Haftanın kitapları - Mart 2006/3
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Mart 2006/3
‘Ölüme Bakmak’, ‘Başımıza Çuval Geçirenler’, ‘Öfke’, ‘Sarı Gelin - Sarı Gyalin’, ‘Tuğla Ocağındaki Yaşamım’, ‘Osman Hilmi Efendi’nin Laneti’, ‘Serbest Cumhuriyet Fırkası’, ‘Therapia’dan Tarabya’ya’, ‘M.A.T.’ bu haftanın kitapları.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:58 TSİ 12 Nisan 2006 Çarşamba

İSTANBUL - “Şirin, Almanya’da doğup büyüdü. Kendisini Adıyamanlı Kürt Hacı İbrahim’in kızı olarak biliyordu. Annesinin ve babasının Ermeni olduğunu, kendilerine “Bizimkiler” dendiğini, 12 yaşında tesadüfen öğrendi. Çok üzüldü.” [Sarı Gelin - Sarı Gyalin / Kemal Yalçın]



ÖLÜME BAKMAK
Osman Akınhay

Osman Akınhay, ikinci romanında, orta yaşlarındaki bir ‘oğul’un, ölen ‘baba’nın yanına geldiği andan, toprağa verildiği ana kadar geçen süre içinde, tanık olduğu tüm ritüelleriyle ölüme bakıyor.

Son nefesini veren ‘baba’nın saatlerce açık kalan gözlerini kapadıktan sonra, onun ölüsüyle baş başa kalan ‘oğul’un, gasilhanede, babasının bedenini yıkayan gassallara eşlik etmesi ve nihayet, beyaz kefen içinde toprağa verilen ‘baba’nın naaşı huzurunda tüm hayatını gözden geçirmesinin hikayesi ‘Ölüme Bakmak’..

‘Gün Ağarmasa’yla 78 kuşağının tarihteki ve hayattaki yerini sorgulayan Osman Akınhay, ‘Ölüme Bakmak’ adını verdiği ikinci kitabında, ölümüyle karşılaşınca babayla gecikmiş bir muhasebeye girişen bir erkek evladın hayata, ölüme, gömülmeye ve kendi kökleriyle geleceğine bakışını anlatıyor...

Ölüme Bakmak
Agora Kitaplığı, 102 sf.
Dizi: Türkçe Edebiyat -15
Tür: Anlatı



BAŞIMIZA ÇUVAL GEÇİRENLER
Mahir Kaynak

Birkaç gün sonra ABD askerleri bir birliği basar ve askerlerimizin başına çuval geçirerek başka bir yere götürürler. Birliğin başındaki binbaşı son derece gergindir. Kendisine verilen kesin emirle, karşılaştığı muamelenin kötülüğü arasında bocalar ama emre uyar. Sorgulanacakları yere götürülürken bir çavuş binbaşıya:
-Komutanım neden bize böyle bir emir verdiniz? Kadın kılığına gir deseydiniz daha az yıkılırdım!..
-Bu ne biçim konuşma Mehmet, bizim töremizde komutanına böyle hitap etmek var mı?
-Komutanın siz bize askerin ağzı değil silahı konuşur derdiniz. Silahımı susturdunuz onun için konuşuyorum. Orada çatışsaydık öleceğimiz kesindi ama ben ölümü tercih ederdim.
-Vatanın askerinden isteyeceği şeylerin sınırı yoktur. Şu anda can vermekten daha fazlasını verdiğini ben de biliyorum. Sen benim nasıl kahrolduğumu biliyor musun? Bu zillete sadece ülkem için katlanıyorum.
-İnşallah bu işten sağ çıkmam. Eğer sağ çıkarsam görevimden ayrılmak istiyorum. Ülkeme her şeyimi veririm ama siz benden haysiyetimi vermemi istediniz. İnsan kalabilmek için bu görevi yapıyoruz. İnsanlığımı elimden alırsanız yaptığımız işin ne anlamı kalır? Beni bu görevden alın çünkü bir daha böyle bir emrinizi dinlemem ve dövüşürüm. İnsan olmayandan asker olur mu?
Götürüldükleri yerde elleri çözülünce Mehmet Çavuş kendisini getiren Amerikan askerine bir yumruk atar. Araya hemen Amerikalı albay girer ve Amerikan askerinin karşılık vermesini engeller. Asker:
-Albayım bu esir bana yumruk attı siz beni engellediniz!
-O esir değil bir misafir, bir yumrukla ucuz atlattık sayılır.
Binbaşı komutanlarından gelen emirlere, Amerikan albayının tavrına bir anlam veremez ama bir şeyler olduğunu sezinlemektedir. Mehmet Çavuş’a döner;
-Hırsını aldın mı Mehmet? Ama gene de yaptıklarından hoşnut değilim. Dönünce seni özel kuvvetlerden aldıracağım. Sen emir dinlemenin ölmekten daha önemli olduğunu anlamamışsın!
[arka kapaktan]

YAZAR HAKKINDA
1934 yılında Gaziantep’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada yaptıktan sonra 1948 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne gitti. 1953 yılında Harp Okulunu bitirdi ve 1957’de askerlikten ayrıldı.

1961 yılında mezun olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde asistan oldu. 1965’te doktor 1971’de doçent unvanı aldı. 1971 yılında MİT’e atandı ve 1980’de buradan emekliye ayrıldı. 1982’de üniversiteye döndü. 1989 yılında İktisat Profesörü olduğu Gazi Üniversitesi’nden 1993 yılında emekliye ayrıldı.

Yayımlanmış dört kitabı ve çeşitli makaleleri bulunan Mahir Kaynak evli ve üç çocuk babasıdır.

Başımıza Çuval Geçirenler
Truva Yayınları, 248 sf.
Dizi: Siyaset -24



ÖFKE
Jonathan Kellerman

Jonathan Kellerman’ın fenomenleşmiş üslubu bir kez daha ortaya seriliyor. ‘Öfke’, soluk aldırmayacak derecede gerilim yüklü, şeytani bir hikâye ve asla önceden tahmin edilemeyen bir olay örgüsü, bir o kadar hayretler verici bir finale doğru gidiyor. Hem kışkırtıcı, hem de tatmin edici...

Klinik psikolog Alex Delaware ve L.A.P.D. dedektifi arkadaşı Milo Sturgis, hüküm giymiş bir katilin öldürülüşünün ardındaki gerçekleri araştırıyor. Öldürülen hükümlü Rand Duchay, kolay havaya sokulabilen, yarım akıllı bir genç ve sekiz yıl kadar önce, Troy Turner adlı psikopat bir çocuk eşliğinde Kristal Malley adında, iki yaşındaki bir kızı öldürmüş...

Turner hapisten sağ çıkamadı ama Duchay cezasını çekerek 21 yaşında salıverildi. İlk işi, mahkeme sürecinde haklarında değerlendirme raporu hazırlayan Delaware’i aramak oldu. Buluşmak istedi. Fakat bu buluşma gerçekleşmeden öldürülecekti.

“Hikâyede labirentimsi dönüşler, tutarlı ve sorunsuz bir bütünlük, sağlam ve gerçek diyaloglar mevcut. Şanını hak eden bir yazar.”
Washington Post

“Bu adam okura gerçekten kafayı çizdiriyor!”
Library Journal

Öfke
Artemis Yayınları, 460 sf.
Çeviren: Murat Namlı
Dizi: AB -18



SARI GELİN - SARI GYALİN
Kemal Yalçın

‘Emanet Çeyiz: Mübadele İnsanları’ ve ‘Seninle Güler Yüreğim’ adlı romanların yazarı Kemal Yalçın’ın bu kitabı ilk kez 2004 yılında Almanya’da yayımlanmıştı.

Şirin, Almanya’da doğup büyüdü. Kendisini Adıyamanlı Kürt Hacı İbrahim’in kızı olarak biliyordu. Annesinin ve babasının Ermeni olduğunu, kendilerine “Bizimkiler” dendiğini, 12 yaşında tesadüfen öğrendi. Çok üzüldü.

Kimliği unutturulmuş, kişiliği parçalanmış Şirin’in kendini ve kültürel kimliğini arayışının öyküsü, bizi Köln’den Adıyaman Kâhta’ya, doksan yıl öncesinden günümüze sürükler ve “Bizimkiler”le tanıştırır.

“Bizimkiler” 1915 faciasından kurtulduktan sonra zorla Müslümanlaşan; görünürde Müslüman, aslında Hıristiyan olarak Anadolu’da yaşamak zorunda kalan Ermenilerdir. Baskı altında tutulmuş, kimlikleri inkâr edilmiş bu insanlardan birçoğu olağanüstü bir çaba ile kendini yetiştirmiş; çalışkanlıkları, yaratıcılıkları, mesleki ve sanatsal becerileriyle toplum hayatında kendilerine yeniden yaşama alanı yaratmışlardır. Onlar büyük bir yangının küllerinde açan yediveren gülleri; kayaların bağrında kendilerine yaşama alanı yaratan ulu ağaçlar gibidir.

İsmini Türkçe “Sarı Gelin”, Ermenice “Sari Gyalin” türküsünden alan bu kitapta, Adıyamanlı “Bizimkiler”in gerçek hayatlarından manzaralar ve insan halleri kaleme alınmış.

Sarı Gelin - Sarı Gyalin
Birzamanlar Yayıncılık, 286 sf.
Dizi: Edebiyat -3



BARIŞ TEK YOLDUR
Deepak Chopra

Deepak Chopra bu son kitabında şiddetin değişik şekillerinin, zihinlerde savaş olgusuyla birlikte nasıl yerleşip yer ettiğini ana hatlarıyla ortaya koymakta ve bu gezegendeki tüm insanların zihinlerinde bir uyanışı gerçekleştirmenin ve barışı sağlamanın en etkili yollarını tarif etmektedir. ‘Barış Tek Yoldur’, sadece yeni bir kitap değil, günümüz dünyasını ilgilendiren bir bildirge, acilen uygulamaya konulması gereken ve egoların yönlendirdiği bilinç düzeylerinden, barış kültürünün yerleşmesi için gerekli olan toplum bilincinin uyanışına geçişinde izlenecek yolları gösteren değerli bir metin niteliğindedir.
[Ashok Gangadean]

Barış Tek Yoldur
İnkılâp Kitabevi, 334 sf.
Çeviren: A. Aslı Özer



TUĞLA OCAĞINDAKİ YAŞAMIM
-Boynuzlu Köy-
Panayotis Tranoulis

“Kötülüğü zaman unutturuyor, ancak iyiliği unutma. Birilerinin sana yaptığı bir işten yararlandıysan, o adamın senden ne kâr ettiğini düşünme. Yalnızca senin ondan ne kâr ettiğini düşün.”

Annemle ablalarım dışarıya çıktıklarında, biz küçüklerden birini yanlarına alırlardı. Dilencilik için değil, kendi güvenliklerini düşündükleri için... Küçük bir çocuğun gücü güçsüzlüğü onları koruyordu sanki. Bir defasında anam, beni bu amaçla almamıştı yanına. Anladığıma göre amacı başkaydı. Bunu şimdi düşünüyor ve üzülüyorum. Patronun beni görmesiyle duygulanacağını ve para verebileceğini düşünmüştü...

Tuğla Ocağındaki Yaşamım
İnkılâp Kitabevi, 168 sf.
Yunanca’dan çeviren: Panayot Abacı
Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı



OSMAN HİLMİ EFENDİ’NİN LANETİ
Osman Aysu

“Tüm vücudunun yorgun düşmesine ve gözlerini kapalı tutmasına rağmen, bir türlü uykunun o sihirli boşluğuna düşemiyordu. Yağmurun çıkardığı seslerin dışında kulağına çarpan ilk çıtırtıyı da o sırada işitti. Bu sese aşinaydı. Yukarıya çıkan merdivenlerin yedinci basamağındaki ahşap gıcırtısı... O asap bozucu ses...”

Osman Aysu bu defa, yağmurun eksik olmadığı bir İstanbul yazında, kötülüğün hiç belli olmayan doğasına karşı mücadele veren insanları anlatıyor. Gerilim ve sürprizlerle dolu şaşırtıcı bir roman daha ustanın hayranlarıyla buluşuyor.

Osman Hilmi Efendi’nin Laneti
İnkılâp Kitabevi, 376 sf.
Tür: Roman



-99 Günlük Muhalefet-
SERBEST CUMHURİYET FIRKASI
Cem Emrence

Serbest Cumhuriyet Fırkası, cumhuriyet dönemi siyasal alanının oluşumunda “iktidar”daki partiye karşı örgütlenmiş bir toplumsal muhalefeti ifade eder. Siyasal partiler literatüründe ağırlıklı olarak “gerici yığınlar”ın bir kalkışması olarak ele alınan, uygulanan modernleşme projesine karşı geleneksel-tutucu çizginin siyasal örgütü olarak yaftalanan bir partidir.

Cem Emrence, SCF’nin parti örgütü, tüzük ve programı, partililerin talep ve beklentileri, günlük gazeteler, sınıfsal ayrışmalar ve bunların bir parti içerisinde muhalefet yatağına nasıl aktığını derinlikli bir araştırma ile ele alıyor.

Kolaycı ve ötekileştirici bakış açısına karşı SCF’nin toplumsal dinamiklerini, var olduğu dönemin iktisadi sıkıntı ve toplumsal karşılıklarıyla anlamaya çalışıyor. Tek, tek olması nedeniyle de mutlak şekilde doğru kabul edilen bir modernleşme projesinin, yok saymaya çalıştığı alternatifler karşısında siyasal alanı nasıl muhasara altına aldığını gösteriyor.

İçindekiler
Giriş
1. Söylem
Türkiye Tarihçiliği ve Serbest Cumhuriyet Fırkası
2. Kuruluş
Ekonomik Kriz İçinde Türkiye
Kuruluş, Parti Programı, Tüzük
3. Mobilizasyon
Batı Anadolu Turu
SCF Yerel Teşkilatları
4. Kapanış
1930 Belediye Seçimlerinde Baskı ve Propaganda
Sonuç

Serbest Cumhuriyet Fırkası
İletişim Yayınları, 213 sf.
Dizi: Araştırma-İnceleme -198



THERAPİA’DAN TARABYA’YA
-Boğaz’ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi-
Orhan Türker

1970’lerden itibaren süregelen içgöçten Tarabya da payını aldı. Ortaya dev boyutlu, sosyal ve ekonomik çelişkilerle dolu bambaşka bir Tarabya çıktı. Eski Tarabya’dan geriye ise bu kitapta anlatılan satırlar kaldı.

Kısa bir zaman dilimi içinde önce lokanta ve dükkanlar, sonra da evler el değiştirmeye başladı. Önce Rumca’nın en fazla işitildiği çarşı Türkleşti. Geride kalan Rumlar Therapia’ya Tarabya demeyi zor da olsa benimsediler. Gözüpek Rum balıkçıların yerine gençler yetişmedi. Onlar kısmetlerini vatanlarından uzakta aramak zorunda kaldılar.

Therapia’dan Tarabya’ya
Sel Yayınları, 96 sf.
Dizi: Tarihe Tanıklık -11



M.A.T.
-Münasebetsizleri Ayıklama Teşkilatı-
Ferhat Ünlü

‘M.A.T.’ yaşadığımız dünyaya ilişkin ilginç bir gerilim romanı.
Kader Gemisi’nin rotasını kim çizer? O rota değişim üzerine mi yoksa kendi döngüsü üzerine mi kuruludur? Ve ‘Kader Gemisi’nin rotasını elinde tuttuğunu düşünenlerle onun rotasını yeniden çizmeye kalkışanlar aslında aynı oyunun mu oyuncularıdır?

Kurgu ustası Ferhat Ünlü ‘M.A.T.’ (Münasebetsizleri Ayıklama Teşkilatı) adlı romanında bir geminin maceralı yolculuğunu anlatıyor ama aslında bize, hayatımıza, yaşadığımız dünyaya ve ülkeye ilişkin sorular soruyor. Yanıtları, siz okurken vereceksiniz. Belki de bu yanıtlar hiç olmayacak ve ‘Kader Gemisi’nin yalnızca sorularla yol aldığını düşüneceksiniz.

Arka kapaktan...
‘Kader Gemisi’ zikzaklar çizerek kendi yolunu alırken, kimi yolcular yeni rotalar çizmek istediler. Hepimizin hayatta yaptığı gibi,.. Ama bu rota ne kadar değiştirilebilir, dahası ne kadar bilinebilir, ne kadar anlaşılabilir? Karmaşık, çelişkili, anlaşılmaz ve karanlık bir olup bitenler toplamı değil midir o rotanın varlığı?

‘Münasebetsiz Ayıklama Teşkilatı’ bir gerilim romanı. Ama gerilimin perde arkasında bireylerin kaderiyle giriştiği o tuhaf ilişkiyi bulacaksınız. Ve bu olağandışı mekândaki ilişkilerin, hesapların bizim hayatımıza ne kadar benzediğini düşüneceksiniz.

Her şey bir komplo olabilir, dahası her komplo bir karşı komplo da olabilir Kader Gemisi’nde.

‘Kader Gemisi’nde yaşadıklarım ince bir çizgi gibi belleğimin derinliklerinde çoktan yerini aldı. .. zikzaklar çiziyor, eğer onlar olmasa… öldüğümü düşüneceğim, hiç tereddüt etmeksizin. Fakat öylesine hızlı, öylesine tuhaf, öylesine olanaksız bir şeydi ki karşılaştığım, filhakika bunun ancak ve ancak hayattayken olabileceğini düşünüyorum.

M.A.T. - Münasebetsizleri Ayıklama Teşkilatı
Everest Yayınları, 204 sf.
Dizi: Türkçe Edebiyat



—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları