İSTANBUL - Acımak, iki yanı keskin bir bıçak gibidir; kullanmayı bilmeyen, elini ve özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır. [Stefan Zweig]
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
 | |
BİR AHLÂK KURAMI Agnes Heller
Bazı insanların vicdanı vardır, içleri acır; sessiz kal(a)mazlar, görmezden gel(e)mezler. Yol ayrımlarında tereddüt etmezler, bir kişilik edinme kaygısı güderler, sürüklenmezler, tavır alırlar. Hayatlarının merkezinde bir tek kendileri yoktur, ötekini içerme bilgisini edinmek için çaba gösterirler, yorulurlar... Uçurumun kenarında yaşarlar...
Tarihin sonu ya da çıkar kişinin doğasında var; her şey alınıp satılabilir söylemi değerin yerini fiyata bırakmasına neden oldu... Artık bir tek ben ve sahip olduklarım var! Oysa hayattaki o karanlık uçuruma gözümüz iliştiğinde elimizi tutacak birilerini arıyor; adalet, eşitlik, özgürlük istiyor; geleceğimiz hakkında söz sahibi olmak, kendimizi gerçekleştirmek istiyoruz. Seçimlerimizin fiyatını değil, bedelini ödüyor, acı çekiyoruz. Peki, insan ötekinin ayağı kaydığında neden elini uzatır? Yol ayrımlarında tercihlerini neye göre yapar?
Agnes Heller, ahlâkın muhafazakârlara bırakılmayacak kadar önemli olduğu gerekçesiyle kaleme aldığı ve dünyada ilk kez tek cilt olarak Türkçede yayımlanan Bir Ahlâk Kuramında modern hayatların karmaşıklığı ve çeşitliliğine hitap etmeyi başarıyor: Soyutlamaların, belirsiz önermelerin değil, somut hayatların içindeki insanların izini sürüyor. Onun insanları çalışan, seven, acı çeken, bocalayan ve tökezleyen, ama gene de doğruyu arayan kişiler.
Yazar, baskıcı ve göreci olmayan bir ahlâk felsefesi üzerinde düşünürken seçimi bireye bırakıyor; ötekinin çağrısını dinleyen, varoluşunun sorumluluğunu üstlenen, boşluğa atlayarak boşluğun bilgisini edinen kişilere... Hellerın çalışması, kuramı, pratiği ve bireyi ustaca birleştiren kapsamlı ve incelikli bir kılavuz; yalan söylemeden otorite olunamayacağına dikkat çekerek duru bir dille ahlâk felsefesinin ana konularını ele alıyor; Platon, Aristoteles, Kant, Hegel, Nietzsche, Kierkegaard, Marx, Heidegger, Derrida ve daha nice filozofla diyaloga giriyor.
Genel Etikte ahlâkın kendisinin ne olduğu tartışması kuramsal çerçeveyi çiziyor: Duygular, töreler, kurumlar ve aklın ahlâkın kaynağı olma iddiaları sınanırken, toplum içinde adalet, eşitlik, yasalar ve kurumların ahlâki rolüne dair kavrayışlar sunuluyor.
Heller, Bir Ahlâk Felsefesinde kuramsal çerçevenin içini evrensel norm, ilke ve düsturlarla doldurarak yorumlamacı yaklaşımı normatif yaklaşımla bütünlüyor. Bir Kişilik Etiğinde ise bu normları pratiğe geçirecek bireyin kendisini inceleyerek, iyi hayat arayışıyla çerçeveyi tamamlıyor.
II. Dünya Savaşında soykırımdan kurtulmuş, sonraları Komünist Partiden atılarak sürgüne gönderilmiş olan Heller güçlünün haklı kılındığı bir dünyayı anlatsa da, umudunu yitirmemiş... Hatırlayanlar, dinlemeyi umursayanlar ve boşluğa atlamayı düşünenler için...
Heller önde gelen bağımsız düşünürlerden. Modernite kuramı özgün ve şu an tartışılan pek çok konuya yeni felsefi iç görüler getiriyor. -Richard J. Bernstem, The New School for Social Research
Bir Ahlâk Kuramı Ayrıntı Yayınları, 832 sf. Çevirenler: Ertürk Demirel, Abdullah Yılmaz, Koray Tütüncü Dizi: Ağır Kitaplar
 | |
KADINLAR TUVALETİ Ceyda Aşar
Ceyda Aşarın ilk öykü kitabı Kadınlar Tuvaleti, Artemisten çıktı.
Ceyda Aşarın kalemi Kadınlar Tuvaletinden bir dünya çıkarmış. Ruj izleri üzerinde dönen bir dünya; sessiz, sıcak. Aşarın makyajını silerek karşımıza çıkardığı karakterler gerçek kadar solgun, kurgu kadar canlı. [Yüce Yöney]
Bir an bir şeysin bir an başka bir şey! İnsan gözü, sıradan bir gün boyunca kim bilir kaç kare fotoğraf çekiyor. Her göz kendi beyninden yollanan benzersiz duyarlılıkta bir uyarıyla saptıyor o fotoğrafın çekileceği anı. Ceyda Aşar sanki böyle göze değer türden karelerin ardındaki kendi öykülerine gitmiş Kadınlar Tuvaletinde. Hiç de bohem nedenlerle değil, bizzat hayat yüzünden hasarlı, dalgalarla un ufak olmuş, flu ruhların tül perdeler arkasına yerleşmiş, dumanlı gerçeğini yazmış. Bundan sonra kuaföre gittiğinizde pedikürünüzü yapan genç kadına sadece bakmakla yetinemeyeceksiniz. Asık yüzündeki buruk acı sizi her zamankinden fazla ilgilendirecek. Hatta belki kendinizi teslim etmeden önce şöyle bir sakınacaksınız, her şey ortaya dökülünceye dek
Aslında olması hep gerektiği gibi belki de.
YORUMLAR
Yazmak her şeyden önce cinsel bir eylemdir, diyen Julia Kristevayı haklılaştırırcasına, cinselleştirilmiş metinlerden kopartıp, kadına öz doğasını iade ediyor Ceyda Aşarın öyküleri... Yapısökümcü feminist düşünürlerin izinden giderek dişinin kültür ve tarih ile olan ilişkisini abject ile ilintilendiriyor. Kanayan, terleyen, altına işeyen, kusan, akan, bulaşan, sızan, sızlayan, esriyen; bu ve benzeri kayıpları biteviye yaşayarak özerkleşen kadınların maceraları bunlar... Yüzleri yanık izleriyle dolu vücutları bereli, ruhları arızalı; tasmalı kadınlar, kirli tanrıçalar, anti venüsler... Kadın bedeninin mitleştirilmesine, arzu nesnesi kılınarak bir görüntüye indirgenmesine gönül indirmeyen, kadınlık hallerine trajediyle harmanlanmış bir mizahla bakan parçalı, bölüklü öyküler... Kalabalık, eğlenceli, matrak: Gerçek bir kadınlar tuvaleti! Tıpkı Mahnaz Afsalinin, tamamı bir kadınlar tuvaletinde geçen; evlerinden kaçan kızların, uyuşturucu satıcıların, seks işçisi kadınların peçelerini çıkardıktan sonra bir ve aynı oldukları şiirsel filmi Hanımlarda olduğu gibi. Ceyda Aşarın kitabında da kadınlar, verili güzellik maskesini çıkardıktan sonra doğalarına dönüyor ve hanım olmaktan kurtulup kadın oluyorlar. Çünkü kadın erkekten daha fazla yazıdır ve kendini yazıyla geri almaktadır! [Hande Öğüt]
Ayın ışıklı yüzü, karanlık yüzü gibi, kadınlığın da aydınlık ve karanlık iki yüzü var. Aydınlık yüz, sanki tüm dünyanın oyun alanı gibi. Öylesine ışıltılı ve eğlenceli ki, herkes oraya bakmak için yarışıyor. Karanlık yüze bakmak, görünenin dışındakine bakabilecek güce sahip olmak için ise, Ceyda Aşar gibi cesarete sahip olmak gerek. Ceyda Aşar kadınlığın karanlıkta kalan yüzünde, kapalı ve gizli kutuların içine bakmaya zorluyor okuru. Dikkatli olun: bu iş heyecanlı olduğu kadar tehlikeli de. [Sibel Kilimci]
Esas kızların hikâyeleri, kendi hikâyelerinde kahraman olamayan kadınların hikâyeleri. Farklı sokakların, farklı sınıfların, farklı dertlerin kadınlarına dair, kadınlara mahsus, tevazuyla çatılmış dişi hikâyeler... Susan Sontagın, erkeksi erkeklerin en güzel yanları kadınsıdır, kadınsı kadınların en güzel yanları erkeksi, deyişi aklımızda
[Pınar Öğünç]
Kadınlar Tuvaleti Artemis Yayınları, 214 sf. Dizi: AB-24
 | |
SABIRSIZ YÜREK Stefan Zweig
Acımak iki yanı keskin bir bıçak gibidir; kullanmayı bilmeyen, elini ve özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır.
Can Yayınları, ustanın kült romanını Sabırsız Yürek adıyla, Çiğdem Öztekinin yaptığı yeni çeviriyle sunuyor.
Sabırsız Yürek, özellikle düşsel ve tarihsel karakterler üstüne yazdığı yaşamöyküleriyle tanıdığımız Stefan Zweigın tek romanı.
Freudun öğretisine derin bir ilgi duyan Zweigın bu psikolojik romanı, acıma duygusunun nelere yol açabileceğini, insanı nasıl çatışmadan çatışmaya sürükleyebileceğini anlatan bir başyapıt.
İki tür acıma duygusundan söz eder yazar: Birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden olabildiğince çabuk kurtulmak için çırpınan bir yüreğin sabırsızlığıdır. Diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise duygusal olmayan, ama yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince, hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı olunan acıma duygusudur.
20. yüzyılın kült kitaplarından biri olan Sabırsız Yürek, insanca duyguların savaşın dehşeti karşısında allak bullak oluşunun romanıdır.
Stefan Zweig (Yazar) Stefan Zweig 1881 yılında Viyanada doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlinde eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürihe geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı.
1919-1934 yılları arasında Salzburgda yaşadı, 1938de İngiltereye, 1939da New Yorka gitti, birkaç ay sonra da Brezilyaya yerleşti. Avrupanın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleriyle de ünlüdür.
Sabırsız Yürek Can Yayınları, 440 sf. Almancadan çeviren: Çiğdem Öztekin Dizi: Dünya Klasikleri Tür: Roman
 | |
ENDÜLÜS TARİHİ Ziya Paşa
Endülüs devletinin kurulması, göz kamaştıran yükselişi ve hazin çöküşü, dünya tarihinin önemli kırılma noktalarından biridir.
Gemileri yakarak ardına bakmayan yiğitlerin kurduğu bir devlet, gözleri yaşlarla dolu olarak terk ettiği Gırnataya bakarken, annesinden erkekler gibi savaşmadın, şimdi sana kadınlar gibi ağlamak yakışır? sözlerini işiten yöneticilerin elinde yok olmuştur.
Hüzünlü boyutlu bir yana, insanlığın ortak mirası olan -bilim ve felsefe gibi- medeniyetin tüm unsurlarını karanlık Ortaçağ Avrupasına taşıyan Endülüs Devleti, yakıla yıkıla tüketilemeyen eserleriyle tarihin orta yerinde durmaktadır. Ziya Paşa, İslam ve Avrupa tarihçilerinden büyük bir titizlikle derleyip, aklıselim üzere kaleme aldığı bu önemli eserinde Endülüsün bütün yönleriyle sunarken; O büyük kıtanın ahvali bile şark ahalisi arasında anlamsız bir efsane gibi bir müddet dillerde söylenip sonraları bütün bütün unutulmuştur dediği Endülüs medeniyetinin envanterini çıkarmaktadır.
Osmanlıca olarak dört cilt halinde yayınlanan Endülüs Tarihi, bu kitapta tek cilt halinde toplanmıştır. [Arka kapaktan]
Endülüs Tarihi Selis Kitaplar, 544 sf. Osmanlıca metnin çevirisi: Yasemin Ödük Farsça metinlerin çevirisi: Kâzım Masumi Arapça metinlerin çevirisi: Fatma Şahin Dizi: Genel Tarih -1
 | |
MODERN TÜRK EDEBİYATI ÜZERİNE OKUMALAR Nüket Esen
Modern Türk Edebiyatı Okumaları, titiz edebiyat incelemeleriyle tanıdığımız Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi Nüket Esenin son yirmi yılını verdiği çalışmalarını, bu süre içinde kaleme aldığı makalelerini biraraya getiren özenli bir derleme.
Ahmet Mithattan başlayarak Tanzimat dönemine, erken Cumhuriyet yazınından günümüze dek uzanan bu kapsamlı çalışma okura, Türk edebiyatındaki, dolayısıyla fikir dünyamızdaki süreklilik ve kopuşları görme fırsatı veriyor.
Ele aldığı yazarları ve eserlerini, özgünlükleriyle olduğu kadar, genel yazma ve okuma pratikleri bağlamında, edebiyat teorileriyle ve yabancı edebiyat metinleriyle ilişki içinde inceliyor.
Makaleler okura, Ahmet Mithat dolayımıyla Doğu-Batı meselesine, Yakup Kadriyle devlet-aydın-halk ilişkisine, Fatma Aliye ve Halide Edip Adıvar ile kadın deneyimine ve yazınına, Orhan Pamukla parçalanmış bir gerçeklik içinde kimlik ve yazmaya dair duruşa, İhsan Oktay Anarla hakikat ve kurgu sorgulamalarına uzanan geniş bir düşünsel coğrafyada rehberlik ediyor. Modern Türk Edebiyatı Üzerine Okumalar İletişim Yayınları, 256 sf. Dizi: Çağdaş Türkçe Edebiyat -159
 | |
DENEMEYENLER Metin Üstündağ
Metin Üstündağı okur gözünde met üst sıcaklığına eriştiren mavra zamanı, ömür törpüsü ve imza: bir dost kitaplarından harmanlanmış 46 yazı ve 37 hikaye bir arada.
Bu kitap, mizah ve edebiyat adına her türlü biçimin cesurca denendiği tek yazarlı dev bir antoloji.
Metin Üstündağın Kitapları: Hasar Tespit Çalışmaları Görüşmeyeli Uzun Zaman Oldu Pazar Sevişgenleri 1 - 2 - 3
Denemeyenler Sel Yayıncılık, 327 sf. Dizi: Metin Üstündağ Külliyatı -1
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |