|
|
|
Ermeniler tehcir sırasında
|
|
|
Ermeni sorunu (3): Çözüm
Ermeni sorununda gelinen noktada Avrupa Birliği üyeliğinin neredeyse başat koşullarından birisi olarak dayatılan soykırımı tanıyın çağrısı, Türkiyeyi bir açmazla karşı karşıya getirmiş bulunuyor. |
Hazırlayan: Cem Fakir
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:45 01 Haziran 2005 Çarşamba
- Hükümet bir politika değişikliğiyle bundan sonra daha aktif bir siyaset izleme kararı alırken, üçüncü ülkelerin soruna müdahalesi durumu daha da zorlaştırıyor.
'Ermeni Sorunu, genellikle Türkiye kritik dönemlerden geçerken sahneye kondu. Tehcirin sorumlusu olarak gösterilen İttihat ve Terakki önderlerine birbiri ardına suikast düzenlendiğinde, Anadoluda yeni bir ulus devletin kuruluş mücadelesi veriliyordu. 70lerde ortaya çıkan Ermeni terörü, Kıbrıs Harekatı sonrası oluşan uluslararası baskı ortamında yoğunlaştı. Ermeni sorunu şimdi de Türkiyenin Avrupa Birliğine girebilmek için çaba gösterdiği günlerde, dozu giderek arttırılan bir konu olarak gündeme geliyor. Şükrü Elekdağ: Bugün de Ermenilerin Türkiyeye karşı kullanıldığını gözlemlemekteyiz. Şimdi bazı Batılı devletler bunu Türkiyeye karşı bir koz olarak kullanmak istemekte belli ödünler almak için Türkiyeden. Bazıları ise Türkiyenin dış politikasını yönlendirmek ve AB yolunda Türkiyenin önünü kesmek için kullanmaktadırlar.
Taner Akçam: Daima eğer bir ülkenin içinde bir problem varsa, o ülkenin dışındakiler bu problemi kendi doğrultularında kullanmak isterler; bu genel kuraldır. Önemli olan şudur, eğer ortada bir sorun varsa biz bu sorunu sorun olmaktan nasıl çıkartırız. Onu kullanana, Avrupa bu konuyu kullanıyor diye Avrupaya bağırmak yerine o sorunu sorun olmaktan nasıl çıkarırız diye düşünmemiz gerekiyor. Halil Berktay: Ermeni soykırımının tanınmasının Türkiyeye herhangi bir şekilde dışarıdan uluslararası kuruluşlar tarafından, AB sürecinde veya üçüncü ülke parlamentoları tarafından dayatılmasına hatta üçüncü ülke parlamentolarının bu konuda kararlar almalarına karşıyım. Bu bana tarihin ahlak zabıtası rolüne soyunmak gibi geliyor. Parlamentolar karar alacaklarsa, kendi ülkelerinin karanlık sayfaları hakkında karar alsınlar.İngiliz veya Fransız parlamentoları Ermeni meselesi ile ilgili karar alacaklarsa, 19. yy sonu 20. yy başı emperyalizmi için bir özeleştiri yapsınlar ve Ermeni sorunu ile diğer milli meselelere müdahaleleri ve tarafları azdırmaları açısından özeleştiri yapsınlar. Bu mantığı sürdürürsek eğer, bence 1915 Ermeni sorunu konusunda karar alması anlamlı parlamento varsa, o da bir tek Türkiye Parlamentosudur.
AB SÜRECİNDE ERMENİ SORUNU Türkiyenin Avrupa Birliğine üyelik müzakereleri için tarih aldığı 17 Aralık zirvesi, Ermeni sorununun gündemde uzunca bir süre kalacağını açıkça gösterdi. Gerçi zirvede soykırımın tanınması bir şart olarak sunulmadı ama Fransa ve Hollanda gibi bazı üyeler, müzakere sürecinde bu konuyu gündeme getireceklerini açıkça belirttiler.  Bu dönemde, daha önce hiçbir aday ülkeye böyle bir yaklaşım sergilemeyen Avrupa Birliği, Türkiyeye tarihiyle yüzleşmesini tavsiye etti. Bugün 1915te soykırım yapıldığının Türkiye tarafından kabul edilmesi gereği artık tavsiyeyi aşmış, dayatmaya dönmüş durumda. Derya Tulga: Michel Rocard var bu eski Fransız başbakanlarından. Bu ABye Türkiyenin girişini destekleyenlerden. Adam açıkça Türkler biliyorlar dedi. Ermeni soykırımını tanımadan Avrupaya adım atamazlar. Biliyorlar, kendilerine bildirildi. Bu bir yolla formüle edilip kabul edilecek. Yani mühim olan bizim gibi ayaktakımını uyutmak. Yutturabilirlerse şayet Türkiye bunu tanıyacak. Ben size bir şey daha söyleyeyim, bunun hiç yeni bir tarafı yok. Türkiye zaten yıllardır bu metotların peşinde. Halil Berktay: Bakın biz bunu kabul edersek, tehcirin büyük faciaya dönüştüğünü filan, adına ne derseniz deyin. Kabul edersek ardından toprak ve tazminat talepleri geleceği söz konusu değildir. Benim kanımca Türk Devleti, Türk Dışişleri, Genelkurmay herkes çok iyi bilmektedir ki aslında böyle toprak ve tazminat talepleri gelemez. Asıl mesele başka bir şeydir. Bu büyük psikolojik virajı nasıl alacaksınız meselesidir. Türkiye içinde ve dışında, Türkler arasında, Ermeniler arasında, Almanlar arasında ve İngilizler arasında şu çok yaygın olarak konuşuluyor: 17 Aralık 2004 zirvesi pazarlıkları sırasında Başbakan Erdoğanın heyetinde bulunan adı verilmeyen ama çok yüksek bir Türk diplomatı Avrupalı muhataplarına kabaca şöyle demiş. Bizden kabul etmemizi, hatta hemen kabul etmemizi istiyorsunuz; ama nasıl kabul edebiliriz ki. 70 yıl inkar ettikten sonra demiş. Bu, bütün problemi gözler önüne seriyor.
TÜRKİYEDEN SİYASİ GİRİŞİM17 Aralık sonrası süreçte Türkiye üzerindeki baskı artarken, Ermeni sorununun çözümüne ilişkin yeni açılımlar da gündeme geldi. 8 Martta bir araya gelen Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal, soykırım iddialarına karşı ortak hareket etme kararı aldı. Başbakan Erdoğan konuyla ilgili konuşmasında, AB içinde de bu konu sürekli önümüze getiriliyor. Aslı astarı olmayan iddialar netice vermez. İddia sahipleri iddialarında samimiyse, biz arşivlerimizi açtık. Gelin siz de açın, tarihçilerden oluşmuş bir heyet çalışsın, ardından atılması gereken adım neyse atarız dedi.  İktidar ve muhalefetin bu mutabakatının ardından, 13 Nisanda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde oturum düzenlendi. Tüm partilerin onayıyla yayınlanan deklarasyonda tarihsel gerçeklerin gün ışığına çıkarılması istendi. Deklarasyonda, İngilterenin 1916 yılında yayımlanan Mavi Kitapının propaganda malzemesi olduğunu açıklaması ve Türkiyeden özür dilemesi talebi yer aldı. Şükrü Elekdağ: TBMMde bu kitabın çürütülmesini sağlamak amacıyla İngiliz Parlamentosundan bir talepte bulunuluyor. Söylenecek husus şu; daha önce Alman vahşetiyle ilgili kitap, İngiliz Parlamentosu tarafından bunun bir savaş propaganda malzemesi olduğunu tanımak suretiyle çürütüldü. Şimdi aynı hareketi Türkiye ile ilgili olan Mavi Kitap için de yapın.Derya Tulga: Mavi Kitap kendi kendini naksetmiş bir kitap. Farzedin ki İngiltere, soykırım olmamıştır dedi. Ne olacak? Zaten dedi İngiltere. Aa İngiltere bunu dedi mi diyecekler? Ucuz bir zafer mi kazanmak mı istiyorlar. Git Fransaya dedirttir. Fransa var diyor. Neden İngilterenin üstüne gidiyorsun ki.
ERMENİSTANA MEKTUPTürkiye Büyük Millet Meclisindeki mutabakatın ardından, Başbakan Erdoğan da Ermenistan Devlet Başkanı Koçaryana bir mektup göndererek ortak komisyon kurulmasını önerdi. Bu öneri bazı tarihçilerden de destek buldu. Justin McCarthy: Bu konuyu tarihçilerden daha iyi bilecek ya da tartışacak kimse yoktur. Evinizde lavabonuz bozulsa muslukçu çağırırsınız siyasetçi değil. Siyasetçilerin yapması gereken, tarihçilere biz sizi destekleyeceğiz ve söyleyeceklerinizi dinleyeceğiz demek ve onları çalışmaya teşvik etmek. Bence CHP ve AKP bu anlamda iyi bir iş yapıyorlar; bir araya geldiler ve tarihçilerden oluşan bir komisyonun bu konuda çalışması gerektiğini söylediler. Boris Mihailoviç: Bence bu konu bilimsel olarak araştırılmalı, yani bu konu politik çerçeveden çıkartılmalı. Bu konuyu araştıracak birçok tarihçinin ve bilim adamının dahil olacağı bir komisyon oluşturulmalı. Bu komisyonda sadece Ermeni ve Türkler değil aynı zamanda Avrupalı bilim adamları da yer almalı. Tüm dokümanlar, anı kayıtları ve arşivler incelenmeli. Burada dengelere dayalı politik bir oyun söz konusu ve ben bu politik oyunu çok ciddiyetsiz buluyorum. Yani Karabağ sorunu gibi birçok sorunu birbirine karıştırmak istiyorlar.Hırant Dink (Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni): Eğer Ermenistan kendi geleceğini ve tüm Ermenilerin geleceğini düşünüyorsa, Türkiyenin demokratikleşmesine katkıda bulunmalıdır. Ermeni sorununun konuşulması bugün Türkiyede bir taleptir. Bu talebe katkıda bulunulmalıdır. Tarihi tartışmayabilir ama tarihin konuşulması konusunda katkıda bulunmalıdır. Tartışmasın ama konuşsun ve şunu da unutmasın: Türkiye aslında tarihe ilişkin gerçeği bilmiyor. Ne biliyorsa şu an onu söylüyor. Dolayısıyla şu an Türkiyenin karşılıklı bilgi değişimine ihtiyacı var tarihe ilişkin. Ve Türkiye buna hazır olduğunu da söylüyor. Bence bu cevabı kesinlikle bir yana itmemesi lazım Ermeni dünyasının.
Ne var ki Türkiyenin, 1915 olaylarının ortak bir komite tarafından incelenmesi önerisi, Ermeni muhatapları tarafından sıcak karşılanmadı. Andranik Markaryan (Ermenistan Başbakanı): Bunu iki tarafın tarihçilerinin tartışması, mantığa yakın gelmiyor. Biz soykırım oldu mu olmadı mı bunu tartışmayacağız. Biz soykırım nasıl tanınacak, tanınma şekillerini konuşacağız. 1 milyon insan mı 1.5 milyon insan mı öldü bunu tartışacağız. Olup olmadığı tartışma konusu değil. Soykırım iddialarının kabulünü diplomatik ve ekonomik ilişki için başat bir sorun olarak ortaya koymuyoruz. İddialar bizim için ana şart değildir ancak çözümlenmesi gerekmektedir.Vartan Oskanyan (Ermenistan Dışişleri Bakanı): Türk tarafından, tarihçilerin bir araya gelmesi ve arşivlere bakıp soykırımın olup olmadığının araştırılması konusunda teklifler hep yapılagelmiştir. Bizim buna tepkimiz hep aynı oldu. Biz, hükümet düzeyinde bunu tartışamayız; çünkü tarihi yeniden yazamayız. Bizim için bu çok açık. Bakın çok açık konuşuyorum. Türkiye eğer soykırım iddialarını bir kenara koyalım ve diplomatik ilişki kuralım, sınırı açalım derse biz yarın kabul ederiz. Hiçbir önkoşul öne sürmüyoruz. Ne Karabağ, ne sınır sorunu... Böyle bir diyalog başarının ilk adımıdır. Ermenistan ilk adımı atmak istiyor ve top artık Türkiyededir.
SOYKIRIM TARTIŞILMAZ İDDİASIErmeni dünyasında, yani hem Ermenistan yönetiminin, hem de diasporanın asla ödün vermeyeceklerini söyledikleri, Soykırım tartışılmaz, yalnızca kabul edilir görüşü birleştikleri tek konu. Diaspora, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini fazla umursamazken, Ermenistan yöneticileri ilişkilerin iyileştirilmesi için soykırımın kabulünü önşart olarak ileri sürmeyeceklerini söylüyorlar. Soykırımın tanınması halinde, arkasından ne gibi taleplerin gelebileceğini kimse tahmin edemiyor. Anthony Barsamyan (Amerikan Ermeni Asamblesi Direktörü): Ermeni Asamblesinin görüşü şöyle: Soykırımın sonuçlarına hükümetler karar verecek. Türkiye soykırımı tanıdıktan sonra bir araya gelip, bu tanımanın sonuçlarının ne olacağına karar vermek tamamen Türk ve Ermeni hükümetlerine kalacak. Ermeni soykırımı konusu aslında çok basit bir konu. Bir gerçek var, o da Ermeni soykırımının yaşanmış olması. Sınırların açılması, Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Türkiyenin Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan ile ilişkileri gibi çok daha karmaşık konular da var.  Bütün bu meseleler hükümetler arasında tartışılmalı. Ermeni Asamblesi temel olarak soykırımın Türk Hükümetince tanınması ile ilgileniyor. Soykırımın tanınmasının ardından ne geleceği konusunda her Ermeninin farklı bir görüşü vardır. Ama bence bu konuyu ele alması gereken Türk ve Ermeni hükümetleridir. Lourent Leylekyan (Avrupa Ermeni Federasyonu Başkanı): Bu soykırım reddedildiği sürece, sorun siyasi boyutta kalacaktır. Tanındığı anda tarihsel bir mesele olmaktan çıkacaktır. Kabul edilmesinin ardından her şey olabilir. Politik görüşmelere, güç dengelerine ve günün atmosferine bağlı. Ama ilk tamir ahlaki açıdan olmalı. Sonra sınırlar, finansal boyut konuşulur. Faruk Loğoğlu (Türkiyenin Washington Büyükelçisi): Ermeni düşünce yapısının içinde tabii bütün bu unsurlar var. Önce sözde soykırımın tanınması, arkasından da onu takip etmek üzere toprak talepleri, tazminat talepleri gibi unsurlar da onların gündeminde. Bunlar bu safhalarda fazla dillendirilmiyor; ama tabloya baktıklarında resmi bu şekilde gördükleri kesin.Derya Tulga: Türkiyenin bunu tanıdığını farzet, arkasından bir şeyin gelmesi veya gelmemesi? Ben size diyorum, siz soykırımı tanımasanız da sizden toprak istese, tanısanız da toprak istese Türkiye yine savaşacaktır. Bunu Taner Akçam da gitmiş söylemiş onlara. Siz bu adamlara toprak istiyoruz derseniz sizle savaşıyoruz demektir. Siz gelin yine tazminat isteyin. Tazminata gelince... Tazminat nasıl alınacak? Amerikan mahkemelerinde bunlar aynı Yahudilerin yaptığı gibi kolektif davalar açacaklar. Bunun için de soykırımın tanınması zaten şart değil ki. 1915 olaylarına ilişkin ortak komite kurma önerisinin Ermenistanda olumsuz karşılanmasının ardından, AKP hükümeti şimdi politika değişikliğine gidiyor. Kısa süre öncesine kadar savunulan konuyu tarihçilere bırakalım politikasının yerine, iddiaları çürütmek konusunda daha aktif bir tavır sergileneceği belirtiliyor. Avrupa Birliği sürecindeki Türkiyenin, kısa vadeli politika değişiklikleriyle, Ermeni sorunu konusundaki uluslararası baskı ve kuşatılmışlıkla nasıl başa çıkacağını ise zaman gösterecek.
| |
|
Bu habere oy ver |
|
Düşük |
|
Yüksek |
|
•
En çok puan alan haberler
|
|
mustafa uygunca - Yurt Dışı |
26 Ağustos 2008, Salı 11:20 |
|
|
su anda turkiyenin istedigi butun
dunyada bu konuyla ilgili butun
belgeleri arastiracak tarihcileri
arkeologlari ve hukukculari bir masada
toplayip uzerinden cikacak sonucla
yuzlesmesidir. nasil ermeni dunyasi bu
kadar net bakip biz bunu tartismayiz
bile diye biliyorlar anlamis degilim.
butun dunya evet soy kirim olmustur dese
dunyanin adaletinden suphe ederim.
madem bu kadar kesin ve eminler
komisyondan kacmanin ne anlami var.
|
|
|
gülden karaca - İzmir |
21 Ağustos 2007, Salı 16:39 |
|
|
tarihe bakarken ya da uluslararası
ilişkilerde olayları yorumlarken en
büyük hatayı önyargıyla
yaparız.önyargıdan kurtulmak adına
farklı görüşlere yer vermek çok dogru
bir yoldur.fakat iş mantık ya da
mantıksızlık boyutuna geldiği zaman
herkese tavsiyem insanların ki bu bir
tarihçi bile olsa görüşlerine
saplanmak değil şu an da genelkurmay
dahil birçok belge ve fotograflara
kaynaklara danışmaktır.ben bir
uluslar. ilişkiler ögrencisi olarak bu
durumun rakamlardan ziyade birbirine
bağlanma zaafı olan bir milletin
ayakta durmak için çabaladıgı ve
inanmak istediği tarihi bir oyun
olarak görüyorum
|
|
|
ahmet korkmaz - Erzurum |
02 Ağustos 2007, Perşembe 03:57 |
|
|
Bu değerli çalışma için NTVMSNBC
ekibini kutluyorum.Gerçekten güzel bir
çalışmaya imza atmış olmakla birlikte
bize bitakım gerçekleri farklı
kişilerin yorumları altında
sentezleyerek sunmaları çok hoşuma
gitti.Bence bu konuda aynen bu şekilde
farklı kişilerin yorumları ve biraz
daha kaynaklardan ve belgelerden
yararlanarak bir kitap oluşturulması
çok hoş olurdu...
|
|
|