Home page
Haber Menüsü


 
Loren’li Festival açılışı
Gözümüz aydın, 24.Uluslararası İstanbul Film Festivali başlıyor. Festival bu akşam, Sophia Loren’li bir açılışla ilk kez seyirci (daha doğrusu, bu seferlik davetli) huzuruna çıkacak, on altı günlük yoluna koyulacak.
Sevin Okyay / İstanbul
NTV-MSNBC
 
    1 Nisan 2005 —  Hepsi aynı akşamda olmasa bile, başka konuklar da var (toplam 120 tane). Örneğin, Altın Lale Jürisi Başkanı Jane Campion, Harvey Keitel (elbette, ‘Piyano’ refakatinde), açılış filmi ‘Lavanta Kokulu Kadınlar / Ladies in Lavender’ın yönetmeni (aynı zamanda usta aktör) Charles Dance gibi. Ki, unutmayalım, o ‘ladies’e can verenler de Judi Dench ile Maggie Smith.  

   
 
       
    MSNBC News Sinemanın divası: Sophia Loren
MSNBC News 'Büyük taştan surat' Buster Keaton, festivalde
MSNBC News Mayınlar ve filmler
MSNBC News Pietro Germi usulü komedi
MSNBC News Seçmek hep bana mı düşer usta?
MSNBC News Sinemanın divası Loren İstanbul'da
MSNBC News Nabza Göre Liste
 
NTVMSNBC Reklam  
 

 


Yazara e-posta atmak için resmin üzerine tıklayın.
        Ancak herkesin aklı fikri Sophia’da. Demek gerçek yıldız olmak böyle bir şey. Ben gençler hatırlamaz, en azından ilgilenmez sanıyordum ama aktrisin üçte bir yaşındakiler bile, açılış filmini falan boşvermiş, onu görme aşkıyla yanıp kavruluyor. Güzelliği ve yeteneği hep şahsında birleştirmiş bir oyuncuya da bu kadarını çok görmemek gerek. Hatırlarsanız, Dünya Kadınlar Günü kutlama yöntemimizi beğenmeyerek, gelişini iptal eden Emmanuelle Beart’ın yerine hemen davet edilmiş, daveti hemen kabul etmişti. Olsun, Beart henüz genç sayılır, küskünlüğü geçerse, gene gelir. Loren ise, belki karşı karşıya gelince sihrine kapılıp inanmazsınız ama, 71 yaşında...
       Galalar da itibar görecek tabii: Yeni Woody Allen filmi ‘Melinde ve Melinda’, ‘Scrubs’ dizisinin John “J.D.” Dorian’ı Zach Braff’ın yazıp yönettiği ve birkaç ‘Umut Veren Yönetmen’ ödülü aldığı ‘Garden State’, malum hanımlar (lavanta kokulu), ‘Smoking/No Smoking’e yazdığı (bizce) nefis senaryoyla da tanıdığımız oyuncu Agnès Jaoui’nin yönetmen olarak ikinci filmi ‘Resim gibi/Comme une Image’, Wong Kar-Wai’den ‘In the Mood for Love’
Imelda Staunton’ın 'ödüllü' oyunculuğuyla da zenginleşen Mike Leigh filmi ‘Vera Drake’.
        kıvamında bir aşk filmi: “2046”, gene Kar-Wai ile Soderbergh ve Antonioni’nin ortaklaşa yönettiği ‘Eros’, Imelda Staunton’ın oyununu merak ettiğimiz için daha da bir heyecanla beklediğimiz Mike Leigh filmi ‘Vera Drake’. Bu arada “2046”da, yönetmenin dört yıl önceki filmi ‘In the Mood for Love’ın iki başrol oyuncusu, Tony Leung ve Maggie Cheung’un yanısıra Gong Li ve Zhang Ziyi’nin de oynadıklarını belirtelim.
       Sonra çeşitli başlıklar altındaki ustalar ve nostaljinin derin sularına gömülmemize yol açacak olan iki film: Sarband refakatinde izleyeceğimiz, Rudolf Valentino’lu ‘Şeyhin Oğlu’ ile, sinemanın en büyük komedi ustalarından Buster Keaton’ın ‘General’i. O da, Akbank Oda Orkestrası eşliğinde. Yukarıda bahsi geçen Jane Campion ve Harvey Keitel, yıllar önce birlikte çalıştıkları ‘Piyano’yu sunacaklar.
       Festival’e ‘Tulse Luper’ üçlemesiyle katılan yönetmen Peter Greenaway, Campion’ın filminin (“kötü bir Avustralya filmi”) müziğini yaptı diye bestecisi Michael Nyman’la bir daha birlikte çalışmama kararı almıştı. Uyguladı da...
'Tulse Luper'in Çantaları'
        Zaten bizi de şu noktada esas ilgilendiren, Greenaway’in ilkini daha önce Festival’de (sanırım geçen yıl) izlediğimiz üçlemesi. Tulse Luper projesinin film ayağını oluşturan ve profesyonel yazar, proje adamı, meslekten hapishane kuşu Tulse Henry Purcell Luper’ın hayatını yeniden kurgulayan “Tulse Luper’in Çantaları” üçlemesi; sinema, televizyon, CD-ROM, İnternet ve kitap gibi beş farklı mecraya yayılan projenin en ağırlıklı bölümü.
       Geleceğin Karanlık Yüzü’nü ihmal etmemenizi de halisane tavsiye ederiz. Gerçi Terry Gilliam’ın ‘Brazil’i CNBC-e’de oynuyor ama, Ridley Scott’ın şaheseri ‘Blade Runner’ı sinemada bir kere daha görme fırsatı da kaçmaz. Bölüme ‘THX 1139’la katılan, bir ışık ve renk denemesi yapmış (belki de “ışık ve beyazlık” demek daha doğru) George Lucas sizi şaşırtabilir, bildiğiniz gibi değil çünkü. Ama Derek Jarman (Jubilee) ve Jean-Luc Godard (Week-End), aynen bildiğiniz gibi. Bence, 24.Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin en takdire şayan bölümlerinden biri. Canlandırma Sineması: Çek Cumhuriyeti (Trnka ile Svankmajer, vd.) ve Kore Sineması da öyle. Festival’in gelenekleşmiş bölümlerini de unutmuyoruz, tabii. Bir de, belki diyorum yıl içinde Türk filmlerine gitmeyi ihmal etmişsinizdir de, şimdi, hiç değilse merak ettiklerinizi görmek için bu fırsattan yararlanırsınız. Neden olmasın?
       
       Film Festivali Sitesi için tıklayın
       
 
       
    TOP5 ‘Melankolistanbul’ sergisi 13 Eylül’de açılacak  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları