Hemen kısırlık olarak düşünmeyin
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Bayındır Hastaneleri Köşesi
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Kuş Gribi haberleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Cinsellik
Hemen kısırlık olarak düşünmeyin
Erken yaşta evliliklerde hemen bebek sahibi olamamanın kısırlık olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.

AA
Güncelleme: 17:22 TSİ 12 Mayıs 2006 Cuma

GAZİANTEP - Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mülazım Yıldırım, “Kısırlık konusunda evli çiftleri, 20 yaşından önce, 20-35 yaş arası ve 35 yaştan yukarı olmak üzere üç ayrı kategoride incelemek gerekir. Erken yaşta evliliklerde hemen bebek beklenmemeli, sorun 35 yaş üstünde ortaya çıkmışsa kısırlık tedavisi için hiç zaman kaybedilmemeli” dedi.


Prof. Dr. Yıldırım, Türkiye’de, özellikle de kırsal kesimde evliliklerin çok erken yaşta olduğunu belirtti. Kadının doğurma özelliğini belli bir yaşa geldiğinde tam olarak kazandığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti:
“Kısırlık konusunda evli çiftleri 20 yaşından önce, 20-35 yaş arası ve 35 yaştan yukarı olmak üzere üç ayrı kategoride incelemek gerekir. Erken yaşta evliliklerde hemen bebek beklenmemeli. Bebek olmadı diye de doktor doktor dolaşmanın anlamı yok. Çünkü bir genç kızın doğurma özelliğini tam olarak kazanması, yaklaşık 19 yaşında tamamlanıyor. Bu yaş grubunda gebelikler sadece yüzde 5 oranında gerçekleşir. O nedenle erken evlenenler sabırla 19 yaşını beklemeli, 19 yaştan sonra bir yıl içinde gebelik olmazsa doktora başvurmalıdır.”

Prof. Dr. Yıldırım, 20-35 yaş arası grupta çiftlerin evlendikten sonra bir yıl içinde kendi arzularına rağmen bebekleri olmamışsa bu durumda kısırlık söz konusu olabileceğini, bu yaş grubunda olan aileler arasında kısırlığın yaklaşık yüzde 10-15 arasında görüldüğünü belirtti.

Prof. Dr. Yıldırım, 35 yaş üstü olan grupta ise çocuk olmadığı takdirde bir yıl beklenilmeden ve hiç zaman kaybetmeden kısırlığın nedenini araştırmak gerektiğini ifade ederek, “Bu grupta bekleme süresi 3-5 ay olabilir. Çünkü bu dönemde özellikle de yumurtaların kalitesinde bir düşme olacağından vakit kaybedilmeden tetkikler yapılmalı ve tedaviye geçilmelidir” dedi.

KISIRLIK TEDAVİSİ
Prof. Dr. Mülazım Yıldırım, kısırlığın nedeninin hem erkekte hem de kadında araştırılması gerektiğini belirtti. Tedavi sırasında temel tanı yöntemlerinin eksiksiz uygulanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tetkik yapılırken, bir yerde bir sorun bulunduğunda, araştırma kesilmemeli. Çünkü bir başka yerde bir başka sorun daha olabilir. Çiftlerde kısırlık konusunda 4 temel araştırma şarttır. Erkekte sperm sayılması, kadında ilişki testi, yumurtlama testleri ve kanalların açık olup olmadığı tespit edilmelidir.”

Prof. Dr. Yıldırım, kısırlığın tam tanısı konulmadan tedaviye başlanmaması, sadece muayene edilerek tedavi düzenlenmesinin hastaya bir şey kazandırmayacağını, bunun sadece zaman kaybı ve gereksiz masrafa neden olacağını belirtti.

“KADINLAR SUÇLANMAMALI”
Prof. Dr. Yıldırım, bebeği kadın dünyaya getirdiği için kısırlık konusunda hep kadınların sorumlu tutulduğunu belirtti. Kadına yönelik bu tür suçlamaların doğru olmadığını ve kadınların bu suçlamaların hiçbirini hak etmediğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu:
“Kısırlık sorunuyla ilgili olarak hep kadın suçlanmıştır. Hatta daha ileri gidilerek, çocuğu olmayan kadın horlanmış, uğursuz sayılmış, kuruyan nehir ve yeşermeyen ağaç olarak nitelendirilmiştir. Çocuğu olmayan kadına yönelik bu tip suçlamalar doğru değildir. Çünkü kısırlık erkekten de kaynaklanabilir. Tıptaki gelişmelere paralel olarak kısırlıkta pek çok sorunun nedeni bulunmuştur. Evli çiftlerde çocuk olmadığı zaman, bunun sorumlusu kadın veya erkek olabilir. Hatta yüzde 40 oranında çiftlerin her ikisinde de bir sorun olmaktadır.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

emine  - Ankara
08 Ocak 2008, Salı 21:00  
merhaba 2 yıllık evliyim.henüz gebelik şansım olmadı korunmadığımız halde.sol yumurtalığım tamamen kapalı yumurta sayım oldukça yüksek.yönlendirebileceğiniz uzman hastane ankara tercihim.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları