Home page
Haber Menüsü


Şehre Sinema Geliyor  
  İstanbul Film Festivali sinemayı doğrudan hayatın içine sokan, sanatın doğallık ve politikayla da ilişkisi olduğunu gösteren iki haftalık bir sunum. Şehre, sinemayı ve beraberinde dışımızda kalan dünyayı getiriyor.

Haşmet Topaloğlu / İstanbul
NTV-MSNBC
 
   16 Mart 2005 —  Geçenlerde bir sohbette ‘Sinema Günleri’nin simültane tercümeli günlerinden söz edince otuzlarına doğru ilerleyen bir kaç arkadaşım hayretler içinde kaldı. Elektronik altyazıdan öncesini bilmiyorlardı. O zaman fark ettim ki İstanbul Film Festivali’ni ilk yılından beri izleyenler olarak ‘erken’ diye nitelendirilebilecek bir nostaljinin eşiğindeyiz. Tabii şurası bir gerçek ki İstanbul Festivali’nin içine bir tutam film konarak temelleri atılan festivalin bugün geldiği nokta hüzünden çok keyif veriyor insana. 

   
 
       
    MSNBC News Nabza Göre Liste
MSNBC News Sinemanın divası Loren İstanbul'da
MSNBC News İstanbul Film Festivali pek yakında!
MSNBC News Vera Drake İstanbul Film Festivali'nde
 
NTVMSNBC Reklam  
 

 


Yazara e-posta atmak için resmin üzerine tıklayın.
       166 film, müthiş bir çeşitlilik, çok sayıda konuk, atölye çalışmaları... Artık bu gerçekten bir festival. Tek sorun bazen iki haftanın da yetmemesi. Festival film kurtları için güncel bilgiyi tazeleme, ufku genişletme fırsatı; öğrenciler ve yeniyetmeler içinse bir okul.
       Ufkunu genişletecek olanların tercihi özellikle iki bölümde yoğunlaşacak: Dünya Festivallerinden ve Geleceğin Ustaları. “Dünya Festivallerinden” zaten bütün sinema meraklılarının bir yıl boyunca adını duyduğu, kaydını tuttuğu önemli çağdaş filmlerden bir seçki. İtalya’nın en taze yapıtlarından ‘Bazı Çocuklar’ (Avrupa Film Ödülleri: Yılın Keşfi) Sürgündekiler (Cannes En İyi Yönetmen) gibi filmler -özellikle de- Avrupa sinemasının vardığı noktayı görmek açısından iyi bir fırsat.
Sadece “Sudaki Bıçak”ı ilk kez seyretmek bile genç sinema tutkununa apayrı bir boyut katacaktır.

       Geleceğin Ustaları hafızamıza yeni isimler kazımamıza, sinemayla olan ilişkimizin geleceğinde başvuracağımız referanslar edinmemize yardımcı olacak. Bu taze ‘ustalar’ ya ilk filmlerini çekmişler ya da bilemediniz ikinci. Örneğin “Ördek Mevsimi”yle ilk kez uzun metraj deneyen Meksikalı Fernando Eimbcke’yi ya da “Tüyü Takip Et”le izleyici ödülü kazanmış Nuray Şahin’in dilini merak etmemek imkansız.
       Festival okulunun yeni öğrencileri içinse o kadar çok olasılık var ki kıskanmamak imkansız. Adını sinema kitaplarında okudukları Pietro Germi’nin başka yerde bulunamayacak sinemasını görmek başlı başına bir sinema dersi. Roman Polanski konusunda daha da şanslılar; ustanın belli başlı filmleri dışında kısaları da gösterilecek. Sadece “Sudaki Bıçak”ı ilk kez seyretmek bile genç sinema tutkununa apayrı bir boyut katacaktır.
Festivalin son yıllarda gittikçe artan sayıda belgesel göstermesi ve ağırlıklı olarak sosyal-politik alandan, güncel dünya sorunlarından filmler seçmesi sinemayı sadece eğlence olarak algılamayanlar için büyük bir şans.

       Tabii hepimizin öğrenci olacağı ortak anlar da var. Jane Campion’un ‘Master Class’ı ve Alain Robbet Grillet’nin söyleşisi. Bambaşka alanlarda hatrı sayılır izler bırakmış bu iki isimden de öğrenecek çok şey var. Geçen yıl, Wong Kar-Wai’ın görüntülerini borçlu olduğu Christopher Doyle’un şamatası da bol söyleşilerine gidenler bunu bir yaşam tecrübesi olrak kaydettiler. Bu yıl da roman tekniğini olduğu kadar sinema dilini de sarsmış olan Robbet-Grillet’nin sohbeti kaçırılmaz bir ‘dinleme fırsatı’.
       Festivalin son yıllarda gittikçe artan sayıda belgesel göstermesi ve ağırlıklı olarak sosyal-politik alandan, güncel dünya sorunlarından filmler seçmesi sinemayı sadece eğlence olarak algılamayanlar için büyük bir şans. “Çağımızın Tanıkları” ve “Sinemada İnsan Hakları” bölümleri televizyonların haber bültenlerinden birer dakika çalmak için çırpınan global konuları ve yabanellerin yerel sorunlarını önümüze koyuyor. Süreleri ferah dilleri yetkin. Festival sayesinde dünyada aktif ve yenilikçi bir belgeselcilik olduğunu bir kez daha farkedebiliyoruz.


       İstanbul Film Festivali’nin diğer festivallerden çok önemli bir farkı var. Gişe endişelerini aşıp da önümüze gelemeyen çok sayıda dünya filmine sahne sağlıyor. O sayede dışımızdaki bir dünyayı karakterleriyle, dertleriyle, kültürleriyle görme şansımız oluyor. Festivale gereken önemi kendimize de dünyayı tanıma şansını vermemiz gerekli. Hem de ondört gün içinde.
       
       Film Festivali Sitesi için tıklayın
       
 
       
    TOP5 AKM 2010’u yeni yüzüyle karşılayacak  
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları