Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
NTV

Konu: Organik tarım
Konuklar: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Dr. Talat Şentürk ve Ekolojik Ürün Üreticisi Levent Gürsel Alev


Ahmet Yeşiltepe: Merhaba. NTV'ye Sorun programından iyi günler. Bugün NTV'ye Sorun'da, son yıllarda gündemden düşmeyen ve aralıklarla üzerine daha fazla konuşulup yorum yapılan bir konuyu ele alıyoruz; organik tarım. Erzurum'da düzenlenen organik tarım şenliğine katılan Tarım Bakanı Mehdi Eker, organik tarıma yönelen çiftçiye düşük faizli kredi verileceğini açıkladı. Eker, Türkiye'nin artık mısır ve buğday ithal etmediğini ve Türkiye'nin dünyadaki buğday açığını karşılamaya talip olduğunu söyledi. Evet, günlük konuşmalarımızda sıkça vurgu yaptığımız "kimyasal katkısı bulunmayan gıdalar" ya da "hormonsuz gıdalar" beslenme geleneğimizi etkileyecek, hatta bu konudaki tavrımızı radikal bir boyuta taşıyacak noktaya geldi. Şimdi etrafımızda, evlerinin bahçelerinde ya da saksılarında hormonsuz sebze ve meyve yetiştirme uğraşı içinde olan çok sayıda insan var. Peki hormonsuz tarım ürünü derken, genetiğiyle oynanmış tarım ürünlerini unutuyor muyuz? Bu tür ürünlerin insan sağlığına zararları net olarak tespit edilmiş, kanıtlanmış mı? Organik tarım konusunda devletin üzerine düşen görevler nelerdir? Ve belkide en önemli soru, organik tarım gerçekten de Türkiye ekonomisinin geleceğini belirleyecek güçte mi? İşte bunlar ve benzeri soruları sizler yönelttiniz ve program süresince yöneltmeye devam edeceksiniz, uzman konuklarımız da bu soruları sizler için yanıtlayacak. Programımızın konukları; Ankara stüdyomızda bulunan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Dr. Talat Şentürk ve İstanbul stüdyomuzda bulunan Ekolojik Ürün Üreticisi Levent Gürsel Alev. Şimdi hemen, vakit kaybetmeden, merak ettiğiniz soruları bize ulaştırabileceğiniz telefon numaralarımızı hatırlatmak istiyorum. Telefon numaramız 0 212 335 40 35. Turkcell ve hazırkart sahipleri de açıkhat yazıp boşluk bıraktıktan sonra soru ya da görüşlerini yazıp 7710’a kısa mesaj gönderebilirler ya da isterseniz 0 533 279 90 11 numaralı hattımıza da kısa mesaj gönderebilir veya internet üzerinden www.ntvmsnbc.com adresinden bize ulaşıp soru, görüş ve önerilerinizi aktarabilirsiniz. Evet ilk sorumuz elektronik posta vasıtasıyla bize ulaşan bir izleyicimizden Sevgi Keskin sormuş bu soruyu. Ankara stüdyomuzdan sayn Talat Şentürk’e soracağız. Sevgi Keskin sormuş diyorki;

Sevgi Keskin (Öğrenci): Organik tarım ile ekolojik tarım arasındaki fark nedir? Bazı yerlerde organik, bazı yerlerde ekolojik tarım deniyor. İkisi birbirinden farklı tarım çeşitleri mi?

Ahmet Yeşiltepe: Bu arada programımıza hoşgeldiniz.

Talat Şentürk: Efendim teşekkür ederim, sağolun. Organik tarım ile ekolojik tarım farklı söylenen ama hiç birbirinden farklı olmayan aynı tarım şekli.

Ahmet Yeşiltepe: Yani genel çerçevede

Talat Şentürk: Yani birbirinden farklı tarım kollar değil aynı.

Ahmet Yeşiltepe: Peki efendim. Tekrar döneceğiz size. Sırada bir izleyicimizin sorusu var ama kendisi yöneltiyor bu soruyu. Hep beraber dinliyoruz.

Taner Saltık (Emlakçı): Organik tarımın normal tarımdan farkı nedir?

Ahmet Yeşiltepe: Bu soruyu sayın Alev size yönelteceğiz. Siz de hoşgeldiniz programımıza. Soru çok anlaşılır ama bir de ek yapmak istiyorum. Yine elektronik posta vasıtasıyla bize ulaşan bir izleyicimiz Kaan Hakkıoğlu benzer çerçevede bir soruyu yöneltmiş. İkisine birden yanıt istiyorum.

Kaan Hakkıoğlu (Emekli): Organik tarımda geleneksel tarımdan farklı olarak ne tür teknikler kullanılıyor?

Ahmet Yeşiltepe: Yani farkları aslında ortaya koymak istiyoruz.

Levent Gürsel Alev: Şimdi konvansiyonel tarım diye adlandırılan aslında endüstriyel tarım şekliyle organik tarımı yan yana koyduğumuz zaman daha önceki süreçte endüstriyel tarımda kullanılan sistemlerin çok dışında olduğunu tanımlayabiliriz. Buradaki tabi en önemli faktör üretimin hiçbir aşamasında tohumdan son ürüne kadar, sentetik kimyasal ilaçların ve gübrelerin kullanılmaması ve monokültüre dayalı olmayan ve çok permakültüre dayalı çok çeşitliliğe dayalı bir tarım şekli olması diye tanımlayabiliriz organik tarımı. En büyük farkı bu.

Ahmet Yeşiltepe: Peki halk arasında çok yoğun bir biçimde kullanılan ifadeyle, hormonsuz gıda dediğimiz gıdalarda, ürünlerde sanıyorum organik tarımla elde edilen ürünler.

Levent Gürsel Alev: Hormon aslında en az risk içeren bir faktör. O daha ziyade döllenme biyolojisi gereği bir kaç üründe kullanılan birşey. Fakat ondan çok daha tehlikelisi aslında tarımda kullandığımız özellikle böceklere karşı, yabani otlara karşı kullandığınız kimyasal ilaçlar, asıl sorun o. Elbette organik tarımda hormon kullanılmıyor.

Ahmet Yeşiltepe: Nedir bu kimyasal ilaçlar?

Levent Gürsel Alev: Vallahi aslında kökeni çok geniş ama biraz belki yare dokunmuş oluyoruz ama 1. ve 3. dünya savaşından sonra aslında savaş sanayinin getirdiği teknolojinin tarıma yönlendirilmesiyle aslında başladı. İki tane çok net örnek verilebilir. Biri dünya savaşında nitrojen bazlı bombaların üretiminden sonraki süreçte nitrojen bazlı gübrelere dönüştüğü. İkinci dünya savaşından sonra da o ünlü biber gazı yani sinirleri tahrip eden biber gazı dönüştürülerek maalesef böcek öldürücü ilaçlara dönüştü. Dolayısıyla tarımın endüstrileşmesiyle beraber asıl en büyük tehlike endüstriyel tarımda savaş ...yakaladığı kimyasal bilgi düzeyinin tarıma aktarılmasıyla başladı. Esas tehlikenin bu olduğunu düşünüyorum. Bir de yanı sıra çeşitliliği arttırmak, sebze ya da meyvede ürün miktarını daha da yükseltmek için kullanılan çeşitli ilaçlar var. Tabi temel argüman aslında dünya nüfusu artıyor. Bu maltus’tan beri gelen bir şey. Dolayısıyla dünya nüfusu arttıkça daha fazla üretime ihtiyacımız var. O zaman birim alandan elde edilen ve üretimi arttırma genel bir konsept ...bunu iki kere yaşadık aslında. 1970’lerde yeşil devrim diye tanımlanan argümanın temel görüşü buna dayanılıyor ama maalesef yaşanan gerçekler gösterdi ki bu tip tarım şekli ekosistemi çok ciddi bir şekilde tahrip eden ve çevre etkisi bakımından da özellikle ve yarattığı değerler bakımından çok ciddi insan sağlığı riskleri ve değerler kaybettiren bir tarım şekli oluyor.

Ahmet Yeşiltepe: Evet şimdi sıradaki sorumuzu, yine izleyicimizin kendisi yöneltecek ve bu sorunun yanıtını sayın Şentürk’ten alacağız.

Özgür Güler (Kuyumcu): Türkiye'nin organik tarım haritası çıkartıldı mı?

Ahmet Yeşiltepe: Evet sayın Şentürk?

Talat Şentürk: İzleyicimize teşekkür ederiz. Tarım bakanlığı organik tarım konusunda yoğun çalışmalar yapıyor. 1991 yılında başlayan çalışmalar 2005 yılına kaldı. Daha önceden yönetmelikler çıkarılmıştı. En son 2004 yılında organik tarım kanunu çıkarıldı. 2005 yılında da bunun uygulanmasıyla ilgili yönetmelik çıkarıldı. Peki Türkiye’nin organik tarım haritası çıkartıldı mı? Evet bizim elimizde önemli organik üretim bölgeleri var. Bunlar bakanlığımız tarafından biliniyor. Özellikle Akdeniz bölgesi, iç anadolu bölgesi, güney doğu anadolu bölgesi ve göller yöresi yoğun olarak organik tarımın yapıldığı yerler. Ancak bunların dışında organik tarım yapılamaz mı? Elbetteki yapılır. Organik tarım şartlarını gerek kanuna, gerek yönetmeliğe göre sağlayan her yerde organik tarım yapılabilir. Biz şu bölgede yapılır, bu bölgede yapılamaz demiyoruz. Şartlara uyan heryerde organik tarımı yapabiliriz.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim ben burada bir ek yapmak istiyorum. Şimdi bu haritayı çıkarırken bazı kriterlerden yararlandınız elbette anladığım kadarıyla. Örneğin toprak çeşiti, iklim, bunlar ne kadar önemli kriterler?

Talat Şentürk: Toprak, iklim, tabiki bunlar önemli kriterler. Toprağın kimyasallarla ve sentetiklerle kirlenmemiş olması, organik tarımın yapılacağı yerlerin belirlenmesinde en etkin faktör.

Ahmet Yeşiltepe: Peki o zaman şunu söyleyebilir miyiz? Sanayi bölgelerinin yoğunlukta olduğu alanlarda bu tür tarım girişiminde bulunmak çok zor

Talat Şentürk: Biraz zor evet, evet onu diyebiliriz. Ancak yapılamaz değil. Yapılamaz değil, bizi zorlaştırır evet.

Ahmet Yeşiltepe: Örneğin Kocaeli çevresi çok büyük bir sanayii bölgesi ya da İstanbul çevresinde Tekirdağ, İzmir çevresinde bazı alanlar. Buralarda yapmakta güçlükler var diyorsunuz.

Talat Şentürk: Yani olabilir ama yapılamaz değil.

Ahmet Yeşiltepe: Peki sizin bir ekiniz var mı efendim buna?

Levent Gürsel Alev: Birkaç şeyi söylenebilir aslında bu konuda. Katılıyorum tabi genel çerçeve itibariyle ve umutlu olmasından da hoşlandım aslında Talat beyin. Elbette her yerde yapılabilir. Şeye bakmamak gerekir. İlle o toprağın tertemiz olmasına göre planın yapılmaması gerekir. Önemli olan ülkemizdeki tarım politikasının doğru tanımlanması. Tarım alanlarının doğru tanımlanması gerekir ama ondan önce de aslında tıpkı Avrupa’da olduğu gibi bir olumlu özelliklerini aktaralım. Türkiye’nin genel bir haritaya ihtiyacı var. Özellikle sanayii alanlarının ne olduğu? Turizm alanlarının ne olduğu, birinci sınıf tarım arazilerinin nereleri olduğunun bir kere temelde saptanması gerekir, buna göre tarım politikasını ve ekolojik tarım politikasının ve bölgelerin alanlarının tanımlanmasında fayda var diye düşünüyorum.

Ahmet Yeşiltepe: Tabi yani turizm ve sanayi bölgeleriyle çakışmaması gerekiyor.

Levent Gürsel Alev: Elbette

Ahmet Yeşiltepe: Şimdi yine bir izleyicimizin sorusu Serkan Batmaz elektronik posta vasıtasıyla bize ulaşmış ve şu soruyu yöneltmiş size.

Serkan Batmaz (Serbest Meslek): Organik tarım yapılabilmesi icin toprakta gereken özellikler neler? Özellikle hangi bölgelerde organik tarım yapılmakta? Daha çok hangi ürünler organik tarımla yetiştiriliyor? Normal yani konvansiyonel tarıma göre kazanç farkı nedir?

Levent Gürsel Alev: Şimdi ağırlıklı olarak aslında ülkemizde ekolojik tarım 1986’larda ege yöresinde başladı. Daha ziyade Avrupa’nın spesifik olarakta Almanya’nın ürün talebiyle başladı. En yoğun ekolojik tarımın yapıldığı yer Ege yöresi. İzmir ve bölgesi diye tanımlayabiliriz. Artı Akdeniz yöresinde bir geniş alan var. Ülkemizde ekolojik tarım daha ziyade ihracata yönelik şekillendiği için her yerde yapılabiliyor ama boyutları itibariyle biraz sonra belki gelecek çok henüz geniş alanlara kavuşmuş durumda değil. Bana göre her yerde ekolojik tarım yapılabilir. Yeter ki geri dönülemez düzeyde bir kirlenme olmasın. Mesela aşırı sanayii bölgelerinde gibi ki orada bile aslında bence bu tarımın denenmesinde fayda var. Bunun için daha ziyade tanımlanan süre 3 yıl gibi bir süre. Yani siz organik tarıma başladığınız zaman sizden önce yapılmış olan konvansiyonel tarımın getirdiği kimyasalların temizlenmesi bakımından 3 yıl süreyle hem toprağın organik materyeler beslenmesi, hem de kimyasallardan arındırılması anlamında bir takım teknikler uygulayarak, işte münavebe, ekim nöbeti gibi işte hayvan gübresi kullanmak gibi, yeşi gübreleme yapmak gibi bir süreci yaşayarak ekolojik tarıma dönüştürme şansınız var. dolayısıyla özetle, mümkün olabildiği kadar bakir yerlerde ama tarımın yapılabildiği aslında çevre etkisinin çok şey olmadığı geri dönülmez bir biçimde tehdit içermediği her bölgede ekolojik tarım yapılabilir.

Ahmet Yeşiltepe: Toprakta gereken özellikler neler. Yani kimyasalların dışında özel bir toprağa ihtiyaç var mı, killi toprak ya da

Levent Gürsel Alev: Hayır, hayır. Her türlü toprakta yetişebilir. Çünkü şey ülkemizin ürün çeşitliliği çok zengin ve bioçeşitliliği çok zengin. Yaklaşık olarak 11 bin, 11 bin 500 kadar bitki türüne sahibiz biz. Tüm Avrupa kıtasında var olan bitki türü 14 bin. Ülkemizin ise yaklaşık 11 bin 500 kadar bitki türü içerisinde 3 bin kadar bitki türü de sadece bizde yetişebilen ürünler. Çünkü ülkemiz gerek iklim yapısı itibariyle, gerek coğrafya itibariyle mikroklima özelliği gösteren çok zengin ekosistemlere sahip. O anlamda ülkemizin her alanında ekolojik tarımın yapılabileceğini düşünüyoruz. Deminkinin üzerinden bir kez daha geçersek, bir, toprağın kimsayasallardan arındırılması önemli. İki, daha önce yapılan kimyasal tarım şekillerinden dolayı toprakta yaşayan milyonlarca mikroorganizma aslında öldüğü için toprağın organik anlamdaki materyal beslenmesinin sağlanması gerekiyor. Teorik olarakta 3 yıllık bir süreç bunun için yeterli görünüyor.

Ahmet Yeşiltepe: 3 yıllık bir süreç. Peki özellikle hangi ürünler organik tarımla yetiştiriliyor şeklinde sorunun bir bölümüde buydu.

Levent Gürsel Alev: Daha ziyade aslında başlangıç itibariyle kuru gıdalar. Yani saklanabilir, depolanabilir gıdalar ve ege eksenli olmasından da kaynaklanan incir gibi, üzüm gibi benzeri. Kuru bakliyatlar düzeyinde başladı. Henüz bitki çeşitliliği bakımından çok arzu ettiğimiz düzeye yaklaşmadık belki Talat bey yanıt verecektir ama sanıyorum 300 türe ulaştık şu aşamada. Şu anda ağırlıklı olarak daha ziyade saklanabilir kuru gıdalar üzerinde ama hayvansal ürünler ve sebze üzerinde girişimler ve çalışmalar bu tip çiftlikler var şu anda.

Ahmet Yeşiltepe: Hayvansal ürünlerden kastınız?

Sibel Kıvrımlı (Öğrenci): Türkiye topraklarının yüzde kaçında organik tarım yapılıyor? Her bölge organik tarım için uygun mu?

Levent Gürsel Alev: Süt gibi vb. ekolojik hayvancılığa yönelik olarak çalışmalar var ama henüz çok başlangıç aşamasında.

Ahmet Yeşiltepe: Peki son olarak yine bu sorunun içerisindeki son bölümdü. Normal yani konvansiyonel tarıma göre kazanç farkı nedir? Siz üretici olarak bu farkı ortaya koyabilirmisiniz.

Levent Gürsel Alev: Aslında bu ülkemizdeki tarım politikasıyla, tarım ticaret sistemi düşünmek mümkün değil ama genel bir yargı belki biraz sonra sorularda da söz konusu olabilecek. Diğer konvansiyonel tarım şekillerine göre daha pahalı ürünler olduğunu hemen hemen tüm tüketiciler biliyor ama şu boyutu aslında işlemek gerekir. 86’dan bugüne kadar olan süreçte özellikle sözleşmeli çiftçilik esasına dayalı firmalar, çiftçilerle ekolojik üretim yaptırdığı ve danışmanlık hizmeti verdiği için ki bu konuda yapılmış bir araştırmada var. 86’larda yaklaşık diğer ürünü ürettiğindeki fiyata göre yüzde 35 kadar daha fazla çiftçi alıyorken şu anda yaklaşık yüzde 7’lere düşmüş durumda. Şimdi sıradaki soruyu yine izleyicimizin kendisi yöneltecek. Bu sorunun yanıtını sayın Talat Şentürk’ten alacağız.

Mahmut Toptaş (Muhasebeci): Devletimiz organik tarım yapmak isteyen çiftçiler için ne düşünüyor? Ne gibi teşvikleri var? Bu konu ile ilgili çalışmalarını öğrenmek istiyorum.

Talat Şentürk: Evet izleyicimize teşekkür ediyoruz. Devletimiz organik tarım için ne düşünüyor? Özellikle tarım bakanlığı olarak biz organik tarım için çok iyi şeyler düşünüyoruz. Bununla ilgili olarak kanunu çıkardık, yönetmeliği çıkardık. Ayrıca ziraat bankasının tarımsal kredi faiz oranlarına yüzde 60 indirim sağlayarak organik tarım yapmak isteyen üreticilerimize destek veriyoruz. Nitekim 2004 yılında 113 müteşebbüsümüze 3.4 trilyon işletme ve yatırım kredisi kullandırıldı. 2005 yılında 59 müteşebbüsümüze 1.4 trilyon işletme ve yatırım kredisi kullandırıldı. Kullandırılmaya devam ediyor. Ayrıca eğitim, yayım, araştırma ve geliştirme çalışmalarına da organik tarımla ilgili olarak devam ediyoruz. Biraz önce izleyicimizin sorduğu organik tarım konvansiyonel tarıma göre karlı oluyor mu şeklindeki sorusunda, bizim yaptığımız araştırma sonuçlarına göre yüzde 10 ile yüzde 30 arasında bir gelir farkı elde edebiliyor organik tarım yapan üretici, konvansiyonele göre. Bir de bunun manevi yönden sağlık şartları yönlerini ele alacak olursak bu miktar daha da artacak.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim yine bir izleyicimizin sorusunu size yöneltmek istiyorum. Sizinle ilgili bir soru. Hakan Kocasoy bir çiftçi izleyicimiz sormuş.

Hakan Kocasoy (Çiftçi): Organik tarıma geçmek isteyen bir çiftçi, ne yapmalı, nereye başvurmalı, nerelerden sertifika almalı?

Ahmet Yeşiltepe: Daha doğrusu sertifika almalı mı?

Talat Şentürk: Evet. Teşekkür ederim. Organik tarıma başlamak isteyen bir çiftçi öncelikle kontrol ve sertifikasyon ya da bir kontrol kuruluşuna başvuracak. Aşağıda saydığımız bilgileri, belgeleri de tamamlayacak, işte müteşebbüsün adı, adresi kimlik numarası, vergi numarasına ait bilgiler işletmenin yeri ve konumu kadastro çalışması tamamlanmış alanlarda tapu kaydı, tamamlanmamış alanlarda araziye ait krokiler, müracaat edilen arazinin kullanım hakkının kendine ait olduğunu belgeleyen bilgi ve belgeler, eğer bu işyeri gıda işyeri ise üretim izni belgesi, gıda sicili belgesi gibi belgeler gerekiyor. Mutlaka da bir kontrol ve sertifikasyon ya da kontrol kuruluşuyla görüşmesi gerekiyor, oraya müracaat etmesi gerekiyor.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim saydığınız aslında

Talat Şentürk: Tabi bu. Affedersiniz bu bakanlığımız tarafından yetkilendirilmiş kuruluş olacak.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim aslında saydığınız bütün bu özellikler, koşullar sanki biraz güçleştirmiyor bu işi biraz daha yokuşa sürmüyor mu neden bu kadar çok koşula ihtiyaç var?

Talat Şentürk: Şimdi efendim belki biraz zorlaştırıyor ama organik tarımda mutlaka kontrollü, sertifikalı, planlı ve her aşaması denetim altında olan bir üretim şekli çünkü bunun içinde insan sağlığı var. İşi baştan sıkı tutmak lazım ki bu işi güvenli ve sağlıklı yürütmek lazım. Evet insanlarımıza ilk başta zor gelebilir ama zamanla bu kurallara alışacaktır üreticilerimiz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet efendim. Sayın Alev, siz böyle bir süreçten geçtiniz mi organik tarım için?

Levent Gürsel Alev: Aslında geçmedik diyebiliriz çünkü biz bu işin etik kısmının daha önemli olduğunu düşünüyoruz ve çok zorlaştırıcı olduğunu düşünüyoruz ve birçok çiftçi de açıkçası bu tip olağanüstü zorlaştırıcı bürokrasiden ve çok ciddi bedeller ödemek zorunda olduğu için maalesef iç pazara yönelik üretim yapmaktan çekiniyorlar ve birçok arkadaşımda ki 92’lerden bu yana ekolojik üretim yapan, daha ziyade sözleşmeli çiftçilik esasına dayalı üretime, arkadaşlarımız sözleşmeleri bittiğinde ya da çünkü ihracat eksenli bunlar ve iç pazara yönelik üretim yapmak istediklerinde çok zorlanıyorlar. Çünkü değer fiyata çok satamıyorlar. İşte 1.500 euro, 2.000 euro, belki 2.500 euro gibi 20-30 dönüm toprağı olan çiftçilerin bu paralı vermesi çok mümkün değil. Ülkemizde çok ciddi bir maliyet problemi var. Tarımda zaten girdi çok yüksek. Çünkü çiftçinin 4 temel girdisi var. Biri enerji, mazotlu elektrik, gübre, ilaç ve gübre. Bunun organikliğe dönüştüğünü düşünsek dahi yine de girdi maliyetleri çok yüksek olacak artı ekolojik tarımda zaten ciddi bir verim kaybı var. Bir çok konuda ki açılabilir. O yüzden devletin sanıyorum bu konuda organik tarımın önünü açmak için daha farklı yöntemlere gitmesi gerektiğini ve teşvik etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ahmet Yeşiltepe: Tabi tüm mailyetler göz önüne alındığında ortaya çıkan ürünün bedeli de hayli yüksek oluyor.

Levent Gürsel Alev: Olacak tabiki. 30 dönüm araziden sebze üretmeye kalksa bir çiftçi, 1.500 euro kadar sertifika ücreti vermek durumunda. İşte eğer proses bir ürün yetiştiriyorsa her bir ürettiğiniz proses ürün için üretim izni yeri almak zorundasınız. Yanlış, hatırlamıyorsam 1 milyar 250 milyon gibi. Mesela salça yaptığınızda domates salçası üretim izni gerek. Biber salçası yapmak istediğinizde yine üretim izni vs. dolayısıyla ekolojik tarım küçük çiftçinin önünü açan sağlıklı gıdalar üreten bir sistem olması gerekirken bir anda küçük çiftçiliği bunlar soğutan mekanizmalara sahip gibi görünüyor.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Şentürk sizin görüşünüz nedir bu yorumla ilgili olarak.

Talat Şentürk: Efendim tabi ben arkadaşımıza katılıyorum. Başlangıçta bazı zorlukları olacak bunun. Olmasa da olmaz zaten. Bir işe temiz ve büyüklerden başlamak lazım. Daha ilk başta bu işi sekteye uğratmamak lazım. İleride bu zaman zaman değişiklikler yapılabilir. Düzenlemeler yapılabilir ama başlangıçta biz bu işin sağlam gitmesi yönündeyiz.

Ahmet Yeşiltepe: Bununla ilgili olarak hazırlanan kanun tasarısında aslında sanıyorum bu prosedürü, bu süreci daha da kolaylaştıran bir yapı oluşturulmuş diyebilir miyiz?

Talat Şentürk: Mutlaka oluşturulacak bunlar. Kanunda da zaten bazı kolaylıklar var. Organik tarım kanunuyla bir tarımsal üretim bir yasal çerçeveye oturtuluyor, kontrol ve sertifikasyon hizmetleri yasal çerçeveye oturtuluyor, kuralları ihlal edenlere cezai hükümler getiriliyor. Bir de organik tarımı geliştirmek önemini vatandaşlarımıza, üreticilerimize kavratmak amacı ile ulusal ve yerel televizyonlarda ayda 30 dakika yayın yapma gibi kanun bazı yükümlülükler getirdi ki bakanlık olarak bizde buna çalışıyoruz. Bunların dışında da illerde hem çiftçilere, hem işletmelere, eğitim yayım çalışmaları, ayrıca kendi teknik elemanlarımıza da eğitim yayım çalışmaları yapıyoruz ve kontrol timleri oluşturuyoruz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet aslında son derece kapsamlı ama her ürün ayrı bir sertifikasyon sistemi gerçekten hem üretici açısından hem de bakanlık açısından zor olsa gerek. Örneğin domates ama domates salçası için ayrı bir sertifakasyon Levent beyin az önce anlattıkları çerçevesinde tabiki soruyorum bu soruyu.

Talat Şentürk: Evet.

Ahmet Yeşiltepe: Peki efendim yine bir izleyicimiz Mehmet Tarkan’dan gelen bir soruyu size yöneltmek istiyorum.

Mehmet Tarkan (Eğitimci): Tarım bakanlığı ekolojik tarımı nasıl değerlendiriyor? Türk tarımının tamamıyla organik tarıma geçişi sağlanacak mı yoksa konvansiyonel tarıma da devam edilecek mi? Tarım bakanlığı'nın organik tarım politikası nedir? Organik tarım gelecekte türkiye ekonomisinde önemli bir yer teşkil eden bir sektör mü olacak yoksa organik ürün kavramımız küçük domateslerden ileri gidemeyecek mi?

Talat Şentürk: Evet bu soruyu soran izleyicimize teşekkür ediyorum. Tarım bakanlığı organik tarımı tamamen olumlu değerlendiriyor ki buna önem veriyor. Önem verdiği de hem yönetmelik hem yasa çıkardı, hem eğitim yayım çalışmalarıyla hem de araştırma geliştirme çalışmalarına verdiği önemle organik tarıma nasıl baktığını tarım bakanlığı zaten belgelemiş durumda. Bir başka konu yani konvansiyonel tarıma devam edilecek mi? Elbetteki konvansiyonel tarım olacak. Ancak gönlümüzden geçen konvansiyonel tarımın tamamen kaldırılması. Nitekim bizim yaptığımız çalışmalarla daha 1996 yılında 26 üründe çalışırken bugün 174 ürüne çıkarıldı. Yine üretim 10.000 ton iken, bugün üretimimiz 367. 000 tona çıktı ve ihracatta 33 milyon dolarları buldu. Organik tarımın önü çok açık. Şu anda dünya piyasası 25 milyar dolar civarlarında. Bunun orta vadede 100 milyar dolarlara çıkacağı bekleniyor. Biz de Türkiye olarak bu pastadan gereken payı almalıyız. Organik tarıma çok olumlu bakıyoruz. Yani küçük domateslerden ileriye gitmeyecek mi? Gidecek. Organik tarımın ben daha da gelişeceğini, ihracatımızın artık milyon dolarlarla değil, milyar dolarlarla ifade edilebilecek şekle doğru gittiği görüşündeyim. Halen 12. 500 tane üreticimiz ya da işletmemiz organik tarımla uğraşıyor. Bu rakam daha 1996 yılında yani 9 yıl önce 1900 kişi civarındaydı. Bugün 12.500’lere çıkması, bu organik tarıma bakanlığın nasıl baktığının açık göstergesi. Biz bunu geliştirmek için ne gerekirse onu yapmak istiyoruz. Nitekim ziraat bankasının düşük faizli kredilerinde en yüksek indirimi organik tarım ile iyi tarım uygulamalarına koyduk ki bu da insan sağlığıyla ne kadar yakından ilgili. Yani ziraat bankasının tarımsal kredilere uyguladığı faiz oranından yüzde 60 indirimle kredi kullandırıyoruz. Teşekkür ederim efendim.

Ahmet Yeşiltepe: Evet aslında bu son derece önemli bir gelişme. Tabi bugün biz bu programı da tarım bakanı sayın Mehdi Eker’in organik tarım yapacaklar için kredi faizlerinin düşürüleceği açıklaması üzerine yapıyoruz. Bu önemli ve olumlu bir gelişme. Bir üretici olarak sizin görüşünüz nedir kredi faizlerinin düşürülmesi yüzde 60 oranında

Levent Gürsel Alev: Aslında yaklaşık olarak bu 6 ay ya da bir sene kadar önce lanse edildi galiba. Önemli olan tabi uygulamaya bakmak gerekir. Talat bey bazı şeyler, sayılar verdi yani bu teşvikten kaç çiftçi yararlanabilir ya da kaç işletme yararlanabildi. Dolayısıyla ne kadarı yansıyabildi sonuçta baktığınız zaman tarıma. Oradaki veriler bence doğru sonucu gösterir.

Ahmet Yeşiltepe: Evet biraz daha beklemek lazım. Zeki Ayaz bir teknisyen izleyicimiz elektronik posta vasıtasıyla bize ulaşmış. Size şu soruyu yöneltmiş.

Zeki Ayaz (Teknisyen): Her tarımsal ürün için organik tarım yapmak mümkün müdür? Organik tarımda tarım makinelerinin ve tohumun genetik niteliklerinin yeri nedir?

Levent Gürsel Alev: Evet teorik olarak her üründe organik tarım yapabilirsiniz, her tohumla. Sonradan anlaşıldığı kadarıyla genetik nitelikleri .... sanıyorum bahsediliyor. Oradaki ekolojik tarımda genetiği değiştirmiş organizmalar yasak. Dolayısıyla genetiği değiştirilmiş olmayan her türlü tohumu başlangıç olarak kullanabilirsiniz. Ama ..... tohumları yani gen transferi yapılmış tohumları ve bitkileri üretimde kullanamazsınız. Bunun dışında her türlü ürün bazında organik tarım yapmak mümkündür.

Ahmet Yeşiltepe: Peki organik tarımı genel olarak şu şekilde algıladığımız doğru mu sizce. Evinizin bahçesinde ya da saksıda işte bir iki domates, biber yetiştirmek, maydanoz yetiştirmek şeklinde mi yani katkısı olmayan işte gübre, kimyasal nitelikli gübre kullanmadan bunu başarabilmek bir anlamda organik tarımın bir ucundan onu gerçekleştirmek anlamına geliyor. Bu doğru mu sizce?

Levent Gürsel Alev: Böyle bir girişimin olumlu olduğunu düşünüyorum ama ekolojik tarımı açtığımız zaman tek başına ilaçsız tarım ya da hormonsuz tarım diye nitelendirilip, sınırlandırmak çok doğru değil. Aslında çok daha geniş bir boyuta açmak gerekir. Herşeyden önce bioçeşitliliği koruyan bir tarım şekli. Dolayısıyla ekolojik tarımdan önce monokültürü temelde reddetmeniz gerekir. Yani sizin ülke özelliklerinize ait olmak üzere kendi bitki türü ve çeşitlilik, ve çeşitliliklerinizi koruyan ve tek bir kültürü reddeden yani burada kastettiğim şu; işte Trakya’ya bakıyorsunuz kilometrelerce ay çiçeği gibi. Herşey ...monokültürün reddedilmesi gerekir ve belli alanlarda birbirini destekleyen, besleyen o bioçeşitliliğe uygun çok çeşitli permakültür uygulaması yapmanız gerekir ve özellikle çeşitli bitki çeşitleri üzerinde, bitki çeşitlerini koruyan bir tarım şekli olması gerekir bir. İki, demin organik tarımla ekolojik tarım kavramları üzerinde de duruldu. Aslında ülkeler buna aynı adları veriyorlar. Avrupa biolojik tarım diyor, Amerika Birleşik Devletleri organik diyor. Biz aslında Türkiye’deki sivil hareket olarak ekolojik tarımı daha çok kullanmayı tercih ediyoruz. Çünkü organik tarım aslında yaptığımız tarım şeklini tam olarak nitelendirmiyor. Çünkü şu konuda .... yaptığınız tarım şeklinde tüm aşamada kendi çevrenizdeki etiğe karşı etkiye olumsuz etkide bulunmaması gerekir.

Ahmet Yeşiltepe: Mesela bir örnek verir misiniz?

Levent Gürsel Alev: Ekosisteme zarar verebilecek herhangi bir üretim tekniği kullanamazsınız.

Ahmet Yeşiltepe: Örneğin şöyle söyleyebilir miyiz? Buğday üretilecek bir ortamda üzüm bağıyla bir şarap ünitesi kurmak

Levent Gürsel Alev: Tabi yani o iklimi, o ekosisteme uygun üretmeniz gerekir. Yani orada uyumu sağlayabilecek ürünler üretmeniz gerekir. Herhangi bir atığınızın zarar vermemesi gerekir.

Ahmet Yeşiltepe: Evet atık konusu çok önemli.

Levent Gürsel Alev: Yerli tohumları kullanmanız gerekir. Yerel adaptasyonu tamamlanmış tohumlar üretmeniz gerekir ki ekolojik tarım aslında bir bütünsel çerçeve içerisinde değerlendirilebilsin.

Ahmet Yeşiltepe: Biraz daha açıklığa kavuşturmak açısından sorabilir miyi? Şu anda sizin bulunduğunuz Trakya’dasınız. Bölgede örneğin siz ne tür ürünler üretiyorsunuz ve nelere dikkat ediyorsunuz, ekolojik tarımı tamamıyla gerçekleştirebilmek için?

Levent Gürsel Alev: Gelibolu yarımadasındayız. Bizim ürün deseni de aslında çok daralmış durumda. Genel olarak çiftçilere baktığınız zaman 4 temel ürün ağırlıklı olarak yetiştiriliyor. Buğday, ayçiçeği, susam ve domates. Dolayısıyla yüzlerce tür, binlerce tür varken aslında ülkemizde baktığınız zaman ciddi bir şekilde monokültüre doğru adım atmış durumda. Bu da ekosistemde ciddi zararların üremesine yol açıyor. O yüzden öncelikli olarak yani ekolojik tarımdan önce çok çeşitli üretimin teşvik edilmesi ve tarım planlamasının buna göre yapılması gerekir. Bize gelince biz mümkün olabildiği kadar çeşitli üretim yapmaya çalışıyoruz. Münavebeli üretim yapmaya çalışıyoruz. Ağırlıklı olarak her türlü yazlık ve kışlık sebzeyi ekim nöbetine uyarak yetiştiriyoruz. Bir de ağırlıklı olarak saklanabilir bakliyat türü ürünler yetiştiriyoruz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet hakkıyla yapmak ifadesini kullanmaya çalışmıştım az önce herhalde bu noktada yerine oturmuş oldu. Zeki Ayaz’ın sorusunu yanıtladık. Şimdi Arif Taylan bir eğitimci izleyicimiz sıradaki soruyu sayın Şentürk’e yönelteceğiz. Denetim sistemine ilişkin bir soru var.

Arif Taylan (Eğitimci): Türkiye'de ekolojik tarımın gelişmesi için devletimiz ne tür çalışmalar yapıyor? Organik tarım için geliştirilen denetleme mekanizması nasıl çalışıyor?

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Şüntürk?

Talat Şentürk: Evet. Eğitimci Arif Taylan beye teşekkür ediyorum güzel bir soru sordu. Organik tarımın geliştirilmesi için devletimiz ne yapıyor? Bir defa organik tarımla ilgili yasal mevzuatları hazırladı ve bunun içinde organik tarımın yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi projesi var. Organik tarımın Avrupa mevzuatlarına uydurulmasıyla ilgili projemiz var. Yine bakanlığımız ile devlet su işleri genel müdürlüğü arasında baraj havzalarında organik tarımın yapılmasıyla ilgili ki bu 23.000 dekarlık bir alanı kapsıyor. Organik tarımın yapılması konusunda çalışmalar var. Yine teknik dosya hazırlanarak Avrupa Birliği komisyonuna gönderilmesi var. Ayrıca veri tabanı oluşturuluyor. Bilgisayar bilgi sisteminin geliştirilmesi için. Yine kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarının denetim çalışmaları yapılıyor. Ayrıca ziraat bankasından da düşük faizli kredi uygulamaları yapılıyor ki bakanlığımız son günlerde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile de bir görüşme ve anlaşma yaparak organik ekmek üretimi için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Öyle sanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bunun semerisini almaya başlayacağız. Organik tarımı geliştiren denetleme mekanizması nasıl çalışıyor? İzleyicimiz bir diğer sorusu da oydu. Evet denetim burada 3 yönlü yapılıyor. Bir, kontrol ve sertifikasyon kuruluşu tarafından yapılan denetimler, iki, kontrol ve sertifikasyon kuruluşun akredite edilmiş kuruluşlar tarafından yapılan denetimleri. Bir de bakanlık denetimleri olmak üzere iyi bir denetim sistemi var organik yetiştiricilikte.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim şimdi yine bir izleyicimizden Alev Kutay’dan gelen bir soruyu size yöneltmek istiyorum. Elektronik posta vasıtasıyla ulaşmış ve şu soruyu yöneltmiş size.

Alev Kutay: Güney doğudaki Irak ve Suriye sınırındaki alan mayın döşeli. Bu alan mayınlardan temizlenip tarıma açılacak mı? Açıldığı zaman buralarda organik tarım yapılabilir mi?

Talat Şentürk: Evet o konuda da bakanlığımızın milli savunma bakanlığıyla ortak çalışması var. Oralar temizlendikten sonra organik üretim için faaliyet başlayacak.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim Selahatin Avcı bir çiftçi izleyicimiz. Şu anda yine bilgisayarımıza düşen bir soru.

Selahattin Avcı (Çiftçi): Organik tarımda pazar sorunu var mı?

Talat Şentürk: Evet. Her üründe olduğu gibi elbetteki organik tarımda da pazar sorunu var. Şu anda mevcut haliyle pazar sorunu görükmüyor. Ancak biz üreticilerimizden ve işletmecilerimizden rastgele üretim yapmamalarını, mutlaka sözleşmeli ve piyasa istekleri olan ürünlere doğru gitmelerini, ezbere üretim yapmamaları yönünde tavsiyelerde bulunuyoruz. Ayrıca biraz önce Levent bey de söyledi. Aslında organik tarımla ilgili biz bölgesel düşünüyoruz. Yani çok küçük dar alanları düşünmüyoruz. Bölgesel alanlarda geniş üretim yaparak tüketiciyi pazarın ayağına getirmek gibi çalışmalarımız var. Elbetteki bütün ürünlerde olduğu gibi organik üretimde de pazar sorunu olabilir. Üreticilerimiz dikkatli olsun, mutlaka sözleşmeli üretim yaparak pazar sorununu bu şekliyle şimdilik çözme yoluna gitsinler derim.

Ahmet Yeşiltepe: Teşekkür ederim efendim. Sizin bir ek yapma isteğiniz var mı?

Levent Gürsel Alev: Tabi pazar çok önemli bir üretici açısından. Çok ciddi bir biçimde var. Pazar yok çünkü zaten aslında baktığınızda. Çünkü ülkemizde ekolojik tarımın şekillenişi kendi iç dinamiğiyle gelişmiş durumda değil. Tamamen ihracata yönelik yaklaşık sanıyorum yüzde 99 ihracat, iç pazara yönelik yaptığınız çalışmalar çok ciddi kesintiye uğruyorsunuz. Sözleşme yapacağınız kuruluşlar da yok doğrusu, açıkçası. O yüzden bunun aşılabilmesi için önlemler geliştirilmesi gerekir ve bunun da en doğru yöntemlerinin biz üreticilerin içinde yer aldığı ekolojik üretim ve tüketim kooperatifleri yoluyla çözülebileceğine inanıyoruz, düşünüyoruz ama açıkçası kamusal alandan bu konuda içpazarı açmaya yönelik ciddi ve etkili bir çalışma bugüne kadar görmüş değiliz.

Ahmet Yeşiltepe: Peki siz ürünlerinizi Türkiye içinde nasıl pazarlıyorsunuz?

Levent Gürsel Alev: Eş dost çevresi tamamen.

Ahmet Yeşiltepe: Evet Türkiye’de Sayın Şentürk, Türkiye’de içpazarın bu konuda daha çok bilinçlendirilmesi, pazarın açılması konusunda tarım bakanlığının bir çabası var mı?

Talat Şentürk: Evet tarım bakanlığının oradaki çabası pazarlamacıyla üreticiyi karşı karşıya getiriyor ve bunlara tavsiyede bulunuyor. Sözleşme yaptırarak üretim yoluna doğru gidiyor. Ancak organik tarımda üretim daha çok ihraç amaçlı. Çünkü iç piyasadan burada biz istediğimiz talebi göremiyoruz. Bu konuda eğitim yayım çalışmaları yapıyoruz. Pazarlamacı yani alıcı kuruluşları, üreticilerle karşı karşıya getirerek oraya doğru yönlendiriyoruz.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Şentürk Bahri Konyer bir çiftçi vatandaşımız izleyicimizin sorusunu hemen yöneltmek istiyorum. Önemli bir soru. İlgimi çekti. Şöyle diyor;

Bahri Konyer (Çiftçi): Organik tarıma geçiş için tarlanın 2 yıl ekilmediği, bu süre zarfında temizlendiğini biliyorum. Bu doğruysa biz geliri sadece tarla olan çiftçiler için bu süre zarfında devletten ne gibi destekler alabiliriz?

Talat Şentürk: Yani o geçiş süresinde herhangi bir desteği yok. Ancak geçiş süresini tamamladıktan sonra bizim desteğimiz ziraat bankası tarafından uygulanan indirimli tarımsal kredi faizlerinin kullandırılması.

Ahmet Yeşiltepe: Evet efendim. Teşekkür ederim. Şimdi sayın Alev size dönüyorum. Cafer Kuzulu bir çiftçi soruyu yöneltmiş.

Cafer Kuzulu (Çiftçi): Geleneksel tarım yöntemiyle yılda iki ürün alınabilen bir tarladan organik tarım yapıyorsak ne kadar verim alabiliriz?

Levent Gürsel Alev: Şimdi geleneksel tarım diye kastettiği aslında dedelerimizin yaptığı tarım şekli değil. Aslında endüstriyel tarım, yani ilaçlı tarımdan bahsediyor arkadaşımız. Bu daha çok tarım şeklinden dolayı tanımlanabilecek bir şey değil iki ürün meselesi. Daha çok iklim ve coğrafya ile ilgili. Yani ülkemizde bazı yörelerden senede gerçekten iki ürün alınabiliyor ama bazı yörelerde mesela doğuda Erzurum’da senede iki kere ürün almak mümkün değil. Dolayısıyla bu soruya şöyle aslında açılım getirmek gerekir; endüstriyel tarım metoduna göre karşı ekolojik tarım uyguladığınızda ne kadar verim alabilirsiniz diye bir sormak gerekir. Bunda aslında ciddi bir değer kaybı var. Kendi üretimimizden de biliyoruz. Yani nicel anlamda. Örneğin ilaçlı tarımda siz dönümde 4 yada 500 kg buğday alabiliyor iken, Trakya için bunu konuşuyorum. Eğer ekolojik tarım yaparsanız 250-300 maksimum 350 kilo alabilirsiniz yani yarı yarıya varan zaman zaman yüzde 35’e varan nicel anlamda değer kaybı söz konusu. Ancak burada zaten sorun ekolojik tarımın mantığı daha fazla üretim elde etmek değil. Daha sağlıklı ürün elde etmek. Küçük bir örnek verelim. Mesela bizim yerli mercimeğimiz var. Çok küçüktür. İnanılmaz lezzetlidir ama ıslah edilmiş büyük kaba yeşil mercimekler vardır. Onda o lezzeti, o tadı, o kaliteyi, niteliği bulamazsınız ve her zaman yerli ürünler daha pahalı, daha az yetişir. Nicel olarak ama ürün kalitesi bakımından konvansiyonel ürünlere daha üstündür.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim bir işletmeci izleyicimiz Seyfi Giritli şu soruyu yöneltmiş.

Seyfi Giritli (İşletmeci): Levent bey, bir ekolojik ürün üreticisi olarak Aralık 2004'te yürürlüğe giren organik tarım kanunu'nu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Levent Gürsel Alev: Aslında Talat bey uzun uzun anlatmaya çalıştı. Olumlu yönünün şu olduğunu düşünüyorum; gerçekten organik tarım komitesi tarım bakanlığına bağlı çok olumlu bir şekilde, çok gayret ettiler. Özellikle demokratik ve katılımcı olması konusunda epey çaba sarf ettiler. Biz ekoloji örgütleri, ekolojik ürün üreticileri ve bu alanda sivil anlamda faaliyette bulunan yapılanma olarak çalıştaylara davet ettiler. Dolayısıyla bu yasanın ve yönetmeliğin hazırlanması konusunda katkıları aldılar, bu yönü olumlu. Ancak çıkan sonucun çok açıkçası yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü biraz önceki sorulardan anlaşılıyor ki düşünülmeyen bir sürü şey var.

Ahmet Yeşiltepe: Evet şimdi sayın Şentürk’e dönmek istiyorum. Seda Kor isimli bir öğrenci izleyicimizin sorusu bu;

Seda Kor (Öğrenci): Tarımda bugün temel sorunlardan biri, tek kullanımlık tohum gibi tarımsal üretimi uluslararası dev şirketlere bağımlı kılan ürünlerin ve genetik teknolojilerin yaygınlaşması. Sizce organik tarım bu durum için de bir perspektif üretmeye yardımcı olabilir mi, bu bağımlılığı ortadan kaldırabilir, engelleyebilir mi?

Talat Şentürk: Efendim şimdi o izleyicimize teşekkür ediyorum. Tabi organik tarımda yetiştiricilik üretimden tüketime kadar devam ediyor. Yani tohumundan en son tükettiğimiz ürüne kadar veya fidesinden herşeyin organik olmasını istiyor. Bu tek kullanımlık dedikleri, burada kastettikleri daha çok yabancı döllenen bitkilerdeki hidrit tohumlar. Yani bunlar organik üretildiği taktirde organik tarımda kullanılamaz mı? Kullanılabilir. Bunların sizce organik tarım bu durum için de bir persfektif üretmeye yardımcı olur mu? Elbette ki olur. Organik tarımın herşeyin organik yapılması halinde bu tür şeylere itirazı yok.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim çok teşekkür ederim, programımıza katıldığınız için ve Levent bey gerçekten görüşlerinizle ve deneyimlerinizle programımızda çok önemli sorulara sanıyorum tatminkar yanıtlar verebildik. Evet bugün tarım bakanı sayın Mehdi Eker, organik tarım yapacak çiftçiler için kredi faizlerinin düşürüleceğini açıkladı. Bu çerçevede bizde bugün NTV’ye Sorun’da organik tarım konusuna bakmaya çalıştık. Bu konudaki sorularınıza yanıt vermeye çalıştık. Bize soru, görüş ve önerilerinizle 24 saat süreyle açık hattımızdan ulaşabilir ve soru, görüş ve önerilerinizi aktarabilirsiniz. Yarın farklı bir konu ve konuklarla yeniden karşınızda olacağız. Hoşçakalın.


Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları