Haftanın kitapları - Nisan 2006/1
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR

Haftanın kitapları - Nisan 2006/1
‘Bir Ahlâk Kuramı’ [Agnes Heller], ‘Kadınlar Tuvaleti’ [Ceyda Aşar], ‘Sabırsız Yürek’ [Stefan Zweig], ‘Endülüs Tarihi’ [Ziya Paşa], ‘Denemeyenler’ [Metin Üstündağ] ve ‘Modern Türk Edebiyatı Üzerine Okumalar’ [Nüket Esen] bu haftanın kitapları.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:53 TSİ 12 Nisan 2006 Çarşamba

İSTANBUL - “Acımak, iki yanı keskin bir bıçak gibidir; kullanmayı bilmeyen, elini ve özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır.” [Stefan Zweig]



BİR AHLÂK KURAMI
Agnes Heller

Bazı insanların vicdanı vardır, içleri acır; sessiz kal(a)mazlar, görmezden gel(e)mezler. Yol ayrımlarında tereddüt etmezler, bir kişilik edinme kaygısı güderler, sürüklenmezler, tavır alırlar. Hayatlarının merkezinde bir tek kendileri yoktur, ötekini içerme bilgisini edinmek için çaba gösterirler, yorulurlar... Uçurumun kenarında yaşarlar...

‘Tarihin sonu’ ya da ‘çıkar kişinin doğasında var; her şey alınıp satılabilir’ söylemi ‘değer’in yerini ‘fiyat’a bırakmasına neden oldu... Artık bir tek ‘ben ve sahip olduklarım’ var! Oysa hayattaki o karanlık uçuruma gözümüz iliştiğinde elimizi tutacak birilerini arıyor; adalet, eşitlik, özgürlük istiyor; geleceğimiz hakkında söz sahibi olmak, kendimizi gerçekleştirmek istiyoruz. Seçimlerimizin fiyatını değil, bedelini ödüyor, acı çekiyoruz. Peki, insan ötekinin ayağı kaydığında neden elini uzatır? Yol ayrımlarında tercihlerini neye göre yapar?

Agnes Heller, ahlâkın muhafazakârlara bırakılmayacak kadar önemli olduğu gerekçesiyle kaleme aldığı ve dünyada ilk kez tek cilt olarak Türkçe’de yayımlanan ‘Bir Ahlâk Kuramı’nda modern hayatların karmaşıklığı ve çeşitliliğine hitap etmeyi başarıyor: Soyutlamaların, belirsiz önermelerin değil, somut hayatların içindeki insanların izini sürüyor. Onun insanları çalışan, seven, acı çeken, bocalayan ve tökezleyen, ama gene de ‘doğruyu arayan’ kişiler.

Yazar, baskıcı ve göreci olmayan bir ahlâk felsefesi üzerinde düşünürken seçimi bireye bırakıyor; ötekinin çağrısını dinleyen, varoluşunun sorumluluğunu üstlenen, boşluğa atlayarak boşluğun bilgisini edinen kişilere... Heller’ın çalışması, kuramı, pratiği ve bireyi ustaca birleştiren kapsamlı ve incelikli bir kılavuz; ‘yalan söylemeden otorite olunamayacağına’ dikkat çekerek duru bir dille ahlâk felsefesinin ana konularını ele alıyor; Platon, Aristoteles, Kant, Hegel, Nietzsche, Kierkegaard, Marx, Heidegger, Derrida ve daha nice filozofla diyaloga giriyor.

‘Genel Etik’te ahlâkın kendisinin ne olduğu tartışması kuramsal çerçeveyi çiziyor: Duygular, töreler, kurumlar ve aklın ahlâkın kaynağı olma iddiaları sınanırken, toplum içinde adalet, eşitlik, yasalar ve kurumların ahlâki rolüne dair kavrayışlar sunuluyor.

Heller, ‘Bir Ahlâk Felsefesi’nde kuramsal çerçevenin içini evrensel norm, ilke ve düsturlarla doldurarak yorumlamacı yaklaşımı normatif yaklaşımla bütünlüyor. Bir Kişilik Etiği’nde ise bu normları pratiğe geçirecek bireyin kendisini inceleyerek, iyi hayat arayışıyla çerçeveyi tamamlıyor.

II. Dünya Savaşı’nda soykırımdan kurtulmuş, sonraları Komünist Parti’den atılarak sürgüne gönderilmiş olan Heller ‘güçlünün haklı kılındığı’ bir dünyayı anlatsa da, umudunu yitirmemiş... Hatırlayanlar, dinlemeyi umursayanlar ve boşluğa atlamayı düşünenler için...

‘Heller önde gelen bağımsız düşünürlerden. Modernite kuramı özgün ve şu an tartışılan pek çok konuya yeni felsefi iç görüler getiriyor.’

-Richard J. Bernstem, The New School for Social Research

Bir Ahlâk Kuramı
Ayrıntı Yayınları, 832 sf.
Çevirenler: Ertürk Demirel, Abdullah Yılmaz, Koray Tütüncü
Dizi: Ağır Kitaplar



KADINLAR TUVALETİ
Ceyda Aşar

Ceyda Aşar’ın ilk öykü kitabı ‘Kadınlar Tuvaleti’, Artemis’ten çıktı.

“Ceyda Aşar’ın kalemi ‘Kadınlar Tuvaleti’nden bir dünya çıkarmış. Ruj izleri üzerinde dönen bir dünya; sessiz, sıcak. Aşar’ın makyajını silerek karşımıza çıkardığı karakterler gerçek kadar solgun, kurgu kadar canlı.”
[Yüce Yöney]

Bir an bir şeysin bir an başka bir şey!
İnsan gözü, sıradan bir gün boyunca kim bilir kaç kare fotoğraf çekiyor. Her göz kendi beyninden yollanan benzersiz duyarlılıkta bir uyarıyla saptıyor o fotoğrafın çekileceği anı. Ceyda Aşar sanki böyle göze değer türden karelerin ardındaki kendi öykülerine gitmiş ‘Kadınlar Tuvaleti’nde. Hiç de bohem nedenlerle değil, bizzat hayat yüzünden hasarlı, dalgalarla un ufak olmuş, flu ruhların tül perdeler arkasına yerleşmiş, dumanlı gerçeğini yazmış. Bundan sonra kuaföre gittiğinizde pedikürünüzü yapan genç kadına sadece bakmakla yetinemeyeceksiniz. Asık yüzündeki buruk acı sizi her zamankinden fazla ilgilendirecek. Hatta belki kendinizi teslim etmeden önce şöyle bir sakınacaksınız, her şey ortaya dökülünceye dek… Aslında olması hep gerektiği gibi belki de.

…YORUMLAR…
“Yazmak her şeyden önce cinsel bir eylemdir, diyen Julia Kristeva’yı haklılaştırırcasına, cinselleştirilmiş metinlerden kopartıp, kadına öz doğasını iade ediyor Ceyda Aşar’ın öyküleri... Yapısökümcü feminist düşünürlerin izinden giderek dişinin kültür ve tarih ile olan ilişkisini “abject” ile ilintilendiriyor. Kanayan, terleyen, altına işeyen, kusan, akan, bulaşan, sızan, sızlayan, esriyen; bu ve benzeri kayıpları biteviye yaşayarak özerkleşen kadınların “maceraları” bunlar... Yüzleri yanık izleriyle dolu vücutları bereli, ruhları arızalı; tasmalı kadınlar, kirli tanrıçalar, anti venüsler... Kadın bedeninin mitleştirilmesine, arzu nesnesi kılınarak bir görüntüye indirgenmesine gönül indirmeyen, kadınlık hallerine trajediyle harmanlanmış bir mizahla bakan parçalı, bölüklü öyküler... Kalabalık, eğlenceli, matrak: Gerçek bir kadınlar tuvaleti! Tıpkı Mahnaz Afsali’nin, tamamı bir kadınlar tuvaletinde geçen; evlerinden kaçan kızların, uyuşturucu satıcıların, seks işçisi kadınların peçelerini çıkardıktan sonra bir ve aynı oldukları şiirsel filmi “Hanımlar”da olduğu gibi. Ceyda Aşar’ın kitabında da kadınlar, verili güzellik maskesini çıkardıktan sonra doğalarına dönüyor ve hanım olmaktan kurtulup ‘kadın’ oluyorlar. Çünkü kadın erkekten daha fazla yazıdır ve kendini yazıyla geri almaktadır!”
[Hande Öğüt]

“Ayın ışıklı yüzü, karanlık yüzü gibi, kadınlığın da aydınlık ve karanlık iki yüzü var. Aydınlık yüz, sanki tüm dünyanın oyun alanı gibi. Öylesine ışıltılı ve eğlenceli ki, herkes oraya bakmak için yarışıyor. Karanlık yüze bakmak, görünenin dışındakine bakabilecek güce sahip olmak için ise, Ceyda Aşar gibi cesarete sahip olmak gerek. Ceyda Aşar kadınlığın karanlıkta kalan yüzünde, kapalı ve gizli kutuların içine bakmaya zorluyor okuru. Dikkatli olun: bu iş heyecanlı olduğu kadar tehlikeli de.”
[Sibel Kilimci]

“Esas kızların hikâyeleri, kendi hikâyelerinde kahraman olamayan kadınların hikâyeleri. Farklı sokakların, farklı sınıfların, farklı dertlerin kadınlarına dair, kadınlara mahsus, tevazuyla çatılmış dişi hikâyeler... Susan Sontag’ın, erkeksi erkeklerin en güzel yanları kadınsıdır, kadınsı kadınların en güzel yanları erkeksi, deyişi aklımızda…”
[Pınar Öğünç]

Kadınlar Tuvaleti
Artemis Yayınları, 214 sf.
Dizi: AB-24



SABIRSIZ YÜREK
Stefan Zweig

“Acımak
iki yanı keskin bir bıçak gibidir; kullanmayı bilmeyen,
elini ve özellikle kalbini
ondan uzak tutmalıdır.”


Can Yayınları, ustanın kült romanını ‘Sabırsız Yürek’ adıyla, Çiğdem Öztekin’in yaptığı yeni çeviriyle sunuyor.

‘Sabırsız Yürek’, özellikle düşsel ve tarihsel karakterler üstüne yazdığı yaşamöyküleriyle tanıdığımız Stefan Zweig’ın tek romanı.

Freud’un öğretisine derin bir ilgi duyan Zweig’ın bu psikolojik romanı, acıma duygusunun nelere yol açabileceğini, insanı nasıl çatışmadan çatışmaya sürükleyebileceğini anlatan bir başyapıt.

İki tür acıma duygusundan söz eder yazar: “Birincisi, duygusal ve zayıf olanı, başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acı ve hüzünden olabildiğince çabuk kurtulmak için çırpınan bir yüreğin sabırsızlığıdır. Diğeri, tek gerçek acıma duygusu ise duygusal olmayan, ama yaratıcı olan, ne istediğini bilen; sabırla, gücü yettiğince, hatta gücünün bile ötesinde katlanmaya ve dayanmaya kararlı olunan acıma duygusudur.”

20. yüzyılın kült kitaplarından biri olan ‘Sabırsız Yürek’, insanca duyguların savaşın dehşeti karşısında allak bullak oluşunun romanıdır.

Stefan Zweig (Yazar)
Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin’de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih’e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı.

1919-1934 yılları arasında Salzburg’da yaşadı, 1938’de İngiltere’ye, 1939’da New York’a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya’ya yerleşti. Avrupa’nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleriyle de ünlüdür.

Sabırsız Yürek
Can Yayınları, 440 sf.
Almanca’dan çeviren: Çiğdem Öztekin
Dizi: Dünya Klasikleri
Tür: Roman



ENDÜLÜS TARİHİ
Ziya Paşa

Endülüs devletinin kurulması, göz kamaştıran yükselişi ve hazin çöküşü, dünya tarihinin önemli kırılma noktalarından biridir.

Gemileri yakarak ardına bakmayan yiğitlerin kurduğu bir devlet, gözleri yaşlarla dolu olarak terk ettiği Gırnata’ya bakarken, annesinden “erkekler gibi savaşmadın, şimdi sana kadınlar gibi ağlamak yakışır? sözlerini işiten yöneticilerin elinde yok olmuştur.

Hüzünlü boyutlu bir yana, insanlığın ortak mirası olan -bilim ve felsefe gibi- medeniyetin tüm unsurlarını karanlık Ortaçağ Avrupası’na taşıyan Endülüs Devleti, yakıla yıkıla tüketilemeyen eserleriyle tarihin orta yerinde durmaktadır. Ziya Paşa, İslam ve Avrupa tarihçilerinden büyük bir titizlikle derleyip, aklıselim üzere kaleme aldığı bu önemli eserinde Endülüs’ün bütün yönleriyle sunarken; “O büyük kıtanın ahvali bile şark ahalisi arasında anlamsız bir efsane gibi bir müddet dillerde söylenip sonraları bütün bütün unutulmuştur” dediği Endülüs medeniyetinin envanterini çıkarmaktadır.

Osmanlıca olarak dört cilt halinde yayınlanan ‘Endülüs Tarihi’, bu kitapta tek cilt halinde toplanmıştır.

[Arka kapaktan]

Endülüs Tarihi
Selis Kitaplar, 544 sf.
Osmanlıca metnin çevirisi: Yasemin Ödük
Farsça metinlerin çevirisi: Kâzım Masumi
Arapça metinlerin çevirisi: Fatma Şahin
Dizi: Genel Tarih -1



MODERN TÜRK EDEBİYATI ÜZERİNE OKUMALAR
Nüket Esen

‘Modern Türk Edebiyatı Okumaları’, titiz edebiyat incelemeleriyle tanıdığımız Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi Nüket Esen’in son yirmi yılını verdiği çalışmalarını, bu süre içinde kaleme aldığı makalelerini biraraya getiren özenli bir derleme.

Ahmet Mithat’tan başlayarak Tanzimat dönemine, erken Cumhuriyet yazınından günümüze dek uzanan bu kapsamlı çalışma okura, Türk edebiyatındaki, dolayısıyla fikir dünyamızdaki süreklilik ve kopuşları görme fırsatı veriyor.

Ele aldığı yazarları ve eserlerini, özgünlükleriyle olduğu kadar, genel yazma ve okuma pratikleri bağlamında, edebiyat teorileriyle ve yabancı edebiyat metinleriyle ilişki içinde inceliyor.

Makaleler okura, Ahmet Mithat dolayımıyla Doğu-Batı meselesine, Yakup Kadri’yle devlet-aydın-halk ilişkisine, Fatma Aliye ve Halide Edip Adıvar ile kadın deneyimine ve yazınına, Orhan Pamuk’la parçalanmış bir gerçeklik içinde kimlik ve yazmaya dair duruşa, İhsan Oktay Anar’la hakikat ve kurgu sorgulamalarına uzanan geniş bir düşünsel coğrafyada rehberlik ediyor.

Modern Türk Edebiyatı Üzerine Okumalar
İletişim Yayınları, 256 sf.
Dizi: Çağdaş Türkçe Edebiyat -159



DENEMEYENLER
Metin Üstündağ

Metin Üstündağ’ı okur gözünde ‘met üst’ sıcaklığına eriştiren ‘mavra zamanı’, ‘ömür törpüsü’ ve ‘imza: bir dost’ kitaplarından harmanlanmış 46 yazı ve 37 hikaye bir arada.

Bu kitap, mizah ve edebiyat adına her türlü biçimin cesurca denendiği tek yazarlı dev bir antoloji.

Metin Üstündağ’ın Kitapları:
Hasar Tespit Çalışmaları
Görüşmeyeli Uzun Zaman Oldu
Pazar Sevişgenleri 1 - 2 - 3

Denemeyenler
Sel Yayıncılık, 327 sf.
Dizi: Metin Üstündağ Külliyatı -1



—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları