumu iddia ediyorum.
Teorisyen maskesi altında,...

...çikolatalı pastadan
hoşlanan sıcak bir insan...

...falan değilim. Bunu veya
şunu seviyorum ve bu da...

...beni insan yapıyor diyemem.
Kimse gücenmesin ama...

...kendimi insanmış gibi
yapan, insanı oynayan biri...

...olarak görmeyi yeğlerim.

İçeri geliyor musun?

Tabii ki kapının ardına
sakladım. Altında “Refaha...

...Hoş Geldiniz” yazıyor. İyi,
sosyalist servet. İyi ve...

...dürüst bir adam.

Her şeyi buraya koydum. Buna
bayılıyorum. Her şey...

...derken, şuna bakın. Nasıl
da çılgın bir kombinasyon,...

...öyle değil mi? Sadece
giysiler de değil. Örtüler,...

...çarşaflar. Hayır, gerçekten
her şey burada. Ne güzel,...

...değil mi? Mutfakta
giysiler.

Çoraplar. İç çamaşırları.
Bütün eşyam temelde...

...bunlardan ibaret.
Gazeteler, bültenler.

Bunlar yabancı dillerde
yazılmış tüm kitaplarım.

Her birinden iki kopya var.
Bu kesinlikle yasak.

Orada ne var? Galiba o
taraftalar. Bunlar yeniler mi?

-Her şeyi saklıyor musun?
-Ben bir narsistim.

Evet, her şeyi saklıyorum.
-Yani sen...

Bunun burada ne işi var?

Affedersin. Şunları
düzenliyorum.

Tamam. Bakalım
burada ne varmış.

Bunlar büyük formatlı şeyler.
Galiba bunlar gerçekten çok...

...eski. Muhalif görüş
döneminden kalma. 80’lerin...

...ortalarında ara sıra bir
şeyler yazmaya başladım.

İki yıl boyunca, en çok benim
yazılarımdan ilham...

...aldıklarını iddia edenler
bile oldu. Ama sonra yeni...

...politik bölünmeler başladı
ve ben fazla dövüşkendim.

Herkese saldırıyordum.

Bu benim. İşte benim şöhretim.

O zamanlar deli gibi
çalışıyordum çünkü ilk...

...kitaplarımı İngilizce
yazıyordum. Teoriyi en alt...

...düzeyde bile tehlikeye
atmak istemediğim için...

...politik kariyerlerin hiçbir
türüyle ilgilenmedim.

Çünkü politika çok zaman alan
bir iş.

Slavoj Zizek, 1990 yılında,
ülkenin ilk demokratik...

...seçimlerinde Slovenya
Cumhuriyeti Devlet...

...Başkanlığına aday olmuş.

Bence artık bizi suçlamalarına
ve önceki kuşakların...

...faturasını bize kesmelerine
bir dur demeliyiz. İster...

...partizanların ister onların
kurbanlarının olsun,...

...başkalarının rüyalarına
malzeme olduğumuz artık yeter.

Bugün ihtiyacımız olan, eğer
şiirsel biçimde bitirmeme...

...izin verirseniz, tahta bir
kazık ve biraz sarımsak.

Her türlü vampiri yok etmek
için. Liberal...

...Demokratik Parti.

Seçimden iki gün önce tüm
adayların katıldığı bir...

...yuvarlak masa toplantısı
yapıldı. 20 kadar aday...

...vardı galiba, bilemiyorum.

Burada Churchill’in
paradoksunu yineliyorum.

Özel mülkiyet, olası
sistemlerin en kötüsüdür.

Sorun, deneyimlerin de
gösterdiği üzere,...

...daha iyi bir sistemin
olmayışıdır.

Sağ kanadın saf ama iyi adayı,
ki aslında aptalın tekiydi,...

...herkesin hatırlayacağı
ölümcül bir hata yaptı.

Buna hata değil de nezaket
diyelim. Ben her zaman...

...olduğu gibi yine çok
konuşmuştum. O adam beni...

...dostça sansürlemek istedi.
Bütün tartışma ulusal...

...televizyondan naklen
yayınlanıyordu.

Zizek’i çok sevdiğim gerçeğine
rağmen, ki onun aramızda en...

...yüksek IQ’lu kişi
olduğundan da eminim, ama...

...bugün burada tek başına bu
masada oturanların...

...yarısı kadar konuştu.

“Dinle, hepimiz senin IQ’nun
buradaki bizlerin iki katı...

...olduğunu biliyoruz. Ama
yine de bizim de biraz...

...konuşmamıza izin verir
misin?” Ama bunu duyanlar...

...bir daha unutmadı. İnsanlar
“İçlerindeki asıl zeki...

...kişinin o olduğunu hepsi
kabul etti” dediler.

Hatırlıyorum da ışıklar
söndükten ve kameralar...

...kapandıktan sonra herkes o
adama “Aptal mısın sen?

Çıldırdın mı?” diye
çıkışmıştı. Çünkü ben...

...birden öne fırlamıştım.
Neredeyse seçiliyordum.

İdeolojinin en basit tanımı,
belki de Marx’ın...

...”Kapital”indeki şu
ibaredir:

“Bilmiyorlar ama yapıyorlar”.

Ancak, ideolojinin temel
düzeyi, şeylerin gerçek...

...halini maskeleyen bir
yanılsamanın düzeyi değil,...

...toplumsal gerçekliğimizin
kendisini yapılandıran...

...bilinçdışı bir fantezinin
düzeyidir.

-İdeolojinin Yüce Nesnesi

ABD’yi ilk ziyaretimde,
buradaki tuvaletleri...

...görüp şoke olmuştum.

Romantizm sonrasında
Avrupa’nın temel tinsel...

...durumunu belirleyen ve
“Avrupa Üçlemesi” denen bir...

...fikir vardı: Anglosakson
ekonomisi, Fransız...

...politikası ve Alman
metafiziği-şiiri-felsefesi.

Üzgünüm ama bundan ibaret.
Fransız devrim politikası:

Pislik mümkün olduğunca çabuk
ortadan kaldırılmalıdır.

Anglosakson, Amerikan:
Pragmatik olalım, falan filan.

Alman metafiziği-şiiri-
yoklaması: Yoklayalım ve...

...pisliğin kusurunu
gösterelim.

Bunun gibi amiyane ve sıradan
bir görüngüde bile işlevsel...

...kavramlarla
açıklayamayacağınız belli...

...farklılıklar bulmanız ama
tüm bunları aklınıza...

...getirmek zorunda kalmanız
çılgınlık değil mi? Bir...

...post-ideolojik dönem
konferansında ideolojim...

...tükendi” diyorsunuz. Sonra
da tuvalete gidip pislik...

...üretiyor ve pisliğinize
bakıp bunu bir ideolojinin...

...içerisine nasıl
yerleştirebilirim, diyorsunuz.

Bugün kim neye inanıyor? Bence
bu çok ilginç bir soru.

Göründüğünden daha karmaşık.

Bence vazgeçilmesi gereken ilk
mit, kimsenin inanmadığı ve...

...değerlerin olmadığı kinik
bir devirde yaşadığımız...

...fikridir. Ve geçmişte
insanların hâlâ inandığı,...

...bazı standart inanç
kavramlarına güvendiği bazı...

...dönemlerin ve geleneksel
yerlerin var olmuş...

...olduğu fikri.

Bence bugün her zamankinden
daha fazla inanıyoruz.

Fuller’in de ironik bir yoldan
geliştirdiği gibi; Fuller...

...için inancın nihai biçimi
“yapıbozumculuk”tur. Neden?

Yine Marx’tan alıntı yapan o
soruya döneceğim. Standart...

...versiyonundaki
“yapıbozumculuk”, tarz...

...düzeyinde zaten işlevini
görmektedir. Derrida’nın...

...tek bir metnini bile
bulamazsınız ki, A- tırnak...

...işaretleri olmasın, B-
güzel söz söylemek adına...

...araya mesafeler konmasın.

İronik bir örnek vermek
gerekirse, Judith Butler...

...gibi birine “Bu nedir?”
diye sorulsaydı, Butler...

...asla “Bu bir şişe buzlu
çaydır” demezdi. Şöyle derdi:

Dilin “nesneler”i açıkça
saptayan metafizik inancını...

...kabul edersek, her şeyi göz
önünde bulundurarak...” ki...

...burada araya mesafe koymaya
başlayacaktır, “...dil...

...oyunumuzun koşulları
altında buna ‘bir şişe...

...buzlu çay’ denebileceği
gibi bir varsayımı riske...

...edebiliriz.” Yani ortada
daima bir araya mesafe...

...koyma ihtiyacı var. Bu
sevgi için bile geçerli.

Kimse neredeyse “Seni
seviyorum” demeye cesaret...

...edemiyor. Bir şairin
ağzından duyarmış gibi bir...

...”Seni seviyorum” olmalı.
Veya buna benzer bir mesafe.

Ama burada sorun nedir? Sorun,
ortada niçin böyle bir...

...korku olduğu. Çünkü iddia
ediyorum, eskiler doğrudan...

...”Seni seviyorum”
dediklerinde demek...

...istedikleri şey de aynıydı.
Tüm bu araya mesafe...

...koymalar dahildi. Doğrudan
“Seni seviyorum”...

...dediğimizde bunun anlamını
aşacağından korkanlar...

...bizleriz. Buna inanıyoruz.

Feshedilmiş Demokratik Alman
Cumhuriyetinde anlatılan...

...eski bir fıkra: Bir Alman
işçisi Sibirya’da iş bulur.

Mektupların sansürcüler
tarafından okunacağını...

...bildiğinden arkadaşlarına
şöyle yazar:

“Aramızda gizli bir haberleşme
sistemi belirleyelim.

Benden aldığınız bir mektup
sıradan mavi mürekkeple...

...yazılmışsa doğrudur.
Kırmızı mürekkeple...

...yazılmışsa yanlıştır.”

Bir ay sonra arkadaşları
ilk mektubu alırlar.

“Burada her şey harika.
Dükkanlar mal dolu. Yiyecek...

...bol. Apartman daireleri
geniş ve güzel ısıtılıyor.

Sinemalar Batı’nın filmlerini
gösteriyor. Sokaklar işveli...

...kızlarla dolu. Burada tek
bulunmayan şey...

...kırmızı mürekkep.”

İstenilen tüm özgürlüklere
sahip olunduğu fikrinden...

...yola çıkılıyor. Ama sonra
tek eksiğin kırmızı...

...mürekkep olduğu ekleniyor.
Kendimizi özgür...

...hissediyoruz çünkü “özgür
olmayışımız”ı ifade edecek...

...o dilden yoksunuz.

-Gerçeğin Çölüne Hoş Geldiniz

Lisede ne öğrendim,
biliyor musun?

-Ne?
-İngilizce ve Rusça.

Neden Rusça, biliyor musun?
-Neden?

Ardında yatan sebep iğrenç
aslında. Çünkü...

...arkadaşlarımın çoğu ikinci
dil olarak Fransızca veya...

...Almanca alıyorlardı. Oysa
benim görüşüm şuydu.

İki süper güç soğuk savaş
halindeydi. Ama ben kim...

...kazanırsa kazansın o
tarafın dilini...

...konuşuyor olacaktım.

Muhalif görüşün üç düzeyi
vardı. Birincisi, görüşün...

...teorik olarak, yani teoride
veya sözlü olarak...

...bildirilmesiydi. Birinci
düzey, öğretmenlik...

...yapmanıza izin verilip
verilmediğiydi. Dışlanmanın...

...birinci seviyesi buydu.
İkinci düzeyde, kitap...

...basmanıza izin veriliyor mu
diye bakıyordunuz. Üçüncü...

...düzey, kendi sahanızda iş
bulmanıza izin verilip...

...verilmemesiydi. Dördüncü
düzeyde de...

...tutuklanıyordunuz zaten.
Ben ikinciyle üçüncü...

...düzeyler arasındaydım.
İşsizdim ve bu çok...

...aşağılayıcı bir şeydi. 27
yaşında olmama rağmen bana...

...annem babam bakıyordu.
Sonra iki yıl boyunca...

...merkez komitedeki o
aşağılayıcı işte çalıştım.

Aptal olmadığımı ve sonunda
belki de yurt dışına...

...giderek başarılı olacağımı
biliyorlardı. Tabii bu kötü...

...olacaktı. “Slovenya’da
kariyer yapmasına izin...

...verilmemiş bir kurban daha”
diyeceklerdi. Böylece...

...Slovenya’da kalmamı ama
kenarda bir yerde ot gibi...

...yaşamamı istediler. Gayet
akıllıca bir hareketti ama...

...olayı yapış şekillerinin
yurt dışına gitmemi...

...kolaylaştırdığını
bilmiyorlardı.

Ona 7 ver, tamam mı?

İşte burası. Aman Tanrım.
-Burası.

Burayı eski bir bina olacak
sanmıştım. Peron’lu falan.

Hayır, Peron’lu değil,
Borges’li falan.

Biliyorum, son derece modern,
değil mi?

Aman Tanrım. Şu adamın bana
bakışı hiç hoşuma gitmedi.

Aptalın biri geliyor. Bundan
nefret ediyorum.

Şu tarafa geçelim.
-Nefret ettiğin nedir?

Aptalın birinin veya hoş ve
dost canlısı birinin beni...

...tanımasından nefret
ediyorum. Çünkü o zaman...

...hemen üstüme çullanıyorlar.
-Üzerine mi çullanıyorlar?

Aman Tanrım. Tamam. Kimin
adına yazayım?

-Flora.
-Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Bunu hiç bekliyor muydun?
Bunca hayranının olmasını?

Hayır. Aslında bundan nefret
ediyorum. Nasıl nefret...

...ettiğimi anlatamam.

Biraz olsun hoşuna gitmiyor
mu?

Hayır. Bence insanlar fena.

Bu korkunç. Buradaki
sürüngenleri görüyor musun?

Korkunç.
-Korkunç olan ne?

-Bu isterik kadın da kim?
-Hayranlarından biri, Slavoj.

Evet ama burada işi ne? Yukarı
çıkıp kuyrukta beklemeli.

Burada durup beni
kızdırmamalı.

Jacques Lacan (1901-1981),
“Freud’a dönüş”üyle...

...analitik teori ve pratiği
tamamen farklı kalıplara...

...sokan bir Fransız
psikanalizciydi. Lacan’ın...

...seminerleri, 1950’lerin
başlarından onun ölümüne...

...kadar Paris’teki
entelektüel hayatın...

...merkezinde olmuştu.

Lacan’ın eserleri,
psikanalizle diğer...

...disiplinleri, özellikle de
yapısalcı dilbilim ile...

...modern felsefeyi birbirine
bağlıyordu. Fransız ulusal...

...televizyonu 1974 yılında
Lacan’ın konuştuğu,...

...”Psikanaliz” adlı bir
saatlik bir program yayınladı.

Daima doğruyu söylerim.

Ama doğrunun tamamını değil.

Çünkü doğrunun tamamını
kimse söyleyemez.

Her şeyi söylemek imkansızdır.
Yeterince kelime yoktur.

Doğruyu, gerçek olana
yaklaştıran da...

...bu imkansızlıktır.

Televizyondayız.

Lacancı teoriyi daha geniş
kitlelere duyurması gereken...

...bir belgesel olarak
hazırlanmıştı. Galiba...

...Fransız ulusal
televizyonunun ikinci...

...kanalı tarafından.

Sadece analizciler değil.

Bilinçdışı

Bilinçdışı. Nasıl da
komik bir kelime.

Katılıyorum.

Benim takdir ettiğim şey,
kamusal ve özel arasındaki...

...rolün evirilmesi veya
tersinmesi. Sıcak ve insani...

...kişinin karalanması ve
ortadan kalkması. Bu bence,...

...sizi belirleyenin fikirler
olmadığı anlamına geliyor.

Örneğin, bir Hıristiyan, bir
Marksçı veya günümüzde bir...

...liberal olabilirsiniz.

Ama fikir aynen şu: İdeolojik
önermeler, bizi eksiksiz...

...olarak belirlemezler.
Kamusal imgemize...

...indirgenemeyiz. Onun
ardında sıcak bir insani...

...varlık vardır. Bence en saf
haliyle ideoloji budur.

Bana göre en korkunç ve en
dehşet verici ideolojik...

...eylem, ideolojik imgemizle
tümüyle özdeşleşmemiz olurdu.

Neyin doğru benliğimiz
olduğunu düşünüyorsak,...

...nihai eylem de odur. Doğru
bir eylem ve...

...varoluşumuzdan ötürü
bağlandığımız bize ait bir...

...doğru genelde vardır. Bu da
eylemlerimizin gerisinde...

...olması gerekirken
eylemlerimizin içindedir.

Yine söyleyeyim, ben felsefeyi
böyle bir şey olarak değil...

...anonim bir iş olarak
seviyorum. Nasıl hareket...

...ettiğine bakın. Şu el kol
hareketlerine. Ben bunu...

...komik buluyorum. Doğrunun
tamamını söyleyemeyeceğini...

...vurguluyor. Maddesel olarak
imkansızmış. Komik bir vurgu!

Bence tamamen sahte. İçi boş
bir jest! Sanki önemli bir...

...konuya değiniyor. Oysa
değinmiyor.

Bence Lacan’ın klasik anlamda
beni ilgilendiren tarafı,...

...onun önermeleridir. Tarzı
değil de altında yatan mantık.

Tarzı bence tamamen sahte bir
tarz. Unutmaya ve...

...bastırmaya çalışıyorum.
Belki de bir strateji...

...olarak belli bir noktaya
kadar işe yarıyordur. Neden...

...olmasın? Önce insanları
üstü kapalı ifadelerle...

...ayartacaksınız. Ama ben bu
tür bir yaklaşımdan nefret...

...ederim. Ben bütünüyle bir
aydınlanma insanıyım. Açık...

...seçik ifadelere inanırım.
Ve Lacan’ın tarafındayım...

...çünkü onun bu üstü
kapalılığın ardında hiçbir...

...şey olmadığı yönünde blöf
yapmadığını açıkça anlatmak...

...istiyorum. Benim
çalışmalarımın bütün amacı,...

...Lacan’ın açık seçik
kavramlara tercüme...

...edilebileceğini göstermek.

Tamam, bunu yeterince
seyrettim.

Şimdi CN8 stüdyolarından canlı
yayında Barry Nolan’ın...

...”Nitebeat” programını
izliyoruz.

Jacques Lacan, bir Fransız
psikanalizciydi. Freud bile...

...onun yanında zengin bir
babanın basit ve şımarık...

...kızı gibi kalıyor. Lacan’ın
benliğin nasıl işlediğine...

...dair teorisi o kadar
karmaşık ki düşündükçe...

...dişlerim sızlıyor. Slavoj
Zizek, Slovenya’daki...

...Ljubljana Üniversitesinden
bir felsefeci. Sanırım...

...adını gerçeğine en yakın
biçimde söylemişimdir.

Zizek’in yazdığı “Kukla ve
Cüce” adlı kitap, modern...

...Hıristiyanlığa Lacancı
psikanalizin bakış...

...açısından bakıyor. Ya da en
azından ben öyle anladım.

Hoş geldiniz, Bay Zizek. Doğru
söyledim mi? Doğrusu nasıl?

-Slavoj Zizek.
-Zizek.

Ama öte yandan ben yanlış
söylenmesini yeğliyorum.

Doğrusunu duymak bende
paranoyaklığa yol açıyor.

Bu benim bugüne kadar okumaya
çalıştığım en karmaşık kitap.

Bu garip çünkü kitabın amacı
tam tersine Lacan’ı...

...babaannenizin bile
anlayabileceği biri haline...

...getirmekti. Diyelim eski
kafalı bir babanız var.

Pazar günü öğleden sonrası ve
babaannenizi ziyaret...

...etmeniz gerekiyor. Eski
kafalı totaliter baba, size...

...”Ne hissettiğin umurumda
bile değil. Gitmek...

...zorundasın.” diyecektir.
Tabii küçük bir çocuksunuz.

-”Gideceksin, dedim!”
-”Babannene gidecek ve bu...

...ziyarete uygun bir davranış
sergileyeceksin.” İyi.

Direnebilirsiniz. Hiçbir şey
bozulmaz. Ama diyelim ki...

...hoşgörülü ve post-modern
bir babanız var. O size...

...şöyle diyecektir:
“Babaannenin seni ne kadar...

...sevdiğini biliyorsun. Ama
yine de onu sadece...

...gerçekten istiyorsan
ziyaret etmelisin.” Şimdi...

...aptal olmayan her çocuk, ki
hiç de aptal değillerdir,...

...bu özgür seçimin kendi
içinde gizliden gizliye çok...

...daha kesin bir emir
barındırdığını bilir.

Babaannenizi sadece ziyaret
etmek değil ama bundan...

...hoşlanmak da zorundasınız.

Bu kitabı giderek daha çok
sevmeye başlıyorum.

Bu, seçme şansı tanıyan
hoşgörülü bir ebeveynin...

...çok daha kesin bir emri
nasıl gizleyebileceğine...

...bir örnekti.

Yani aslında “Ben öyle
diyorsam gideceksin!”...

...diyen babaya dönmeliyiz.

Kesinlikle. Öylesi
daha dürüst.

Kahvaltıya McDonald’s’a
gittik. Çok komik. Bakın...

...neler veriyorlar. İşte
“Mutlu Mönü”den...

...çıkan hediyeler.

-Seni mutlu etsin diye.
-Evet ama bu çocuklar için.

Oraya çocuğumu mutlu etmek
için gidiyorum. Çocuğum da...

...orada beni hayal
kırıklığına uğratmamak...

...için mutluymuş gibi
yapıyor. Ama kimin umurunda!

Oyun gayet iyi işliyor. Bu da
şu demek: Onu seviyorum ama...

...benim bakış açım “zaman”.
Oraya git gel bir saat uçup...

...gidiyor. Hayır, saf ve
ümitsiz bir hayatta kalma...

...stratejisinden başka bir
şey değil. Fazla gerilmeden...

...nasıl vakit geçirilir. Bu
kolay yolu çünkü yiyor ve...

...20 dakikalığına çenesini
kapıyor.

-Onu geren ne?
-O değil ben geriliyorum!

Kafası allak bullak oldu.

Şimdi de narsistçe eğleniyor.

Onu hiçbir talepte bulunmadığı
bir halde tutmak için.

Yemesi, televizyon seyretmesi.
Ya da en azından karşılıklı...

...ödünlerin verileceği bir
orta yol bulmak için.

Örneğin dün Lego’larıyla bir
şato yapıyordu. Sonuçtan...

...tatmin olmadı ama sonra
plastik parçaların tek bir...

...türünü diğerleri arasından
ayıklama işini bana yıktı.

Hayvanlara ateş etmeye
başlayacağım. Buna...

...bayılıyorum. “Amerikan
Ordusu”. Bunu nereden...

...aldığımı bile
hatırlamıyorum ama çok güzel.

Açıp içine askerler
doldurabiliyorsunuz.

Sonra da onunla buradan
saldırıyor. Benim buradaki...

...şatomu yıktı. Bu onun
yaptığı orijinal şatoydu.

Ama yapısı son derece kesin ve
doğru. İnanılmaz, bunun...

...kaotik olduğunu
düşünüyorsunuz, değil mi?

Ama nasıl da bilge bir adam.
Gözlemliyor.

Burada kadın yanlısı bir durum
var. Oğlum, patron bir...

...kadın olsun istedi. Bir
kraliçe. Sonra da dedi ki...

...”Ama çok yalnız kalacak.
Niye iki kız birden olmasın?”

İşte sohbet eden iki kız.
Lezbiyenler. Oğlum gayet...

...ilericidir, adamın nabzına
göre şerbet verir.

İki lezbiyen. Ama ben asıl
bunu seviyorum. Bunu...

...Yunanistan’dan almıştım. Bu
adam bir Eski Romalı.

Pekala. “Felsefe”.

Bunu geleneksel olarak iki
satırda yazabilir miyim?

Felsefe sorunları çözmez.
Felsefenin görevi,...

...sorunları çözmek değil
sorunları yeniden...

...tanımlamaktır; sorun olarak
deneyimlediğimiz şeyin...

...nasıl sahte bir sorun
olduğunu göstermektir.

Sorun olarak deneyimlediğimiz
şey gerçek bir sorun...

...olsaydı felsefeye
ihtiyacımız olmazdı.

Diyelim ki uzaydan gelen
ölümcül bir virüs var.

İnsanlık tarihinin sebep
olduğu bir şey olmasın.

Bu virüs, diyelim ki hepimizi
tehdit ediyor. Burada bir...

...çözüm bulmak ve virüsü
durdurmak için felsefeye...

...değil bilime ihtiyacımız
olacaktır. Felsefeye...

...ihtiyacımız yoktur çünkü
tehdit gerçek ve doğrudandır.

Felsefi numaralar çevirip
“Hayır, gerçek olan bu...

...değildir” diyemezsiniz.
Hayatımız tehlikededir.

Bunu bir bilimkurgu senaryosu
gözüyle bakalım. Tıpkı...

...”Armageddon” veya “Deep
Impact” filmlerindeki gibi,...

...büyük bir kuyrukluyıldız
yeryüzüne çarpmak üzere...

...diyelim. Burada felsefeye
değil, onu patlatmak için,...

...ne bileyim, belki güçlü
atom bombalarına...

...ihtiyacınız vardır. Ama
demek istediğimi anladınız.

Tehdidin varlığı ortadadır.
Böyle bir durumda...

...felsefeye ihtiyaç
duymazsınız.

Filozof dediğimiz kişinin
bugüne dek bir cevap...

...üretebildiğini sanmıyorum.
Ama felsefenin harika...

...tarafı da bu. Genel anlamda
demiyorum. Filozoflar...

...sadece soru sorarlar. Nedir
felsefe? Bazılarının...

...sandığı gibi mutlak
doğruları bulmak üzere...

...yapılan ve sonra da
“bilimciler sayesinde...

...gerçeklere dayanan,
ölçülebilir ve çözülebilir...

...sorunlarla uğraşıyoruz”
denerek kuşkucu bir tavrın...

...takınıldığı çılgınca bir
zihin jimnastiği değildir.

Filozoflar metafizikle ilgili
aptalca sorular sorar;...

...erişilmez olduklarını
bildiğimiz mutlak...

...doğrularla bir tür oyun
oynarlar. Hayır, bence...

...felsefe çok mütevazı bir
disiplindir. Gerçek...

...felsefe, farklı bir soru
sorar. Filozof, özgürlük...

...sorununa nasıl yaklaşır?
“Özgür müyüz değil miyiz?

Tanrı var mı, yok mu?” gibi
sorularla değil. Onun...

...yerine tefsir” diyeceğimiz
basit bir soru yöneltir.

Der ki “Özgür olmak
ne anlama geliyor?”



Felsefe işte temelde bunu
yapar. Belli bazı sanıları,...

...bilgileri kullandığımızda
anlayışın kati ufkunun...

...nerede olduğunu bulmaya
çalışır. “Doğru var mı?”...

...diye aptalca bir soru
sormaz. Onun yerine...

...”Bu doğru dediğinde ne
demek istiyorsun?” diye sorar.

Gördüğünüz gibi, felsefe
gerçekten mütevazı bir şeydir.

Filozoflar ölümsüz gerçeği
arayan çılgınlar değillerdir.

Günümüzde piyasa, kötü huylu
özelliklerinden...

...arındırılmış ürünlerle
dolu:

Zengin Kremalı, Yağsız
Krema, Enfes Kremalı

Gayet Bira, Alkolsüz Bira

Kafeinsiz Kahve, Bu Sabahki
Sıcak İçeceğiniz

Sanal Seks,
Seks Yapmadan Seks

Kimsenin Ölmediği Harp Sanatı
(tabii bizim taraftan...

...kimsenin)
Savaşsız Savaş

-Kukla ve Cüce

Burada bence Lacan’ın
Dostoyevski modelini o ünlü...

...tersine çevirişiyle karşı
karşıyayız. “Tanrı yoksa...

...her şeye izin vardır”
kalkmış Tanrı yoksa...

...her şey yasaktır” olmuş.

Ama nasıl? Bir yanda mutluluk
ve hazla dolu bir yaşam...

...sürmenize izin veriliyor.
Ama mutlu olmak için...

...tehlikeli aşırılıklardan
kaçınmanız gerek deniyor.

Sonuçta her şey yasaklanıyor.
Yağ yiyemezsiniz, kahve...

...içemezsiniz, hiçbir şeye
sahip olamazsınız. Ne için?

Keyif alabilmek için. Bugünün
hedonizmi, hazzı...

...kısıtlamalarla
birleştiriyor. Hazla...

...kısıtlama arasındaki doğru
ölçü denince eskiden...

...anlaşılan kavram artık yok.
“Seks yapılabilir ama...

...aşırıya kaçmamalı” türünden
bir şey değil. Çok daha...

...paradoksal bir durum söz
konusu. İki aşırının...

...birbirine derhal tesadüf
etmesi gibi bir şey. Sanki...

...etki ve tepki birbirine
tesadüf ediyor. Hasara...

...sebep olan şeyin kendisi,
hasarı, iyileştirecek ilaç...

...oluveriyor. Bunun en güzel
örneğine bir süre önce...

...Kaliforniya’da rastladım.
Burada New York’ta da satın...

...alınabiliyor mu,
bilmiyorum. Ama orada...

...çikolatalı bir müshiller
var.

Reklamında ne diyor, biliyor
musunuz? “Kabızlık mı...

...çekiyorsunuz? Bu
çikolatadan daha fazla yiyin.”

Maddenin kendisi, daha
şimdiden kendi panzehiri...

...olmuş çıkmış. Bu duruşun
başımıza açtığı belanın...

...olumsuz kanıtı, günümüzde
gerçek ve kısıtlanmamış...

...tüketimin, uyuşturucu,
özgür seks ve sigara gibi...

...ana kollar üzerinden asıl
tehlike olarak belirmeye...

...başladığı gerçeğidir.


Yasa olmadığı halde yasağın
evrenselleşmesini nasıl...

...açıklayabiliriz?

Olası tek bir açıklama var:
“Haddin aşılması” olarak...

...deneyimlediğimiz keyfin
kendisi, en içten haliyle...

...empoze edilmiş ve
ısmarlanmış bir şey.

Keyfi asla kendiliğinden
yaşamıyor, keyif duymak...

...için gelen belli bir emri
izliyoruz.

Bu müstehcen emre, bu
müstehcen çağrıya...

...psikanalizde verilen isim:
“Haz duymak, üst benliktir.”

-Çünkü Ne Yaptıklarını
Bilmiyorlar: Politik...

...Bir Faktör Olarak Zevk

Geleneksel psikanaliz kavramı,
bazı iç engellemeler...

...yüzünden babadan gelen veya
toplumsal yasakların aşırı...

...olanlarını
içselleştirdiğinizi veya...

...kendinizi onlarla
özdeşleştirdiğinizi söyler.

Kendinizi özgür kılamazsınız
ki haz duyabilesiniz. Haz,...

...size suçluluk hissettirecek
bazı patolojik biçimleri...

...dışında, erişebileceğiniz
bir şey değildir. O zaman...

...fikir şudur: Psikanaliz,
içselleştirdiğiniz bu...

...yasakların üstesinden
gelerek veya onları askıya...

...alarak haz duymanıza imkan
sağlar. Günümüzün sorunu,...

...iktidardaki ideolojinin
“hayatın farklı yönleriyle...

...keyfini çıkarın” diye
buyurmasıdır. Bu cinsel...

...keyif, tüketim veya ticari
mal keyfinden tutun da...

...tinsel keyfe veya kendini
gerçekleştirmeye kadar...

...uzanabilir. Bence günümüzün
problemi, yasaklarınızdan...

...nasıl kurtulacağınız ve
kendiliğinden keyif...

...alacağınız değil, keyif
almanızı buyuran...

...o emirden nasıl
kurtulacağınızdır.

New York Psikanaliz Enstitüsü
gibi örgütler, bundan 50...

...küsur yıl önce Dr. Sigmund
Freud tarafından ilk öne...

...sürüldükleri zaman radikal
diye nitelenen teorilerin...

...genel kabul görmesine
yardımcı olmuşlardır.

Çocukluktaki hayal
kırıklıklarıyla...

...erişkinlikteki davranış
bozuklukları arasındaki...

...ilişki, New York’tan Dr.
Rene Spitz gibi otoriteler...

...tarafından açıkça ortaya
konulmuştur.

Çocukluk deneyimlerinin
bastırılması, hayatın daha...

...sonraki dönemlerinde
zihinsel çatışmalar...

...yaratacak bazı örüntüler
oluşturabilir. Böyle bir...

...çatışma, bireyi çocukken
hissedilmiş güvensizlik...

...duygularının aynısına
götürebilir. Böyle...

...çatışmalar bireyi felç
ettiğinde ve onu özgür...

...davranmaktan alıkoyduğunda,
o bireyde bir nevroz...

...meydana geldiğini
söyleyebiliriz. Şimdi...

...nevrozun nasıl geliştiğine
bakalım.

Bir an için dahi olsa
konuşmaya ara verirsem...

...tüm o gösterişli görünüş
paramparça olacak ve...

...insanlar karşılarında hiç
kimsenin veya hiçbir şeyin...

...olmadığını düşünecekler
diye çok korkuyorum. Sanki...

...insanlar karşılarında
hiçbir şey olmadığını fark...

...etmesinler diye devamlı
hiperaktif olmak ve onları...

...yeterince büyülemek zorunda
kalan bir “hiçbir şey”mişim...

...gibime geliyor. Benim de
korkum bu.

Ne zaman?

Tamam. Hepiniz tamamsınız.

Psikanalize en büyük
yaklaşımlardan biri, onun...

...bireye ve patolojik
bozukluklara yönelik bir...

...teori olduğu ve psikanalizi
diğer kültürel veya...

...toplumsal olaylara
uygulamanın teoride meşru...

...olmayacağı yolundadır.

Birey olarak toplumsal alanla
ne yoldan bir ilişki...

...kurmanız gerektiğini
sorgular. Sadece diğer...

...kişilerle değil, anonim
anlamda da toplumsal diyorum.

Bir kişi olarak var olabilmek
için, “normal” bir birey...

...olmalısınız ki anonim
anlamda toplumsal alanla...

...bir ilişki kurabilesiniz.

Neyin yorumu yapılır ve neyin
yapılmaz? Her şeyin yorumu...

...yapılır. Bu Freud’un “Das
Unbehagen in der Kultur”...

...demesidir. Yani “Uygarlık
ve Hoşnutsuzlukları”,...

...daha açık söylersek
“Kültürdeki Rahatsızlıklar”.

Çoğumuz sadece normal olmakla
kalmıyor, normal de...

...sosyalleşiyoruz. Bazı
aptallar bunu başaramıyor...

...ve dökülüyor. Onlar
normalleştirilmek zorundalar.

Kültürün kendini normal olan
ya da normal görünen bir...

...çizgiye oturtabilmesi için
bir dizi patolojik kesme...

...veya bozunumlardan geçmesi
gerek. Burada da yine bir...

...rahatsızlık söz konusu.
Kendimizi böyle bir kültüre...

...ait değilmişiz gibi
hissediyoruz. Bu da normal...

...bir kültür olmadığı
anlamına geliyor. Kültür,...

...yeniden yorumlanmak
zorunda.

Artı-keyfi bir paradoks
tanımlıyor. Bu artı,...

...kendini normal ve temel bir
keyfe iliştiren bir...

...fazlalık değil. Çünkü böyle
bir keyif sadece bu...

...fazlalıkta ortaya çıkıyor.
Ve bu fazlalık, temelde...

...bir aşırılık.

Fazlalığı çıkardığımızda
keyfin kendisini yitiriyoruz.

Tıpkı hayatta kalabilmek için
kendi maddesel koşullarını...

...sürekli kökten değiştirmek
zorunda olan kapitalizmin...

...değişmeden kalarak bir iç
denge kurduğunda var olma...

...imkanını yitirmesi gibi.

Öyleyse, kapitalist üretim
sürecini harekete geçiren...

...nedenle yani artı-değerle,
arzunun nesnesi-nedeni olan...

...artı-keyfin arasındaki
türdeşlik budur.

-İdeolojinin Yüce Nesnesi

Lacan’ı niçin Marx’la
birleştirdiğimi soruyorlar.

İlk cevabım “Lacan bunu zaten
yaptı” oluyor.

Ben örneğin Marx’ın ticari mal
fetişi kavramıyla neyi...

...hedeflediğini kavramak
istiyorsak, onu Lacan’ın...

...”fantezi” dediği
psikanalitik kavramla...

...birlikte düşünmemiz
gerektiği kanısındayım.

Bence ırkçılığın yeni ve aşırı
biçimleri veya hoşgörülü...

...toplumlarımızın işleyişi
gibi görüngüleri, Lacan’ın...

...kullandığı şekliyle
“fantezi” veya “artı-keyif”...

...ve “gerçek” gibi Lacancı
kavramların kullanımı...

...sayesinde anlayabiliriz.
Yine burada psikanalitik...

...”üst benlik” kavramı da,
özellikle Lacan tarafından...

...belirtildiği biçimiyle,
ahlaki değil de müstehcen...

...kategoriden keyfi buyurması
açısından bize yardım...

...edecektir. Bence Freud,
teorisinin geleneksel...

...kurulumunda, cinsel
kontrolün ve bastırmanın...

...daha geleneksel bir
ahlakına dayanan standart...

...kapitalizmi daha uygun
biçimde açıkladıysa, Lacan...

...da sonraki dönemlerin
hoşgörülü kapitalizminin...

...paradokslarını mükemmel
biçimde açıklamıştır.

Diyet ve kafeinsiz.
Olay, bu koladır!

İçtikçe daha çok
içesiniz geliyor.

İçesiniz geldikçe daha
çok satın alıyorsunuz.

Mülkün saf dış görünüşü olan
hiçliğin kendisini için.

Bu kola asla “olay” değildir!

Bu örnek, üç kavram arasındaki
bağı dokunulabilir kılıyor:

Marksçı artı-değer

Artı-keyif olarak Lacan’ın
“objet petit a”sı.

Üst benliğin paradoksu

Ne kadar çoğa sahip olursanız,
o kadar çoğunu ister,...

...o kadar çok içer, o kadar
çok susar, o kadar çok...

...üst benliğinize itaat eder,
o kadar suçlu olursunuz.

-Kırılgan Mutlak: Veya
Hıristiyan Mirası Uğruna...

...Savaşmaya Niçin Değer?

En son ne zaman yemek yediniz?
Kahvaltıyı aşağıda mı ettiniz?

Bir saat falan sonra aşağı
ineriz. Hani şu sizin kahve...

...içtiğiniz yer var ya.
Oranın et mönüleri...

...gayet güzel.

-Herkes vejetaryen.
-Yozlaşma.

Maymuna dönüşeceksiniz.

Tam anlamıyla fırsatçı
davranayım diyorsanız...

...şurada bir masa var.

Dilersen hepimiz için siparişi
ben verebilirim.

Şunu şu tarafa koyalım mı?

-Göstermek ister misin?
-Hayır, hayır.

Evet. Temelde nasıl bir yanlış
anlama oldu da bu kadar...

...insan geldi dersin?
-Alamayacakları bir şeyi...

...bekledikleri gibi korkunç
bir duyguya kapılıyor ve...

...merak ediyorum. Birçok
solcu benden formül bekliyor.

-Doğru.
-Güya ne yapılacağını...

...onlara ben öğreteceğim.
Ben ne biliyorum ki?

Sence dinleyicilerin özel
olarak aradıkları şey bu mu?

Hayır. Bu, sağduyumu
kullanarak yaptığım basit...

...bir saptama. Dur biraz.
2000 kişi. Biraz...

...abarttıklarını düşünüp 1000
kişi diyelim. Hepsi de...

...Lacan’la benim kadar
ilgileniyor olamaz, değil mi?

Haklısın.

Basit bir soru sorabilir
miyim? Bir kızın olsaydı,...

...bu adamın kızını sinemaya
götürmesine...

...izin verir miydin? Dürüst
ol. Cevap hayır.

Görünüşümden nefret ediyorum.
Bazı belgelerde daha da kötü.

Bazı fotoğraflarda gerçekten
bir suçluya benziyorum.

Sence senden bir tür politik
tavsiye falan beklediler mi?

Hayır. Sorun şu ki ne zaman
politika konuşmaya başlasam...

...sahte bir konuşmaymış
gibime geliyor. Numara...

...yaptığımdan veya
söylediğimi...

...kastetmediğimden falan
değil. Ama yüreğim,...

...söylediklerimin arkasında
olmuyor. Hegel hakkındaki...

...o kitabı yazmaktan
gerçekten çok hoşlanmıştım.

Ve mesajın bu kısmını
okuyucuya iletemiyorsunuz.

Bunu en son kitabımda da
görmek mümkün. “Operanın...

...İkinci Ölümü” adlı bu
kitabı çok sevmiştim.

O kitap, çok mütevazı
davranıyor ve hiçbir şey...

...yapmıyor. Ama ben de zaten
bunu seviyorum.

Daha bir şey ısmarlamadık,
değil mi?

-Üstünde fiyatları var mı?
-Hayır. Önce mönüye...

...bakmalıyız. Milano usulü
fileto, Sezar salatası.

Bu, şoke olmaya gelen ve çıkıp
gitmeyi uman insanlar için.

Demek bu yüzden burada. Kapıya
kadar gelenler ürküp...

...içeri girmesin diye.
-Evet. İyi bir tepki...

...alacağım yönünde küçük de
olsa bir umudum var.

Tek işlevi var.
-Hiç işe yaradı mı?

-Evet.
-Gerçekten mi?

Doğrusunu istersen, evet.
Gerçekten itici ve aykırı...

...bulanlar oldu. Benim
endişem, umursanmamak...

...değil kabul edilmek. Alaycı
göründüğümde, amacım...

...ciddiye alınmamak. Ciddiye
alınmamak nedir? Alayın bir...

...şekli değil midir? Şakanın
biçimi, ciddi olmadığımı...

...yansıtmalı. Ama insanlar
hâlâ bu adamın büyük...

...suçları işlediğini
düşünüyor. Bilemiyorum.

Tabii bu kadar basit değil.
Basitçe “Ben bir...

...Stalinci’yim” desem bu
çılgınlık ve zevksizlik olur.

Ama yine de içinde şaka
olmayan bir şeyler...

...barındırdığı açık. “Tek
şans solun faşizmi kendine...

...mal etmesi” dersem bu ucuz
bir şaka olmaz. Önemli...

...olan, standart liberal
muhalefetin tehdidinden...

...sakınmak. Özgürlüğe karşı
totaliter düzen, disiplin...

...ve ortak düzen, itaat ve
fedakarlık. Bunun...

...tabiatında faşizm olduğunu
sanmıyorum.

Arkadaşlarım sık sık “O zaman
insanları niye gereksiz...

...yere kışkırtıyorsun? Neden
kastettiğini basitçe...

...söylemiyorsun? Faşizme
karşı olduğunu falan?”...

...diye soruyorlar. Onlara
diyorum ki, “Evet, bu soyut...

...bir teorisyene hatta bir
aydına yakışacak bir ifade...

...olurdu.” Ama işler böyle
yürümüyor. Stalinizm ve...

...onun en korkunç yönleri
hakkında herhalde beni...

...Stalinci olmakla suçlayan
insanlardan çok daha fazla...

...şey yazmışımdır. Kusura
bakmasınlar ama benim...

...mesajımı iletebilmemin tek
yolu bu. Kalkıp “Tabii ki...

...faşizme karşıyım.
Geleneksel olarak daha çok...

...sola atfedilmiş bazı
tavırlar vardır ki faşizm...

...onları kendine mal
etmiştir” demek, arzulanan...

...politik etkiyi uyandırmaz.
Sadece liberal fikir...

...birliğine onu yeniden
sahiplenme imkanı...

...verdiğiyle kalır. Bu yüzden
onu aşırıya kaçarak...

...söylemelisiniz.

Bunlar tabii yine Lufthansa
çorapları. Bugün iki tane...

...çaldım. Saçlarımı yıkatmaya
gitmiştim. Gergin olduğum...

...her halimden belliydi.
Kadın bana “Size biraz...

...yağla masaj yapayım” dedi.
Çok hoşuma gitti ama bana...

...müstehcen geldi. Kendimi
mastürbasyon için para...

...ödemiş gibi hissettim.

Çok müstehcendi. Beni
gevşetti ama biraz fazlaydı.

Gerçekten mi?

Tanrım, neredesiniz? Bu bana
suyun plastik şişelerle...

...taşındığı sosyalizmi
hatırlattı.

Evet, bizi bekliyorlardı.
Ama biz geç kalmadık.

Anlıyorum. Burada
değildiniz de ondan.

Ama gördüğünüz gibi bizi
bekliyorlar. Bundan değil.

Siz gelmeden başlamadılar.

Bizi bekliyorlar. Elimizden
geldiğince çabuk başlayalım.

Akademisyenlerin büyük
çoğunluğu, solun yeni bir...

...cevaba ihtiyacı olduğu
fikrine saplanıp kalmış...

...durumda. Bu aslında
“Köktenci bir devrim olsun...

...ama nispeten refah dolu
hayatlarımıza da olduğu...

...gibi devam etmek istiyoruz”
demek değil mi? Ne demiş...

...Robespierre? “Devrimsiz bir
devrim istiyoruz”.

Fark ettiğim kadarıyla
gayretlerin standart...

...çoğunluğuyla arasında
oluşan temel fark, ilerici...

...liberaller tarafından...

Bunun anlamı ne? Böyle açık
bir politik formülü...

...beklemek ve “Zeki bir aydın
elimize bir formül...

...tutuştursun da kapitalizme
son verelim. Sosyalizm...

...egemen olsun” demek de bir
yönden sahte değil mi?

Ben aptalım. Anlamıyorum.

Özür dilerim.
-Size bunu vermek istemiştim.

Çok teşekkür ederim.

Bir açıdan bunu, neredeyse
Lacancı bir öznelliğin...

...mezarından çıkarılmasını
yine kabul etmek zorundayım.

Bu bir şeylerin taraftarı
olduğumu ama taraftarı...

...olduğum şeyin ustası
olmadığımı, ona egemen...

...olmadığımı gösteriyor.
İnsanlar bende bir şeyler...

...görüyor. Beklentileri var.
Onlara bugün herkesin solcu...

...bir aydından beklediği
formülü, “Ne yapmalıyız?”...

...şeklindeki büyük soruyu
vereceğim yolunda politik...

...beklentileri olabilir. Veya
onlara psikolojik yardımı...

...dokunacak bir yol
göstericilik, veya teorik...

...bir eğlence beklentisi.
Filmlerden örnekler vererek...

...anlatacağım bel altı
fıkralar falan. Tüm...

...dürüstlüğümle bunu kabul
ediyorum. Bence buna tepkim...

...”Tüm bu yanlış anlamalar
yüzünden asıl demek...

...istediğimi atlıyorlar”
olmamalı. Benim görevim,...

...analizci konumumu korumaya
çalışmak. Bu da nakletme...

...yoluyla bu beklentilerle
oynayarak onları...

...sarsmaktan, çürütmekten
geçiyor. “Onlara ne...

...verebilirim?” değil de “Bu
beklentiler meşru mu?

Bu beklentiler onlara onlar
hakkında ne anlatmalı?”...

...diye bir soru sorulması
gerektiğini onlara...

...açıklayabilmek için.

Büyük bir ilerici hamle
genelde “Çin’le uğraşması...

...gereken demokratlar değil
Nixon’dı” demek şeklindeydi.

İşin içine bu paradoks
giriyor. Fransa’da,...

...Cezayir’den çıkanlar
sosyalistler değil...

...De Gaulle’dü. Ama biraz
kuşkucu yaklaşıyorum.

Size bana göre gerçekten
entelektüel bir...

...”süperstar”sınız. Size
dokunmak istedim.

Üzgünüm.

Size bunun bir kopyasını
getirdim.

-Mükemmel.
-Beni gerçekten etkilediniz.

Ciddi olun. Blöf yapıyordum.
Yorulmuştum.

Güzel bir duş alması gerek.

Kim bilir? Buradaki adam mı?
Affedersiniz. Bu şeylerden...

...anlar mısınız? “The Hero”yu
yapan Çinliyi tanıyor musunuz?

Piyasada “Double Indemnity”
adlı filmi bulmak...

...mümkün müdür acaba?
-Hayır, şu anda mevcut değil.

“Being There” de yoktur
herhalde. Durum kötü.

“Being There”. Peter Sellers.
-Elimizde olabilir.

Hal Ashby. Bana biraz fazla
entelektüel. Maymun muza...

...erişemeyecek. Lanet olsun.
Buradan alamayacağım.

Amerikan filmleri, 1970’ler.
“Being There”.

-Ne o?
-”Being There”. Harika bir...

...filmdir. Benim anal
karakterim. Fiyatı da uygun.

Hangi filme ihtiyacım var?
“Fountain Head” gelmiş...

...geçmiş en iyi Amerikan
filmidir. Sonra en iyi...

...Alman filmi,
“Opfergang”dır.

“Özveri Yolu”, Nazi yönetmen
Veit Harlan’ın 1944 yapımı...

...filmi. Yani elimizde bir
Ayn Rand, bir Nazi ve...

...ne yazık ki... Evet, bu
daha standart.

“Korkunç Ivan”, Eisenstein. Bu
üç film bence...

...tüm zamanların en iyi üç
filmidir.

Bunu istiyorum. Bu ikisini
alalım. Bence bu kadar.

-Bunları sana ben alayım.
-Anlamadım? Hayır, dur biraz.

Zavallı çalışan sınıf
Amerikan kızı seni.

Parasını kim ödeyecek?
-Cidden diyorum.

-Ciddi misin?
-Evet. Sana ben alayım.

-Arzumun ebedi sırrı olsun.
-Evet.

Bunu yapacağından kuşkulanmış
mıydım acaba? Bu teklifi...

...yapmasan son anda “Belki şu
an almasam da olur. Zaten...

...taşıyacağım bir sürü
şey var” der miydim?

Bu film bayağı pahalıymış.
32 Dolar.

Kes yoksa üç film daha
seçerim!

Asıl üzüldüğüm... Dur biraz!
Bu da ne?

Aman Tanrım!

Affedersiniz. Bunu da
alabilir miyim?

Affedersin. Haydi yallah!

Şu an ne üzerinde
çalışıyorsun, Slavoj?

Yeni kitabın nedir?
-”Mega-Gıdıklanan Özne”,...

...ikinci bölüm. Çok büyük,
“mega” bir şey.

-Neresine kadar geldin?
-Sonuna yaklaştım.

Ama “mega” olacak. Kısmen
felsefe, teoloji. Kısmen...

...bilişselcilik. Şimdilerde
beyin bilimlerine dalmış...

...bulunuyorum. Kısmen de
politika, müstehcenlik...

...falan filan.

-Adı ne olacak?
-Henüz bilmiyorum. Belki...

...”Paralaks Manzara”. Ama
önce “amazon.com”a bakmalıyım.

Daha önce “Paralaks Manzara”
adında 20 kitap çıkmış...

...olmasını istemem. İşin bu
yönünü araştıracağım.

“Paralaks Manzara” ne
anlama geliyor?

Benim konumuma mümkün
olduğunca yaklaşan basit...

...bir anlamı var. Diyelim bir
nesneye baktığınızda...

...belirgin bir hareket
görüyorsunuz. Nesne hareket...

...ediyor veya değişiyormuş
gibi görünüyor. Ama aslında...

...sizin bakış açınız kayıyor.
Ayın, yıldızların, güneşin...

...paralaksı gibi. Burada asıl
fikir, öznel konumunuzdaki...

...kaymanın saf hale gelmesi.
Bunu, nesnede gerçekleşen...

...bir hareket olarak
algılıyorsunuz. Ama ben...

...tabii buna küçük bir
değişiklik ekliyor ve bunun...

...bir anlamda nesnenin kendi
içinde olduğunu söylüyorum.

Çünkü nesnelere ve öznelere
aracılık ediliyor.

Beni tam olarak ilgilendiren
bu radikal sahne değişimi.

Bir bakış açısından diğerine
geçerseniz bu zıtlığın...

...üstesinden gelmeniz
imkansız. Sonra bunu...


...felsefe bilişsel bilim
yoluyla sistematik olarak...

...geliştiriyorum. Bilişsel
bilimde paralaks şöyle olurdu:

Ya kendi iç deneyiminize
bakarsınız ya da kafatasını...

...açar ve içindeki beyin
denen aptal et parçasını...

...görürsünüz. Ama gerçekte
o sıçramayı yapamazsınız.

Bilimsel yoldan
açıklayabilseniz bile...

...gördüğünüz aptal et
parçasının düşünce...

...olduğunu kabul edemezsiniz.

Tüm eserlerinizi imbikten
geçirseydik hangi üç kitap...

...öne çıkardı?
-En iyi kitaplarımdan üçü...

...ne yazık ki yabancı. “Yüce
Nesne”, “Olumsuz Olanla...

...Yırtmak” ve “Gıdıklanan
Özne” derim. Şimdi bir de...

...bu yeni kitap var. Şuradan
buradan aldığım küçük...

...parçalarla ciddi bir eser
ortaya çıktı. Elimden gelen...

...buydu. Ama birincisi
hakkında kendimi giderek...

...daha eleştiriyorum. Hâlâ
fazla liberal. Ben...

...demokrasiden yanayım ve
utanç duyuyorum. Şöyle...

...demiş olmak beni üzüyor:
“Totaliterlik diye bir şey...

...vardı ve kötüydü. Bence
toplumda çoğulculuk olmalı.”

Aman Tanrım, neden bahsetmişim
ben böyle? Marx kardeşlerin...

...şakası vardır ya “Böyle
böyle bir kulübün asla...

...üyesi olmazdım” diye. Ben
kendim olmasaydım...

...kendimi hapse attırırdım.

Yazmak konusunda çok karmaşık
bir ritüelim var. Kendimi...

...masa başına oturtmam
psikolojik açıdan imkansız.

O yüzden kendimi kandırmak
zorundayım. Geliştirdiğim...

...bir strateji var ki en
azından bende işe yarıyor.

Fikirlerimi not alıyorum ama
bunu gayet özenli bir...

...biçimde yapıyorum. Belli
bir düşünceyi tam cümleler...

...kullanarak yazıyorum. Belli
bir yere kadar kendime...

...”Hayır, henüz kitabı
yazmaya başlamadım. Sadece...

...fikirleri not alıyorum”
diyorum. Sonra bir an...

...geliyor ve “Her şey zaten
yazılı. Geriye düzeltmek...

...kaldı” diyorum. Yani işi
notlar almak ve onları...

...düzeltmek diye ikiye
ayırdım. Böylece...

...yazma eylemi ortadan
kalktı.

Durun biraz. Daha yüksek
sesle sorar mısınız?

Kendi başarınızı nasıl
açıklıyorsunuz? Özellikle...

...de şimdi hastalıklı bir
toplum olarak gördüğünüz...

...ABD’deki başarınızı?

Güzel soru. Ama “Ben mütevazı
biriyim” falan diyeceğim...

...anlamda değil. Hayır, bu
çok daha ciddi bir görüngü.

Açık sözlü olacağım. Belli bir
yüzeysel düzeyde ben...

...nispeten popülerim ama
benim ve arkadaşlarımın...

...akademik çevreler üzerinde
ne kadar az etkimiz...

...olduğunu hayal bile
edemezsiniz. Bu yüzden...

...de bunca düşmanımızın,
artık onlar her kimse, biz...

...Lacancıları söylevin
“fallus/söz merkezci” gücü...

...olarak göstermeye çalışması
çok sinirime dokunuyor.

Bizi söylevin dogmatik bir
gücü olarak betimlemek...

...çok revaçta.

Örneğin dün aynı konuşmanın
farklı bir doğaçlamasını...

...New York Columbia’da
yaparken, sonlara doğru...

...bir hanım bana “Ama niye?”
diye sordu. Benim niye...

...böyle dogmatik bir Lacancı
olduğumu bilmek istiyordu.

Derrida konusundaki yanlış
yorumunuz bence...

...eserlerinizle de özdeş.
Bunun eserlerinizde...

...uzaktan işlev gören belli
bir inancın başka bir...

...biçimi olup olmadığını
merak ediyorum.

-Ne? Hangi inanç?
-Eserlerinizde inanç olarak...

...işlev gören dogmatik
Lacancı temadan söz ediyorum.

Mükemmel! Mükemmel soru!

Çok basit ve deneysel bir
soruyla, Anglosakson...

...geleneğine uygun güzel bir
soruyla karşınıza dikileceğim.

Gayatri Spivak ve Derrida
arasındaki kısa çatışma...

...dışında, bana Derrida
hakkında eleştirel bir söz...

...sarf etmiş tek bir
Derridacı gösterebilir...

...misiniz? Rudolph Gasche mi?
Avital Ronell mi? Sam Weber...

...mi? Bir tane isim verin.
Niçin biz dogmatiğiz de...

...onlar değil?

Sam Weber’in Derrida hakkında
hiç ironik veya eleştirel...

...bir söz sarf etmiş mi,
söyleyin. Veya Avital Ronell.

Veya Rudolph Gasche. O zaman
niye ben dogmatik biçimde...

...Lacan’a iliştiriliyorum?

Bunun niçin inkar edilen...

...bir inanç olduğunu
düşünesiniz, falan demiyorum.

Ben bir Lacancı’yım. Yani siz
burada zaten açık olan bir...

...kapıyı çalıyorsunuz. Bunu
kanıtlamak için...

...”yapıbozumcu” bir
çözümlemeye ihtiyacınız...

...yok ki. Ben pankart taşıyan
cinsinden bir Lacancı’yım!

Burada bir durum var ve
dikkatinizi ona çekmek...

...istedim. Size gerçek cevabı
verebilmek için popüler...

...olduğumu kabul etmeliyim.
Bana atfedilen palyaçomsu...

...bir yön var. New York
Times’ta beni bir “Marx...

...Kardeş” olarak
gösteriyorlar. Üzerinde...

...durmuyor olabilirim. Ama
yine de bundan artık...

...sıkıldım çünkü hakkımda
aptalca haberler çıktığı...

...veya bana tepkiler geldiği
zaman beni bir tür komedyen...

...olarak gösterme ve
kıyaslama dürtüsü de ortaya...

...çıkıyor. Asıl soru şu
olmalı: “Bu dürtü nereden...

...geliyor? Beni neden sadece
esprilerle başarılı...

...olabilecek biri olarak
gösterme ihtiyacı duyuluyor?”

Bu numarayı yayıncılarım bile
yutmuşlar. “Lenin’in...

...Metinlerine Giriş” adlı
kitabım Verso tarafından...

...neredeyse geri
çevrilecekti. Neden?

Birincisi, Verso’dakiler araya
sürekli espriler...

...serpiştirdiğimi söyleyerek
kapris yapıyorlardı.

Alın size içinde espri olmayan
bir kitap, dedim. Bu defa...

...da Bunda hiç espri yok. Bu
kitabı kimse almaz”...

...diye sitem ettiler.

Yani olan biten aslında
görünenden çok daha fazlası.

Çok karmaşık bir görüngü. Beni
popüler hale getirmenin...

...beni ciddiye almaya karşı
bir direniş olduğunu...

...söyleyesim geliyor. Nasıl
desem? Bu yüzden popüler...

...bir komedyen olarak halkın
önünde intihar etmek...

...benim görevim.

Umarım içeri girebiliyoruzdur.
Hâlâ çalışıyor mu, bilmiyorum.

İşte burası.

Burada Hitchcock tarzı
“Yükseklik Korkusu”nun...

...çekimi burada yapılmalı.
Buraya iki üç gelişimde...

...görmüştüm. Çünkü hâlâ
çalıştığı sıralarda yukarı...

...asansörle çıkıyordunuz.
Polislerin burada bir...

...şeyin üzerini örttüklerini
ve etrafını çevirdiklerini...

...görürdüm. Kamerayı yukarı
çevirirseniz sebebini...

...görürsünüz. İşte. Yukarıdan
aşağı atlamak çok pratik...

...de ondan. Yukarı çıkıyor
ve kendinizi aşağı...

...ırakıyorsunuz. Gayet
mütevazı ve ahlaki bir...

...intihar. Dışarıda
başkalarının gözü önünde...

...kalkışıp rezil olacağınız
bir olay değil. Tabii ben...

...bunu organize etmek
istedim. Kendinizi öldürmek...

...mi istiyorsunuz? Organize
edelim. Beş Dolarına...

...garanti ederim ki burada
küçük çocuklar olmayacak.

Foucault’nun “biyopolitik”
dediği toplumda bunun nasıl...

...yapıldığını da biliyorum.
Orada evlenmenize izin...

...vermek için “AIDS’li
misiniz? Zihinsel dengeniz...

...yerinde mi?” diye sorarlar.
Ama işe yaramaz. Çünkü...

...yarasaydı benim evlenmeme
asla izin verilmezdi.

Hayır, ben diyorum ki
kendinizi öldürmek...

...istediğinizde de aynı
yaklaşımı göstermeliler.

Tıbbi veya psikiyatrik bir
tavsiye kurulu toplanır...

...ve bunun gerçek anlamda bir
metafizik intihar mı yoksa...

...kısa süreli bir krizden
kaynaklanan, örneğin...

...sevgilinizin sizi terk
etmesi sonucu ortaya çıkan...

...ve aslında iki üç hafta
içinde geçebilecek anlık...

...bir bunalım intiharı mı
olduğuna karar verir. Tıbbi...

...veya psikolojik bir kriz
söz konusudur. Veya olay...

...katışıksız bir metafizik
intihardır.

Bir Marksçı olarak, biri gelip
bana Lacan’ın zor olduğunu...

...söylerse, bu düşmanın
sınıf propagandasıdır.

Bu konuda sohbetten bu kadar
keyif alacağımı tahmin...

...etmemiştim. İyi hafta
sonları. Kendinize iyi bakın.


Türkçe Çeviri: Burak AYGÜN



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları