İSTANBUL - Yabancı düşmanlığı, kendine düşmanlıktır. Kökenleri çocuklukta aranmalıdır. [Arno Gruen]
 | |
İHANET NOKTASI Dan Brown
NASA uydusu, kuzey kutbunda buzların derinliklerine gömülü az bulunur bir nesnenin varlığını belirleyince herkes şaşkına döner. Uzun süredir yeni arayışlar içinde bocalayan Uzay Dairesi bu buluşu bir zafer olarak niteler. Bu durum, ABD uzay politikası ve eli kulağındaki başkanlık seçimlerini derinden etkileyecek bir zaferdir aynı zamanda. Oval Ofisin yeni sahibinin kim olacağı belli değildir, ama Başkan, Beyaz Saray Gizli Servis Analizcisi Rachel Sextonı, bu yeni buluşun gerçekliğini kanıtlaması için Milne buzuluna gönderir. Karizmatik bilimadamı Michael Tollan ve uzmanlardan oluşan bir ekip eşliğinde Rachel akla hayale gelmeyen ve tüm dünyayı korkunç ihtilaflara sürükleyecek bilimsel bir sahtekarlığı ortaya çıkarır. Rachel, Başkanla iletişim kurmadan önce, Michael ile birlikte ölümcül görev gücünün saldırısına uğrar. Gerçeği gizlemek uğruna hiçbir engel tanımayan esrarengiz bir güç kırıcı ve suikastçılardan oluşan özel ekip onları ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Ekibin, ölümcül olduğu kadar ıssız bir ortamda canlarını kurtarmaya çabalarken, hayatta kalabilmek için tek bir umutları vardır: Bu korkunç tuzağın perde arkasında kimin olduğunu bulmak. Gerçeği öğrendiklerinde ise akıllara durgunluk veren bir ihanet ile karşılaşacaklardır. Ünlü yazar Dan Brown, İhanet Noktası ile okuyucularını çok gizli ulusal keşif dairesinden kuzey kutbunun devasa katmanlarına ve oradan da tekrar Beyaz Saray Batı Kanadının buram buram güç kokan koridorlarına taşıyor. Bilim, tarih ve politikayı harmanladığı ünlü romanı Melekler ve Şeytanlardan sonra, Brown hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlatan her köşenin ardından şaşırtıcı sürprizlerle dolu müthiş bir gerilim romanı ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor. İhanet Noktası, ustaca yazılmış bir gerilim romanı.
Altın Kitaplar, 511 sf. Tür: Gerilim romanı
 | |
FREUDDAN LACANA PSİKANALİZ Saffet Murat Tura
Tam bir gizem bozucu, put kırıcı olan Freudun gizemlileştirilmesi, putlaştırılması, tarikatlaştırılması ve tam tersini yapmaya çalışırken benim çalışmalarımın da bu yönde kullanıma açık olması endişesi beni huzursuz ediyor. Bu nedenle okurdan rica ediyorum; lütfen bu kitabı bilimsel bir kuramı anlamaya çalışır gibi, yani her kuramın hak ettiği şekilde eleştirelliğinizi koruyarak, zekanızı kullanarak okuyun. İnanmayın; ölçün, değerlendirin, anlayın ve en önemlisi çok daha köklü doğabilimi alanlarından öğrendiklerinizle karşılaştırarak okuyun. Çünkü sorunumuz, bilimadamı Freuda sadakat değil liyakattir. Bir kaynak eser konumuna erişen Freuddan Lacana Psikanalizin gözden geçirilmiş yeni baskısında, iki yeni makale de bulunuyor: Lacanın Avrupa Düşüncesindeki Yeri ve Freuda Liyakat. Kitabın birinci ve ikinci baskılarındaki ilk bölümler, bu baskıda art arda yeralıyor; aynı örnekler, aynı kaynaklar ama farklı bakış açılarıyla. Böylelikle Turanın psikanalize bakışındaki değişimi okurun izleyebilmesi mümkün oluyor.
Kanat Kitap, 223 sf. Tür: Psikoloji
 | |
KAZANMA SANATI Anıl Özekşi
Teknik analiz bir sanattır Teknik analiz, tüm verilerin bir kenara bırakılarak, yalnızca fiyat verilerinin alındığı bir analiz yöntemidir. Teknik analiz açısından bilançolarında neler olduğu, sektörel bazda neler değiştiği ya da ekonomik verilerin ne yöne gittiği önemli değildir. Teknik analistin tüm dikkati fiyatlara, daha doğru bir deyişle, senedin arz ve talebi üzerine odaklanmıştır. Firmanın değil, senedin performası önemlidir. Her ne kadar algılanış biçimi falcılıkla karıştırılarak sonuçlarına bir çeşit kehanetmiş gibi bakılıyor olsa da, teknik analiz asla olacak olanı söyleme iddiasında olmamıştır. Doğrudan insan psikolojisi üzerine kurulu olan teknik analizin amacı, yatırımcıların hangi durumlar karşısında hangi hataları tekrarlama eğiliminde olduklarını bulabilmektir. Teknik analizi, geçmişin verileri ışığında bugün olmakta olanı yorumlayarak olası gelecekleri tahmin etmeye çalışmak olarak tanımladığımızda, aslında hayatımızın her anında bunu yapmakta olduğumuzu da kabul etmemiz gerekecektir.
Alfa Yayınları, 429 Sayfa Tür: Ekonomi
 | |
İÇİMİZDEKİ YABANCI Nefretin kökenleri - Yabancı olana nefret ve sonuçları Arno Gruen
Yabancı düşmanlığı, kendine düşmanlıktır. Kökenleri çocuklukta aranmalıdır.
Çitlembik Yayınlarından çıkan Normalliğin Deliliği (2003) ve Kendine İhanet (2004) kitaplarından tanıdığımız hümanist psikolojinin önemli temsilcilerinden Arno Gruenün, Scholl Kardeşler Ödülü inceleme kitabı İçimizdeki Yabancışimdi Türkçede... Arno Gruenün kitapları aslında bir bütünün parçaları gibi değerlendirilmeli. Konu: İnsan ve insanın insana zulmü... Başka olana nefret, çağımızda yaşadığımız bir gerçeklik. Yabancı düşmanlığının kendine düşmanlıkla ilişkisini çözen Gruen, son kitabında, içimizdeki yabancının neden ve nasıl oluştuğunu dikkatli ve gayet açık ifadelerle teşhis etmekle kalmıyor, aynı zamanda bizlere, şiddeti, sevgi dolu bir ilişkiye, empati ve merhamete dönüştürmenin olanaklarını da sunuyor. Çocuklarımızdan esirgediğimiz şefkat, onay, kimlik ve sevgi sonucunda terör, kavga, baskı ve diktatörlükler kök salıyor! Kitabın büyük bölümünde, Hitler ve benzeri önderlerin vahşetini doğuran nedenler, duygular özelinde irdeleniyor ve içimizdeki kötünün dal budak salmasını sağlayan şartlar araştırılıyor. Örnek, Hitlerin çocukluğu: Sürekli çocuklarını kamçıyla döven gaddar bir baba; edilgen, tutarsız, çaresiz bir anne; bu durumunu örtmek için şımarttığı çocukları... Sonuç ise 50 milyon insanın ölümü, bir o kadarının yaralanması ve yoksulluğa sürüklenmesi... Uzun bir inasanlık tarihini arkasında bırakmış bizler, nasıl oluyor da bu hasta kişilikleri önder seçebiliyoruz? Hitlere itaatin gerekçesi ne? Aileler neden kendi gibi olan çocuğu değil de, kendilerine benzeyen çocuğu seviyor ve önemsiyorlar? Kitap bu soruları bilimsel bir dille, açıklık, tutarlılık ve durulukla anlatmış. İnsanlar kendi gerçek acıları için haykırmadıkları sürece, yeni Hitlerler karşısında etkilenmeye açık olacaklar. Bu örneklerdeki kişiler, kendilerine özgü olanı bastırıyorlar. Değersiz, aptalca ve bayağı oldukları öğretildiği için, kendi görüşlerini, empatilerini, algılarını bir yana bırakıyorlar. Kendilerine özgü olan yabancı haline getirildiğinden, ondan utanıyorlar; bu yüzden onu kendilerinden kopartıp cezalandırmaya çalışıyorlar. İnsanlığımız böylece varlığımızı tehdit eden ve her yerde, hem kendi içimizde, hem başkalarında mücadele edilip yok edilmesi gereken bir düşman halini alıyor. [Kitaptan]
Arno GRUEN (Yazar) 26 Mayıs 1923te Berlinde doğdu. 1936 yılında ABDye göç edip aynı ülkede 1961 yılında Teodor Reik öğrencisi olarak psikanalist unvanını almaya hak kazandı. Çeşitli üniversite ve kliniklerde görev alan Gruen, en son New Jerseydeki Rutgers Üniversitesinde profesör olarak görev yaptı. 1958den itibaren özel muayenehanesinde psikoterapi alanındaki çalışmalarına devam eden Gruenün alanıyla ilgili bir çok dergi ve gazetede sayısız yazısı yayımlandı. Gruen, 1979dan beri İsviçrede yaşıyor.
Çitlembik Yayınları, 306 sf. Çeviren: İlknur İgan Tür: Psikoloji
 | |
BEYAZ DİŞ Jack London
Aylar geçti. Beyaz Diş güçlenip, ağırlığı artıp, kasları sıkılaştıkça, karakteri de ona miras kalan ve çevresi tarafından çizilen yolda gelişiyordu. Kalıtımı kile benzeyen bir hayat özü taşıyor, çevre de bunu yoğurup ona belirli bir şekil veriyordu. Beyaz Diş, insanların yaktığı aeşin başına gelmiş olsaydı, Vahşi Doğa ondan gerçek bir kurt yaratacaktı. Ama tanrılar ona farklı bir çevre sunmuşlar, ondan bir kurdu andıran köpek yaratmışlardı.
Jack Londonın klasikleşmiş ölmez eseri Beyaz Diş... Derleme ya da uyarlama değil bu yapıt. Günümüz Türkçesiyle, duru, akıcı bir dille yapılmış, yepyeni bir çeviri. Yazarın en önemli başarılarından olan bu yapıt, Kuzey Amerika yerli yaşamının ve altına hücum yıllarının capcanlı bir aktarımı değil yalnızca. Vahşi dünyada aidiyetini kaybetmemek için mücadele eden ama nice güçlük ve eziyetlerden sonra katıksız ve koşulsuz bir sevgiyle yeni bir özgürlüğü kazanan kurt köpeğinin kimliğinde, benliğimizi oluşturmada çevremizin etkilerinin de çarpıcı bir incelemesi aynı zamanda. London, çetin ve acımasız bir ortamda türler arasındaki hayatta kalma savaşının vahşi gerçeklerini sürükleyici ayrıntılarla gözler önüne seriyor. Önce kurt olarak doğup sonra köpeklerin ve insanların dünyasını tanıyan Beyaz Dişin öyküsü son derece çarpıcı. Beyaz Diş, cesaret ve bağlılığın, tehlike ve maceranın öyküsü olduğu kadar, insan kalbinin derinliklerine işleyen bir kurtuluş ve sevgi hikayesi aynı zamanda.
Arkadaş Yayınevi, 229 sf. Çeviren: Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt Tür: Roman
 | |
ÖLÜMÜN EFENDİLERİ - İlk Hesaplaşma - Osman Şenkul
Türkiyede seksenli yılların başından itibaren yaşanan büyük sarsıntı, toplumda uzun yıllar etkisi silinemeyecek derin travmatik izler bıraktı. Bir gece darbesiyle başlayıp anti-demokratik bir Anayasa ve onun gölgesinde çıkarılan olağanüstü mahkemeler ve terörle mücadele yasasıgibi baskı mekanizmlarıyla sürdürülen bir yıldırma harekatının izleri uzun yıllar da belleklerden silinmeyecek gibi. Bugün bu sarsıntının sonucu oluşan travmanın daha da derinleşmesini, kangrene dönüşmesini engelleyecek, kısmen de olsa tedavi edebilecek tek merhem ise ciddi bir hesaplaşmanın içinde saklıdır. Bu travmayı yaratanlar ve onların temsil ettiği kurumlar tek tek yaptıklarının hesabıın vermeli, cezalarını çekmelidirler. Halen Reuters Haber Ajansının Türkiye Bürosu Haber Müdürlüğü görevini yürütmekte olan Osman Şenkulun Türkiyede 1980li yıllardaik baskı ortamına ilişkin romanı Ölümün Efendileri de o yıllarda yaşanan travmalara odaklanıyor. Özellikle de 80 Darbesinin mağdurları olan ve sol değerleer inanan gençlerin yaşadığı travmalara. Romanın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; iki genç, ilk kez yıllar önce Ankarada, bir belediye oobüsünde karşı karşıya gelirler. Gençlerden biri Türkiyenin gelecek günlerinin baskı ve şiddetten uzak, barış ve demokrasinin hakim olduğu, herkesin özgürce tartışabildiği bir ülke olmasını düşleyen, kısacası inandığı değerler uğruna mücadele eden biridir. Diğeri ise abilerinin gösterdiği yolda, vatan hainlerine karşı savaşan biridir. İki genç yıllar sonra bir kez daha karşılaşırlar. Bu kez mekan bir işkence tezgahıdır. Gençlerden biri soğuk etonun üzerinde çırılçıplak ve gözleri bağlı, diğeri ise manyetonun kolunu çevirendir. Yıllar sonra bir üçüncü karşılaşma daha olur, ancak bu kez herşey çok farklıdır. Öte yandan, Türkiye toplumunun üzerinden bir silindir gibi geçen, ülkedeki bütün demokrasi güçlerini basık ve şiddetle sindiren 80 Darbesinin aktörlerinden biri de vatan kurtaran gençlerdi. Romanda darbe öncesi mahalle aralarında, üniversite önlerinde, 1 Mayıs alanlarında sol görüşlü öğrencilerin ve emekçilerin yaptığı gösterilerişiddetle bastıran, gerektiğinde toplu katliamlardan kaçınmayan ve darbe sonrası da işkence tegzahlarının aktörleri haline dönüşen bu gençlerin d esiyasi mücadelesi anlatılıyor. Savundukları değerleri temsil ettiğine inandıkları siyasi parti ya da partilerde koltuk kapma yarışı içinde gerektiğinde en yakınındaki insanlaır bile harcamaktan çeiknmeyen bu gençlerin, kah devletin resmi güçleriyle yanyana işkence tezgahlarında, kah kanunsuz işlerde, çek-senet tahsilatında, devlet dairelerinde adam kayırma oyunlarında vb. birçok alandaki çalışmalarına da odaklanan Ölümün Efendileri bu anlamıyla da Türkiyenin yakın dönem tarihinin kanayan yaralarına parmak basıyor. Siyasi bir roman olmasının da ötesinde Ölümün Efendileri Türikyenin yakın dönem karanlık tarihine ışık tutan bir roman.
Güncel Yayınları, 400 sf. Tür: Roman
 | |
HAYAT TUTULMASI Piraye Şengel
Piraye Şengel, yeni romanı Hayat Tutulması ile Altın Kitapların yerli yazarları arasındaki yerini alıyor. Şengel, yeni romanı Hayat Tutulmasında çok katmanlı anlatımı ile İstanbulun ve İstanbullunun geçmiş ve bugününe göz atarken, zeminde kendini hissettiren politik açılımları ile aydın kesime de selam gönderiyor. Piraye Şengel, Hayat Tutulmasını tanımlarken şunları söylüyor: Çok katmanlı bir roman yine... En altta İstanbulun eski ve yeni sahipleri... Buna parlel, şehrin eski sahiplerinden yaşlı bir kadın ve oğlu Rıfatın ülkenin bulunduğu durumu yansıtan iç açıcı hikayeleri... Adete aykırı bi manifesto yazan Asuman karakteri; herşeye rağmen bütün bunlara aydınlık bir boyut katan, ülkenin meselelerine çözüm bulmak için düşünen, karar vermek zorunda olan Deniz ve arkadaşları ise romanın dikkat çeken diğer karakterleri arasında. Romanda yeralan fantastik ögeler de, kurguyu, farklı boyutlara taşıyor.
Piraye Şengel kimdir? 1956 yılında doğdu. Sanat Olayı, Varlık, Cönk gibi sanat dergilerinde çalıştı. Aynı yıllarda TRT için drama senaryosu, belgesel ve metin yazarlığı yaptı. 1994te Varlık Yayınlarından Gölgesiz Bir Kadın adlı romanı yayımlandı. Daha sonra özel televizyon kanallarında drama yazarlığı yaptı. 1998de Papirus Yayınlarından Masumiyeti Özlemiştim adlı öykü kitabı; 2003 yılında Pusulasız Yolcu adlı romanı Epsilon Yayınlarından yayımlandı.
Altın Kitaplar, 159 sf. Tür: Roman
 | |
DUYGULARIN ŞİFRESİ Prof. Dr. Z. Bengi Semerci
Duyguların şifresi çözüldü! Sabah Gazetesinin Günaydın ekinde köşe yazarlığı yapan Prof. Dr. Bengi Semercinin Duyguların Şifresi adlı kitabı Alfa Yayınlarından çıktı. Arkadaşların olacak, sorunlar çıkacak, kandırılacaksın, kullanılacaksın, üzüleceksin. Sorun sende sanacaksın. Oysa ilişkileri, altlarında yatanları, hastalıkları bildiğinde daha akılcı olabilecek, hem kendini sevecek hem de karşındakini affedebileceksin. Çünkü kimin, neyi, niçin yaptığını anlayabileceksin. Seviyorum dediğinde sevginin ve aşkın anlamını düşüneceksin. Sevdiğinle aranda sorunlar çıkacak, çözüm şifrelerini arayacaksın. Bir yandan da ya şadığın toplumun içinde olaylar olacak. Bunların ne anlama geldiğini, alt yazılarında neler olduğunu bilmek gerekcek daha iyi yaşayabilmek için. Herkes, başka şeyler söyleyecek, yazacak. Sen kendi düşünceni oluşturabilmek için değerleri, mücadeleyi, korumayı öğrenmek zorunda kalacaksın. Evet... Yaşamak, bilmek demek; yaşamak, öğrenmek demek ve yaşamak, öğrenilenleri yapabilmek demek. Şifreleri çözmek demek.
Alfa Yayınları, 268 sf. Tür: Psikoloji
 | |
ISKALANMIŞ BARIŞ Doğu Vilayetlerinde Misyonerlik, Etnik Kimlik ve Devlet 1839-1938 Hans-Lukas Kieser
Iskalanmış Barış, Tanzimattan başlayarak İkinci Dünya Savaşı arifesine uzanan süreçte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Türk, Kürt, Ermeni, Rum ve Süryani etnik toplulukların kimlik inşa macerasını anlatıyor. Bölgedeki Protestan misyonlarının -giderek Batılı devletlerin politikalarından özerkleşen- etkinliklerinin bu maceradaki özel etkisine eğilerek... Kitapta, Tanzimatın merkezîleşme çabalarının ve Abdülhamit dönemi panislamist politikalarının Osmanlı millet politikaları üzerindeki yansıması incelendikten sonra, bölgenin bugünkü şeklini almasında belirleyici olan trajik olayların yaşandığı 1908-1938 arası dönem ele alınıyor. II. Meşrutiyetin ilanından Dersim İsyanına kadar uzanan bu tarihsel kesitte, Jön Türk yönetimiyle ulusal Türk Devletinin bölgeye bugünkü etnik yapısını kazandıran icraatları tartışılırken, buradaki sürekliliklere dikkat çekiliyor. İsviçreli tarihçi Hans-Lukas Kieser, Anadolu halklarının o kaotik dönemde bile milliyetçilikler-ötesi toplumsal çözümleri ve bir arada yaşama pratiklerini varetmeye pekâlâ yaklaştığını düşünüyor. Kitabın adı, o zamanlar bu fırsatın kaçırıldığını vurguluyor: Iskalanmış Barış. Kieser, yoğun bir emeğin ürünü olan bu çalışmasıyla, o barışçı ve sivil potansiyeli canlı kılmayı amaçlıyor.
İletişim Yayınları, 864 sf. Çeviren: Atilla Dirim Dizi: Tarih -34
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |