Haftanın kitapları - Mart 2006/4
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Mart 2006/4
‘Zaman Kaybolmaz’, ‘Zalmoksis’ten Cengiz Han’a’, ‘Sanat ve Estetik’, ‘Müzakereler’, ‘Plati’, ‘Yeni Şövalyelik’, ‘Deniz’, ‘Pablo Picasso’, ’4 Sarışın’ ve ‘Mitologya Sözlüğü’ bu hafta için seçtiğimiz kitaplar.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:58 TSİ 12 Nisan 2006 Çarşamba

İSTANBUL - “Hayat ‘gemi’ mi bilmiyorum; ‘gemicilik’ olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.” [İlber Ortaylı]



ZAMAN KAYBOLMAZ
-İlber Ortaylı Kitabı-
Söyleşi: Nilgün Uysal


Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın yaşamı ve anılarını aktardığı ‘Zaman Kaybolmaz’ adlı kitap, İş Bankası Kültür Yayınları’nın Nehir Söyleşileri dizisince yayımlandı.

Günümüz dahil bütün zamanlarda yaşamış yüzlerce ismin geçtiği kitapta İlber Ortaylı’yla söyleşiyi Nilgün Uysal gerçekleştirmiş. Tarihin tılsımını yakalamış bir tarih sanatçısı olan Ortaylı, kendisi eğlenerek öğrenirken, kulak verenlere de tarihi sevdiriyor. Tarihe ilişkin her şey kadar, bir entelektüelin renkli anıları da ‘Zaman Kaybolmaz’da. Bütün zamanlara yolculuk yapmak isteyenlere…

Hayat “gemi” mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.

Herkes kendi talihinin mimarıdır.

Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer.

Kader, gaipten yayılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.

[İlber Ortaylı]

“Zaman” kavramıyla iç içe yaşayan biri zamanı nasıl değerlendirir? Ortaylı zamanın kaybolduğuna inanmıyor “Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, -müspet, menfi- bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da... Yaşadıklarımızı ‘anında’ belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları ‘değerlendirdiğimiz’ vakit; gelecek daha ‘emin’ olur”…

Mümkün olsa “aynı anda”, her yerde ve bütün zamanlarda birden yaşamaya istek duyacak kadar bir merak adamı olan İlber Ortaylı “Zaman Kaybolmaz”da Kırım’da başlayan ve tarihle iç içe geçen yaşamını anlatıyor. İlber Ortaylı’nın özel tarihi, birbirinden “tamamen habersizce” Kırım topraklarında yaşayan Şefika Hanım ve Kemal Bey’in; İkinci Dünya Savaşı cehenneminde ve yine tamamen farklı ve uzun serüvenlerle Kırım’dan kopup, Avrupa’ya gelmesi ve (Kırım’da değil de) Avusturya’da tanışarak evlenmesi ile başlıyor ...Ve nelerden ve nerelerden geçmiyor ki?..

“Aslında tarihçilik, sanattır. Bir ilmi tarafı vardır. Ondan sonra ‘ilmin üstünde’ bir tarafı gelir” diyen Ortaylı, uzmanlığı olan tarih dışında da birçok konuyla ilgilendi. İlk yazıları tiyatro eleştirileri oldu ve tiyatro hep yoğun bir ilgi alanı olarak kaldı. “Hafıza”, ona göre bir tarihçide bulunması gereken en temel vasıflardan biri oldu. “Hafızası iyi olmayan ve hafıza eğitimi görmeyen birinin tarihçi olması mümkün değildir” diyor Ortaylı...

Zaman Kaybolmaz -İlber Ortaylı Kitabı-
İş Bankası Kültür Yayınları, 626 sf.
Dizi: Nehir Söyleşileri -19



ZALMOKSİS’TEN CENGİZ HAN’A
Daçya ve Doğu Avrupa Folkloru ve Dini Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme
Mircea Eliade


Eliade bu kitabında, dinler tarihi çerçevesinde yazmış olduğu bazı yazılarını bir araya getiriyor. Bu yazılar; Daçyalıların dinsel kökenlerine, Zalmoksis tapımına, kozmogoniye ilişkin halk mitine, bir devlet (Moldavya) kurulmasına ve bir manastır (Argeş) inşa edilmesine ilişkin efsanelerin mitsel-ritüel anlamlarına, büyü ve esrimeyle ilintili bazı halk inançlarına, adamotuna ve sıradan insanların topladıkları otlara, son olarak da Rumen epik şiirinin, destanlarının beslendiği mitolojilere ilişkin bir dizi incelemeyi içeriyor.

Yazar, Geta-Daçyalıların dinsel evrenleri ile Rumenlerin belli başlı mitolojik yaratımlarını,aralarındaki sürekliliği ele alıyor; Rumen dinsel folkloru hakkında fikir veren mitlerin,simgelerin ve ritüellerin, antik Yakındoğu ve Akdeniz’in büyük uygarlıklarının ortaya çıkmasından da eski bir döneme uzanan köklerini araştırıyor.

