Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
NTV

Konu: Korsan yayınla mücadele
Konuklar: MESAM Başkanı Ali Rıza Binboğa, Avukat Erdem Türkekul ve Kültür Bakanlığı Telif ve Sinema Hakları Genel Müdür Yardımcısı Tahsin Yılmaz


Celal Pir: Haftanın son NTV'ye Sorun programından mutlu günler değerli izleyenler. Bugün NTV'ye Sorun’da özel bir gün var. Çünkü 1.000. programımızla karşınızdayız bugün. Evet 24 Eylül 2001 günü yayınlanan ilk programımızdan bu yana pek çok konuda merak ettiklerinizi konunun uzmanlarına sorularınızı ilettik, sorularınızın cevaplarını da aldık. Öyle zannediyoruz en azından bize feedback’lere baktığımız zaman. Bugünkü NTV'ye Sorun programında ise giderek daha da yaygınlaşan korsan Cd kullanımı ve korsan müzikle mücadele konusunu ele alacağız. Bu konudaki sorularınıza MESAM Başkanı sayın Ali Rıza Binboğa, Avukat sayın Erdem Türkekul ve Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı sayın Tahsin Yılmaz o da kendisi Ankara’da canlı yayında yanıt verecekler ama öncelikle haftanın en çok merak edilen beş sorusunun yanıtlarını ekrana getirdiğimiz 'en çok sorulan beş' bölümümüze kısa bir göz atacağız. En çok sorulan beş'in bu hafta beş numarasında "erdemir özelleştirildiğinde çalışanlar işsiz kalacak mı?" sorusu vardı. Yanıtı, Erdemir Ortak Girişim Grubu Basın Sözcüsü Ali Kibar'dan geldi.

-Kibar, özelleştirme idaresi'nin ihale şartnamesine, çalışanların yüzde 95’inin muhafaza edilmesi şartını taahüt eden bir madde koyduğunu belirtti. Kibar ayrıca, ihaleyi kazanan şirketin, yeni yatırımlara yönlendiği taktirde ilave istihdama ihtiyacı olacağı için işten çıkarmak yerine, yeni çalışanlara ihtiyaç duyacağını sözlerine ekledi.

Celal Pir: En çok sorulan beş'in dördüncü sırasına, ülkemizin universiad ve Formula 1 gibi uluslararası spor organizasyonları ağırlamasıyla gündeme gelen ''Türkiye olimpiyatlara ev sahipliği yapabilir mi?'' sorusu yerleşti. Yanıtı ise, Türkiye Milli Olimpiyatlar Komitesi Başkanı Togay Bayatlı verdi.

-Bayatlı, oyunların gerçekleştirebilmek için öncelikle devletin, ve olimpiyatın düzenleneceği şehrin belediye başkanının finans garantisi vermesinin önkoşul olduğunu. Çünkü olimpiyatın yapılacağı şehre 14 milyar dolarlık yatırım yapılması gerektiğini belirtti. Kentin spor tesislerinin en az yüzde 50’sinin tamamlanmış, ulaşım, çevre gibi alt yapı çalışmalarının eksiksiz olarak yerine getirilmiş olmasının çok önemli olduğunu ifade eden Bayatlı, sporcusuyla, hakemiyle, yöneticisiyle bu organizasyona hazır olunması gerektiğini, çünkü olimpiyatların sadece spor değil aynı zamanda bir kültür organizasyon olduğunu sözlerine ekledi.

Celal Pir: Sayın seyirciler geride bıraktığımız haftanın en çok sorulan üç numaralı sorusu, piyasaya sürülen sahte paralardaki artışla gündeme gelen "sahte para nasıl anlaşılır?" sorusuydu. Yanıtını, Merkez Bankası Eski Başkanı Gazi Erçel verdi.

-Erçel, Yeni Türk Lirası'nın üzerinde onu aşkın güvenlik unsuru olduğunu, bunun da sahte paranın daha kolay anlaşılmasını sağladığını belirtti. Erçel, para ışığa tutulduğu taktirde görülen Atatürk resminin ve resmin hemen altındaki paranın miktarını gösteren saydam rakamın taklit edilemediğini, paranın üstündeki şeritle birlikte bu iki unsura dikkat edenlerin sahte parayı kolaylıkla ayırt edebileceğini izleyicilere aktardı.

Celal Pir: Sayın seyirciler en çok sorulan beş'in bu hafta iki numaralı sorusu "kira artışları neye göre düzenleniyor?" şeklindeydi. Yanıtını, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. sayın Haluk Burcuoğlu verdi.

-Burcuoğlu, bazı istisnalar dışında kira bedelinin üretici fiyat endeksindeki artış oranında düzenlendiğini, ancak dileyen kiracı ve ev sahiplerinin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeyle, kira bedelini tespit edebileceklerini belirtti. Burcuoğlu, belli bir süre için yapılan kira sözleşmesini, herhangi bir neden göstermeksizin sona erdirebilecek tek tarafın da kiracı olduğunu açıkladı.

Celal Pir: Ve geliyoruz en çok sorulan beş'in bir numarasına. Değerli izleyenler haftanın zirveye yerleşen sorusu, kanser vakalarındaki artışla ilgiliydi. İzleyciler "neden kanser oluyoruz?" diye sordular. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer yanıt verdi.

-Tuncer, genetik yapının kanser riskini önemli ölçüde etkilediğini, ailede kanser vakası görülen kişilerin kansere yakalanma riskinin daha fazla olduğunu belirtti. Çevresel faktörlerin yanında yaşam tarzının da kanser hastalığının oluşumunda etkili olduğunu söyleyen Tuncer, izleyicilere kanser riskini azaltmak için patates kızartması başta olmak üzere fast-food yiyeceklerden, asitli içeceklerden, sigara ve alkolden uzak durmalarını, doğru beslenmelerini ve spor yapmalarını önerdi.

Celal Pir: Evet geride bıraktığımız haftanın beş sorusu ve yanıtları bunlardı. Programımıza konu olan veya olmayan her tür sorunuzu bize iletmeye devam edebilirsiniz. Unutmayın açık hattımız 24 saat herkesin soru sorma hakkını kullanmasını bekliyor. Evet NTV’ye Sorun’a yeniden hoşgeldiniz değerli izleyenler. Bugün korsan müzikle mücadele konusunu ele alacağız. Araştırmalara göre geçtiğimiz yıl dünyada satılan her 3 müzik Cd'sinden 1’i korsan kayıttı. Dünyada korsan müzik Cd'si satışından elde edilen gelirin 4.6 milyar dolar olduğu da tahmin ediliyor. Türkiye'deki korsan Cd satış rakamları ise oldukça derece yüksek. Rakamlara göre Türkiye'deki korsan kaset ve Cd satışı Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasının tam 6 kat üzerinde. Türkiye'de korsan Cd kullanımı şu anda ne boyutta? Gelecekte ne boyutta olacak? Bu durumun müzik endüstrisine ve ekonomiye zararı var mı? Varsa ne kadar? Korsan müzikle ilgili nasıl mücadele edebiliriz? Bu soruları sizden gelen çok sayıdaki soruyla birleştireceğiz ve Kültür Bakanlığı Telif ve Sinema Hakları Genel Müdür Yardımcısı sayın Tahsin Yılmaz’a, Mesam Başkanı sayın Ali Rıza Binboğa’ya ve avukat Erdem Türkekul’a canlı yayında soracağız ama sorulara geçmeden önce izninizle bize ulaşabileceğiniz, soru ve görüşlerinizi aksettirebileceğiniz telefon numaralarımızı anımsatmak istiyorum. Değerli izleyenler telefon numaramız 0 212 335 40 35, öte yandan Turkcell ve hazırkart sahipleri de açıkhat yazıp boşluk bıraktıktan sonra soru ya da görüşlerini yazıp 7710’a kısa mesaj gönderebilirler. İsterseniz 0 533 279 90 11 numaralı hattımıza da kısa mesaj gönderebilir veya interneti kullanabilir www.ntvmsnbc.com adresinden bize ulaşabilirsiniz. Evet korsancılık diye buna artık. Sadece korsan Cd veya korsan müzik ya da korsan kitap demeyelim, korsancılık diyelim. Çünkü çok büyük bir boyuta ulaşmış durumda. Avrupa’nın hemen hemen liderliğiin bile almış durumdayız. Bu nereye kadar böyle sürecek? Sorularınızla konuya açıklık getireceğiz ama önce konuklarımıza hoşgeldiniz demek istiyorum. Sayın Binboğa hoşgeldiniz.

Ali Rıza Binboğa: Hoşbulduk

Celal Pir: Sayın Türkekul sizde hoşgeldiniz. İzninizle ilk soruyu Ankara’ya sayın Yılmaz’a aktarmak istiyorum. Tahsin bey hoşgeldiniz efendim programamıza.

Tahsin Yılmaz: Hoşbulduk efendim iyi yayınlar diliyorum. Arkadaşlara da merhabalar, Ali Rıza bey, Erdem bey merhabalar.

Erdem Türkekul: Merhabalar

Ali Rıza Binboğa: Merhabalar

Celal Pir: Peki. Hemen bir tekstilci sayın Yıldıray Partürk’ün sorusu gelecek karşınıza. Kendisi aktarıyor sorusunu.

Yıldıray Partürk (Tekstilci): Korsan yayıncılığın önünü kesmek için yeni yasal düzenlemelerimiz var mı?

Tahsin Yılmaz: Önce şunu belirterek sözlerime başlayayım. Fikri üretimin dünya pazarlarında, ekonomisinde ve ticaretinde giderek artan önemi ve büyükülüğü korsanla mücadelenin uluslararası boyutta yapılması gereğini de ortaya çıkarmıştır. Daha doğrusu fikri mülkiyetin uluslararası düzeyde korunması gereğini ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla gelişmeler ışığında Türkiye’de en son 2004 yılında 5846 sayılı yasanın 5101 sayılı yasayla değiştirilmesi söz konusu olmuştur. Bu yeni değişikliklerle özellikle zaten bu yasanın ismi de korsanlıkla mücadele yasası olarak kamuoyuna aksetmiştir. Çok önemli değişiklikler yenilikler, getirmiştir. Onlardan bir kaç örnek verecek olursak, 5101 sayılı kanunla fikir ve sanat eserleri kanunu kapsamında korunan eser, icra ve yapımların tespit edildiği kitap, kaset, cd, vcd ve dvd gibi taşıyıcı materyalların yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü vb. yerlerde satışı yasaklanmıştır. Sinema ve müzik eserleriyle süreli olmayan yayınlarda bandrol uygulanmasına ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiş ve uygulamanın şikayete bağlı olmaksızın resen takibinin yapılabilmesi sağlanmıştır. Üçüncü olarak genel kolluk ve zabıtaya bandrollü veya bandrolsüz sokakta satışı yapılan bu tür materyallere resen el koyma ve toplama yetkisi verilmiştir. Fikir ve sanat eserlerinin tespit edilmesine veya çoğaltılmasına ilişkin materyaller üreten, bu materyallerin dolum, çoğaltım ve satışını yapan veya herhangi bir şekilde yayan ve umuma arz eden yerlerin bakanlıkça sertifikalandırılması sağlanmıştır ve bu uygulama devam edecektir. Beşinci olarak.

Celal Pir: Peki... buyrun dinliyoruz sizi

Tahsin Yılmaz: Şimdi ben yeni kanunla bu alanda ne tür değişiklikler, yenilikler getirildi onları sıralamak istiyorum. Bandrolsüz ve korsan satış yapanlar hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya 5 milyardan 50 milyar liraya kadar ağır para cezası veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her iki cezanın birden uygulanması hükme bağlanmıştır. Ayrıca organize bir şekilde korsan faaliyetlerde bulunanlar hakkında çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele kanunun ilgili hükümleri uygulaması sağlanmıştır ve son olarak orjinal ve bandrollü nüshaların sokakta satışını yapanlar hakkında ise 3 milyar lira idari para cezası uygulaması hüküm altına alınmıştır. Şimdi bu

Celal Pir: Peki. Burada isterseniz noktalayalım. Çünkü bunlar bir bilgiydi. İzleyicilerimiz bunları bilmeyebilir. Bunları sizden aldığımız için teşekkür ediyoruz. Tabi burada çok daha farklı sorular var. Sorular geldiği zaman konuyu açalım diyorum. İzninizle ben İstanbul’a da dönmek istiyorum. Sayın Türkekul’a aktaracağım bir soru var. İktisatçı Galip Koçdemir’in cümleleriyle. Birlikte izliyoruz soruyu.

Galip Koçdemir (İktisatçı): Batılı ülkelerde de korsan sorunu var mı? Onlar bu konuyu nasıl hallediyorlar ya da nasıl engelliyorlar?

Celal Pir: Evet. Batılı ülkelerde de var mı? Bir kere bir avukat olarak size soralım. Bu kadar geniş mi bizdeki kadar?

Erdem Türkekul: Batılı ülkelerde de var tabi. Bizdeki kadar sizinde belirtmiş olduğunuz gibi yüzdeleri yüksek değil ama Amerika’da da, Avrupa’da da çok ciddi rakamlarda ve boyutlarda belki bizden daha farklı olarak orada internet üzerinde birazcık daha fazla oluyor ama Cd, kitap ya da filmler için de orada da korsan var. Tabi copyright sektörü orada çok büyük bir sektör. Yani gayri safi milli hasılanın Amerika için en büyük sektörü bu sektör.

Celal Pir: Yani telif haklarını koruyan

Erdem Türkekul: Tabi telif hakları en büyük sektör. Avrupa için de öyle en büyük sektör. Onun için korunmak amacıyla yapılan düzenleme çok daha fazla. Bir de toplumsal olarak yani daha oturmuş bir düzen var. İnsanlar çok fazla tercih etmiyor, alım gücü daha yüksek. Onunla da bağlantılı ama Avrupa’da da çok ciddi rakamlarda var.

Celal Pir: Peki Ali Rıza bey şimdi bir diş hekimine söz vereceğim diş hekimine. Sayın Davut Tanoğlu sorusunu aktaracak bize.

Davut Tanoğlu (Diş Hekimi): Korsan yayınlarına karşı hapis ve para cezaları verildiği halde niye önüne geçilemiyor bunun?

Celal Pir: Evet az önce de çok net anlattı sayın Yılmaz. Hapis cezalarını, para cezalarını ama her yerde yine korsan Cd var.

Ali Rıza Binboğa: Şimdi aslında doğrudur. Davut beyin söylediğine göre bu cezaların verilmesi gerekiyor ama henüz böyle dişe dokunur, böyle emsal teşkil edecek, böyle elle tutulur, insanları caydıracak cezalar daha verilmedi. Nedeni de şu; yasaların son şekliyle geldiği noktada bizim bu konudaki yargımız, yargının bakış açısı pek kolay kolay böyle yasal düzenlemelerle değişecek gibi görünmüyor. Yani şöyle bir durum var; bu ülkede şu kadar, şu kadar sorunlar ve şu kadar, şu kadar suçlar varken verdiğimiz cezalar bu kadar. Ancak böyle bir iş için de vereceğimiz ceza bu kadar olabilmeli midir diye böyle tereddütler var.

Celal Pir: Pardon. Şimdi bir şey soracağım. Böyle bir iş derken bir küçümsemeden ya da bir kıskançlık mı var ya da bir ..... ne var burada?

Ali Rıza Binboğa: Şöyle bir durum var efendim. Verilen cezaları vermekten kolay kolay böyle bir insiyatif kullanılamıyor, kullanılmıyor

Celal Pir: Yargı kullanmıyor ...

Ali Rıza Binboğa: Yargı kullanmıyor. Yani yargı bunu birazcık kendi yorumuyla diğer başka çok ağır diye nitelendirdiği, kendince ağır nitelendirdiği suç işlemleri karşısında aynı ağırlıkta mı görmüyor. Halbuki çok ağır bir suçtur bu. Bundan daha öte bir ağırlık yoktur. Ancak bazı sonuçlar var. Fakat onlar emsal teşkil edip ve beyefendinin sorduğu sorunun tam karşılığı olabilecek caydırıcılığı henüz tam ortaya koyamadı. Gerçekten örgütlü bir şekilde korsanı üreten ve satan insanların bir kereye mahsus tespit edildiğinde diyelim ki kendisi bir para cezasıyla salıveriliyorsa ikinci karşılaşmadan sonra hem ağır para cezası hem hapis var. Bunun ikisinin beraber uygulanması var. Bunu emsal teşkil edecek bir ceza daha verilmedi. Bunlar verildiği zaman caydırıcı olacaktır ve beyefendinin dediği gibi bunlar ortadan kalkacaktır. Ancak neden hâlâ devam ediyorunun biz cezasal karşılığı olarakta direk kabul edemiyoruz. Yani insanları özgürlüklerinden ve haklarından mahrum ederek bir suçlu hapse atılması da pek bizim derdimiz değil. Bunu da pek istemiyoruz. Bizim istediğimiz şu; bunun ortadan kaldırılması için sokaktaki vatandaşın yani alıcının, tüketicinin hırsızla elbirliği etmiş gibi nitelendirilmesi gerekiyor bunu. Yani hırsıza yataklık etmek nasılsa, hırsıza yardım etmek nasıl bir suçsa aynı şekilde karşılanması gerekir. Vicdanen de böyle karşılanması gerekir. Sorular var gelecektir belki karşılayacağız ama çok ufak parasal bir takım kaygılarla böylesine hırsızlığın teşvik edilmemesi lazım. Vatandaş bunları tükettikçe aslında bir bakıma da o hırsıza destek olunuyor. Giderek büyütülüyor.

Celal Pir: Yani hırsızlık yasallaşıyor bir anlamda diyorsunuz?

Ali Rıza Binboğa: Elbette yasallaşıyor ve ayrıca da şöyle bir durum oluyor. Adeta ödüllendiriliyor. Nasıl ödüllendiriliyor? Ben ne yapsaydım ki ucuz satıyor diyor. Halbuki biraz sonra geleceğiz. Pek te ucuz olmadığını göstereceğiz.

Celal Pir: Peki izninizle ben tekrar bir gazeteciye söz vereceğim. Aygün Çeliktaş. Önce soruyu alalım. Sonra zannediyorum Tahsin beyin bu konuda söyleyecekleri olacak Ankara’da.

Aygün Çeliktaş (Gazeteci): Korsan yayıncılığın artık kitabevlerine de girdiğini duyuyorum, görüyorum, okuyorum. Bunun nasıl önlemini alabiliriz? Veya işte korsan yayıncılık yani bandrol harici nasıl bir önlemle korsanı gerçeğinden ayırt edebiliriz?

Celal Pir: Evet Tahsin bey şimdi biz sokaklarda özellikle İstanbul sokaklarında yerde kitaplar görüyoruz. Bunlar okunmuş kitaplar olabilir, alabiliriz, okuyabiliriz orada bir problem yok ama aynı kitapların başka başka sanki yayınevlerinden çıkmış gibi hatta sayfa sayıları biraz değiştirerek basıldıığını da görüyoruz. Aynı yerden almamıza rağmen. Neden bu önlenemiyor ve bu kitap meselesinde de çok büyük bir problem var gibi geliyor bana ne dersiniz?

Tahsin Yılmaz: Efendim arzu ederseniz şimdi bir önceki soruyla bağlantı kurarak. Şimdi keşke dünyadaki bütün suçlar para ve hapis cezasıyla kökü kazınabilseydi de ortadan kalksaydı. Maalesef bu mümkün olmuyor. Cezalar hangi türde olursa olsun bununla ilgili suçlar dünyada maalesef azalmadığı gibi günden güne de artmaktadır. Özellikle teknolojik suçlarda bu daha yoğun bir şekilde gözlenmektedir. Şimdi arkadaşımızın sorduğu kitapevlerine de girdiğini görüyoruz sorusuna gelince. Şimdi bizim şu andaki yasal mevzuatımızda uygulamada korsan ürünlerle mücadele edebilmek için iki enstrumanımız var. Birincisi; bandrol sistemi. Yani yasal olarak üretilmiş, çoğaltılmış ve satışa sunulmuş eserler, kitaplar bandrollenmek yani zorundadır ve bandrolsüz kitaplar korsan kitaplardır. Ayrıca biz ikinci bir önlem olarak bu kitapları veya ürünleri, eserleri satanlar, çoğaltanlar olarak onların da sertifikalandırılmasını zorunluluğu getiriyoruz. Şimdi denetim komisyonu ya da denetimle ilgili kişiler bu yerlere gittiklerinde ilk soracakları soru sertifikanız var mı? Yani satış yerlerine, satış noktalarına. Şimdi ikincisi eğer bu varsa ikincisi içeride acaba sertifika alanıyla ilgili yani faaliyet alanıyla ilgili Cd, kitap vs. onlara bakılacak ve onların yasal olup olmadığı incelenecek. Şimdi burada gene bandrol devreye giriyor. Bandrolsüz bir materyal görüldüğü taktirde bunun korsan olduğu, yasal olmadığı sonucuna vararak burada işlem yapılacaktır.

Celal Pir: En ayırt edici özellik bandroldür di mi bundan başka özellik aramanın pek anlamı yok. Bandrolü görmüyorsanız o kitap yasal değildir di mi?

Tahsin Yılmaz: O zaten yani bandrolsüz satışı her halikarda bir kere yasal değil. İkincisi korsan ürünleri orjinallerinden ayırmak için bir takım özellikler vardır. Bunu stüdyodaki arkadaşlarımızda da bilmektedirler. Yani bandrollü olup olmamasına göre, kalitesine göre ve üzerindeki bir takım işaretlere göre yasal ya da korsan ürün olup olmadığı anlaşılabilir.

Celal Pir: Şimdi burada çok kritik bir soru var Ali bey aslında başka sorularda da soracaktım bunu ama dayanamayacağım. Şimdi Türk halkının biraz da kültür meselesi filan demeye getiriyor herkes. Peki ben soruyorum. Yani bir Amerikalıdan, bir İtalyandan, Fransızdan, Almandan, İngilizden Türkler daha mı ahlaksızlar? Daha mı düşük kültür seviyesindeler? Onun için mi bunu yapıyorlar?

Ali Rıza Binboğa: Şimdi şöyle;

Celal Pir: Yani burada gelmek istediğim nokta şu; yasalar var ve yasalar uygulanmıyorsa başka bir şey herhalde Amerika’da da bu kadar serbest bıraksanız, akabini takip etmeseniz, hakimler yeterince ceza vermese orada da yaparlar diye düşünüyorum. Yoksa gerçekten mi ahlaksız? Yani merak ediyorum.

Ali Rıza Binboğa: Doğrudur. Böyle de düşünülebilir. Bakın onların telifle ilgili yasalarının tarihsel süreci 150 yıldır. 150 yıldan beri bütün fikri mülkiyet haklarıyla ilgili çalışmalar yapılmış ve insanlara benimsetilmiş ve insanların onların yaşamlarının bir parçası olarak kabul ediyorlar. Aslında tam temele inildiğinde bizim gidip kongreler yaptığımız Sisakla ilgili toplantılarda böyle konuştuğumuzda çıkan sonuç şu; gerçekten 3. dünya ülkeleri mi diyeceğiz ya da geri kalmış ülkeler mi diyeceğiz, bu çok gelişmiş ülkelerde de bu işi yapanlar yine onlar. Yani çok entresandır, kişiler mutlak surette bir başkasının emeğine el uzatmayı kendisi için bir hak kabul eden düşünceler, zihniyetler bunlar. Ancak bakın ben şuna inanıyorum. Katiyen umudumu kaybetmedim. Bizim ülkemizde telif bilinci gerçek anlamda yaygınlaşırsa, bir başkasının emeğini, hakkını, bir başkasının bir diğer çok geçerli olan kuralıyla ben bir kul hakkı yiyorum gibi oraya kadar getirirsek, düşünceleri vatandaşlarımıza yerleşirse biz ancak o zaman bu korsanı gerçek anlamda önleriz diye düşünüyoruz. Kaldı ki biz 1987’den beri mesam’ın kuruluşuyla telifle ilgili bu olaylara çok fazla el attık ve Türkiye’nin gündemine geldi. yaptığmız aşamayı küçümsemiyorum ama bu aşama sonucunda bir sektörü yok etme noktasına gelmiştir. Bunu bir ahlaki soru olarak görebilriz.

Celal Pir: Peki bir ilginç bir soru var önümde. Az evvel konuşuyorduk sanki yarım kaldı gibi. Bir öğrenciden gelen soru. Muammer Peksoy’dan gelmiş. Diyor ki;

Muammer Peksoy (Öğrenci): İnternette müzik paylaşımı çok yaygın. Bu da korsan müzik sayılır mı? Belirli bir cezası var mı?

Celal Pir: Bende bunu çok merak ediyorum. Yani her an dowload denilen indirme işlemini yapıp, onu hatta Cd’ye aktarıp sonrada onu arabanızda ya da evinizde dinleyebiliyorsunuz. Şimdi böyle bir kolaylığı da sağlamışlar.

Erdem Türkekul: Şimdi orada aslında iki tane farklı konu var. Bu müzik paylaşımı dosya transferi ayrı bir konu, bir de işte internetten herhangi bir siteden gidip sizin müzik dinlemeniz ya da oradan bir parçayı kendi bilgisayarınıza dowload etmeniz. İkisi farklı. Şimdi bu dosya transferi bu konuda Amerika çok ciddi bir baskısı var. Fakat hâlâ çözebilmiş değil. Çünkü bu program iki bilgisayar arasında dosyalar birbirini görüyor ve transfer ediyorsunuz. Fakat o dosyanın korsan olup olmadığını bilebilme şansınız yok ve bu program aslında yasal olan kopyaların değişimi için de kullanılabiliyor. Bu sebeple bunu engelleyemiyorlar. Açılan davalar oldu yurtdışında engelleyemediler. Fakat burada bilgisayarını dowload yapan kişilere karşı Amerika’da şu an herhalde 4.000’i buldu, dava açıldı. Yani binlerce mp3 indirenlere. Fakat bu konuda da herhangi bir sonuç yok. Fakat bazı siteler var, bunlar izinsiz olarak müzik kopyalamayı yapıyor. Uluslararası alanda yaklaşık 260 tane izinli site var. Yani bunlar bütün meslek birliklerinden izinlerini almış ve yasal olarak belli bir bedelle müzik parçasını indirebiliyorsunuz. Bu izinsiz olarak müzik indiren sitelere karşı da çok ciddi bir mücadele var ve uluslararası alanda yürütülüyor bu. Türkiye’de bu son hatta 1 ay içinde falan çok ciddi bir mücadele başladı. Benim bildiğim yaklaşık 40-45 tane site vardı. Bunların çoğu kapandı. Özellikle MÜYAP’ın herhalde bilginiz dahilindedir şeyinle ciddi bir tabi zaten beraber çalışıyorlar. Ciddi bir çalışmasıyla oldu ve çoğu bunların kapandı şu an.

Ali Rıza Binboğa: Burada şöyle bir şey söyleyebilir miyim?

Celal Pir: Tabi buyrun

Ali Rıza Binboğa: Çok önemli olduğu için şu andaki en acımasız korsanlık biraz önce sorduğunuz sorudaki internet aracılığıyla yapılan korsanlıktır. Bu öyle bir korsanlık haline geldi ki, mekanik anlamdaki korsanlığı bile sokaklarda bitirmiş durumda. Yani şu anda artık korsan kaset, korsan Cd sokaklarda eskisi kadar çok bulamıyorsanız, nedenlerinden biri budur. Bu çok acımasız da bir korsandır. Bu sevgili arkadaşımıza bu vesileyle söyleyelim. Bunun da cezai müeyyidesinin diğerlerinden bir farkı yoktur. Biz MESAM olarak kendimiz 101 tane site tespit ettik ve bunlarla ilgili bütün girişimlerimizde bulunduk. Bunların bir kısmı kapatıldı. Fakat Türkiye içerisinde olan, ulus içerisinde yani bizim kendi coğrafi sınırlarımız içerisinde olanlarla ilgili yaptırımlar yapıyoruz. Fakat kaynağı Amerika’daysa işte Venezuella’daysa ya da başka bir yerde ise oraya ulaşmanız pek kolay olmuyor. Ancak biliyorsunuz ki tam programın başında da söyledik. Çok büyük güçlerin en büyük gelirleri bu coprright gelirleridir. Yani teliflerle ilgili gelişmelerdir. Amerika 100 milyar doların üstünde bir gelir elde ediyor. Tabiki böyle bir gelirden vazgeçmek istemiyor. Biraz önce Erdem arkadaşımızın söylediği gibi 4.000 kişinin hakkında. Yani asıl nihayi tüketiciye giderek bu mücadeleyi veriyor. Yani bilgisayar sahibine gidiyor. Bizim son aldığımız bilgilere göre bunların içerisinde 300-400 tanesinin mahkum edildiği yolundadır. Ancak son şekli nedir onu bilemiyorum.

Celal Pir: Daha çok yeni bir olay bu şu anda

Ali Rıza Binboğa: Yeni bir olaydır.

Celal Pir: Ama gelişiyor

Ali Rıza Binboğa: Ancak bir adım daha ileri gidiyorlar. Bütün bu ürünleri üreten o üretici firmaların bu ürünlerde bir kopyayı önleyebilecek tedbirleri de almalarını istiyorlar artık.

Celal Pir: Oraya gelecektim, siz söylediniz. Peki bu konuları konuşacağız ama burada ince bir nokta var. Özellikle Türkiye’yi ilgilendiren bir nokta. Bunu tartışmalı ve konuşmalıyız. Bir öğrencinin cümleleriyle aktarmak istiyorum, sorusuyla. Sayın Vedat Paral diyor ki;

Vedat Paral (Öğrenci): Müzik Cd’leri çok pahalı. Korsan müzikle mücadele için neden cd'lerin fiyatları düşürülmüyor?

Celal Pir: Şimdi Ali Rıza bey bir kere korsan, her korsan aslından ucuz fiyat olarak, alış fiyatı olarak. Bu böyle olduğuna göre bunu önlemek için bunun bir ekonomik mantığını da ortaya koymak gerekmiyor mu? Ben Vedat beye bir nebze de olsun bir şey demek istemiyorum.

Ali Rıza Binboğa: Şimdi Vedat kardeşimize şunu anlatalım. Herşeyden önce aldığınız ürünün ne kadar bir maliyeti vardır ve siz ne kadar para ödediniz? Önce korsan olarak düşünelim. Korsan bir Cd’yi alıyor. 20 cent dolaylarındadır. Çok toptan alırsa 10 cent’e alıyor.

Celal Pir: Hatta 5 cent’e bile var.

Ali Rıza Binboğa: 5 cent’e de alıyorsa, 5 cent Türk lirasıyla kendisi çarpsın şimdi burada vaktimiz yok. 5 cent, onun üzerine bir tane böyle 3., 5. hamur bir kağıttan oluşmuş ve digital bilmem ne baskısıyla yapılmış eften, püften bir kağıdın içerisine onu koyuyor ve başkasının yüzbinlerce dolar, bakın bunu özellikle söylüyorum. Yani yüzbinlerce dolar gidiyor. Bunun şöyle bir maliyetini çıkarırsam sevgili kardeşimiz aydınlanır sanıyorum. Bakın bir albümü yapabilmesi için bir yapımcının 12 tane eser bulması gerekiyor. Minumum 12 eser. 12 tane besteci, 12 tane söz yazarı demektir bu. Çünkü bir eser çok sanatçı tarafından üretilir. Eğer sadece beste ve söz kişiye aitsede bile, söz hakkı ayrıdır, müzik hakkı ayrıdır.

Celal Pir: Gayet net anlıyorum.

Ali Rıza Binboğa: Şimdi efendim 12 tane müzik eserinin ilk kullanım hakkı yani izin alma hakkı, yayma hakkı için minumum 3 bin dolar öder, bir besteciye. Der ki; ben bunu kullanmak istiyorum, kaç lira istersin, minumum 3 bin dolardır ama başka başka rakamlarda duyuyoruz, önemli değil. Efendim 12 tane eser sadece izin almak için 36 bin dolar ediyor. Hiç bir albüm stüdyoda gerçek anlamdaki bir albüm özellikle korsanın revaçta alıp ürettiği bu albümlerin hiçbirisi 400 saatten aşağıya çıkmaz bir stüdyodan.

Celal Pir: Kayıt süresi olarak?

Ali Rıza Binboğa: Stüdyo masrafları eğer doğru dürüst bir albüm olacaksa en az 20 müzisyenin çaldığı, bir müzisyenin eser başına en ölü koşullarda 100 dolar aldığı yani şöyle düşünelim; 20 müzisyen bir albümde olsa 20 çarpı 100 işte şu kadar dolar sadece bir eseri gelip stüdyoda çalmak. Sonra bir aranjör parası, bütün bunları yaptığınız zaman bir anda en ölü koşullarda böyle normal sayılacak bir Cd’nin 80 bin dolarlar civarında stüdyodan çıktığını görürsünüz.

Celal Pir: Ben daha fazla hesaplıyordum kafamdan siz yaparken ...

Ali Rıza Binboğa: Daha fazlasına geleceğim. 80 bin dolarlar bu stüdyodan çıktık. Şeyleri yapıldı ve stüdyodan çıktık. Bu 80 bin dolardan sonra bu kişi bu kadar para harcadıktan sonra diyor ki benim piyasada korsanla mücadele etmem için bu alıcıya hemencecik sunmam lazım. Ne yapmam lazım? 50.000 bandrollü Cd, 50.000 bandrollü en azından bir kaset almalıyım diyor. Bunların da bir karşılığı vardır. Bunları topladığınızda 100.000’lerin üzerinde çıkan bir maliyet çıkıyor. Şimdi bakın bu maliyet çıktıktan sonra bu yatırımı yapan kişi, bunu piyasaya çıkarıyor ve karşılığından da tek tek satılacak dağıtımcı kendi payını alacak, herkes kendi payını alacak ve para kazanmaya çalışacak. O derki acaba ben nasıl bir fiyat koyabilmeliyim ki hiç olmazsa şu koyduğum parayı geri alayım. Neden? Çünkü o kişi piyasaya çıkar çıkmaz ensesinde korsan var. Hatta ve hatta komiktir, tirajı komiktir bir olaydır bu; bazı kereler kişi stüdyodan alıp fabrikadan çıkarmadan sokakta kendi Cd’sini çıkaracağı CD’sini satın alıyor. Böyle acı bir durum. Şimdi böyle olunca ne yapıyor? Bir fiyat koyuyor.

Celal Pir: Yani o zaman fiyatın ne olduğunu siz algılayın diyorsunuz?

Ali Rıza Binboğa: Algılasınlar arkadaşlarımız. Buna rağmen şu fedakarlığı yaptılar bakınız. Dediler ki; arkadaşlar kâr etmek mümkün değildir ama hiç olmazsa depolarımızda kalanların, hiç olmazsa verdiğimiz parayı çıkarabileceğimiz, ne bileyim 10 tane albüm yapacaksa bir tanesiyle kazanabileceksek kazanabilelim ama ayakta duralım ama yok ediyor işte.

Celal Pir: Yani siz bir anlamda diyorsunuz ki bize; eğer o korsan Cd’leri almaya devam ederseniz, o sevdiğiniz sanatçıların şarkısını ondan sonra sadece kulağınızda hoş bir seda olarak bulursunuz?

Ali Rıza Binboğa: Alamayacaksınız. Efendim asıl acısı şudur bakın; belki albümler çıkmayabilir ama bir ülkenin kültür yaşamını yok ederseniz, bir besteci diyorsa ki neye göre beste, niye beste yapayım diyorsa artık yapmayacağım diyorsanız bizim, biz gelip gidiyoruz ama çocuklarımız ve torunlarımız kültürsüz kalacaklar. Bu şaka bir şey değil.

Celal Pir: Peki hemen konu geldiği için soracağım. Serbest meslek sahibi sayın Memduh Güzelsu sormuş diyor ki;

Memduh Güzelsu (Serbest Meslek): Korsan müzik satışının ekonomiye zararı ne? Esas zararı sanatçılar mı görüyor yoksa müzik şirketleri mi?

Celal Pir: Sanki böyle bir burada bir ayrıma gitmek istiyor izleyecilerimiz. Herkes mi zarar görüyor yoksa zararın bir katları var mıdır?

Ali Rıza Binboğa: Bakın soruyu soran beyefendi görüyor, ben görüyorum, siz görüyorsunuz, Erdem arkadaşımız görüyor, Türkiye görüyor herkes bu zararı görüyor. Ancak en çok zararı elbetteki eseri üretenlerle o eserleri bir araya getirip bir fonoğram haline getiren yapımcı arkadaşlarımız çekiyor. O yapımcı arkadaşlarımızın depolarında milyonlarca bekleyen eser var ve bunlar satılmadığı sürece bakın bir artık değerde oluşuyor. Artık değer oluşmadığı için vergi de olmuyor, vergi olmayınca ülke kaybediyor. Herkes zarar ediyor ve firmalar peşpeşe kapanıyor, besteciler eser üretmiyor, üretemiyor, besteciler eser üretemediği için kimse de bunları yapamadığı için yokluk içerisinde yaşıyorlar ve sonucunda arada bu böyle işte korsan dediğimiz çok nazikçe söylüyoruz. Kısacası hırsızlık yapan insanların çok büyük güçlere ulaştığını görüyoruz ve çok önemli bir sektör haline geldiğini görüyoruz. Bir ufak örnek vereceğim. Türkiye’deki potansiyel 120 milyon mekanik çoğalımdır. Yani 120 milyon Cd ve kaset. MESAM olarak biz bu sene daha 20 milyon kadar bandrol vermiş değiliz.

Celal Pir: Rezaleti anlayın diyorsunuz?

Ali Rıza Binboğa: Evet. 6 katı demiştiniz 6 katının da bir örneği olarak söyledim bunu.

Celal Pir: Peki izninizle Ankara’ya döneceğim. Tahsin bey bir öğretmen sayın Zerrin İleriye bir soru aktarmış bize. Diyor ki;

Zerrin İleriye (Öğretmen): Medyadan korsanla mücadele için sürekli operasyonlar düzenlendiğini öğreniyoruz. Ama hala sokak köşelerinde korsan Cd, Dvd satan insanlar var. Hatta bu kişiler işi o kadar ilertmiş ki filmleri kiralıyorlar. Benim anlamadığım korsana karşı savaş açtık diyen kültür bakanlığı, neden bu insanları yakalayamıyor, yakalatamıyor?

Celal Pir: Ben bir örnekte vermek istiyorum. İstanbul’da açık açık söyleyelim. Kadıköy’de büyük pasajların birinde hatta korsan Cd satanların katologları bile var. Yani bunu da söyleyelim. Bütün bu yasalara rağmen. Neden böyle oluyor?

Tahsin Yılmaz: Efendim şimdi kültür bakanlığı ve ilgili tüm birimlerimiz ülkemizde yasalar çerçevesinde korsanlıkla mücadeleyi etkin bir şekilde sürdürmektedirler. Şimdi korsanlıkla mücadele ne sadece bir kurumun, bir bakanlığın ne de bir diğerinin topyekün mücadeleyi gerektiren hatta sivil toplum örgütleriyle birlikte devletin tüm birimlerini ilgilendiren bir mücadeledir. Dolayısıyla yasal mevzuatın yanında kurumsal yapılanmaların da ona göre yapılması lazımdır ki daha etkin mücadele yapılabilsin. Şimdi bir mücadelenin yapılıyor olması illa mücadele ettiğiniz yasal olmayan faaliyetlerin bir şekilde ortadan kalkması, yok olması anlamını taşımıyor. Tabiki bir yerde yaparsınız, bir yerde ... ortaya çıkar ama onlar mümkün olduğu kadar özellikle de sokak arası ve açık meydan vs. yerlerde korsan satışı büyük ölçülerde önüne geçilmiş durumdadır ama bu yani bir köşede bir tezgahta bir başkasının satması veya herhangi bir sokak kenarında birisinin tezgahında korsan Cd bulunmasının yok edilmesi anlamı taşımıyor. Tabi bunlar olacaktır ama şunu ifade etmek isterim. Mutlaka eğer korsanla mücadele dünya ekonomisini, dış ticaretlerimizi, yatırımlarımızı ilgilendiriyor ve ulusal ekonomiye büyük zararlar getiriyorsa tüm toplum olarak, hem toplum kesimi olarak, sivil toplum örgütleri olarak bilinçlenme gerekiyor, duyarlılık gerekiyor ve kurumlar olarak bizler de tabi devletin ilgili kurumları bu meselenin üzerine en etkin bir şekilde gitmek durumundadır ve gidiyorlarda. Bir önceki soruyu da....

Celal Pir: Burada tabi çok önemli bir rakam var. Çok özür dileyerek sormak istiyorum. Az evvel sayın Binboğa’da söyledi 20 milyon bandrol dağıtabiliyoruz biz diyor. Daha bulamadık bile ama 120 milyonluk bir korsan kapasitesi var diyor. Burada demek ki bir başarıdan söz etmek ben sadece devlet kurumları açısından söylemiyorum. Hem müzik şirketleri olsun, yapımcılar olsun, devletin kurumları olsun, hatta vatandaşlar olsun ki en önemli öge. Tabi korsan yapanları da sayabiliriz. Çok büyük bir başarısızlık var diye düşünüyorum. Bilmiyorum bunu katılır mısınız?

Tahsin Yılmaz: Şimdi başarıyı, başarısızlığı neye göre ölçeceğiz? Şimdi burada paradoksal bir ilişki de var, çelişki de var daha doğrusu paradoks var. Şimdi sokaklardan topladığınız kaset, Cd, kitap vs. bunların sayısının artması korsanlıkla daha çok mücadele anlamını da taşımayabilir. Şöyle ki yani aslında ne kadar bunlar azalırsa korsanlığın önüne o kadar geçmiş olduğunuz sonucu da çıkarabilirsiniz. Yani çok Cd, kaset yakalanması illa korsanlıkla etkin mücadele anlamı taşımaz. Aslında ne kadar az olursa sokakta, az yakalanırsa demek ki korsanlıkla etkin bir mücadele var anlamı sonucu da çıkabilir. Biraz önceki soruyla bağlantılı olarak bir ekleme yapmak istiyorum. Tabiki korsan sektöründen hem eser sahiplerinin sanatçıların, hem yapımcıların hem de ülke ekonomisinin büyük kayıpları vardır. Yani bu materyallerin bu eserlerin, Cd’lerin pahalı oluyor argümanıyla bu bir nebze belki tartışılabilir, hakikaten pahalı mı değil mi bu fiyatlar ama bu asla korsan meselesini meşrulaştırmak için bir argüman olarak asla sunulmamalıdır. Bunun bir kültür haline gelmesi lazım.

Celal Pir: Peki aslında çok konuşacak konu var ama süremiz doldu. Tabi burada anlayana sivri sinek saz diye bizim çok güzel bir deyimimiz var. Dolayısıyla herkes buradan bir sonuç çıkartacaktır. Ben son bir çok sayıda soru var ama son bir cümleyi sormak istiyorum. Hem hukuksal olarak hem de Ali Rıza bey size de sormak istiyorum. Şimdi korsan Cd’si satılıyor, kitabı satılıyor, Dvd’si satılıyor. Peki Türkiye’de bu Cd’leri çoğaltabilecek araçları üretiyoruz, divix’ler diye bir şeyler var. Biliyorsanız, bilmiyoum sıkıştırıyorsunuz ve çoğaltabiliyorsunuz ve bunlar piyasada satılıyor ve bunlar yasal ürün. Bu korsanı tetiklemiyor mu? Yani niye bunları konuşamıyorsunuz? Niye bunların önüne geçemiyorsunuz? Çünkü divix dediğiniz aletle her türlü filmi indirip ya da müzik aletini indirip bunu Cd’ye çekip hem de çoğaltıp satmanız mümkün ve bunlar yasal ürünler olarak satılıyor. Nasıl oluyor bu iş?

Erdem Türkekul: Şimdi tabi yasal ürün olarak satılmıyor.

Celal Pir: Yok Türkiye’de de üretilen markalar var.

Erdem Türkekul: Üretilir. Çünkü bu teknolojide bunun önüne geçebilme imkanınız yok. Yani şöyle imkanlar var; bazı bu digital hat yöntemi denilen aslında bir kavram var. Bu kavramlı firmalar ürettikleri ürünlerin içine bazı kodlar koyabiliyorlar. Bu kodlarla bunun önüne geçebilmek kısmen mümkün. Fakat onun karşılığında da bu sefer tüketici hakları gibi bir sorun ortaya çıkıyor. Siz o aldığınız ürnü bir başka makinede gidip çalamıyorsunuz. Ancak o programın olması gerekiyor, o makinenin olması gerekiyor gibi bazı kodlarla ilgili imkanlar var. Fakat bu uluslararası alanda çok fazla kullanılmıyor. İkincisi siz nasıl bir teknolojik önlem getirirseniz mutlaka bunun karşılığında bunu kıracak bir teknolojik önlem geliyor.

Celal Pir: 30 saniye sürüyor kırmak

Erdem Türkekul: Aslında bu çok o kadar kolay değil yani bazı programlar bunun kırılmasını engelleyebilme imkanına sahip ama dediğim gibi bunu karşısında da bir tüketici hakları konusu var. Onunla beraber değerlendirmek gerekiyor.

Celal Pir: Peki aslında konuşabileceğimiz konu var ama süremiz doldu. Sayın Binboğa çok teşekkür ediyorum size de. Burada önemli olan nokta şu; umuyorum seneye bir program yaparsak, 40 milyon, 50 milyon bandrol satmış olursunuz.

Ali Rıza Binboğa: İnşallah öyle olur. Ben burada sadece vatandaşlarımıza hakikaten şöyle seslenmek istiyorum. Bunlara destek olmayın. 10 tane korsan alacağınıza 2 tane yasal alın.

Celal Pir: Çok teşekkür ediyoruz. Evet bu hafta için NTV’ye Sorun’a burada nokta koyuyoruz. Önümüzdeki hafta yine birlikte olacağız ama 24 saat açık hattımız sürekli açık. Bize her konuda fikir, öneri, kritik ve düşüncenizi aktarabilirsiniz. Hoşçakalın efendim, mutlu hafta sonları.


Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları