| | | |
|
|
|
|
Film Festivali vaktinin İstanbula 24üncü gelişi.
|
|
Dolayısıyla sinema meraklıları için İstanbul gerçekten büyükşehirdi. Bu büyüklüğün en büyük nedeniyse Film Festivaliydi. Klasikler, retrospektifler, asla vizyon şansı bulamayacak yapımlar ve diğerleri, Festival programındaydı ve taşrada ağız sulandırıcı etki yapıyordu. Camına yapışmak yerine restorana girmek misali, büyükşehire Festival için gitmek, konaklamadan bilet parasına, bir dizi olanağın yanı sıra, nakit olarak da kabul edilen vakit gerektiriyordu. İstisnai taşralılar doğal olarak kaideyi bozmuyordu. | |
|
Sırası gelmişken, birkaç kişinin büyük özverisine rağmen sayısı bir düzineyi aştıktan hemen sonra devam ettirilemez hale gelen İzmir Film Festivalini de rahmetle anmak gerek.
İstanbullu sinema meraklıları Festivallerini çok seviyor gibi görünüyordu taşradan, eğer yıllarca süren bir medya kandırmacası değilse ... Sinematek yokluğunda, zengin programlar sunuluyordu, birbirinden kıymetli konuk sinemacılar gelip gidiyordu, şık basılı materyaller bazen taşraya bile düşüyordu, belki de hepsinden önemlisi, Türkiyenin havasına suyuna rağmen en fazla kadı kızı kadar kusurlu organizasyonlar her yıl tekrarlanıyordu. Bu önemliydi, çünkü TDKnın sözlüğüne bakılacak olursa bir festival, düzenli, programlı bir şenlik olabileceği gibi, bu topraklarda sıkça rastlandığı üzere düzensiz bir toplantı ve hatta curcuna da olabiliyordu. | |
|
Bunların ışığında, İstanbul Film Festivali için bir çırpıda yirmidört kere demek zor olmasa gerek... Öncelikle İstanbul Kültür Sanat Vakfına teşekkür etmek gerek, 24 yıldır bu keyfi sundukları, sunabildikleri için ve de Festivalde bu yıl 4 YTLden başlayan makul rakamlar karşılığı film seyredebilme şansını sundukları için ... Bilet fiyatlarının düzeyi nedeniyle özellikle son yıllarda Festivallerinin ayrıcalıklı azınlık tamlamasıyla birlikte anılmasından rahatsızlardı ve yakınmalar onları harekete geçirdi. Her zaman daha iyisinin yapılabileceği; daha çok tartışmanın, daha çok eleştirmenin, üzerinde daha fazla düşünmenin kaçınılmaz olduğu biliniyor mutlaka.
GİTMEK YA DA GİTMEMEK
Film Festivali için 23 yılda, 2 milyon 155 bin giriş yapılmış. İstanbulun nüfusu herhalde 10 milyonun üzerinde, yılın gösterim programı da ortada... O zaman gitmek ya da gitmemek arasında seçim yapmak kalıyor geriye...
Her zamanki gibi bu yılın programında öne çıkanlar, kaçırılmayacaklar, en iyi 10lar veya 20ler muhtelif ortamlarda mevcut. Biz de Film Festivaline Gitmenin Sağladığı Avantajlar listesi yapalım dedik, gerektiği kadar ciddiye alınacağı umuduyla ...
|
|
|
|
| | 
Festival Havasının Faydaları
(tahmini ve göreceli veriler...)
Evden çıkarak sinema salonunun büyüsüne kapılmak
Dostlarla karşılaşmak
Dostlarla merhabalaşmak
Dostlarla merhabalaştıktan sonra havadan sudan konuşmak
Dostlarla merhabalaşıp havadan sudan konuştuktan sonra gidilen veya gidilecek film sayısı aracılığıyla rekabet etmek
Dostlarla merhabalaşıp havadan sudan konuştuktan sonra filmlerden yola çıkarak hayatı tartışmak
İçten içe gıcık olunan ve her sinemada karşılaşılan bir dosta keyifle yine mi sen? diyebilmek
Yeni dostlar edinmek
Birisine aşık olmak, hatta ileride hayat arkadaşı olunacak kişiyi bulmak
Hayal edilen hedef kitlenin giyim vs. tarzıyla ilgili trendler hakkında fikir edinmek
Özellikle Beyoğlunda yoğunlaşan festival trafiğine dair muhtemelen pek bir yere varmayacak gözlemler yapmak
Bir günde, hatta üst üste seyredilen üç beş filmin öykülerini harmanlayarak yeni ve muhteşem kopuklukta öyküler elde etmek
Festivalin gayriresmi kafesi olarak bilinen Han Cafenin yerinde yeller estiğini görmek (nedenini anlamak istememek)
|
|
|
|
| | 
Programdaki Filmlerin Olası Faydaları
(küçük katalog baz alınarak...)
Birkaç ilginç cinayet taktiği daha öğrenmek (meraklısına)
İntikamın 1001 yüzünü görmek (hazırlıklı olmak için)
Şehvetin ve ihanetin zararlarını anlamak (meraklısına)
Küçük gangsterlerin sefil hayatını keşfetmek (özenmeyelim)
Ormandaki gizemli ve yatılı okula tabutla yeni bir öğrenci gelirse neler olacağını görmek
Sahte kalp krizleri ve yalandan kaçırılmalar hakkında fikir sahibi olmak
Günümüzden 41 yıl sonrasına ya da 57 yıl öncesinde uzakdoğu turuna çıkmak
100 dakikada 4 avrupa kentini gezmek
126 dakikada tam 16 hapishane ziyareti yapmak
Siyasal ikiyüzlülükten haberdar olmak
Bir Fransız mahkemesinde görülen 12 davaya katılmak
Uruguayda fotoğraf çekilirken ne dendiğini öğrenmek
Otostop yapmanın tehlikeleri hakkında fikir sahibi olmak
Otostopçulardan aslında neden çekinildiği hakkında fikirler edinmek
Anneleri ve babaları daha iyi anlamak için ipuçları toplamak
Yaşlı ve yalnız kız kardeşlerin konuştuklarını, düşündüklerini öğrenerek olgunluğun zirvesindeki aile üyeleriyle daha sağlıklı empati kurabilme şansına erişmek
İdeolojik olarak dağlar kadar farklı olan birisiyle dost olunabileceğini hatırlamak
Gerçek dostlarınızın kim olabileceği konusunda vizyon tazelemek
Başka insanların cinsel fantezilerinin vardığı boyutları görmek
Birini sevmenin ve hayattaki diğer eşsiz anların değerini anlamak
Kanlı aşk hikayelerini görünce sevilen kişiye sımsıkı sarılmak
Muhsin Beyle tanışmak veya onu yeniden görmek
Dünyanın en çirkef insanını tanıma şerefine erişmek
1973te Ahlaksız! Edepsiz! manşetiyle yerden yere vurulan filmi seyretmek
Cinsel yeraltını turlamak
Aşklarını birer cinayet işleyerek kanıtlayabileceklerini düşünen insanların varlığından haberdar olmak
Birbirlerini öldürmeyi bile düşünen çiftlerle tanışmak
Gerçek sevgi mutlaka aile bağlarından mı doğar, yoksa aile aslında biyolojik bir zorunlukuk mudur? sorusuna yanıt bulmak
Hayatının sonbaharındaki bir mezarcıyı tanımak
Büyüyünce birbirlerinden çok da farklı olmadıklarını anlayan çocukları görerek uyanış yaşamak
Komşuları gözetlemenin faydaları ve zararları üzerine düşenme şansı yakalamak
Irkçılığı bir de ilişkiler bağlamında düşünmek
Ergenlerin dünyasının derinliklerinde yüzmek
Uluslararası dağıtıma çıkan Zulu dilindeki ilk filmi görmek
Beyaz adamın vurdumduymazlığında ve batının kendini beğenmişliğinde varılan noktayı idrak etmek
Dünyanın gitgide aynılaştığını farketmek
İkibinlerde bilginin iktidarda olacağının yıllar önce müjdelendiğini öğrenmek ve diğer distopyalarda sunulan öngörülerin haklılığı karşısında şaşırmak, dehşete düşmek
Dünyanın nereye döndüğü üzerine kafa patlatırken işe yarayacak yeni bilgiler edinmek
Oyunlarla hayat arasındaki sıkı bağı farketmek
Zekice hazırlanmış bulmacalarla karşılaşmak
Sinema dersleri almak
Uzaktan da olsa yeni topraklar keşfetmek, yeni insanlar tanımak
Kimseler görmeden yaklaşık iki saat delirebilmek
Kimseler görmeden hönkürerek ağlayabilmek veya anırarak gülebilmek
Hayatın sürprizlerle dolu olduğunu hatırlamak
Kendine acımaktan vazgeçmek
Yaşama sevincini tazelemek
Medyada pohpohlanmayan gerçek sinemacıları kıskanmak
|
|
|
|
| | 
* Başlık, ilk yirmiüç festivali en azından yoğunlukla takip eden bir yazarı düşündürse de, yazar sadece altı yıldır İstanbulda yaşıyor ve İzmirli...
Film Festivali Sitesi için tıklayın
| |
| |