Eliade’ye göre Daçyalıları nihai olarak yenmeyi başaran,ülkelerini işgal edip oraya yerleşen, kendi dilini onlara dayatan tek halkın Romalılar olması anlamlıdır. Bu fetih ve bu asimilasyon sonucunda Rumen halkı ortaya çıktı. Bilindiği gibi Romalıların soyağacı miti, Capitolium’un dişi kurdu tarafından emzirilip büyütülen Romulus ve Romus etrafında şekillenmişti.

Tarihe mitolojik açıdan bakıldığında, Daçya halkının Kurt Burcu’nda doğduğu, yani kaderinde savaşların, istilaların ve göçlerin bulunduğu söylenebilir. Kurt, Daçya-Romalıların ve onların torunlarının tarihinin mitsel ufkunda bir kez daha görünecekti: Rumen prenslikleri. Cengiz Han’ın ve ardıllarının büyük akınlarının ve istilalarının ardından kurulacaktı ki, Cengiz Hanlıların soyağacı mitine göre de ataları gökten inip ceylanla çiftleşen bir bozkurttu.

Zalmoksis’ten Cengiz Han’a
Kabalcı Yayınları, 339 sf.
Çeviren: Ali Berktay
Dizi: Deneme / İnceleme
Tür: Dini, Etnik, Tarih, Mitoloji



SANAT VE ESTETİK
Peter de Bolla

Sanatın yalnızca bir politika ya da ideolojinin kılık değiştirmiş biçimi olduğunu veya basit bir biçimde insanları eğlendirmekten, onlara hoşça zaman geçirtmekten öte bir anlamı olmadığını ileri süren yorumlar güncelliklerini korumaktadır. Ancak sanat dünyasında, özellikle son yirmi yılda ‘estetik-sanat’ ilişkisiyle ilgili yapılan tartışmalar da oldukça yaygın hale gelmiştir. Estetik ve sanat arasında varlığına inanılan karşılıklı çekimin gücüne dair çok çeşitli görüşler ortaya atılmaktadır.

Bu kitap, sanat yapıtıyla karşılaşmanın estetik doğası üzerine yapılan bir keşif serüvenine cesurca yelken açıyor. Akademisyen ve yazar Peter de Bolla, üç farklı alanda üretilmiş üç farklı sanat yapıtından (Barnett Newman’dan çağdaş resim, Glenn Gould’dan klasik müzik ve William Wordsworth’ten lirik şiir örneklerinden) ve onlarla yaşadığı deneyimlerden yola çıkıyor. Bu deneyimlerin, bir sanat yapıtıyla karşı karşıya kalındığı zaman ortaya çıkan duygulanımların, verilen tepkilerin ortak yönlerini nesnel temellere dayandırarak sözcüklerde döküyor ve imkansız gibi görünen bir şeyi başarıyor. Okuru, sanatın harikalığı, onu deneyimlemenin, duyumsamanın mucizevi dinamikleri üzerine derinliğine düşünmeye sevk ediyor. Böylece sanatın kendi dünyamızdaki yerini yeniden sorgulamaya başlıyoruz.

‘Sanat ve Estetik’, estetik deneyimin biricikliği üzerine yapılmış olağanüstü bir tartışma; etkileyici betimlemelerle dolu, rafine, duygusallıktan uzak ve özgün bir çalışma.

Sessizliğin sesini duyabilmek, sanat ve estetiğin tutkulu ilişkisini anlayabilmek istiyorsanız sanatın harika evrenine yapacağınız bu yolculukta yanınızda bulunması gereken bir kitap.

Sanat ve Estetik
Ayrıntı Yayınları, 152 sf.
Çeviren: Kubilay Koş
Dizi: Sanat ve Kuram



MÜZAKERELER
Gilles Deleuze

Deleuze’e göre filozof kavramlar üreten, düşüncenin alanını ürettiği yeni kavramlarla genişleten kişidir. Bunu yaparken yeni sözcükler türettiği gibi, kimi zaman da kullanıla gelen yerleşik sözcükleri yuvalarından oynatarak başka çehrelere büründürür.

‘Müzakereler’, Deleuze’ün tüm felsefi yapıtını kat eden söyleşiler ve kimi metinlerle kurulmuş bir derleme. Sayıklamadan, kekelemeden birbirine eklenerek akıp giden bir akarsu-metin.

Deleuze, bu kitabı yapmasının nedenlerini kısa giriş metninde şöyle açıklıyor:
Neredeyse yirmi yıla yayılan müzakere metinlerini bir araya getirmek neden? Müzakereler o kadar uzun sürebilir ki, hâlâ savaşa mı yoksa artık barışa mı ait oldukları hiç bilinmez. Felsefenin çağa karşı duyulan bir öfkeden olduğu kadar, bize sağladığı bir dinginlikten de ayrı düşünülemez olduğu doğrudur. Felsefe yine de bir Güç değildir. Dinler, devletler, kapitalizm, bilim, hukuk, kamuoyu, televizyon birer güçtür, ama felsefe değildir. Felsefenin büyük iç çarpışmaları olabilir (idealizm - gerçekçilik, vs.), ama bunlar gülmek için girişilen çarpışmalardır. Felsefe bir güç olmadığı gibi, güçlerle bir çarpışmaya da girişemez, yine de onlara karşı çarpışmasız bir savaş, bir gerilla mücadelesi sürdürür. Ve onlarla konuşamaz, onlara söyleyecek, onlara iletecek bir şeyi yoktur, yalnızca müzakereleri sürdürür. Güçler, dışımızda kalmayıp aynı zamanda her birimizi kat ettiğinden, her birimiz, kendimizi kendimizle sürekli müzakere ve gerilla mücadelesi halinde buluruz, felsefe sayesinde.

Norgunk’un daha önce yayımladığı ‘İki Konferans ve Spinoza. Pratik Felsefe’nin ardından yine titiz bir çeviri ve özenli baskı kalitesiyle okurlara sunduğu bu yapıt ilgiyle karşılanacak.

Müzakereler
Norgunk Yayıncılık, 204 sf.
Çeviren: İnci Uysal
Dizi: Felsefe



PLATİ
-Bir Ada Denemesi-
Enis Batur

Enis Batur’dan bir inzivayi soruşturma girişimi...

Yazar, çekmeceden büyüteci çıkarıyor. Haritada, İstanbul’un karşısına dizilmiş adalardan birine dikkatle bakmaya başlıyor. Yassıada’yı, eski adıyla Plati’yi tanıyan, bilmeyen yok. Bunu soruyor yazar; Yassıada’yı tanıyan, bilen var mı?

‘Plati, Bir Ada Denemesi’, kendi adasını aramaya çıktığında kaybolduğunu anlayan birinin bozbulanık hikayesi.

Plati
Sel Yayınları, 123 sf.
Dizi: Deneme



YENİ ŞÖVALYELİK
-Tapınak Şövalyelerinin Tarihi-
Malcolm Barber


Tapınak Tarikatı 1119’da Kudüs’ü ziyaret eden hacıları korumak için kuruldu. 1312’de Güzel Philip tarafından ortadan kaldırılana kadar neredeyse iki yüzyıl varlığını sürdüren tarikat, ortaçağ dünyasının en güçlü teşkilatlarından biri haline geldi. Ama tam da devlet kurma olanakları telaffuz edilirken tüm mal varlığına el kondu, merkez arşivi yok edildi, önde gelen liderleri tutuklandı ve tarih sahnesinden tamamen silindi.

Yükselişi görkemli, ortadan kaldırılışı sarsıcı olan tarikatten geriye Filistin ve Suriye’de haçlı faaliyetlerinin öncülüğüne, Batıda dev bir arazi ve idare merkezleri ağının yöneticiliğine, banker ve gemi işletmecisi olarak mevcudiyetine dair anılar, söylentiler ve dağınık belgeler yığını kaldı.

Tarikatın dönemin siyasetinde etkinliği kadar tahayyül dünyaları üzerindeki etkisi de büyük oldu ve sonuçta tamamen kurgusal bir “sonraki tarih” geliştirildi - mason komplosundan Torino Kefeni’nin günümüze ulaşmasına kadar pek çok gizemi açıklamak üzere, tarikatın varlığını koruduğu fikrine başvuruldu.

Barber bu kitapta efsane ile tarihi birbirinden ayırıyor; okura Tapınak Tarikatı’nın gerçek tarihini sunuyor. ‘Yeni Şövalyelik - Tapınak Şövalyelerinin Tarihi’ bu müstesna teşkilata dair gerçekleri ve söylentileri birbirinden ayırabilmek için eşsiz bir kaynak...

Yeni Şövalyelik
Kabalcı Yayınları, 592 sf.
Çeviren: Berna Ülner
Dizi: İnceleme



DENİZ
John Banville

2005 Man Booker Ödülü
Kederi, anıları, aşkı bir araya getiren ‘Deniz’, her satırından zevk alınarak okunan bir roman...

Max Morden orta yaşlı bir sanat tarihçisi. Kısa süre önce kanserden kaybettiği karısının yasını tutmak, anılarını canlandırmak, yalnızlığını unutmak için çocukluk yazlarını geçirdiği bir kıyı kasabasına gider. Burası yeniyetmeliğinin ilk cinsel dürtülerini yaşadığı, ilk fantezilerini kurduğu yerdir.

Max, çocukluğunun anıları ile evlilik yaşamlarının anılarını paralel bir gelişme içinde hatırlar, yaşar, bize aktarır. Bu karmaşık öyküler arasında Max’ı kimi zaman av, kimi zaman avcı; kimi kuzu, kimi de kurt olarak görürüz. İrlanda dil ustalarının en ünlüleri olan Sheridan, Wilde, Shaw, Joyce, Beckett’in arasında John Banville de haklı olarak yerini alıyor.

2005 Man Booker Ödülü’nü kazanan ‘Deniz’i, jüri üyeleri, “Zamanımızın en büyük edebî üslûpçularından, bu oyunun doruktaki ustalarından birinin yapıtı,” olarak tanımlıyorlar.

Deniz
Can Yayınları, 176 sf.
Çeviren: Hasan Kaya
Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı



PABLO PICASSO
Mary Ann Caws

Kübizmin yaratıcısı Pablo Picasso’nun ilham kaynağı, ressamın uzun ve aktif hayatının çeşitli dönemlerindeki merkezi mekanlar ve karakterlerdi. Mary Ann Caws, bu kitapta alışılagelmiş biyografilerin dışına çıkarak, Picasso’yu bir türlü kopamadığı yakın arkadaşları ve uğrak mekanlarıyla birlikte ele alıyor.

Barcelona’yı; Paris’te ‘bande a Picasso’ grubunun merkezi olan Bateau-Lavoir’daki zamanlarını; Provence’taki çalışmalarını; Gertrude Stein, Max Jacob, Apollinaire, Pierre Reverdy, Jean Cocteau, Breton, sürrealistler ve ardından Dali, Eluard ve eleştirmen Roland Penrose ile olan arkadaşlıklarını, kısacası Picasso’nun yaşamının ince ama önemli ayrıntılarını gündeme getiriyor.

Yapıt aynı zamanda Picasso’nun kadınlarla olan ilişkilerinin, özellikle eşleri Dora Maar, Françoise Gilot ve Jacqueline Roque’nin de izlerini sürüyor.

Bu kitap tamamen üretken ve değişken bir hayatı ve yirminci yüzyılın en etkili figürlerinden birinin sanatını yansıtan özlü ve canlı bir çalışma.

Pablo Picasso
Güncel Yayıncılık, 176 sf.
Çeviren: Onur Belli



4 SARIŞIN
Candace Bushnell

Sex and The City’nin Yazarından

“Bushnell’in ironik esprileri birbiriyle yarış halinde ve sarışınların içinde bulunduğu seksi koşullar televizyondakinden çok daha gerçekçi.”
New Yorker

“Bushnell’in acımasızca-iğneleyici-yaralayıcı sezgileri ve kıvrak zekası, insanların evrensel korkularına karşı hissedilen bir anlayışla süsleniyor; okuyucuda dehşet ve acıma duyguları uyandırıyor.”
- Publishers Weekly-

“Candace Bushnell önyargısı olanlardan mısınız? Değişin artık. Bu kadın büyü şehir gerçeğinin kadına vuran yüzünü yazıyor. Bu kadın çok komik ama iğneleri de çok sert batırıyor!”
- USA Today-

Kahramanları bu dünyada iz bırakmak derdinde dört çaresiz ve saplantılı sarışın kadın olan bu çağdaş zamanlar kara komedisi sizi insan olarak ürkütecek ve içinizdeki acıma hissini kamçılayacak.

Ad sahibi olabilmek için çaresizce çırpınırken bir yandan da erkeklerle ilişkilerinde tutunabilmek uğruna insanüstü çaba gösteren dört New York’lu kadının dedikodu ve skandallar arasında koşuştururken yaşadığı bin bir türlü statü endişesini okurken bütün gece uyuyamayacaksınız.

Bu kadınlar hepimize tanıdık.

4 Sarışın
Artemis Yayınları, 345 sf.
Çeviren: Neşfa Dereli
Dizi: AB



MİTOLOGYA SÖZLÜĞÜ
Behçet Necatigil

‘Mitologya Sözlüğü’, büyük şairimiz Behçet Necatigil’in titiz sözlük çalışmalarının nicedir unutulmuş önemli bir örneği.

‘Mitologya Sözlüğü’, özellikle orta öğrenim çağındaki kuşaklar için ana kılavuz, vazgeçilmesi güç bir başvuru kitabı olma niteliğini koruyor.

Yunan ve Latin dünyasının efsane cephesini özlü bir dil ve kılı kırk yaran bir anlatım ile okura açıyor.

Mitologya Sözlüğü
Sel Yayınları, 168 sf.
Dizi: Sözlük
Tür: Mitoloji / sözlük



—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

esma gülnur  - İstanbul
18 Şubat 2007, Pazar 15:43  
iğrenç bir kitap türü

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları