Haftanın kitapları - Nisan 2005/1
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
Haftanın kitapları - Nisan 2005/1
Bu haftanın kitapları, Dünya Kitapları’ndan ‘Hattatların Gecesi’ ile ‘Gavur İzmir Güzel İzmir’, Hayykitap Yayınları’ndan ‘İyilik ve Kötülük Üzerine’, Altın Kitaplar’dan ‘Mutlu Ailelerin 100 Sırrı’ ve Arkadaş Yayınevi’nden ‘Türklam’.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 01:00 TSİ 03 Nisan 2006 Pazartesi

İSTANBUL - “Hattatlar içlerinden yazar, sonra kararan bedenlerinden küçücük bir parçayı harfler aracılığıyla dışa yansıtırlar.” [Yasmine Ghata]



GÂVUR İZMİR GÜZEL İZMİR
Tarık Dursun K.

İzmir’in yakın tarihinin belleği
“Evet, burası Kestelli Yokuşu’dur. Aşağılara doğru yumuşacık inişli, Kemeraltı’nı şırp diye bitiren Kestelli Yokuşu. Yangın Yokuşu’na varana dek bütün arka sokakları aile evleridir. Oda oda, bağımsız ve kiralık. Bir odada herkeslerin herkeslerle yaşadığı evler. Rıza Bey aile evleri. Anıt evler. Hâlâ var olan eski İzmir.”
Tarık Dursun K.

“İzmir’in tarihinin belleği Tarık Dursun K.’nın yazdıklarındadır. Abartısız bir isim yazarıdır o. Okumaz, solursunuz adım adım. İzmir’i bu denli güzel anlatan bir başka kitap/yazar anımsamıyorum.”
Feridun Andaç

İzmir’i gerek sokakları, yokuşları, iskeleleri; gerek insanların yaşam biçimleri ile gözler önüne seren bir kitap ‘Gâvur İzmir Güzel İzmir’. Efsanelerden yola çıkarak başlayan İzmir yolculuğumuz, Tarık Dursun K.’nın anılarında yer tutan kişilerle bizi buluşturuyor: Zabel Manol, Coya, Madam Alyoti, İsmail Dayı, Yasef Usta, Ethem Dayı, Alireisli “Yıldırım Spor”lular... Güzel kentin güzel insanları, onların sevgileri, dostlukları, kırgınlıkları, yitip gidenlerin bıraktığı onarılmaz acılar... “Sonra denizler, sonra balıklar, sonra balıkçılar...”
‘Gâvur İzmir Güzel İzmir’, Kent Kitaplığı dizisinin ikinci kitabı. Bir kent rehberi sunmaktan çok, kentlerin nefes alıp verişini duyurmayı amaçlayan bu dizi, Ahmet Yorulmaz’ın “Ayvalık’ı Gezerken” adlı kitabıyla başladı. Kent Kitaplığı dizisi, okuyucuyu kentlerin iç dünyalarına taşımayı sürdürüyor.

Dünya Kitapları, 216 sf.
Dizi: Kent Kitaplığı -2
Tür: Anı


HATTATLARIN GECESİ
Yasmine Ghata

Hat sanatının büyülü dünyasında bir kadın ...
“Hattatlar içlerinden yazar, sonra kararan bedenlerinden küçücük bir parçayı harfler aracılığıyla dışa yansıtırlar.”

Yasmine Ghata, Türk hat sanatının 20. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden olan büyükannesi Rikkat Kunt’un hayatından esinlenerek, onun dilinden yazdığı bu ilk romanında şiirsel ve yalın anlatımı ile büyülü bir atmosfer yaratıyor. Yaşamdaki düş kırıklıklarının acısını sanatı ile dindirmeyi başarmış duyarlı bir kadının iç dünyasını yansıtırken, eski önemini yitiren bir sanat dalını incelikli bir yaklaşımla anıyor.
‘Hattatların Gecesi’, yazıya tutulmuş bir ayna. İçte ve dıştaki yolculuklarımızın tanıklığı aynı zamanda.
Fransa’da en çok satanlar listesine giren ve 2004 yılı Renaudot Ödülü’ne aday gösterilen bu roman, yazarın hiç tanımadığı büyükannesine ulaşma isteğinin, onunla paylaştığı hat sannatı aşkının ürünü.
1975 doğumlu, Türk-Lübnan asıllı bu genç yazarın romanı, ilginç bir tesadüf sonucu yazılmış. Sorbonne Üniversitesi’nde sanat tarihi okuyan ve İslam sanatları üzerine uzmanlaşan genç kadın, Louvre Müzesi’ndeki Sabancı Koleksiyonu hat sanatları sergisini gezerken tanıdık bir isme rastlamış. Büyükannesi Rikkat Kunt’un önemli bir hat sanatçısı olduğunu bu sayede keşfetmiş. ‘Hattatların Gecesi’, dilindeki ustaca yalınlık ve anlatımındaki şiirsellik ile “kadın kitabı” betimlemesini bambaşka bir düzleme taşıyan, edebi değeri yüksek bir yapıt. Duyarlı bir kadının hayata, sanatına bakışındaki özgünlük, yaşadığı acıları anlatırken kendine acımaktan uzak ifadesi, düşük kırıklıklarının tesellisini sanatında buluşu... Bir solukta okunan, sürükleyici, etkileyici bir roman.
Yazar, ölmüş büyükannesi ile iletişim kurma arzusunu yansıtırcasına, kitabın anlatıcısı olarak büyükannesinin ruhunu seçmiş. Daha ilk cümleden bize ölümünü haber veren Rikkat Kunt, ilk evliliğinden başlayarak hayat hikayesini anlatıyor. Yaşarken sık sık ölmüş hattatların ruhları onu ziyarete geliyor, sanatına yön veriyorlar.
Harf devrimi ile birlikte bu sanatın yok olmaya yüz tutmasından ve hattatların terk edilmişliklerinden bahseden Yasmine Ghata’nın geçmişe özlemi kuşkusuz sanatsal ve duygusal açıdan değerlendirilmeli. Yazar da önemi eleştirme yetkinliğini kesinlikle kendinde görmediğini açıkça ifade ediyor ve “Acı çeken bir meslek grubu, Cumhuriyet’teki gelişmeler karşısında önemsiz kalıyor” diyor.
Duyarlı, acılarını içine gömen, gerçek bir sanatçının öyküsünü anlatan ve kuşkusuz edebi açıdan da değerlendiren bir kitap...

Dünya Kitapları, 128 sf.
Fransızca’dan çeviren: Aysel Bora
Dizi: Roman


İYİLİK VE KÖTÜLÜK ÜZERİNE
Turgay Özen

Hakiki bir tasavvuf yolculuğu ...
‘İyilik ve Kötülük Üzerine’, kötülüğün binlerce yıldır insan üzerine oynadığı oyunları, kurduğu acımasız planları ve kötülüğün aslında ne olduğunu deşifre eden bir şiir kitabı.
Kitap, yaratılış önesi ve ilk günahla başlayıp, kötülüğün günümüze kadar süregelen planlarıyla devam eden ve kötülüğün yakın gelecekteki nihai hedefini açığa vuran hayati bir yolculuk aslında. İyiliklerin canlı tarihinin yanında şeytanın kronolojik olmayan sanal tarihi...
Bu yolculukta neler yok ki: İlk düşünce, ilk günah, ilk kelime.. Elektrikler ve cinler... Sayılar, harfler, dijital sinir sistemleri, genetik müdahaleler... Katledilen ormanlar, kirletilmiş yiyecekler, kayıt altına alınmış zihinler... Yeraltı mağaraları ve ölümsüzlük arayışları... Yılanlar, gizli ritüeller, çakralar, sekar ve davut yıldızı... Kanlar, altınlar va kanaltınlar...
Ve kararlı, kendinden emin, teslim olmuş bir insan kalbi... Kötülüğün tüm azametine, tüm ihtişamına, tüm yaygınlığına rağmen, bir çocuk saflığıyla dimdik duran, umutlu, korkusuz bir umut... Topraktan yaratılmış olmanın anlamını ve açılımlarını kavramış bir insan kalbi... Kötülüğün egemenlik ve tatbikat alanı olan zihni zapt etmeyi başarmış bir kalp... Ağaçlara sarılan, kırların sonsuzluğuna kendine emanet edilen kalbi gezdiren bir tasavvuf insanı... Alnını tertemiz toprağa koyan bir kul... Meleklere, ormana, ağaca, kağıda aşık bir kalem... İlk anın temizliğini özleyen ve onun gerçekleşeceğinden emin olan, cennet inancını asla yitirmeyen, kalbinin son yolculuğuna çıkmış bir şair...
‘İyilik ve Kötülük Üzerine’ büyük savaşı başlatıyor... Sakın korkmayın, diyor, “iyilik mutlaka kazanacak”...

Turgay Özen (Yazar)
Turgay Özen 1982-94 yılları arasında arkadaşlarıyla Beyaz dergisini çıkardı. İlk kitabı “karaltı” 1985’de yayınlandı. 11 yıldır susuyor. 11 yıldır iyilikler için yeni söz dizimi hazırlıyor. Özen şimdi konuşuyor: “İyilikler beyazlığın koruyucusudurlar... İyiler susarlar genellikle... Ama bir konuşmaya başlarlarsa artık onları kimse susturamaz.”

Hayykitap (Yayınevi)
Hayykitap, Türkiye’nin en yeni yayınevlerinden. Yayın kurulunda ilginç isimler var: Moleküler biyolog, komplo teorisyeni, balıkçı, tıp tarihi profesörü, nakkaş, saat tamircisi, şair, ilahiyat profesörü, çevre aktivisti, genel cerrah, gazeteci, biomedikal mühendis, ressam...
Hayykitap şiirle başlıyor yazı yolculuğuna, iyiliğin ve kötülüğün başladığı yerden... En anlaşılmaz olanı anlaşılır kılmak için...

Hayykitap Yayınları
Tür: Şiir


MUTLU AİLELERİN 100 SIRRI
David Niven

Çocuk yetiştirme konusundan aile arası akrabalık ilişkilerine kadar hemen hemen herşeyin ele alındığı ‘Mutlu Ailelerin 100 Sırrı’, ailelerin mutlu olmak için verdikleri savaşlardan, çabalardan ve aile yaşamlarını daha iyi bir düzeye çıkarma uğraşlarından söz ediyor. Kitap, ailelerin günlük hayatlarının her yönünü inceleyen bilim adamlarıyla psikologların elde ettikleri sonuçları da içeriyor.
Kitabın yazarı David Niven, ‘Mutlu Ailelerin 100 Sırrı’ adlı kitabımı yazarken mutlu bir aile yaşamını oluşturabilecek alışkanlıkları, uygulamalar ve davranış biçimlerine ilişkin yapılan çalışmaları ve Steve’in görüşlerini de hiç unutmadım” diyor.
Bir emekli sosyolog, baba ve büyükbaba olan Steve Burkett aileler hakkında - kendi ailesinden, sizin ailenizden- söz etmekten çok hoşlanıyor:
“Her gün bize verilen mesajların türleri konusunda bir düşünün hele” diyor. “Aileleriyle birlikte olmamak için fazla mesai yapan insanlarla ilgili haberleri okuyoruz. Boşanma oranlarının her geçen gün daha da arttığını, kalabalık ailelerin sayılarının her geçen gün azaldığını, bakıma ve yardıma muhtaç yaşlıların bir kenara atıldığını duyuyoruz. Bu arada çocuklar denetimden çıkıyor ve düşgücünün sınırlarını zorlayan davranışlar sergiliyorlar. Gazeteler, televizyon haberlmeri, şov programları, filmler ve şarkı sözleri de aynı mesajları veriyor. Aile kavramına karşı olan popüler bir kültür oluşturduk ve bu kültürün tüm dünyaya yayılma tehlikesiyle karşı karşıyayız. ‘Aileler olmasaydı bizler de olmazdık’, sözcüğünün tam anlamı, bizler de var olmazdık. Ama bununla birlikte yaygın olan mesaj “kaç ve saklan”dır. Bu kamu sağlığını tehdit eden bir unsur niteliğindedir. Burada yalnızca tehdit altında olan kamu sağlığı değil aynı zamanda evliliklerin, kardeşlerin, ana baba ve çocuklarla olan ilişkilerin tehdidi de söz konusudur. Yirmili yaşlarını başlarında olan kişilerin kendilerine erişkin demelerine karşın yeni yürümeye başlayan bebekler gibi davrandıklarına dair uzmanların yaptıkları birçok araştırmayı inceledim. Yirmili yaşların, çocukların en zor dönemlerinden biri olan iki yaşın bir uzantısına dönmekte olduğun gördüm.”
‘Mutlu Ailelerin 100 Sırrı’, anne-baba-çocuk ilişkilerine farklı bir bakış açısı getiriyor.

Altın Kitaplar, 239 sf.


TÜRKLAM
Yeni Bir Yaşam Biçimi ve Felsefesi
Dr. Erdem Alptuna


Din ve toplum yaşamımızda yankı uyandıracak önemli bir çalışma olan Türklam’ı tanıtmak istiyoruz size. Laiklik ve İslamiyet nasıl bir arada yaşar? Yaşayabilir mi? Din ile insanın yaşamındaki diğer toplumsal düzlemler nasıl etkileşim içinde olsalar daha iyi olur?
Kitap, bu ve benzeri soruların yanıtlarını verirken aslında her zaman gözönünde olan ama dikkatlerden kaçan gerçekleri gözönüne seriyor ve bunu yaparken de Erdem Alptuna’nın koyduğu adla ‘Türklam’ı yaşam biçimi ve felsefesi olarak öneriyor.
Türkiye’de klasik anlamda Müslüman olmayan, klasik dini yaklaşımdan farklı davranış, görünüş ve yaşam biçimine sahip, Alptuna’nın “Yeni Türk Tipi İnsanlar” olarak tanımladığı insanlarla birlikte yeni bir İslamiyet türü ortaya çıktı. Laik İslamiyet’e Alptuna’nın getirdiği yorum, Müslümanlıkla laikliği uzlaştırma çabası ‘Türklam’. Üstelik yazar, okura ne kadar “hoşunuza gideni alın, hoşlanmadığınızı atın çöp kutusuna gitsin” dese de, ciddi bir yaklaşım.
Alptuna’nın sözleriyle tamamlayalım:
“Hedef mutluluğu yakalamak. Birey olarak hangi düşünce yakalatırsa, sizin için doğru olanı odur. Ulusun mutluluğunun kaynağına gelince, ‘Türklam’ olabilir mi?”

Arkadaş Yayınevi, 109 sf.
Tür: Türk Siyasi Tarihi


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları