|
|
|||||
| 29 Mart 2005 ABD Dış İlişkiler Konseyi Üyesi ve Çin Uzmanı Dr. Nichoals Lardye göre, düşük işgücü maliyetine dayalı üretim yapısıyla Türkiyenin önde gelen sektörlerini tehdit eden Çinin gelişimi Türkiyeyi orta şiddette sarsacak. Lardy, Türkiyenin bazı sektörlerinin Çinin gelişiminden olumsuz etkileneceğini, ancak rekabet gücü yüksek bazı sektörler, nitelikli işgücü ve Avrupaya coğrafi olarak yakınlık gibi nedenler sayesinde Türkiyenin uluslararası rekabet gücünü koruyabileceğini öngörüyor. | |||
![]() |
![]() Çin döviz rezervinde yeni rekor Çin ekonomisi yeniden ısınıyor IMF: Çin'de kur reformu vakti geldi Çin'den Brezilya'ya DTÖ desteği |
|||
| Son yıllarda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olan, 2004 itibariyle ABD ve Almanyanın ardından dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi konumunda bulunan Çindeki katma değeri az, düşük işgücü maliyetine dayalı olan ve ucuz mal imal eden üreten üretim yapısı, Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkenin iç pazarı için önemli bir tehdit oluşturuyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) anlaşmaları gereği, 1 Ocak 2005ten itibaren tüm tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin uluslararası ticaretinde uygulanan miktar kısıtlamalarının kalkmasının, Türkiye ihracatının lokomotif sektörlerinden tekstili olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor. İş Yatırımın düzenlediği Geniş Açı toplantılarının üçüncüsünün konuğu olan Lardy, Çinin yüksek büyüme hızının zirveye ulaştığını belirterek, Önümüzdeki birkaç yıl bu büyüme yavaşlayabilir... Genel olarak bakıldığında ise, gelecek 10-15 yıl boyunca Çin ekonomisi yüzde 8-9 gibi yüksek büyüme eğilimini devam ettirecek dedi. Söz konusu büyüme hızının sebepleri olarak; ulusal gelirlerinden sağlanan tasarruf oranının yüksekliği, bu tasarrufları yatırıma yönlendirebilme kaabiliyeti ve doğrudan yabancı yatırım çekmedeki başarısını gösteren Lardy, ülkenin 1.3 milyarlık nüfusunun iş gücü ve ekonomiye katkısını ise şöyle açıkladı: İş gücü dağılımında tarımın payı hızla azalırken, sanayi ve hizmetlerin payı artıyor. Önümüzdeki 10 yılda halen 350 milyon kişilik tarım alanındaki istihdamın yaklaşık 150-200 milyonunun sanayi ve hizmetler alanına kayması ve ekonomiye sağladıkları katma değerin artması bekleniyor. Lardynin verdiği bilgiye göre Çinin 1970li yıllarda yüzde 0.5 olan dünya ticaretindeki payı geçtiğimiz yıl itibariyle yüzde 7ye yükseldi. Çinin 2001-2004 yılları arasında dünya ekonomisindeki büyümeye katkısı ise ABDnin yaklaşık üç katı. REKABET ALANI 3. DÜNYA ÜLKELERİ Ne Türkiyenin ne de başka bir ülkenin ucuz mal üretimi konusunda Çin ile rekabet etme şansı bulunmuyor diyen Lardy, Türkiye orta şiddette etkilenecek dedi ve Türkiyenin avantajlarını şöyle sıraladı: Avrupaya coğrafi olarak yakın bir ülke. AB ülkeleriyle yoğun ve giderek artan ticari ilişkilere sahip. Gümrük Birliği ile bu ilişkiler sistemli bir hale kavuşmuş durumda. Entegre, çeşitlendirilmiş ve yüksek katma değerli ürünler üretebiliyor. Çin ile asıl rekabet alanının iç pazar değil, üçüncü dünya pazarları olduğunu vurgulayan Lardy, emek yoğun bazı sektörlerden fedakarlık edilerek teknoloji yoğun, katma değeri yüksek sektörlere odaklanarak Çin ile rekabet edilmesi gerektiğine işaret etti. İç pazarınıza yönelik korumacılık uzun vadede yararlı olmaz diye konuşan Lardy, Çinin tekstil, oyuncak, ayakkabı gibi sektörlerin yanı sıra, bilgi teknolojileri sektöründe bile katma değerinin düşük olduğunu, üretimin büyük ölçüde Çin dışından getirilen malların birleştirilmesiyle yapıldığına işaret etti. ABD KOTA KOYABİLİR Lardy, Çin Dünya Ticaret Örgütüne girerken tüm üyelerin Çin malları karşısında 4 yıl süreyle, 2008e kadar kota koyma hakkının bulunduğunu kabul ettiğini belirtti ve, İnanıyorum ki, ABD bu yaz itibariyle kota uygulayacak dedi. Çinin para birimini yeniden değerlemesinin Çin ürünlerinin fiyatına nasıl bir etkisinin olacağı konusundaki bir soruyu ise Lardy, Çinin üretiminde ithalatın payı yüzde 85. Çin para birimini yüzde 10 oranında güçlendirirse, bu, Çin mallarının fiyatının yüzde 10 artmasına neden olmaz şeklinde yanıtladı. Çinin döviz sistemi, bu ülkenin ihracatını haksız şekilde ucuzlattığı gerekçesiyle gerek ABD gerek diğer Batılı devletler tarafından eleştiriliyor. Üretimde montaj sanayiinin egemen olduğuna dikkati çeken Lardy, Para birimi güçlenirse, üretim için alınan parçalar daha ucuza gelecektir. Dolayısıyla ihraç mallarının fiyatları hiçbir şekilde yüzde 10 artmayacaktır, yüzde 1.5 civarında kalabilir dedi. Çin Merkez Bankası Başkanı Zhou Xiaochuan, kendilerinin belirleyeceği bir program çerçevesinde kademeli bir döviz kuru rejimi gerçekleştireceklerini ve yalnızca yuanı yeniden değerlemekle kalmayacaklarını söyleyerek, Pekinin sabit kur sistemini değiştirmek konusunda acele etmeyeceği yönündeki en son sinyali vermiş oldu. REKABET ETMEK GÜÇ OLACAK Çinin hızla büyümesinin gelişmekte olan piyasaları nasıl etkileyeceği ve Türkiyenin yapması gerekenlerin neler olduğunun sorulması üzerine Lardy, Çinin yükselmesinden en karlı çıkacak ülkelerin, Çine sanayi ürünleri ve hammadde satan ülkeler olacağını belirterek, şöyle konuştu: Çine benzeyen ülkeler ise çok zorlanacaktır. Konfeksiyonda Çini aşmak çok zor olacaktır. Bazı gelişmekte olan pazarlar Çin karşısında zorluk çekmeye devam edecektir. Çinle rekabet etmenin sırrı, mukayeseli avantajı olan ürünlerde kalmaktır. Mesela Çin, bütün ucuz ayakkabı pazarını kaptı. Rekabet için ucuz malları feda etmeyi göze almak lazım. | ||||
IMF Başekonomisti: Kriz kötüleşecek |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||