Türk Sinemasından dünya rekoru!
Filme çekilmiş 395 senaryosu, Guinness tarafından bir dünya rekoru olarak tescil edilen Safa Önal, sertifikasını Guinness Türkiye Fahri Temsilcisi Prof. Dr. Orhan Kuralın elinden aldı. |
 |
 |
| [soldan sağa] Ertem Göreç, Safa Önal, Orhan Kural, Hülya Koçyiğit, Yılmaz Atadeniz |
Yasemin Arpa
Güncelleme: 17:12 TSI 08 Ağustos 2005 Pazartesi
İSTANBUL - İTÜnün Ayazağa Yerleşkesinde yapılan törene Yeşilçam yönetmenlerinden Ertem Göreç, Yılmaz Atadeniz ve sinema oyuncusu Hülya Koçyiğit de katıldı.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
|  | Törende konuşan Prof. Dr. Orhan Kural, yaptıkları başvurunun Guinness tarafından ilgiyle takip edildiğini ve çok kısa bir zamanda Önalın filme alındığı tescil edilen 395 senaryosunun bir dünya rekoru olarak belirlendiğini söyledi.
45 ADET DE, FİLME ÇEKİLMEYİ BEKLEYEN SENARYOSU VAR Safa Önal da 1953 yılından bu yana 440a yakın senaryo yazdığını dile getirerek, bunlardan 395inin filme çekildiğini ispatladıklarını ve bu rakamla Guinnesse evrak gönderdiklerini dile getirerek, rekorun Türk Sinemasının onuru olduğunu ifade etti.
 | |
Önal, 95-110 dakikalık film senaryoları yazmanın önemli bir zamanı kapsadığını ve kendisinin hep yaşamdan kaçarak bu senaryoları yazmaya zaman bulabildiğini anlatarak, senaryo yazmanın kendisi için bir tutku olduğunu belirtti.
KİTAPSIZ İLİM, SAFASIZ FİLM OLMAZ Önal, sinema serüvenini Ümit Yaşarın iki dizesiyle özetledi: Kitapsız ilim, Safasız film olmaz
Yılmaz Atadeniz (Yönetmen): Bu Türk Sineması için değil, dünya için Türkiyenin bir tabancası, bir silahı, bir mermisi oldu. Ben Safayı herşeyimle kutluyorum. Safayla 1963 yılında Jules Vernenin Mektep Tatilinin senaryosunu yazmıştık, beraber çalışmıştık. Onu kutlamak istiyorum. Ve bu kadar senaryoyu yazarken ne kadar kendinden verdiğini, kendine zaman ayırmadığını düşününce insan ürküyor. Hiç mi yaşamadı bu adamcağız, hiç mi kendi hayatını yaşamadı? Hep Türk Sinemasına mı çalıştı? Ve hepsi de en mükemmel aktör ve aktrislerle yapılmış. Onun için Safa bizim önderimiz, Safa bizim göz nurumuz, herşeyimiz.
Ertem Göreç (Yönetmen): Çok büyük bir olay. Bunu ne kadar çok duyurabilirsek Türk Sineması adına o kadar doğru birşey yapmış oluruz.
Hülya Koçyiğit (Oyuncu): Bu ödülü Türk Sinemasının aldığını düşünüyorum. Türk halkının sevgisinin bu ödüle yansıdığını düşünüyorum. Çünkü dünyada da hiç kimseye nasip olmamış. Yazdığı bu kadar senaryo filme çekilsin, ve bu filmler Türk halkının sevdiği filmler olsun. Türk Sinemasında hep rekorlar var aslında. Ben de 200e yakın film yapmışım bugüne kadar. Bu 200 kadar filmin 20-25 tanesininin senaryosu Safa Önala aittir.
Guinness Türkiye fahri temsilcisi Prof. Dr. Orhan Kural da, şimdiye kadar yapılanlar içinde, en çabuk sonucu aldıkları başvurunun bu olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Orhan Kural: Bu evrağı almak kolay değil. Yılda 60 bin başvuru oluyor. Benim, dosyasını hazırladıklarımdan Guinnesse giren 6. başvuru oldu. Türk Sineması adına da mutluyum. 395 senaryosu filme çekilen Önal, dünya rekoru kırdı. En büyük rakibimiz Hindistandı. Çünkü Hindistanda çok film çevriliyor hâlâ. Ama demek ki tek bir kişide yoğunlaşmamış bu senaryolar. 395 filmin ispatlandığı koca bir dosya gitti oraya. Ve çok çabuk sonuçlandı. Belki de şimdiye kadar ki başvurular içinde en çabuk sonuç aldığımız bu başvuru oldu. Ve onun için de çok mutluyum. Daha Guinnesste bekleyen bir sürü dosyamız var. Bunlardan bir tanesi Mustafa Erdoğan- Gülben Ergen ikilisinin. Anadolu Ateşi ile dünyanın en hızlı dansı olarak başvurdular. Bakarsınız Anadolu Ateşi de Guinness Rekorlar Kitabına girer.
Yasemin Arpa: Sayın Safa Önal, filme aktarılan 395 senaryo ile rekor kırarak Guinness Rekorlar Kitabına girdiniz. Bunu bir ödül diye kabul ederek, aldığınız bu ödülün kötü (olumsuz) yanları var mıydı diye sormak istiyorum. Safa Önal: Kötü tarafı diye nitelendiremem. Böylesine suçlayamam. Nedir kötü tarafı, kötü denecekse, insan yaşamı içinde, bana geniş yaşam alanı bırakmamasıdır. Çünkü ister iyi yazın, ister kötü yazın 100 dakikalık bir film senaryosu yazmaktasınız. Bu bir zamandır. Sizi işgal eder. Bunun ayrıntılarına girmeniz, ciddi ciddi araştırmalar yapmanız çok önemli. Kalıcı filmler yapmaya kalkışmanız ayrı, sıradan, tecimsel, en kolay senaryoları yazmak bile bir zaman alır. Düşünün, televizyon dizileri hariç 440 senaryo ... Bu kadar çok senaryoyu yazmak için yaşamınızdan kaçmak zorundasınız. Ben kaçtım. Başka çarem yoktu. Ve bunu en yakınlarınızın bile kabul etmesi gerekmektedir. Yani biraz soyutlanmış bir yaşam biçimidir. Ben hep kaçamak yaşadım. Yani gece çıktım, gündüz çıktım. Kısa birkaç günlük tatil yaptım. Bunların hepsi hırsızlamaydı. Benim senaryo yazdığımı zannetmekteydiler. Ama buna rağmen geriye dönsem, şimdi bana kaybolan yıllarımı geri verseler, ben yine aynı şeyi yaparım. Bu benimki akıllı adam işi değildir. Bu benim için tutkuydu. Akıllı adam, oturup 1952 sonundan 2005 yılına hâlâ yazı yazmanın savaşını vermeli midir? Yani kendine bir zaman ayırmamalı mıdır? Tatili olmamalı mıdır?
Y.A.: Sayın Önal, siz bu ödülü hangi senaryonuzla paylaşmak isterdiniz? S.Ö.: Bu çok zor. Bunu söylersem diğerleri küser; her biri yaşar çünkü onların. Ben buna inanmaktayım. O senaryoların içindeki kişiler de yaşar, diyaloglar da. Yani onlar hayattan kopuk, hayatın uzağında, laf olsun diye gelişigüzel yazılmış, oynanmış klişelerden ibaret değildir. Hangisini öne alsam, öbürünün küseceğinden eminim. Yani en kötüsünü yazdığım, şişirdiğim -hiç yapmadım, elimden geleni her zaman ortaya koymaya çalıştım-. Belli bir meslek ahlakıyla çalıştım ben, ahlaktan hiç vermedim. Yani neyim varsa o kadardır. Bir kaçırma yoktur ama hiçbirini öbüründen ayırmamalıyım. İçimde böyle gizli duygular var. Yani şu senaryodan başkasını yazmasam olabilirmiş diyebileceklerim var ama bunu açıklamak istemem. Sizler gideceksiniz ben onlarla başbaşa kalacağım. Bana sordukları zaman, (yakışıyor mu sana!) dedikleri zaman, (ihtiyar, ne yaptın biz de senden değil miydik, bizi de sen üretmedin mi?) derlerse verecek cevap bulamam. Çok güzel sordun ama içimde kaldı. Sonra kulağına gizlice söyleyebilirim; sana inanarak.
YA.: Yeni senaryo çalışmalarınız var mı Sayın Önal ? S.Ö.: Bir Sait Faik romanı çalışıyorum. Zamanında okumuştum 30 yıl önce, beni pek etkilememişti. Bir iki yıl önce elime tekrar geçti. Sonra onu TÜRVAKta öğrencilerimle tretman halinde çalıştım. Medar-ı Maişet romanı, beni savuruyor ve onu mutlaka çekmek istiyorum. Çekmek isteyişim bir de onun sinemaya vedâm olmasından kaynaklanıyor. Medar-ı Maişet Motorunu çekersem bir daha makina arkasına geçmeyi düşünmemekteyim. Müthiş bir hevesle çalışmaktayım ona. Bir de bir dizi için Halide Edipin o önemli, o müthiş romanı, Sinekli Bakkala çalışmaktayım.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |
|
Bu habere oy ver |
|
Düşük |
|
Yüksek |
|
•
En çok puan alan haberler
Bu habere henüz yorum yapılmamış
|