Haftanın kitapları - Mart 2005/5
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat » YENİ KİTAPLAR
Haftanın kitapları - Mart 2005/5
Kabalcı’dan Irvin Yalom’un ‘Bugünü Yaşama Arzusu’, Dünya Kitapları’ndan Demir Özlü, Haluk Şahin ve Tarık Minkari’nin yapıtları, Can Yayınları’ndan ‘Dövmeli Kız’, Arkadaş Yayınevi’nden ve Altın Kitaplar’dan birer yapıt bu haftanın kitaplarını oluşturuyor.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 01:00 TSİ 03 Nisan 2006 Pazartesi

İSTANBUL - “Yaşamını boşaltmış bir kişi, kanalların kirli sularının üzerinde yansıyan görüntüsünden başka bir yerde daha iyi tanıyabilir mi kendini? Artık o isimlendirilemez imgesini.” [Demir Özlü]



BUGÜNÜ YAŞAMA ARZUSU
- Schopenhauer Tedavisi -
Irvin Yalom

İki insanın anlam arayışının büyüleyici hikâyesi.
Julius eski hastası Philip Slate’i arayıp bulur. Philip için insanlarla ilişki kurmanın tek yolu sayısız kadınla yaşadığı cinsel ilişkilerdi ve Julius’un terapisi de bunu değiştirememişti. Philip kötümser ve insansevmez filozof Arthur Schopenhauer’i okuyarak kendisini iyileştirdiğini iddia etmektedir. İnsanları umursamayan, kendi içine gömülmüş Philip gerçekten de ustası Schopenhauer’i anımsatmaktadır.
Julius ve Philip en sonunda pazarlık yaparlar. Philip, Schopenhauer öğretecek, buna karşılık da Julius onu terapi grubuna alıp insanlarla ilişki kurma yeteneklerini geliştirmeye çalışacak. Arayış peşindeki bu iki insan acaba birbirlerinin hayatlarını nasıl etkileyecek?
Irvin Yalom bu son romanında Schopenhauer’in psikolojik hayatının gerçek hikâyesini zarif bir biçimde romanına dahil ederek felsefe ve hayatı sorguluyor.

IRVIN YALOM (Yazar)

13 Haziran 1931’de, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Rusya’dan (Polonya sınırının yakınındaki Celtz adlı küçük bir köyden) göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak Washington DC’de doğmuşum. Evimiz Washington’un merkezinde, ailemin Seaton Caddesi’ndeki marketinin üstünde küçük bir apartman dairesiydi. Washington tecrit edilmiş bir şehirdi ve çocukluğum yoksul siyah komşularımızın arasında geçti. Sokaklarda yaşam çoğunlukla tehlikeliydi. Kapalı kapılar ardında okumak sığınağımdı ve haftada iki kez yedinci cadde ve K caddesindeki merkez kütüphaneye, kendime kitaplardan yığınak yapmak için riskli bisiklet yolculukları yapardım. Neredeyse hiç laik bir eğitim almamış olan annem ve babam kitap okumaz, bizi yalnızca ekonomik yönden desteklerdi; yönlendirme ya da öğüt yoktu.
Kütüphane mimarisinin yönlendirdiği, değişken bir kitap seçimim vardı; merkezdeki büyük biyografi kitaplığı dikkatimi çekmekte gecikmedi ve bir yılımı bu kitaplıkta A’dan (John Adams) Z’ye (Zoroaster) harcadım. Fakat benim için asıl sığınak, ilham ve bilgi kaynağı edebiyattı. Asla vazgeçemeyeceğim bir inanç geliştirmiştim: Roman yazmak bir insanın yapabileceği en iyi şeydir.
Zamanımın getto anlayışına göre genç insanların kariyer seçenekleri sınırlandırılmıştı ya da öyle algılanıyordu. Bütün akranlarım ya tıp eğitimi görüyor ya da baba mesleğini sürdürüyordu. Tıp okulu benim için Tolstoy ya da Dostoyevski’ye daha yakın göründü ve eğitimime psikiyatri okumaya karar vererek başladım.
Psikiyatri durmaksızın merak uyandıran şeylerin kanıtını sundu (hâlâ sunuyor) ve ben hastalarıma her seferinde yeni bir öykünün şaşkınlığıyla yakınlaştım. Her hasta için ayrı bir terapi uygulanması gerektiğine inanıyorum, çünkü her biri benzersiz öykülere sahip. Yıllar geçtikçe bu tutum beni, şu anda ekonomik güçler tarafından tamamıyla tersine yönlendirilen, öyle ki herkese, bütünüyle kişiliksizleştirmeye yönelik etiketleme ve aynılaştırmaya dayanan, kalıplaşmış kurallarla yürüyen yönlendirmeci terapiyi uygun gören profesyonel psikiyatriden çok uzaklara götürür.
İlk yazılarım, gazetelerde yayımlanan bilimsel makalelerdi. İlk kitabım The Theory and Practise of Group Psychotherapy (Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği, Kabalcı Yayınevi tarafından yayıma hazırlanmaktadır), terapistlerin eğitimi için yaygın biçimde kullanıldı (700.000 kopya). Yirmi dile çevrildi ve şu an dördüncü basımında. Yirmi yıldır öğrencilerimden duyduğum, kitabımın bir roman gibi okunabildiği. Sonraki kitaplarım: Existential Psychotherapy (bugün devam etmeyen bir kurs için ders kitabı; Varoluşçu Psikoterapi, Kabalcı Yayınevi, 2000), Inpatient Group Psychotherapy (rehber gruplar için yatan hastalara psikiyatrik tedavi rehberi); Encounter Groups: First Facts, yayımlanmamış bir monografi. Daha sonra, Varoluşçu Psikoterapinin çeşitli yönlerini öğretme çabasında edebiyata yöneldim ve son birkaç yıl içinde bir terapi öyküleri kitabı (Love’s Executioner), iki roman (When Nietzsche Wept [Nietzsche Ağladığında, AyrıntıYayınevi] ve Lying on the Coach) ve son kitabım Momma and the Meaning of Life (gerçek ve kurgu terapi öyküleri derlemesi [Annem ve Hayatın Anlamı, Kabalcı Yayınevi, 2000]) yazıldı. Her biri 15-20 yabancı dile çevrildi. Nietzsche Ağladığında İsrail’in çok satanlar listesinde dört yıl boyunca zirvedeki yerini korudu. The Yalom Reader antolojisi, Basic Books tarafından 1997’de yayımlandı. Bugünlerde Schopenhauer üzerine bir roman için çalışıyorum.
Eşim Marilyn, John Hopkins’ten Karşılaştırmalı Edebiyat (Fransızca-İngilizce) dalında doktora aldı. Bir profesör ve yazar olarak (yakınlarda A history of the Breast’i yazdı ve şu anda History of Wife’ı yazıyor) parlak bir kariyere sahip. San Francisco Koyu’nda yaşayan dört çocuğum tıp, fotoğraf, yaratıcı yazarlık, tiyatro yönetmenliği ve klinik psikoloji gibi çeşitli meslekler seçti.

[Irvin Yalom]

ESERLERİ
* Annem ve Hayatın Anlamı
* Bağışlanan Terapi
* Bugünü Yaşama Arzusu
* Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği
* Her Gün Biraz Daha Yakın
* Kısa Süreli Grup Terapileri
* Varoluşçu Psikoterapi

Kabalcı, 432 sf.
Çeviren: Zeliha İyidoğan Babayiğit
Dizi: İnceleme -44
Tür: Roman


KANALLAR
Demir Özlü

Ölümün ve aşkın kanallarında yapılan bir gezinti
“Yaşamını boşaltmış bir kişi, kanalların kirli sularının üzerinde yansıyan görüntüsünden başka bir yerde daha iyi tanıyabilir mi kendini? Artık o isimlendirilemez imgesini.” [Demir Özlü]

Anlatı Ustaları dizisinde, Türk ve dünya edebiyatının usta yazarlarının, anlatılarındaki ustalıklarını bir okuyuşta hissettiren, okuyucunun sezgi gücüne seslenen kısa ama vurucu metinleri yer alacak: denemeden öyküye, romandan şiire, “majör” edebiyatçıların “minör” anlatıları.
Daha önce bu diziden Anton Çehov’un Ateşler/Çukurda adlı iki uzun öyküsünü yayımlamıştık. Bu kez de Türk edebiyatının usta kalemlerinden Demir Özlü, Kanallar adlı anlatısıyla okurlarla buluşuyor. Demir Özlü, Kanallar’da, çekincesiz açığa vurulan bir erotizmle, yer yer öne çıkan felsefi metinleri aynı kurgu içinde eritiyor. Anlatının kahramanı Amsterdam’da kanallar boyunca gezinirken yaşamın, ölümün, aşkın, cinselliğin, varoluşun birbirine dönüştüğü bir noktaya doğru yolalıyor. İnsan varoluşunun temelinde yatan ölüm, aşk, cinsellik gibi temaların yeraldığı bu şiirsel anlatıyı bir solukta okuyacaksınız.

Dünya Kitapları, 64 sf.
Dizi: Anlatı ustaları


DÖVMELİ KIZ
Joyce Carol Oates

Babasından duyduklarının ışığında Nazi kamplarında can veren dedesiyle babaannesinin anılarını ve başka insanların anılarını romanlaştırarak genç yaşta ün kazanan bir yazar olan 39 yaşındaki Joshua Seigl, bekâr bir erkek olarak çok değer verdiği bağımsızlığından ödün vermesini elden giden sağlığına yormak zorunda kalır. Kafasını toplayamamaktan, işlerini bitirememekten şikâyetçidir. Kendini daha çok kitaplara ve araştırmalara vermiştir. Yaşamının bu evresinde heyecan aramakta, aynı zamanda bundan kaçınmaktadır; artık alışkanlığa dönüşen yalnızlığından aslında pişmandır. Kendine bir asistan arayışına girişmekle ayrıcalıklı yaşantısının en tehlikeli serüvenine atıldığının farkında değildir.
Vücudunun çeşitli yerlerindeki tuhaf dövmeleriyle hoş, çekici genç bir kadın olan Alma Busch Seigl’de karmaşık duygular uyandırır. Acıma? Arzu? Sorumluluk? Suçluluk? Kızın hazin geçmişinden ve sorunlu kişiliğinden habersiz onu asistanı olarak işe alır. Seigl ve Alma birlikte atıldıkları yanlış anlamalarla, bilinmezlerle, keskin dönemeçler dolu serüvenlerinde el yordamıyla ilerlerken sürüklendikleri beklenmedik ama kaçınılmaz sonun ardından gelen son perde hiç beklemediğimiz bir kapanıştır.
Joyce Carol Oates gizemli gerilim ve şaşırtıcı duygusallık arasında ustaca bir denge kurarak etnik nefretin çağdaş tragedyasını irdelemekte ve arzularımızın kabul edilmiş sınırlarını sorgulamaktadır. Dövmeli Kız Oates’un en aykırı romanlarından biridir.

Joyce Carol Oates
Joyce Carol Oates kısa öykü dalında National Book Ödülü ile PEN Yazarlar Derneği’nin Malamud Ödülü’nü almış bir yazardır. Çağımızın en kalıcı öykülerinin yazarı olan Oates’un We Were Mulnaveys ve Blonde adlı kitapları Amerika Birleşik Devletleri’nde çoksatan kitaplar arasına girmiş, aynı zamanda National Book Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Joyce Carol Oates, Princeton Üniversitesi Eski Yunan Klasikleri Bölümü’nde öğretim görevlisi, aynı zamanda 1978 yılından bu yana Amerikan Sanat Akademisi üyesidir.

Can Yayınları, 352 sf.
Çeviren: Dilek Şendil
Dizi: Çağdaş Dünya Yazarları
Tür: Roman


ÖĞRETMENİN 55 ALTIN KURALI
Her çocuğun içindeki başarılı öğrenciyi keşfetmek için eğitimcilere ve ailelere ipuçları
Ron Clark


Hepimiz ister anne baba isterse öğretmen olarak çocuklarımızın hem okulda hem de yaşamda başarılı olmasını istiyoruz ama bunun için sistemli olarak ne yapıyoruz? Elimizde bir metod var mı? Yoksa ‘Öğretmenin 55 Altın Kuralı’ ile birlikte artık var!
Kitabın yazarı Ron Clark, denenmiş ve başarısı kanıtlanmış yöntemler öneriyor. Başarısının kanıtı, 2001 yılında ABD’de yılın öğretmeni seçilmesinden de belli. En başarısız öğrencilerin olduğu geri kalmış yörelerde meslek hayatına başladı Ron Clark. Çocukların öğrenmeye en ufak ilgileri yoktu ve şimdiye dek hiç ellerinden tutan olmamıştı. Bu boş vermiş çocukları disipline etmek, onları düşünceli ve meraklı öğrencilere dönüştürmek için bazı temel kuralları öğrenmeleri gerektiğini anlamakta gecikmedi. 55 maddelik kurallarını uygulamaya koyduğunda, geri kalmış çocukları açığı kapatıp öne bile geçmişlerdi ve derslerini seviyorlardı artık. Üstelik çok da önemli bir şey kazanmışlardı: Özgüven.
Bu kıs ve değerli kitaptan her eğitimcinin ve anne babanın yararlanması gerektiğini düşünüyoruz. Aslında ‘Öğretmenin 55 Altın Kuralı’ yaşamı bir öğrenme deneyimi olarak gören herkes için de geçerli.

Arkadaş Yayınevi, 162 sf.
Çeviren: Esra Davutoğlu


İLETİŞİMDE KARAVANADAN KAFETERYAYA
- Türkiye İletişiminde Büyük Dönüşüm -
Haluk Şahin


“Önce ‘söz’ vardı.
Ama sözdurduğu yerde durmuyor, ele avuca sığmıyor, iz bırakmadan uçup gidiyordu. Derken bir gün sözü yakalayıp bir yere bağladılar, bu tutsak durumun adına ‘yazı’ dediler.
Tüm toplumsal dengeleri etkileyen bir dönüşüm... Ama her yeni iletişim teknolojisinde olduğu gibi bu değişimde de kazanılana karşı yitirilen ya da yitirileceğinden koruklan şeyler vardı.
(...)
Yazının yayılmasının doğurduğu kaygılardan iki bini aşkın yıl sonra bu kez de ‘yazının ölümüne’ ilişkin kaygıların dünyanın bir çok yerinde, özellikle son 500 yıldır yazıyla yoğrulmuş uygarlıklarda arttığını görüyoruz. Bu kaygıların kökenini, televizyonun, yüzyılımızın ortalarına doğru başta ABD olmak üzere Batı ülkelerinde egemen iletişim aracı haline gelmesine bağlayabiliriz.”


Haluk Şahin, özneler arasındaki en özsel eylem olan iletişimin artık bir sağanağa dönüşen enformasyon yağmuru altındaki seyrini irdeliyor. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde iletişim kavramındaki köklü değişim ve oluşumların ülkemizdeki yansımalarını Cumhuriyet tarihinin sosyal-siyasal nitelikleriyle birlikte araştırıyor... İletişimde Karavanadan Kafeteryaya, değişen iletişim biçimleriyle içiçe olan bizlerin de ne derece değiştiğini gösteren önemli bir kaynak.

Dünya Kitapları, 168 sf.
Dizi: Nezih Demirkent Kitaplığı -3

KURTULUŞ SAVAŞI KÜTÜPHANESİ
MONDROS’TAN MUDANYA MÜTAREKESİ’NE TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Levent Ürer

Altın Kitaplar tarafından yayımlanan Kurtuluş Savaşı Kütüphanesi, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutmak ve genç kuşağın geçmişe dair bilgilerini yenilemek amacını taşıyor.
Yirmi kitap olarak hazırlanan dizinin ilk üç kitabı - 150’LİKLER, Emin Karaca; Birinci Dünya Savaşı Tarihi, Burak Gülboy; Hilafetin Tarihsel Gelişimi ve Kaldırılması, Namık Sinan Turan- okurla buluştu. Dizinin yeni yayımlanacak kitabı Mondros’tan Mudanya Mütarekesi’ne Türk Dış Politikası başlığını taşıyor.
Kitabın yazarı Levent Ürer. Yazarlarının çoğunu ‘meslekten’ tarihçi olmayan isimlerin oluşturduğu dizi, geçmişte yaşananların ‘ne gibi sonuçlara yolaçtığını’ görmek ve anlamak düşüncesinden yola çıkıyor.

Mondros’tan Mudanya’ya
15 Mayıs 1919 yılında Yunanlıların İzmir’e çıkışıyla başlayan bağımsızlık yolunda direniş nihayet 11 Ekim 1922 yılı Mudanya Mütarekesi ile son bulmasına kadar olan dönemi kapsar. Kabaca bağımsızlık savaşlarının sonucunun karşı tarafa kabul ettirilmesi anlamını taşıyan Mudanya bir silah bırakışmasıdır. Askeri anlamda zaferin karşı tarafa kabul ettirilmiş olduğu sözleşme işgalden kurtuluşu ifade etmektedir. Bağımsızlık Savaşı’nın cephelerde yoğunlukla Yunanistan ile yürütülmesine karşın Mudanya’da yapılan görüşme sürecinde İngiltere, Fransa ve İtalya’nın tutumu, Bağımsızlık Savaşı’nın arkasında varolan egemen güçleri, aslında savaşın hangi devletlere karşı yürütülmüş olduğunu gözler önüne serer.

Yakın tarih
“Toplum olarak tarihe çok meraklıyız” diyor Kurtuluş Savaşı Kütüphanesi’nin koordinatörlüğünü üstlenen Toktamış Ateş. “Olanakların çok kısıtlı olduğu ve bu nedenle çok az okunabildiği dönemlerde de, en çok okunan kitaplar, tarih kitaplarıydı. Tarih içinde, özellikle ‘yakın tarih’ çok ilgiyle okunuyor ve aranıyor. Zira, yakın tarih pek bilinmiyor.” Toktamış Hoca’ya göre bu ‘bilinmemenin’ de değişik nedenleri var. Hoca’ya göre, herşeyden önce; dünyanın tüm ülkelerinde, ‘devlet sırrı’ denilen bir kavram var ve yakın tarihle ilgili gelişmelerin çoğu, bu ‘devlet sırrı’ kavramının ardına saklanıyor. “İkinci olarak; yakın tarihin gelişmeleri, kimilerince ‘iç siyaset’ malzemesi yapılmak istenir ve bu nedenle çok sıkıştıkları zaman, tarihi ‘saptırmaya’ kalkışabilirler. Bunun çok somut örneklerini, ‘Türk Siyasal Yaşamı’nda görmemiz bile mümkündür. İş ki, görmeye niyetlenilsin... Yakın tarihimizi ve özellikle ‘Ulusal Kurtuluş Savaşımızı’ öncesi ve sonrasıyla yazmak ve bir seri halinde yayınlamak düşüncesine alana olan yakınlığım nedeniyle katkıda bulunmaya, heyecanla razı oldum.”

Altın Kitaplar, 272 sf.
Tür: Türk Siyasi Tarihi


ANILAR SEVİLDİKÇE COŞAR
Tarık Minkari

Cerrah Çelebi’nin maceraları
“Elli altı yıl cerrahi yapmışım. Beş kıtayı yeniden keşfetmişim. Son on iki yılda yirmi altı kitap yazmışım. Anılarımı, gezilerimi doya doya anlatmışım. Daha ne isterim ki!.. Şımarıklık işte, sekseni yakalamak istiyorum... Diyorum ki: “Bunca yılı veren Halik, küçücük bahşişi çok görmez kulundan. ‘Hayrı Hayırlısı...”
[Tarık Minkari]

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Karşımızda Tarık Minkari olunca, ikisi arasında seçim yapmak hayli zor.
Zira kendisi hem çok okumuş hem çok gezmiş bir ermiş çelebi. Minkari, işinin hamurunu sevgiyle yoğuran, mizahın gizil gücünü yaşamın tüm zorluklarına ve çirkinliklerine karşı silah olarak kullanan bir gönül adamı aynı zamanda. Bugüne kadar yazdığı yirmi altı kitapta bunu görmek mümkün.
Anılar Sevildikçe Coşar, yazarın bir zamanlar düzenli olarak Posta gazetesinde yayımlanan “Cerrah Çelebi’nin Maceraları” adlı yazılarından oluşuyor.
Yazar, gezerek görerek, duyarak konuşarak tadına vardığı, doya doya yaşadığı, çevresine neşe ve umut saçtığı ömründen eşsiz pırıltılar sunuyor bizlere. Her yazı Haslet Soyöz’ün matrak çizimleriyle daha keyifli hale geliyor üstelik.

Dünya Kitapları, 235 sf.
Çizen: Haslet Soyöz
Dizi: Günün Kitapları


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları