| | | | | |
| 
Yazara e-posta atmak için resmin üzerine tıklayın. | |
|
166 film, müthiş bir çeşitlilik, çok sayıda konuk, atölye çalışmaları... Artık bu gerçekten bir festival. Tek sorun bazen iki haftanın da yetmemesi. Festival film kurtları için güncel bilgiyi tazeleme, ufku genişletme fırsatı; öğrenciler ve yeniyetmeler içinse bir okul.
Ufkunu genişletecek olanların tercihi özellikle iki bölümde yoğunlaşacak: Dünya Festivallerinden ve Geleceğin Ustaları. Dünya Festivallerinden zaten bütün sinema meraklılarının bir yıl boyunca adını duyduğu, kaydını tuttuğu önemli çağdaş filmlerden bir seçki. İtalyanın en taze yapıtlarından Bazı Çocuklar (Avrupa Film Ödülleri: Yılın Keşfi) Sürgündekiler (Cannes En İyi Yönetmen) gibi filmler -özellikle de- Avrupa sinemasının vardığı noktayı görmek açısından iyi bir fırsat.
|
|
|
|
Sadece Sudaki Bıçakı ilk kez seyretmek bile genç sinema tutkununa apayrı bir boyut katacaktır.
|
|
Geleceğin Ustaları hafızamıza yeni isimler kazımamıza, sinemayla olan ilişkimizin geleceğinde başvuracağımız referanslar edinmemize yardımcı olacak. Bu taze ustalar ya ilk filmlerini çekmişler ya da bilemediniz ikinci. Örneğin Ördek Mevsimiyle ilk kez uzun metraj deneyen Meksikalı Fernando Eimbckeyi ya da Tüyü Takip Etle izleyici ödülü kazanmış Nuray Şahinin dilini merak etmemek imkansız.
Festival okulunun yeni öğrencileri içinse o kadar çok olasılık var ki kıskanmamak imkansız. Adını sinema kitaplarında okudukları Pietro Germinin başka yerde bulunamayacak sinemasını görmek başlı başına bir sinema dersi. Roman Polanski konusunda daha da şanslılar; ustanın belli başlı filmleri dışında kısaları da gösterilecek. Sadece Sudaki Bıçakı ilk kez seyretmek bile genç sinema tutkununa apayrı bir boyut katacaktır.
|
|
|
|
Festivalin son yıllarda gittikçe artan sayıda belgesel göstermesi ve ağırlıklı olarak sosyal-politik alandan, güncel dünya sorunlarından filmler seçmesi sinemayı sadece eğlence olarak algılamayanlar için büyük bir şans.
|
|
Tabii hepimizin öğrenci olacağı ortak anlar da var. Jane Campionun Master Classı ve Alain Robbet Grilletnin söyleşisi. Bambaşka alanlarda hatrı sayılır izler bırakmış bu iki isimden de öğrenecek çok şey var. Geçen yıl, Wong Kar-Waiın görüntülerini borçlu olduğu Christopher Doyleun şamatası da bol söyleşilerine gidenler bunu bir yaşam tecrübesi olrak kaydettiler. Bu yıl da roman tekniğini olduğu kadar sinema dilini de sarsmış olan Robbet-Grilletnin sohbeti kaçırılmaz bir dinleme fırsatı.
Festivalin son yıllarda gittikçe artan sayıda belgesel göstermesi ve ağırlıklı olarak sosyal-politik alandan, güncel dünya sorunlarından filmler seçmesi sinemayı sadece eğlence olarak algılamayanlar için büyük bir şans. Çağımızın Tanıkları ve Sinemada İnsan Hakları bölümleri televizyonların haber bültenlerinden birer dakika çalmak için çırpınan global konuları ve yabanellerin yerel sorunlarını önümüze koyuyor. Süreleri ferah dilleri yetkin. Festival sayesinde dünyada aktif ve yenilikçi bir belgeselcilik olduğunu bir kez daha farkedebiliyoruz. | |
|
İstanbul Film Festivalinin diğer festivallerden çok önemli bir farkı var. Gişe endişelerini aşıp da önümüze gelemeyen çok sayıda dünya filmine sahne sağlıyor. O sayede dışımızdaki bir dünyayı karakterleriyle, dertleriyle, kültürleriyle görme şansımız oluyor. Festivale gereken önemi kendimize de dünyayı tanıma şansını vermemiz gerekli. Hem de ondört gün içinde.
Film Festivali Sitesi için tıklayın
| |
| |