İSTANBUL - Yaratılış söylencesine göre Tanrı 7. günün sonunda insanları yaratırken Türkleri unutmuştu. Ancak dalgınlığını anlayınca, mesai bitiminden sonra fazla çalışma yaparak onları da yaratmaya girişti. [Yalçın Pekşen]
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
 | |
KİMLİK Nurten Ertul
Dün bugünü belirler çünkü bugün yapılanlar yarın hissedilir. Ancak geçmişin belleği bugünü felce uğratmamalı, aksine bu davranış temelinde yeni dostluklar geliştirmemize yardımcı olmalı, ilerlememize rehberlik etmelidir. [Josep Fontana Avrupayı Kurmak]
Roman, feodal yapı ile modern hayatın getirdiği bireysel ilişkiler arasında sıkışıp kalan günümüz insanının kimlik arayışına farklı bir bakış getiriyor.
Kimlikin kahramanı Jale, bireysellikle birlikte oluşan yabancılaşma karşısında kökleri ile tanışıyor. Köklerinin, peşinden Anadolunun sır dolu kapısını aralıyor. Kimliğini yeraltı şehirlerinin mistisizminde bulan Jalenin karşısına, aşk, savaş, din, dostluk ve ayrılık çıkıyor. Ardından 185 yıllık tartışmalı yakın tarihin sessiz kahramanları ile hüzünlü bir yolculuğa başlıyor. Nurten Ertulun, NESA Yayın Grubu tarafından çıkartılan Kimlik adlı tarihi romanın ana konusu şöyle: Jale, hayattaki tek yakını büyükannesini, kaybettikten sonra feodal yaşam tarzları karşısında kendisini güçsüz, savunmasız ve yalnız hisseder.
Bütün varlığını ipotek altına alan korkularından kurtulabilmek için, büyükannesinin kültürel mirasının bulunduğu sırlı odadaki tarihi sandığa sığınır. Sandığı açmasıyla birlikte 1820lerin Anadolusunda hüzünlü bir yolculuğa başlar. Burada Müslüman ve Ortodoks dinine mensup Karamanlılar ile tanışır.
Tarihte yaptığı yolculuk sırasında Jale, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüne, Balkanların tek tek elden çıkmasına, Osmanlı- Rus savaşının (93 Harbi) ardından Anadolunun en ücra köylerine değin ulaşan Kafkas göçüne, yürekleri dağlayan Sarıkamışa, göğsümüzü kabartan Çanakkale ve Kurtuluş Savaşına tanıklık eder.
Öte yandan Balkanlarda Mora isyanının ardından kurulan Yunanistan Devletinin Anadolunun kaderini nasıl değiştirdiğini fark eder. Bütün bu gelişmelerin ardından Jale, Ortodoks Karamanlıların, Yunanistana doğru korku dolu zorlu yolculuğunu izlerken, Müslüman Karamanlıların da, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetindeki verdikleri yaşam mücadelesini göz önüne serer.
Türkiye ve Yunanistandaki toplumsal, ekonomik ve sosyal yapılanmalara dikkat çekilen romanda göç sebebiyle yok olan çok sayıda insanın hüzünlü öyküsü karşınıza çıkıyor. Bir gazetecinin vizöründen, 1821-1963 yıllarının Türkiyesi ile Yunanistanı fotoğraflanırken: Burada, misyonerleri, toprak reformunu, çok partili sisteme geçişi, insan hayatında travma yaratan göç ve göçmenlik olgusunu bulacaksınız.
Rebetikaların acıyı afyonla harmanladıkları yaşamlarına konuk olacak, ardından 2. Dünya Savaşının yarattığı yoksulluğu bir kez daha hatırlayacaksınız. Savaştan sonra başlayan Yunan iç savaşında ise Anadolulu Ortodoksların hayatta kalabilmek için verdikleri mücadeleye tanıklık edeceksiniz.
Kimlik NESA Yayın Grubu, 239 sf. Tür: Tarihi roman
 | |
TÜRBAN VE KARİYER Metin Sever
Sabah gazetesi editörlerinden Metin Sever, Timaş tarafından yayınlanan kitabı Türban ve Kariyerde, başörtülü kadınların kamusal alan serüvenini farklı bir açıdan ele alıyor.
Yıllardır Doğu-Batı, gelenek-modernite, laiklik-İslamcılık, ilericilik-gericilik karşıtlığı ekseninde yürütülen tartışmalarda, en önemli referans noktası olarak, daima kadının toplumsal konumu üzerinde duruldu. Hatta kadının kamusal yaşama katılması, çalışması, görünürlük kazanması ve giderek özgürleşmesi bu tartışmaların esasını teşkil etti. Kadının başının açık olması, kılık kıyafeti, Batı tarzı eğitim alması, mesleki kariyer edinmesi, laik-modernist anlayış açısından çağdaşlığın neredeyse en temel ölçütü oldu.
Ve bu arada ıskalanan bir şey vardı. Türban ve kadın konuları, kutuplaşmanın her iki ucu tarafından da indirgemeci bir bakışla ele alınıyordu. Türbanlı kadın, bir kesim için sadece mağduriyetinin altı çizilen bir mağdurdu; diğer kesim içinse türbanıyla kamusal alanda var olma talebinde direnen bir sorun kaynağı.
Türban ve Kariyer, türbanlı kadınları bir başarı öznesi olarak ele alan ilk kitap. Metin Sever, türbanlı kadın olgusunu bu cenderenin içinden çıkarıp farklı bir yere taşıyor. Özlem Albayrak, Nihal Bengisu Karaca, Fatma Bostan Ünsal, Ayşe Böhürler, Emine Eroğlu, Merve Kavakçı, Mehtap Kayaoğlu ve Havva Sula gibi, kamusal alanda başarı ve görünürlük kazanmış kadınlara yönelttiği sorularla İslamcı kadınların kamusal alan serüvenini, modernite ve gelenek karşısındaki duruşlarını, değişen gündelik hayat pratiklerini, cemaat yapılanması içinde kuvvet kazanan bizden bene, yani daha bireysel bir hayat algısına doğru yol alan bilinç akışını, İslamcı kadın hareketinin kendi içinde geçirdiği dönüşümleri ortaya seriyor.
Kitabın son bölümünde 70lerde ve 80lerde İslami hareketin taşıyıcısı olmuş kadınlarla bugünkü kuşağın benzeştiği ve ayrıştığı noktaların mukayeseli analizinin yapıldığı sayfalar ve kitabın bütününe hakim olan anlamacı, analitik bakış dikkat çekici.
Metin Sever (Yazar) 15 Mayıs 1959 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu. Yaklaşık 20 yıldır çeşitli gazete ve televizyonlarda değişik görevlerde bulundu, çok sayıda dizi yazıya imza attı. Sabah gazetesinde editör olarak çalışıyor.
Yayınlanmış eserleri: Kürt Sorununda Türkiyeli Aydınlar Neler Düşünüyor, Cem Yayınları İkinci Cumhuriyet Tartışmaları, Başak Yayınları Kaf Dağının Bu Yüzü, Doğan Yayınları Düşmanını Arayan Savaş, Everest Yayınları
Türban ve Kariyer Timaş Yayınları, 304 sf.
 | |
SON KABADAYI Mustafa Dündar Kılıç
Kurtlar Sofrasının son efsanesi Dündar Kılıçın hayatı...
Dündar Kılıç, yeraltı dünyasında nam yapmış son 40 yılın en büyük kabadayısıydı. Kimilerine göre mafya babası, kimilerine göre babaların babası, kimilerine göre mazlumların babası, kimilerine göre de ağabey idi. Hatta bazıları onu Kurtlar Vadisinin Laz Ziyası olarak gösterdi. İddiaya göre, dizideki Nesrin, kızı Uğur Kılıçı; Çakır ise damadı Alaattin Çakıcıyı canlandırıyordu.
Bu varsayım ne kadar yerinde bilinmez... Ama o, kabadayılık tarihinin son temsilcisiydi. Kabadayı olarak doğdu, öyle yaşadı ve öyle öldü. Altmış dört yıllık ömrünün 21 yılını hapishanelerde geçirdi. Ona göre mafya bir teşkilat olayıydı ve bütün dünya ülkelerinde, bilhassa demokratik ülkelerde vardı. Tabii ki Türkiyede de...
Katıldığı bir televizyon programında Mafyanın mecliste milletvekili olur, bakanı olur, polis müdürleri olur, her kesimi, hatta fahişeleri bile olur. Ama kabadayılar halkın bağrından kopmuştur ve halkın bir yakıştırmasıdırdiyordu.
Bu eserde, Dündar Kılıçın Kürt Cemaliden Alaattin Çakıcıya, Engin Civandan Selim Edese, Semra Özaldan Ahmet Özala, Mehmet Eymürden Korkut Ekene, Alparslan Türkeşten Yılmaz Güneye kadar son dönemde iş, medya, sanat ve siyaset hayatına damgasını vurmuş önemli kişilerle bağlantılarına ve gizli kalmış olaylara şahit olacaksınız.
Dündar Kılıçın fırtınalı hayatını, yeğeni Mustafa Dündar Kılıç kaleme almış.
Son Kabadayı Kitaplık Yayınları, 167 sf. Tür: Biyografi
 | |
THE TÜRKLER Yalçın Pekşen
Yaratılış söylencesine göre Tanrı 7. günün sonunda insanları yaratırken Türkleri unutmuştu. Ancak dalgınlığını anlayınca, mesai bitiminden sonra fazla çalışma yaparak onları da yaratmaya girişti.
Sonradan Türk adı verilecek bu gruba yaptığı haksızlığı gidermek için fazladan bazı özellikler de eklemek istemiş; işleri düzeltmekten çok bozmaya yarayan değişik bir zekâ türü, kara kaş-kara göz ve bıyıklarına tanrısal bir gürlük ihsan etmiştir. Büyük olasılıkla Yüce Mevla işini bitirdikten sonra ortaya çıkardığı eserde bazı eksiklikler de olduğunu fark etti, ama artık zamanı kalmadığı için Bunlar da böyle idare etsinler... diye düşünerek çalışmasına son verdi. İdare et abi... felsefemiz oradan gelir.
Yalçın Pekşenin mizah yazıları güncelin mizahına ustaca yaklaşımın örnekleridir... Doğan Hızlan
Yalçın Pekşen gazete yazarı olarak tanınmasına rağmen aslında iyi bir mizah yazarı. Olayların içindeki mizahı yakalıyor ve sıradan bir olayı bile mizah öyküsü tadında sunuyor. Emre Kongar
Pekşende benim en sevdiğim yan,bayağılığa düşmeden mizahı ortaya çıkarması, buna karşılık pek mizah yaptığı da söylenemez tabii. Birçoğumuzun gözünden kaçmış ülkemize özgü gariplikleri bulup ortaya çıkarma ustası. Haluk Şahin
Bence Yalçın gazeteciden çok mizah yazarıdır. Ancak mizah kitapları yazarak geçinmek söz konusu olmadığı için gazetecilik yapar gibi yapıyor bence... Bunu yaparken kaliteyi de düşürmeden sıradan olayların içinde mizah yazarı gibi davranıyor. Melih Âşık The Türkler Say Yayınları, 238 sayfa Çizer: İsmail Gülgeç Tür: Mizah
 | |
ESKİ MEZOPOTAMYA TARİHİ - Başlangıçtan Perslere Kadar - Kemalettin Köroğlu
Irmaklar arasındaki ülke anlamına gelen Mezopotamyada yaratılan kültür, doğduğu toprakların dışında özellikle Doğu Akdeniz, Suriye, Filistin, Arabistan Yarımadası, İran ve Anadoluyu etkilemiş ve bölge haklı olarak uygarlığın beşiği olarak nitelendirilmiştir.
Mezopotamya uygarlığı, ilk kent devletleri, ilk krallıklar ve ilk imparatorlukların yanı sıra yerleşim merkezleriyle belirginleşen anıtsal mimarisi (kral mezarları, tapınaklar, zigguratlar), boyalı seramik ürünleri, yazı sistemleri, yasaları ve heykelciliğiyle de ayrıcalaşarak özgün bir kimlik ve üslup yaratmıştır. Bölgenin coğrafyası temelinde gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar ve elde edilen buluntular çağdaş uygarlığın Eski Mezopotamyaya ne denli borçlu olduğunu çok açık biçimde sergiler.
Arkeolog ve eskiçağ tarihçisi Doçent Kemalettin Köroğlu, bu bağlamda bilgi edinmek isteyen okuyucu ve öğrencilerin beklentilerini dikkate alarak; Sümer, Akkad, Babil, Hurri-Mitani ve Assur gibi parlak uygarlıkların tarihini kronolojik bir sırayla ele alıyor
Eski Mezopotamya Tarihi İletişim Yayınları, 229 sf. Dizi: 2001 -46
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |