Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
NTV

Konu: Otopark vergisi
Konuk: Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Kızılot


Ahmet Yeşiltepe: Haftanın ilk NTV'ye Sorun programından iyi günler. NTV'ye Sorun'da bugün konu başlığımız sokak ya da caddelerde uygulanması öngörülen otopark vergisi. Belediye gelirleri kanun taslağında yer alan bir maddeye göre, belediye meclislerince belirlenecek sokak ya da caddelere park edenlerden geçici kullanım harcı alınacak. Bir başka ifadeyle otopark bedeli talep edilecek. Bunun saatte 2, günde ise 7 yeni Türk lirası olması ve bu amaçla, söz konusu yerlere parkometre cihazı konulması planlanıyor. Ayrıca yine belediye meclislerinin belirlediği bölgelerde oturanlardan aylık ya da yıllık otopark izin pulu istenecek. Pulu aracına yapıştıranlar, kendi sokak ya da caddesine park edebilecek. Evet, belediye gelirleri kanun tasarısındaki bu madde ve genel çerçevede tasarı neleri içeriyor, bu konudaki sorularınızı Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor sayın Şükrü Kızılot Ankara stüdyomuzdan yayınımıza katılarak yanıt verecek. Ancak, her zaman olduğu gibi öncelikle telefon numaralarımızı hatırlatmak istiyorum. Telefon numaramız 0 212 335 40 35, öte yandan turkcell ve hazırkart sahipleri acıkhat yazıp boşluk bıraktıktan sonra soru ya da görüşlerini yazıp 7710’a kısa mesaj olarak gönderebilirler ya da isterseniz, 0 533 279 90 11 numaralı hattımıza da kısa mesaj gönderebilir veya internet üzerinden www.ntvmsnbc.com adresinden de bize ulaşıp soru, görüş ve önerilerinizi aktarabilirsiniz. Evet bugünkü konu başlığımızın otopark vergisi olduğunu genel çerçevede otopark vergisi olduğunu duyurmuştuk. Gazi Üniversitesi Öğretim üyelerinden profesör doktor sayın Şükrü Kızılot şu anda Ankara stüdyomuzda. Efendim hoşgeldiniz programımıza.

Şükrü Kızılot: Hoşbulduk iyi yayınlar diliyorum.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim ilk sorumuzu dilerseniz bir izleyicimiz kendisi size sormak istedi. Onu dinleyelim.

Emre Akyol (Sigortacı): Aracımı kapımın önüne park ettiğimde de devletime haraç ödemek zorunda mıyım?

Ahmet Yeşiltepe: Evet sayın Kızılot

Şükrü Kızılot: Evet başta İngiltere, Almanya, Fransa ve Avusturya olmak üzere yabancı ülkelerin çoğunda yaygın olan bir uygulama biçiminin Türkiye’ye de getirilmek istenildiği göze çarpıyor. Bu ülkelerde oturanlar araçlarını bulundukları sokağa ya da belirli bir bölgeye park edebilmek için yıllık bir otopark ücreti ödüyorlar ve bunun karşılığında taşıt vergisi alıp bir zamanlar bizde aracın camına yapıştırılan taşıt pulları vardı onun benzeri araçlarının camına yapıştırıyorlar. Yapılan kontrollerde onun vergisinin ödendiği, puldan anlaşılıyor ve herhangi bir işlem yapılmıyor ya da yapılıyor eğer bu tip yola başvurmamışsa. Biz de benzeri bir uygulamanın getirilmesi söz konusu. Belediyelerin gelirlerinin güçlendirilmesi amacıyla hazırlanan il özel idaresi ve belediye gelirleri yasa tasarısı var. Bunda öngörülüyor 50. maddesinde. Buna göre biz de araçların park edilmesi olayında geçici park harcı adı altında bir ücret alınması söz konusu. Saat başına 1 Yeni Türk Lirası, günde de 7 Türk Lirası olarak belirlenmiş... Aracını evinin önüne, sokağına park eden, düzenli olarak kullananlarla ilgili olarakta tasarı da çok net bir açıklama olmamakla birlikte saat başına ya da günlük yerine yabancı ülkelerde başta İngiltere olmak üzere, Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen hepsinde uygulanan yıllık bir harç ödenmesi ve bununda cama yapıştırılması şeklinde bir uygulamanın getirilmesi bekleniyor. Sonuç olarak evet, evinizin önüne aracınızı park ettiğinizde 2006 yılından itibaren vergi ödeme durumuyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet sayın Kızılot yine bir izleyicimiz kendi sorusunu kendisi yöneltecek size.

Tuncay Kaya (İşletmeci): Yeni çıkan vergilendirilme de araçların vergilendirilmesi nasıl alınacak; araçların kilosu, markasına göre mi alınacak diye soruyorum uzmanlara.

Ahmet Yeşiltepe: Evet efendim

Şükrü Kızılot: Soru sahibi motorlu taşıtlar vergisiyle ilgili durumu merak ediyor. Hemen belirtelim. Motorlu taşıtlar vergisiyle ilgili olarak 2006 yılında herhangi bir sistem değişikliği söz konusu değil. Dolayısıyla 2005 yılında ödenen vergilerin benzeri bir verginin ödenmesi söz konusu. Hemen ekleyeyim. Aynısı değil, yeniden değerleme oranının yarısı kadar arttırılıyor. Yaklaşık yüzde 5-10 civarında bir artış söz konusu. Araçların vergisi nasıl hesaplanıyor olayına gelince. Mevcut duruma göre, silindir hacmi ve aracın modeli esas alınıyor. Yani silindir hacmi neyse bir de kaç yaşında olduğuna bakılıyor ve buna göre de vergisi hesaplanıyor. Burada silindir hacmi yüksek olan bazı araçlar talihsiz bir durumla karşı karşıya kalıp çok daha pahalı araçlardan yüksek vergi ödeme duruma karşı karşıya kalabiliyorlar. 2005 yılındaki uygulamanın değişmesi söz konusu değil. Yalnız yeni hazırlanan belediye gelirleri yasa tasarısıyla ilgili olarak toplanan motorlu taşıtlar vergisinin yarısının belediye aktarılması öngörülüyor. İşte bu noktada benim bir tereddütüm var o da şu; Yaklaşık 2 milyar Ytl, yani 2 katrilyon civarında ülkemizde motorlu taşıtlar vergisi toplanıyor. Bunun yarısının aktarılması demek 1.1 milyar Ytl, 1.1 kattrilyon liranın belediyelere aktarılması anlamına gelecek ki bu da vergi gelirlerinde bu tutarda bir azalmaya işaret ediyor. Buna IMF yetkililerinin gelir azalması yönüyle karşı çıkabileceklerini tahmin ediyorum. Hem yasanın çıkması, hem de gelirde bir azalma olmaması demek şu anda mevcut olan motorlu taşıtlar vergisinin yüzde 100 oranında arttırılıp yarısının belediyelere aktarılması şeklinde olursa bu sorun çözümlenir ama bu da çok büyük tepkilere neden olur. En son motorlu taşıtlar vergisi artışında halkın çok ciddi bir tepkisi olmuştu. İhtimal vermemekle birlikte bir olasılık olarak bunu da belirtebilirim. Ülkemizdeki motorlu taşıtların sayısı da yaklaşık 10 milyon civarında bunu da hemen eklemiş olayım.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot isterseniz şöyle bir ekleme yapalım. Az önce izleyicimizin sorusu biraz da otopark vergisini, motorlu taşıtlar vergisiyle ilişkilendiriyor gibi de algıladım ben. Örneğin Jeep türü, kamyonet türü daha büyük, daha geniş çaptaki araçların parkıyla, otoparkıyla diğer araçların otoparkı arasında tabiki fark var. Bu çerçevede bir uygulama, bir değişik uygulama söz konusu olacak mı araca göre, aracın ebatına göre şeklinde bir soru gibi algıladım bilemiyorum siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şükrü Kızılot: Onu da ekleyeyim ben hemen. Tasarının 50. maddesinin C bendinde, her taşıt için şeklinde bir ifade kullanıyor. Her taşıt için derken taşıtlar arasında bir ayrıma girilmemiş. Dolayısıyla 20 yaşındaki bir taşıtı olanda, yeni model bir taşıtı olanda aynısını ödeyecek, aynı şekilde Jeep’i olanda, otomobili olanda veya daha başka aracı olanda aynı vergiyi ödemek durumunda karşı karşıya kalacak. Daha doğrusu geçici kullanım harcı adı altında. çünkü burada taşıt sözcüğü kullanılmış. O nedenle de ben otomobil deyimini özellikle kullanmadım ve sonlara doğru da 10 milyon civarında taşıt var derken tamamını kastetmeye çalıştım. O itibarla, araçlar arasında herhangi bir ayrım güdülmüyor. Şimdiki durum bu.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot yine sıradaki soruyu izleyicimizin kendisi yöneltecek hep beraber dinleyelim.

Kemal Seren (Şoför): Uygulama ne zaman başlayacak, otopark mafyasını önleyecek mi?

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot en fazla yöneltilen sorulardan birisi. Uygulamanın temel amaçlarından birisi otopark mafyasını yok etmek, çökertmek şeklide algılanmış. Sizin yaklaşımınız, görüşünüz nedir bu konuda?

Şükrü Kızılot: Efendim öncelikle uygulamanın ne zaman başlayacağını söyleyeyim. Meclis açıldıktan sonra bu tasarının yasalaşmasına bağlı olarak 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren uygulamanın başlaması söz konusu. Daha sonra bununla ilgili uygulama esaslarının açıklanması, ayrıntılarının açıklanması söz konusu. Buradaki amaç ne olabilir? Konuşmamım başlangıcında da belirtmiştim. Avrupa ülkelerinde başta İngiltere, Almanya, Fransa ve Avusturya olmak üzere yıllardır uygulanıyor. Burada asıl amaç, halkın kendi araçlarıyla değil, toplu taşım araçlarıyla gidecekleri yerlere gitmesi. Yani kendi araçlarından uzaklaştırıp, toplu taşıma araçlarına, otobüse veya diğer trene benzeri araçlara yönlendirmek amaçlanıyor. Böyle olunca da özellikle kent işi trafikteki yoğunluğun hafifletilmesi öngörülüyor. Buna bağı olarak ülkemizde rastlanan bir olay. Tabi yabancı ülkelerde bu tip bir olay yok. Otopark mafyası diye adlandırılan bir kesim var ve bundan ciddi anlamda bir rahatsızlık söz konusu. Sokaklara ve caddelere araçların park edilmesi karşılığında belli bir ödemenin yapılmasıyla birlikte bu otopark mafyası denilen kesimle ortadan büyük ölçüde kalkacak diye tahmin ediliyor ama tek amacı bu değil. Asıl amaç bir belediyelere gelir yaratmak, iki halkı daha çok araçlarıyla değil de toplu taşım araçlarıyla gidecekleri yerlere ulaşmaya yönlendirmek, bu ikisini başlıca neden olarak söyleyebiliriz ama otopark mafyası da tabiki bir üçüncü unsur olarak burada belirtilebilir.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot sırada müeyyidelerle, cezai yaptırımlarla ilgili bir soru var. Yine izleyicimizin kendisi yöneltiyor bu soruyu kendisi.

Ozan Tan (Doktor): Pulu almayanlara ne gibi müeyyide uygulanacak bunu öğrenmek istiyorum. Yaptırım gücü nasıl olacak, bunu nasıl takip edecek?

Şükrü Kızılot: Şimdi bu pulun alınmaması halinde bu trafik cezasının benzeri bir ceza yazılması söz konusu. Burada caydırıcılık unsuru ön planda olacak. Yabancı ülkelerde bakıyoruz; pul olmadan ya da para ödenmeden aracını park edenlere çok ciddi tutarlarda cezalar uygulanıyor. Örneğin 100 katı tutarında. 2 lira ise onun yüz katı gibi. Olay tek başına pul da değil yabancı ülkelerde gidenler farketmişlerdir. Park metre denilen bir takım aletler var. Onların içine para atılması şeklinde de ne kadar süre kalacaksa, o kadar süreyle para atması şeklinde de olabiliyor. Bizde bunun uygulama ayrıntıları tasarı mecliste yasalaştıktan sonra belli olacak. O nedenle özellikle 2006 yılı başınan itibaren bir takım cihazların olup olmayacağını veya diğer ayrıntıları şimdiden söyleyemiyoruz. Fakat bu ödemeyle ilgili esaslar ya bir pul alınıp yıllık olarak ödenmesi, aylık olarak ödenmesi ya da dediğim gibi cihazlara para atılması şeklinde oluyor yabancı ülkelerde. Başarıyla da uygulanıyor. Bizde de benzeri bir durum söz konusu. Buna uymayanlara da bunun 100 katı, 50 katı cezaların uygulanması söz konusu. Şu anda tasarı da il özel idaresi ve belediye gelirleri kanunu tasarısında cezalarla ilgili bir hüküm yer almıyor. Onu yakında belli olduğunda öğreneceğiz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet. Sırada uygulamaya yönelik bir soru var. Yine izleyicimizin kendiis soruyor.

Engin Biçer (Çiçekçi): Sorum şu, ben mesela park vergimi ödedim sokağımın. Fakat sokağımda yer yok. Ne yapacağım bu durumda?

Şükrü Kızılot: Evet o vergiyi ödemek demek, mutlaka orada bir araçlık yer olacağı anlamına gelmiyor. Yabancı ülkelerde de öyle. Dolaşıyorlar, şu anda bizim yaptığımız gibi. Sokağın veya evinin daha ötesine, sokağının daha ötesine uygun bir yere park edip daha sonra orası boşaldığında alıp geliyor. Fakat şunu söyleyebiliriz. O sokağa her önüne gelen park edemeyecek. O bölgeyle ilgili olarak park edebilme olanağı olan, yani bunun pulunu alan kişiler park edebiliyorlar. O nedenle de trafikte de bir rahatlama olacağı tahmin ediliyor. Yani bir aracın sahipsiz olarak veya günlerce bir sokağa terk edilmesi burada söz konusu olmayacak ve biraz önce de belirttiğim gibi çok kişi bunu ödememek için belki de aracına değil de otobüste veya diğer araçlarla gideceği yere ulaşacak. Hem trafik rahatlayacak, hem de sokaklar rahatlayacak diye tahmin ediyoruz.

Ahmet Yeşiltepe: Umarız öyle olur. Sayın Kızılot bir izleyicimiz Sedat Gözcü elektronik posta vasıtasıyla bize ulaşıp size şu soruyu yöneltmiş. Aslında başlangıçta sorunun bir bölümünü yanıtladınız ama son bölümler çok önemli.

Sedat Gözcü (İşletmeci): Aracını sokağa park edenlere getirilmesi planlanan otopark vergisi tam olarak neyi amaçlıyor? Asıl hedef hangisi, otopark sorununu düzenleyerek otopark mafyasına dur demek mi, yoksa belediye kasalarını doldurmak mı? Alınan vergilerin yüzde kaçı il özel idaresi'nen , yüzde kaçı belediyelere aktarılacak?

Şükrü Kızılot: Şimdi bu konu aslında tek başına otoparktan alınacak gelirle ilgili değil. Bir paket bu. Beraberimde de getirdim. Şöyle bir tasarı var il özel idareleri ve belediye gelirleriyle ilgili bir tasarı. Bunun içerisinde yer alıyor. Gerekçesi vs. bütün ayrıntısı. 135 sayfalık bir tasarı. Bu arada buna da göz atmış olalım. Burada değişik adlar altında çok sayıda vergilerin ve harçların getirilmesi söz konusu. Bunlardan sadece birisi. Örneğin geniş bir kesimi ilgilendiren bir vergi var, emlak vergisi. Tam 19 milyon vatandaşı yakından ilgilendiren emlak vergisi var. Emlak vergisi ile ilgili ciddi bir artış söz konusu. Emlak vergisinin oranı yüzde 50 arttırılıyor gelir yaratmak amacıyla. Diğer artışlarla birlikte yani kültür bakanlığına olan katkı payı, arsa değerlerinin yükseltilmesinden doğan fark derken 2006 yılında ödenecek olan emlak vergisinin 2005 yıla kıyası yüzde 100 oranında artacağını söyleyebiliriz. Ayrıca turizm işletmelerinde otel, motel, pansiyon vb. yerlerde konaklama vergisi adı altında bir vergi geliyor. Kilonun yüzde 3’ü oranında bir vergi ödemeleri söz konusu. Bu arada bir başkası kahvehanelerde, kafelere, internet kafeler dahil gidenlerden de yine bu işletmelerde verginin kapsamına alınıyor. Eğlence vergisinin kapsamına alınıyor. Sadece köylerdeki kahvehaneler kapsam dışında bırakılıyor. İşlenmiş su vergisi adı altında yeni bir vergi geliyor. Şimdiye kadar tanışmadığınız içtiğimiz bir bardak su dahil işlenmiş olan tüm sulardan bu tip bir verginin alınması söz konusu. O da suyun fiyatına doğrudan yansıyacağı için ciddi bir maliyet unsuru getirecek. Aynı şekilde doğalgaz ve tüpgaza da bir vergi geliyor. Bu belediye ve özel idarelerine kaynak yaratmak amacıyla. Burada da şimdiye kadar yoktu. Doğalgaz ve tüpgaz kullananlarda bundan dolayı yüzde 1 oranında bir vergi ödeyecekler. Oran şu anda çok düşük ama biz bu olayı daha önceden de gördük. Zamanla arttırılıyor. Bunun yanı sıra getirilen bir başka vergi, eğlence vergisi var. Çeşitli eğlence yerlerine girişlerde eğlence vergisi adı altında bir verginin alınması söz konusu. Bu arada bir başka vergi türü de belki de güleceksiniz, tavuk kesme vergisi adı altında adlandırdığımız kümes hayvanlarının kesilmesiyle ilgili olarak da yine bir vergi getiriliyor. Bununla da bitmiyor. Daha önce var olan bir takım vergiler var. O vergiler de revize ediliyor, arttırılıyor. Örneğin bina inşaat harcı arttırılıyor. Örneğin çevre temizlik vergisi, yapı kullanma izin belgesi, çevre reklam vergisi, ilan vergisi gibi vergilerde yeniden düzenleniyor, bunlar arttırılıyor. Bunlar bir paket. Bu paketin içerisine biz sadece 50. maddenin C bendinde, D bendinde yer alanları koyduk. Soru gelmedi ama taşıtlarla ilgili olarak ben ekleyeyim. Bu arada taksi durakları da unutulmuyor ve duraklardaki taksiler için de yılda 30 Ytl durak vergisi harç alınıyor. Yani gördüğümüz taksi duraklarından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin yılda 30 lira da geçici kullanım harcı adı altında bir harç alınması söz konusu. Hem taksilerden, diğerlerinden de zaten saat başına alıyor. Taksilerin biz burada duraklarda beklediğini varsayıyoruz. Demek ki burada taksiler bir anlamda diğerlerine kıyasla gözetilmiş oluyorlar. Çünkü yıllık 30 Ytl, aylık 2.5 Ytl’ye isabet ediyor. Olayın genel çerçevesi bu. Kuşkusuz TBMM genel kurulunda kabul edildikten sonra bunun ayrıntılarını daha net olarak görebileceğiz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet sayın Kızılot eğer tabi bu şekliyle kabul edilirse vatandaşların yerel yönetimlerden beklentilerinin çıtası da yükselecek o halde. Çünkü gerçekten de alınan vergilerin miktarı açısından bakıldığında herhalde vatandaşların bir iki sorudaki saptaması yani belediyelerin kasaları dolacak şeklindeki ifade biçimi herhalde doğru oluyor?

Şükrü Kızılot: Belediyelerin bunu ne şekilde kullanabileceklerine de bağlı tabi.

Ahmet Yeşiltepe: Yine bir izleyicimiz Nermin Sapa uygulamaya yönelik bir soruyu yöneltmiş size.

Nermin Sapa (Mimar): Park pulu uygulaması sadece araç sahiplerinin ikamet ettikleri semtte mi geçerli olacak? İş yerine arabayla gidenler ne yapacak, o bölge için başka bir pul daha mı alacaklar? Yoksa pullar birkaç bölgeyi kapsayacak şekilde mi basılacak? Otopark vergisi, şehrin her köşesi, her sokağı için geçerli mi?

Şükrü Kızılot: Şimdi bu pulu almayanlar saatlik olarak park ettiklerinde bu belediye encümenince belirlenecek olan bölgelerde saat başı 2 Ytl ödeyecekleri belirtiliyor. Bu arada da belirli bölgeler itibariyle de pul alınması halinde de pulun geçerliliği söz konusu. Eğer işyeri ile evi aynı bölgede ise o zaman aldığı yıllık pul bir yıllık ödeme yaparak aracının camına yapıştırdığı işyerinin bulunduğu sokakta da geçerli olacak. Ancak işyeriyle evi farklı bölgelerde olması halinde ve her ikisinin de bu taşıt pulunun ödenmesine tabi olması halinde veyahutta geçici kullanım aracına tabi olması halinde her ikisi içinde de ayrı ayrı ödenmesi söz konusu. Bu arada hemen belirteyim. Tasarıda belediyelerce, yani belediyenin yetkili organlarınca belirlenecek sokaklarda ve caddelerde park edenler deniliyor. Buradan şöyle bir anlam çıkıyor. Yumuşak bir inişle geçileceği. Başlangıçta belki de istisnasız tüm sokakların bu kapsama alınmayacağı, belli başlı yerlerin olacağı daha sonra kademeli olarak bunun yaygınlaştırılacağı sonucu çıkıyor. Dolayısıyla bu yasa çıkar çıkmaz aracınızı nereye koyarsanız koyun, mutlaka orada bir geçici kullanım harcı ödenecektir diyemeyiz. Bunun ayrıntılarını beklemek gerekiyor. Fakat ilke olarak bundan sonra aracı sokağa, caddeye park etme olayı bir harca tabi olacak diyebiliriz.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim bir öğrenci izleyicimiz Yusuf Tehkim soruyor.

Yusuf Tehkim (Öğrenci): Park pulu uygulaması başladığında, merkezi yerlerde, işlek caddelerde 2 saatlik bilet alarak araba park etme sistemine son mu verilecek? Gazetelerde araç sahiplerinden geçici kullanım harcı verileceğini okudum. Harç saatte 2, günde 7 Ytl olacakmış. Sokaklara parkometreler koyulacakmış, bunun Nişantaşı'ndaki 2 saate 4 Ytl uygulamasında ne farkı olacak ki?

Şükrü Kızılot: Evet. Şimdi tabi bu arada şöyle bir sonuca varmamak gerekiyor. Artık park etmek olayı bir harca tabi olacağına göre vatandaş istediği yere aracını park edebilir gibi bir sonuç çıkarmayacağız. Özellikle çok işlek olan bulvarlarda yabancı ülkelerde de görüyoruz, park yasağı var. Burada araçların park edileceği yerler park yasağı olmayan yerler ama akışı içerisinde yasanın bunun değiştirilmesi söz konusu olabilir. Örneğin emlak vergisi başlangıçta Türkiye genelinde tüm konutlarda tüm işyerlerinde aynı oranda binde birdi konutlarda, işyerlerinde ise konut dışındaki binalarda ise binde ikiydi. Daha sonra emlak vergisi yasasında bir değişiklik yapılarak bunun büyükşehir belediyesi sınırları içideki yerlerde yüzde 100 arttırımlı olarak uygulanacağı belirtildi. Burada da yasa çıktıktan bir süre sonra yeni bir yasal düzenleme yapılarak veya mecliste kabul edilirken, büyükşehir belediye sınırları içerisinde yüzde 100 arttırımlı olarak uygulanır denebilir ya da belediyelere belli yetkiler verilebilinir. Belediyelerin aldığı çeşitli vergilerde, örneğin ilan ve reklam vergisinde ve harçlarda belediyelere sağlanan bir takım böyle insiyatifler var. Tabanı ve tavanı göstermek suretiyle. Belediyeler o çerçevede özellikle büyükşehir belediyeleri bazı semtlerde bunu farklı olarak ta belirleyebilirler. Bu tabi bizimkisi şu anda bir tahmin, geçmişte olanlara bakarak. Yasadaki mevcut şeklinde sadece sınırlı bir açıklama var. Bundan sonraki gelişmeler bakalım nasıl olacak. Onu dediğim gibi birlikte göreceğiz.

Ahmet Yeşiltepe: Evet ayrıntılar daha sonra belli olacak ama uygulamaya yönelik yine de çok soru var elimizde. Sayın Kızılot, Nurhan Yankılı bir ev kadını izleyicimiz yöneltmiş bu soruyu size.

Nurhan Yankılı (Ev kadını): Arabasını sokağa park edene getirilecek vergi, her arabaya mı getirilecek? Kendi evininin garajı olan ve dışarı çıktığında yine özel otoparkları kullanan kişilere bu pulu alma zorunluluğu getirilecek mi?

Şükrü Kızılot: Evet. Şimdi burada şöyle bir olay var. Evet kapalı otoparkı var binasının altında oraya koyuyor ama o aracıyla bir yere gidiyor. Nereye gidiyor işyerine, nereye gidiyor alış verişe gidiyor, eğlenceye gidiyor, arkadaş ziyaretine gidiyor. Bu durumda olanların o zaman saat başına ya da günlük bir geçici kullanım harcı ödemeleri söz konusu olacak. Olay sadece evin önüne konulan araç diye adlandırılmaması gerekiyor. Aracıyla herhangi bir yere gittiğinde arabasını sokağa park ettiği zaman mutlaka orada bu harcı ödemesi gerekiyor. Örneğimizdeki kişinin evindeki kapalı garajdan çıkıp hiç durmadan gideceği yerlere gidip tekrar evindeki garaja dönmesi gibi bir durum olabilir ki bu pratikte pek mümkün değil. Herhangi bir yere gittiğinde aracını park ettiğinde o zaman saatlik 2 Ytl üzerinden şu andaki tasarıya göre bir geçici kullanım harcı ödemeyle karşı karşıya kalacak soru sahibi.

Ahmet Yeşiltepe: Efendim şimdi sırada bir mukayese sorusu var. Deniz Tarkan bir öğrenci izleyicimiz şu soruyu yöneltmiş size;

Deniz Tarkan (Öğrenci): Avrupa'da otopark pulu uygulaması nasıl işliyor? Orada nasıl sonuç vermiş bu sistem?

Şükrü Kızılot: Avrupa’da bu sistem, öteden beri uygulanıyor ve başarıyla uygulanıyor. Orada insanlar kurallara uyma olayına bize kıyasla çok daha yatkınlar. Burada belki de yaptırımının da onlar açısından çok ağır olmasının da etkisi var. Biraz önce de belirttiğim gibi orada araçlarına normal taşıt vergisi olayında olduğu bir de bu parkla ilgili olarak ikinci bir pul alıp yapıştırmaları söz konusu oluyor. Yabancı ülkelere gittiğimizde araçların camına taşıt vergisiyle ilgili bir pulun yapıştırıldığını görüyoruz. Benzeri uygulama ülkemizde de getirildi biliyorsunuz ve çok ciddi itirazlar oldu. En sonunda bundan vazgeçildi. Şu anda yok bu. İlave olarak bir de bu parkla ilgili araçlarına ikinci bir pulu yapıştırıyorlar. Çünkü kural buysa ben bu kurala uymuyorum deme hakkını kendilerinde görmüyorlar ve bulundukları bölgeye göre örneğin İngiltere’de, 1. zoom, 2. zoom, 3. zoom gibi böyle bölgeler var. Bölgeye göre ödeyip ki değişik ülkelere göre de değişiyor bu. Örneğin diyelim ki 100 sterlin yıllık ödeme yapıyorlar o bölge için ve bir yıl boyunca o bölgede araçlarını diledikleri yere tabi park etmeye müsait olan yere park ettiklerinde ilave bir ödeme yapmıyorlar. Yabancı ülkelerin hepsinde bu. Bununla da yetinilmiyor. Bazen de o bölgenin dışına çıkmış oluyor. Yani kendisinin zaman zaman gittiği bazı yerler var. orası için yıllık bir pul parası ödemesine gerek yok. O zaman bulunduğu bölgenin dışına çıktığında örneğin bir başka kente gittinde bir başka ilçeye gittiğinde veya birinci bölge için ödemişte, üçüncü bölgeye gittiğinde o zaman aracını park ettiği yerde ya bir bilet alıyor ya da orada kumbara varsa parkmetre dedikleri, oraya belirlenen tutarı yatırıyor ve orada kronometre benzeri saat çalışmaya başlıyor. görevliler var. Çok ciddi şekilde kontrol ediyorlar araçları ve bakıyorlar örneğin o parkmetre de ne kadar kalmış yarım saat daha süresi var. Araç orada duruyor ama aracın süresi bitmişse oraya yatırdığı paranın, o zaman görevli hemen ceza uygulama yoluna gidiyor. Duruma göre kilitleme şeklinde uygulamaya başvurması da söz konusu oluyor. Aracın bulunduğu parkta kelepçelenmesi, kilitleme dedim, lastiklerin kelepçelenmesi ve kullanılamaz hale gelmesi gibi yaptırımlar söz konusu olabiliyor. O itibarla yabancı ülkelerde oturmuş bir sistem. Özellikle trafiği rahatlatabilmek yönünden çok yararlı olmuş. Tabi yabancı ülkelerde kitle ulaşım araçlarını kullanma Türkiye’ye kıyasla çok daha yaygın. Birincisi gerekli altyapı var. Özellikle metrolar gittiğimizde hayranlığımızı gizleyemiyoruz. Ülkemizde de İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir vb. birkaç il de bu olaylar başladı. Dileğimiz Türkiye genelinde zamanla yayılması ve gerçekten şu trafik sıkışıklığının biraz daha azalması ve toplu taşıma araçlarına yönelinmesi. Bu bizi sadece trafik sıkışıklığı anlamında değilde maddi yönden de rahatlacak olan bir olay. Yılbaşından bu yana akaryakıta gelen zam yüzde 56 oranında. Yani yüzde 8, yüzde 6 enflasyonun konuşulduğu ülkemizde, sadece akaryakıta gelen zam ilk yedi ayda yüzde 56. Biz akaryakıtımızın, petrolün büyük bir kısmını yurtdışından ithal ediyoruz bilindiği gibi. Bu bizim bu şekilde giderlerimizi de aşağıya çekebilecek bir unsur olduğu için dolaylı bir etkisi de olur. Tabiki belli bir ölçüde olur. Yoksa bizim ithal ettiğimiz petrolün tamamını taşıtlar kullanıyor dememiz söz konusu değil, belli bir kısmını kullanıyor.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot bir izleyicimiz Sertaç Çakar soruyor. Aslında izleyicimizin sorusu genel olarak baktığımızda iki cümleden oluşuyor ama pekçok vatandaşın serzenişine yeniden tercüman olması nedeniyle ben aslında tüm soruyu yorumu okumak istiyorum size. Şöyle diyor izleyicimiz;

Sertaç Çakar (Serbest Meslek): Maaşlı çalışıyorum ve maaşımı almadan büyük bölümünü zaten vergi olarak veriyorum, çalışma saatlerim sebebiyle işe arabamla gitmem gerek, arabama onun ÖTV'sine, KDV'sine, motorlu taşıt vergisine, trafik sigortasına, benzine, benzinin vergisine, otoparkına ayrı ayrı yüklüce para veriyorum. Şimdi de benden otopark vergisi isteniyor. "bu otopark vergisi Avrupa'da da var" gerekçesi de beni ilgilendirmiyor. Zaten nedense hep Avrupa'nın vergileri bize geliyor, onların gelir düzeyini, asgari ücretlerini, sosyal haklarını bir türlü göremiyoruz. Bu uzun şikayetten sonra vatandaşın bu vergiye itiraz etme, bir yerlere dava açma, bu uygulamayı başlamadan durdurma şansı var mı?

Şükrü Kızılot: Şimdi efendim Türkiye’de yürürlükte olan yasalara göre bir yasa kabul edildikten sonra yani sayın cumhurbaşkanı da onaylayıp resmi gazetede yayınlandıktan sonra bir vatandaşın o yasanın iptali için mahkekeme veya birbaşka yere dava açma şansı hukuken yok. Burada anayasaya aykırılık iddiasıyla ancak anayasa mahkemesine gidilmesi söz konusu olabilir. Vatandaşların anayasa mahkemesine dava açma hakkı da yok. Nasıl olabilir. Burada belirtilmiş. Sayın cumhurbaşkanı anayasa mahkemesine, anayasaya aykırılık iddiasıyla itiraz edebilir, bir yol bu. Bir diğer yol, TBMM’deki üye tam sayısının 5’te 1’ini oluşturan sayıdaki milletvekilinin imzasıyla dava açılabilir. Yani 1 milletvekili, 5 milletvekili, 10 milletvekili bir araya gelip anayasa mahkemesine dava açamaz. 3. sü ise şu olabilir. Örneğin vergi mahkemesinin veya bir başka mahkemeye dava açıldığında, kişi anayasaya aykırılık iddiasında bulunabilir. O mahkeme anayasa aykırılık iddiasınıı eğer ciddi bulursa o zaman mahkemenin anayasaya aykırılık iddiasıyla olayı anayasa mahkemesine taşıması yani dava açması söz konusu olabilr. Bunların dışında şahısların dava açması söz konusu değil. Hemen belirteyim izleyicimizin söyledikleri genelinde doğru. Ama burada taşıt vergisinden falan öte, yabancı ülkeyle kıyasladığımızda Türkiye’de dikkati çeken önemli bir çarpıklık var. Bizde dolaylı vergilerin oranı çok yüksek. Geçtiğimiz günlerde de basında konu oldu. İlk 6 ayın gerçekleşen sonuçlarına göre yüzde 71’i bulmuş durumda dolaylı vergiler. Bu oran çok yüksek. Dolaylı vergiler kişinin maddi durumuna bakmadan, ödeme gücüne bakmadan herkesle aynı oranda veya tutarda alınan bir vergi olduğu için yabancı ülkelerde dolaylı vergilerin oranı Türkiye’yle kıyaslanmayacak kadar düşük. O itibarla bizle vergilerin asıl ödemesi gereken kişilerden ve kurumlardan alınması gerekirken, bu alınmıyor. Gelir vergisi ve kurumlar vergisi tahsilatı her geçen yıl düşüyor. Buna karşılık dolaylı vergiler artıyor. O nedenle belki şunu ekleyebilirim, izleyicinin sorusuna veya dileğine. Ülkemizde kayıt dışılık aldı başını gidiyor. Yüzde 60’larla ifade ediliyor. sürekli olarak kayıtlı olan mükelleflerden vergi alınıyor o da alınabildiği kadar. Onların da kayıt dışı gelirlerinden alınamıyor. Türkiye’de etkin bir denetim sistemiyle, etkin bir vergilendirme sistemiyle yabancı ülkelerde olduğu gibi gelir üzerine, kazanç üzerinden vergi alınmaya ağırlık verilmesi, diğerlerinin üzerine de çok fazla gidilmemesi daha anlamlı olur. Kaldı ki anayasamızın 73. maddesinde de vergiresim harç, mali güce göre alınır deniliyor ve hemen ardından da ekleniyor. Vergi yükünün adaletli ve dengeli olarak dağıtılması gerekir diyor. Türkiye’deki mevcut durumda dolaylı vergilerin yüksek olmasından dolayı vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının söz konusu olmadı yıllardır söyleniyor ve tartışılıyor ve doğrusu da bu. O nedenle artık yavaş yavaş vergi tabanını yaymak. Bugüne kadar vergiyle hiç tanışmamış olanları verginin kapsamına almak ve dolaysız vergileri arttırarak, dolaylı vergilere yüklenmemek aşağıya çekmek burada en anlamlı yol olarak gözüküyor diyebilirim.

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot Türkiye’nin gerçekleri göz önüne alındığında haliyle aslında şüpheyle sorulmuş bir soru var şimdi sırada. Kemal Ali Yurtkan sormuşu bu soruyu.

Kemal Ali Yurtkan (Tüccar): Otopark vergisiyle otopark mafyasının önüne geçileceği söyleniyor, peki ama zaten normalde parkın parasız olduğu kaldırım kenarlarından para toparlayan kimseler, yine benden para istediğinde camımdaki pulu mu göstereceğim ben onlara? Adı üstünde bunlar mafya, benim sözümü dinler mi? Ya bana ya da arabama zarar verebilir. Emniyet, belediye yetkilileri bu konuda önlem almazlarsa vergi pulu ne işe yarar ki?

Ahmet Yeşiltepe: Ne diyorsunuz efendim bu yoruma?

Şükrü Kızılot: Özelilkle bazı bölgeler açısından soru sahibine hak vermemek elde değil. Basında adı sık sık geçen bir takım eğlence yerleri var bildiğimiz. Özellikle İstanbul ağırlıklı. Buralara gidip aracınızla gittiğinizde, aracınızı oraya anahtarıyla birlikte bırakmak durumundasınız. Çıktığınızda aracınızı istiyorsunuz ve getiriyorlar aracınızı teslim ediyorlar. O noktada 5 Ytl ya da 10 Ytl yani 5 milyon veya 10 milyon verdiğinizde şöyle yüzünüze bakıp suratını ekşitiyorlar ve kafayı sallıyorlar ben bunu kabul edemem anlamında. 20 Ytl den aşağıya kabul etmiyorlar ve ilginçtir bu gibi yerlere günde 500 kişinin, 1000 kişinin geldiği de oluyor. Bu şekliyle bir hesaplama yaptığımızda 10 bin, 15 bin, 20 bin Ytl gibi de bir günlük gelir söz konusu ve bunların çoğu da vergi mükellefi bile değiller. Bu biliniyor. Özellikle belli kesimin gittiği yerlerde çok iyi biliniyor ama nedense bununla ilgili herhangi bir önlem alınmıyor. Soru sahibi haklı. Gittiği yerde eğer kendini koruyacak bir düzen yoksa, ayrıca bunu da vereceksin denilir ise o zaman yapabileceği bir olay ne olabilir? Onu düşünmek lazım. Çünkü kapatıyorlar, yolun kenarını. Oraya bir takım engeller koyuyorlar. Ancak buraya parayla park edebilirsiniz şeklinde şimdiye kadar ki uygulama bu. Devletin veya belediyelerin bu güvenceyi vermesi, bu açıklamayı yapması

Ahmet Yeşiltepe: Sayın Kızılot’la şu an için en azından görüntü bağlantımız sağlanamıyor. Sayın Kızılot beni duyabiliyor musunuz? Evet şu an için bir küçük problemimiz var, teknik problemimiz. Aslında NTV’ye Sorun’un da şu dakikalarda sonuna geldik NTV’ye Sorun’un. Programımızı burada bitiriyoruz. Bugünkü konu başlığımız yeni dönemde, meclisin tatilden dönmesiyle birlikte ele alınacak kanun tasarılarına ilişkindi ve bu tasarılardan en önemlisi; belediye gelirleri kanun taslağıydı. Bu taslakla ilgili olarak özellikle otopark vergisi konusu üzerine izleyicilerimizin sorularını Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Şükrü Kızılot’a bu soruları yönelttik ve yanıtlarını aldık. NTV’ye Sorun bugün itibariyle sona eriyor. Ancak bize 24 saat süreyle soru, görüş ve önerilerinizi 24 saat süreyle açık olan açık hattımızdan iletebilirsiniz. Başka bir programda görüşmek umuduyla hoşçakalın efendim.


Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları