Haftanın kitapları - Nisan 2006/4
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Nisan 2006/4
‘Yüzyılın Aşkları’, ‘Düşerken’, ‘Doğu Yakasında Yeni Bir Şey Yok’, ‘Öteki Tanrılar’, ‘Sinek’, ‘Bir Sen Kaldın Yalnızlık Gelince’, ‘Yıldızlara Yolculuk’, ‘Cemre’ ile ‘Büyünün Cadılığın ve Okültizmin Tarihi’ bu haftanın kitapları.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:49 TSİ 09 Mayıs 2006 Salı

İSTANBUL - “Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir. Kadınla erkeğin, sevenle sevilenin, âşıkla maşukun tarihi… Ama insanlık tarihi gibi, aşkların tarihi de dikensiz gül bahçesi değildir.” [Can Dündar]



DÜŞERKEN
Nick Hornby

Nick Hornby, ‘Düşerken’de tek ortak noktaları intihar etme isteği olan dört farklı kişiyi hüzünlü ama bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.

Ünlü sabah programı sunucusu Martin Sharp ayyaşlığı ve çapkınlığı yüzünden defalarca gazetelere manşet olmuş, sonunda küçük yaşta bir kızla ilişkiye girdiği için hapse düşmüş, ailesini, dostlarını, saygınlığını, işini, kısacası her şeyini kaybetmiştir.

Hapisten çıktıktan sonra onu hayata bağlayan hiçbir şey kalmadığını anladığında yılbaşı gecesi İngiltere’nin en yüksek binalarından biri olan Toppers Binası’nın tepesine çıkıp kendisini çatıdan aşağı atmaya karar verir. Ancak bu iş sandığı kadar kolay olmayacaktır; aynı gece aynı yerden intihar etmek isteyen üç kişi daha vardır:

Hayatını engelli oğluna adamış, yıllardır kilise ile evi arasında mekik dokumaktan başka bir şey yapmamış, ürkek, yalnız bir kadın, Maureen...

Birkaç yıl önce esrarengiz biçimde ortadan kaybolan kız kardeşini bir türlü aklından çıkaramayan, bürokrat babasından ve onun savunduğu tüm değerlerden nefret eden, çareyi alkolde, uyuşturucuda arayan saldırgan, asi Jess...

Rock grubu dağılınca kız arkadaşının peşinden İngiltere’ye gelmiş, ilişkisi sona erince de bir pizzacıda çalışmaya başlamış, müzik yapmadan yaşayamayacağını düşünen, kitaplara tutkun Amerikalı JJ.


Düşerken
Sel Yayınları, 312 sf.
Çeviren: Banu Tellioğlu Altuğ
Dizi: Roman



YÜZYILIN AŞKLARI
Can Dündar

Uygarlık tarihi biraz da aşkların tarihidir. Kadınla erkeğin, sevenle sevilenin, âşıkla maşukun tarihi… Ama insanlık tarihi gibi, aşkların tarihi de dikensiz gül bahçesi değildir.

Kahkahalar ve buselerle olduğu kadar, acılar ve gözyaşlarıyla da işlenmiş bir kanaviçedir bu… Yaşandığı döneme ilişkin ipucu verir ve dönüp bakınca insana güzel gelir.

Bu kitapta geçtiğimiz asra damgasını vuran aşk hikâyeleri var. Kimi meşhur olmuş, kimi unutulmuş, kimi efsanevi, kimi berduş aşklar bunlar…

Mustafa Kemal ve Latife Hanım’dan, Enver Paşa ve Naciye Sultan’a, Adnan Menderes ve Ayhan Aydan’dan, Nâzım’la Piraye’ye, Bedri Rahmi-Eren Eyüboğlu’dan, Yüksel Menderes ve İpek Kıramer’e, Yılmaz-Fatoş Güney’den, Yıldız Kenter ve Şükran Güngör’e, Melih Kibar ve Çiğdem Talu’dan, Selahattin Pınar’la Afife Jale’ye...

Bir dönem Türkiye’yi sarsan gönül maceraları... Bir başka deyişle “Yüzyılın Aşkları”…

Yüzyılın Aşkları
İmge Kitabevi Yayınları, 303 sf.



DOĞU YAKASINDA YENİ BİR ŞEY YOK
Mehmet Faraç

Doğu Anadolu’da Kan davası töre cinayetleri ve inanılmaz ölümler…

İnsanlığın ateş ve tekerleği icat etmesinden bu yana ateşin yönü hep savaşlara, tekerleğin ise bilime doğru dönüyor.
Ateş geri kalmışlığı, savaşı ve yoksulluğu gösteriyor; tekerlek ise hep ileriye doğru yöneliyor...
Doğuda cehalet, geri kalmışlık ve yoksulluk bilimin tekerleğine her zaman taş koyuyor...
Batı teknolojiyi geliştirip insan yaşamını yükseltirken, Doğuda bağnazlık insanı değersizleştirmeyi sürdürüyor...
İnsanlık uzay çağına doğru hızla ilerlerken, Doğu makûs talihini bir türlü yenemiyor...
Avrupalı olmak için anlaşmalara imza koyan ülkemizin doğusunda, kan davası ve töre yasaları dur durak bilmeden can almaya devam ediyor...
Orada ateş hiç sönmüyor...

Töre ve terör konusunda ödül almış araştırmaları bulunan gazeteci- yazar Mehmet Faraç, bu son kitabında Doğuyla Batı arasındaki uçurumda, ateşle suyun kavgasını, öfkeyle merhametin çatışmasını yalın ancak çarpıcı bir dille anlatıyor...

Yazar, Doğu ve Güneydoğu’da çoğu kez bir hiç uğruna kan davasına dönüşen ibret verici olayları, bağnazlığın yasalarından kaynaklanan töre cinayetlerini, okuyana “bu kadar da olmaz” dedirtecek tuhaf cinayet ve ölüm vakalarını gerçek bir hikâyeci diliyle aktarıyor.

Mehmet Faraç, okurlarını yine “Görmemişem- duymamışam- bilmiyem!...” diyenlerin dünyasına konuk ediyor…

Doğu Yakasında Yeni Bir Şey Yok
Dharma Yayınları, 136 sf.
Dizi: Edebiyat



ÖTEKİ TANRILAR
-Alevi ve Bektaşi Mitolojisi-
Ertuğrul Danık


Son yılların güncelliğini yitirmeyen konularından Alevilik ve Bektaşilik ile ilgili gerek iletişim araçlarında yürütülen tartışmalara ve gerekse yayımlanan çok sayıdaki kaynağa bakıldığında, Anadolu coğrafyasının bu hoşgörülü kültürüyle ilgili net bir çizginin yakalanabildiğini söylemek oldukça güçtür. Bugüne kadar Alevilik ve Bektaşilik tanımı yeterince yapılamadığı gibi, okuyucuya konuyla ilgili doyurucu bilgiler de sunulamamıştır.

Arkeoloji ve Sanat Tarihi disiplini bilgilerini, uzun yıllardan bu yana yaptığı yüzey araştırmalarından elde ettiği veriler ve tarihi kaynaklarla harmanlayan Ertuğrul Danık, çok tartışmalı bu konuya farklı bir boyuttan yaklaşarak Alevilik ve Bektaşilik kültürünü ve bu kültürün birikim alanlarını inceliyor.

Alevi ve Bektaşi mitlerinin kaynak ve kökenleri ile “bilinçaltı birikimleri” konusunda irdelemelerin yapıldığı Öteki Tanrılar’da, günümüzdeki tek tanrı inancının yanında, tanrısal kimlik verdiğimiz ya da tanrısallaştırmaya çalıştığımız kahramanların ya da farklı bir deyimle öteki tanrıların, bizleri hangi kültür birikimlerine ve öncül kahramanların yaptıkları eylemlere taşıdığına tanık oluyoruz. Böylece, yazarının da belirttiği gibi, kaynağını “Proto Alevilik”ten alan günümüz Alevi ve Bektaşi kültürünün, tarihsel süreç içindeki değişimini ve gelişimini izlemek konusundaki farklı bir açılımı da yakalıyoruz.

Öteki Tanrılar
İmge Kitabevi Yayınları, 198 sf.
Tür: Mitoloji



SİNEK
Patricia Cornwell

Bir Scarpetta Macerası
Patricia Cornwell, geçen yıl yayımlanan ‘Son Durak’ isimli romanına ‘Sinek’ ile devam ediyor.

Altın Kitaplar tarafından Türkçe’ye çevrilen ‘Sinek’te Dr. Kay Scarpetta’nın, bu kez, Jean Baptiste Chandonne’un erkek kardeşi ile başı derttedir.

Sinek, büyük bir ustalıkla kurgulanmış, okuyucuyu birbiri ardına tüyler ürpertici olaylara sürükleyen müthiş bir roman.

Tedirgin edici tüm malzemeyi bol bol kullanan Cornwell, özellikle kötü kahramanlarının doğasını çok iyi betimliyor. Acımasız, ahlaksız, kötü karakterler romanın akışı içinde tempoyu hiç bozmuyorlar. Scarpetta güçlü kişiliğiyle gözünü kırpmadan insan ruhunun en karanlık köşelerine bakabiliyor.

Scarpetta, ‘Son Durak’ta büyük uğraşlardan sonra Jean Baptiste Chandonne’u mahkum ettirir. Ama şimdi de adamın deli kardeşi intikam peşindedir.

Patricia Cornwell (Yazar)
Scarpetta dizisi ile büyük bir başarı yakalayan Patricia Cornwell, 9 Haziran 1956 yılında Miami Florida’da doğdu ve Kuzey Carolina’da Montreal’de büyüdü. Davidson Koleji’nden mezun olduktan sonra Charlotte Observer gazetesinde çalışmaya başladı; bir süre televizyon programları sayfalarını hazırladı, ardından hızla yükselerek polis muhabirliği yapmaya başladı. Charlotte kent merkezinde meydana gelen suçlar ve fahişeler konusunda yazdığı bir dizi makale, Kuzey Carolina Gazeteciler Cemiyeti’nden araştırmacı gazeteci ödülünü kazandı.

İkinci ödülünü 1983’te yayımlanan Bayan Billy Graham’ın biyografisi A Time for Remembering adlı eseriyle aldı. 1984’ten 1990’a kadar Virginia, Richmond’un Adli Baş Tabibinin ofisinde teknik yazar ve bilgisayar analisti olarak çalıştı.

Patricia Cornwell’in ilk polisiye romanı olan Otopsi 1990’da Scribner Yayınevi tarafından yayımlandı. Daha önce yedi büyük yayınevinin geri çevirdiği bu eser aynı yıl içinde Edgar, Creasey ve Macavity ödüllerinin yanı sıra, Fransızların Prix du Roman D’Aventure ödülüne de layık görüldü.
Cornwell, Otopsi’de, Dr. Kay Scarpetta’yı Virginia Eyaletinin gözü pek adli baş tabibi olarak okurlarına tanıtmıştır. Amerikalı yazar tarafından yaratılan Dr. Kay Scarpetta karakterine 1999 yılında ‘En İyi Dedektif’ ödülü verildi.

İlk romanının kazandığı başarıdan sonra Cornwell; Kay Scarpetta, ortağı dedektif Marino ve uçarı yeğeni Lucy’den oluşan kahramanlarla, “Kanıt” (1991) “Morg Çıkmazı” (1982), Ölüm Zinciri (1993) (yılın en iyi polisiye romanı olarak İngiltere’nin Gold Dagger adlı en saygın ödülünü kazanmıştır.) Yoksullar Mezarlığı (1995), Cinayet Nedeni (1996), Sapık Teşhir (1997), Başlangıç Noktası (1998), Son İhtar (1999), Son Durak (2000), Sinek (2003), İz (2004) ve Predator (2005) adlı romanları yazdı.

Scarpetta romanlarına ilaveten Andy Brazil adlı kahramanla Arı Kovanı (1996), Ölüm Kavşağı (1998) ve Isle of Dogs (2001) adlı üç roman ile Scarpetta’s Winter Table (1998) ve Food to Die For (2001) adlı iki yemek kitabı yazdı. Yazarın kitapları arasında Life’s Little Fable adlı bir çocuk kitabı da var. 1997’de A Time for Remembering adlı eseri Ruth A Portrait; Story of Ruth Bell adı altında tekrar yayımlandı.

Sinek
Altın Kitaplar, 479 sf.
Çeviren: Zeliha İyidoğan Babayiğit
Tür: Roman



BİR SEN KALDIN YALNIZLIK GELİNCE
Ali Poyrazoğlu

Ali Poyrazoğlu, renkli bir ömrün süzgecinden geçirdiği gözlemleriyle bir tiyatro sahnesi saydığı hayata ayna tutuyor. İnce ince alaya alıyor hayatı ve hayatın içindeki oyuncuları. Şaşırmayın: Kimisi tanıdık gelebilir sizlere bu okuyacaklarınızın.

Bu kitabın sayfalarına girmeden önce de anlatıyordu Ali Poyrazoğlu onları, ama el altından.

Anasıyla ayrıyız. İki ay oldu boşanalı.
Çocuğa kolay olsun diye ona da aynı sokakta ev tuttum.
Gönderdim anasına. Anası “Ne bu karnenin hali?”demiş.
“Babamdan dolayı kalıtımsal olabilir. Belki de parçalanmış aile
çocuğu olmaktan… Bilemiyorum…” buyurmuş bizimki.
Oturup konuşmuşlar anasıyla. Benden dolayı kalıtımsal olduğuna
karar vermişler salaklığının.
Mutluyum, ailem beni seviyor.


Eğlenceli, keyifli, uçuk-kaçık, yine de düşündürücü küçük öykücükler...

Bir Sen Kaldın Yalnızlık Gelince
Merkez Kitaplar, 95 sf.
Tür: Öykü(ler)



YILDIZLARA YOLCULUK
Nicholas Christopher

“Christopher, Kuzey Amerika’nın García Márquez’i... Duygusal ağırlığı olan bir Borges...”
E.A. Johnston, Toronto Globe & Mail

Yeryüzü Cassiel’in altında düşercesine uzaklaşıyor olmalı, diye düşündüm, tıpkı ölüm anında bazı insanların ayağının altından kaydığı gibi. Korkunç bir hızla yükselirken, yalnızca bir kenti, bir ülkeyi ya da bir kıtayı değil, masmavi parıldayan, koskoca bir gezegeni bırakıyordu arkasında... O anda o noktaya kimbilir hangi bilinmez güçlerin etkisiyle gelmişti; orada olmasında, kendi hayatının yanı sıra -başta benimki ve Enzo’nunki olmak üzere- daha kimlerin hayatındaki iniş çıkışlar rol oynamıştı?..

Yıldızlara Yolculuk, temposu, kurgusu ve işlenişiyle soluk kesici bir roman. İki katmanlı bir anlatımla, on beş yıllık bir zaman diliminde geçen romanın kahramanlarından Enzo, teyzesi Alma ile birlikte izlediği bir gösterinin ardından kaçırılır. Alma’nın bütün sevdikleri tuhaf bir biçimde ortadan kaybolmaktadır. Ne polis ne de özel detektifler Enzo’nun izini bulamayınca Alma’nın hayatı rayından çıkar.

‘Yıldızlara Yolculuk’, birbirini arayan insanların; ait oldukları kişilere ulaşmaya çalışan kayıp ve gizemli nesnelerin öyküsü. Romanlarında astrolojiye, büyülü dünyalara, yıldızlara ve oralara yapılan yolculuklara, meteorlara, gökyüzünün gizemli köşelerine sıkça yer veren ve bir tür modern zaman Şehrazat’ı olan Nicholas Christopher’dan Binbir Gece Masalları tadında bir roman.

Yıldızlara Yolculuk
Merkez Kitaplar, 547 sf.
Çeviren: Yasemin Akbaş
Tür: Roman



CEMRE
Müge İplikçi

Müge İplikçi, yeni romanı ‘Cemre’de, ilk romanı ‘Kül ve Yel’in mekanlarında, ama yeni zaman dilimlerinde, bizi yeni kişilerle tanıştırıyor. Üç kadın kahramanını 1960’lardan 1980’lere, oradan 2000’lere getiriyor. İki büyük siyasal altüst oluşun hayatlarında ve ruhlarında bıraktığı izlerle savrulan kadınlar, her şeyden vazgeçseler bile, söyleyecek sözlerinden vazgeçmiyor. Tutkunu olabilecekleri hiçbir şeyleri yok, ama tutkulu; âşık olabilecekleri erkekler yok, ama âşıklar. Üstelik kendilerini sulara atarken son sözlerini söylemiş olmanın rahatlığı içindeler. Ve kendi kimliklerini yaşamak yerine hayatın içinde kendilerini bulan insanlar…

‘Cemre’nin kadın kişilerinin yaşadığı trajik ilişkiler, hayatımızın, uzun zaman dilimleri boyunca hep bir trajedi olarak yaşandığını mı gösteriyor? Anlatılanlar trajik de olsa, Müge İplikçi’nin anlatım biçiminden süzülen mizah dikkatli okurlara cömertçe sunuluyor. Küçük harfler ve bu harflerde saklı anlamın sonsuza doğru bir yolculuğu olan Cemre yüzünüzde hüzünlü bir gülümseyiş de bırakacak.

‘Cemre’, Müge İplikçi’nin post modern anlatım biçimlerinden yeni bir roman anlayışına doğru değişimini de gösteriyor. Yaşadığımız yeni zamanları ve günümüz insanlarının sorunlarını anlatmanın yollarını araştırıyor.

Edebiyatımızın gelecekteki ustaları arasında gösterilen Müge İplikçi’nin bu yeni romanı, okurlarının beklentilerini boşa çıkarmayacak yazınsal özellikleri yanı sıra, yaşadığımız hayata getirdiği eleştiriyle de tartışmaya değer.

Cemre
Defne Yayınevi, 138 sf.
Dizi: Edebiyat -2
Tür: Roman



BÜYÜNÜN CADILIĞIN VE OKÜLTİZMİN TARİHİ
W.B. Crow

İngiliz bilimadamı, akademisyen ve felsefe doktoru W.B. Crow, tüm kültürleri ve çağları kapsayan, son derece etkileyici bir başvuru kaynağı sunuyor. Otuz üç bölümden oluşan ‘Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi’, taş devrinin ilkel inanışlarından çağdaş dönemin büyücülerine dek uzanan ayrıntılı bir çalışma.

Dr. Crow, Eski Mısır, Babil, Orta Amerika, İran, Hindistan, Çin ve Tibet’teki okült uygulamaları ayrı ayrı bölümlerde ele alıyor; Viking söylenceleri, Druid ayinleri, İslami efsaneler, Olympos tanrıları, Kabala’nın gizemleri, Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri ile Templar Şövalyeleri’ne ilişkin özgün bilgiler aktarıyor. Sonraki bölümlerde ise, Avrupa’da cadılık, şeytan çıkarma ayinleri, kurtadamlar, vampirler, gizli örgütler, el falı, mesmerizm ve hipnotizma, ortaya çıkış ve gelişme biçimleriyle inceleniyor.

‘Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi’, özgün kaynaklardan araştırılmış, açık bir dille kaleme alınmış ve bu oldukça karmaşık ve gizemli konulara ilgi duyanlar için ideal bir başvuru kaynağı niteliğinde.

Büyünün Cadılığın ve Okültizmin Tarihi

Dharma Yayınları, 358 sf.
Çeviren: Fulya Yavuz
Tür: Tarih / metafizik


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları