İSTANBUL - Hiçbir türsel kurala uymaz mektup, özgürlüğü sonsuzdur. (..) Yıllar sonrasına, geleceğe seslenen mektuplar gönderilebildiği gibi, yıllar öncesinden gelen mektuplar da alınabilir. Yeri geldiğinde bir dosttur mektup, seslenen kişiyi de seslenilen kişiyi de yalnızlıktan kurtaran bir dost, güzel haber veren bir dost; ve mektup kahredici bir düşman kimliğine bürünür kara haber verdiğinde. [Sema Rifat]
 | |
YAŞAM BİR UZLAŞMADIR Oktay Akbal
Yazar olmanın bilinci... Ben çoğu yazılarımı deneme nedir bilmeden, düşünmeden yazdım. Şöyle böyle yirmi, belki daha çok kitabım var. Çoğu, gazete ve dergilerde çıkmış. Ben onlara öykücük diyorum, söyleşi diyorum. Ama onlar birer denemedir, Günyolun dediği gibi kendimce yazılardır.
Cumhuriyet ile özdeşleşmiştir Oktay Akbal adı. İlk öyküsünün İkdam gazetesinde yayımlandığı 1939dan bu yana aralıksız yazan Akbal, öykü, günlük, anı ve gezi kitaplarının yanısıra, taraf tutmadan, sözü fazla uzatmadan, açık bir düşünce ve sade bir dille kaleme aldığı denemeleriyle birdönemin Türkiyesine tanıklık etmiş; sanatçı gözüyle, aklın ve duyarlığın ışığında, çevresinde ve dünyada olup bitenleri anlamaya ve anlatmaya başlamıştır. Yaşam Bir Uzlaşmadır, bir yazarın, Türk ve dünya edebiyatından okuduklarını, engin tecrübesi ve geniş görüsüyle yorumladığı; yaşamdan edindiği izlenimleri zihninde tarttığı kısa denemelerden oluşuyor. Akbal bir bakıma, aydın olma bilinci ile sanatçı duyarlılığının nasıl örtüştüğüne, hem ele aldığı yazarlar hem de ele alışındaki tutumu dolayısıyla bizzat kendisi üzerinden farklı örnekler veriyor.
Dünya Kitapları, 158 sf. Dizi: Seçme Denemeler- 2
 | |
EDEBİYAT ÜZERİNE - Makaleler / Röportajlar - Berna Moran
Türk edebiyatının en önemli eleştirmenlerinden biri; belki de birincisidir Berna Moran. Edebiyat algımızda yön gösterici bir rol oynayan yazılarıyla, zengin fikrî altyapısıyla, tartışan ve tartışmayı açan metinleriyle bir ufuk çizgisidir. Elinizdeki bu kitap onun eserlerine girmeyen, kimi dergi ve gazetelerde yayımlanmış makale ve röportajlarından oluşmaktadır. Moran, bu yazılarda yine aynı yetkinlikle edebiyat sorunlarını ele alır. Bazen İngiliz edebiyatına düşer yolu, bazen Türk edebiyatının rotasına odaklanır, bazen de kendi kitapları vesilesiyle eleştiri kavramının kendisini eleştirel bir okumaya tâbi tutar. İletişim Yayınları, bu kitapla Türkiyede edebî eleştirinin öncülerinden Berna Moranın bütün eserlerini tamamlıyor. İletişim Yayınları, 205 sf. Dizi: Araştırma/İnceleme -5
 | |
ZAMANSIZ YAZILAR Füsun Akatlı
Geçmişin ve geleceğin değme noktalarına dair... Ola ki yaşamdan bir on yıl, kapkara bir yele savrulmuştur. Yel aralıksız esen bir karabasan yelidir. Enseden uzanıp şakakları sıkıştıran bir mengenedir gündüzler. Geceler umarsız bir pişmanlıktır. Dile kolay eksiği yok fazlası var on yıldır, ışıltısı sönen, kararan bir gençlikle gömülen. Karabasan neredeyse insanüstü çabalarla silkelenip kovalandığında, ölmeyecek kadar yaralı, yaşayamayacak kadar naif ve ürkek bir ruh kalmıştır Dante gibi ömrün ortasını bumuş genç bedende. [Füsun Akatlı]
Füsun Akatlının denemeleri tam olarak zamansız yazılar. Gerek düşün gerek yazın alanımızda gündemden hiç düşmemiş olan sorunsalları kendine özgü biçemiyle, duru bir dille çözümlüyor Akatlı. Belli bir zamana, döneme, kültüre bağlı olmayan; yanıtlarını tam olarak bilmesek de, varolduğunu bildiğimiz sorunsallar ... Zamansız Yazılar, görünenin ötesinde neler olup bittiğini öğrenmek için çok iyi bir fırsat sunuyor.
Dünya Kitapları, 140 sf. Dizi: Deneme - 20
 | |
TRAJİK BAŞARI - TÜRK DİL REFORMU Geoffrey Lewis
Dramatik bir hikaye eğlenceli bir anlatımla beraber. [Journal of Sociolinguistics]
Büyüleyici bir kitap... sözünü esirgemeyen, sert ve samimi ama baştan sona nükteli. [Journal of Middle Eastern Studies]
Kesinlikle zorunlu... heyecanlı ama plansız bir şekilde dilde reform yapmaya kalkışınca nelerin olacağının büyüleyici tarifi [Choice]
Yazar tarihteki en uzun süreli dil mühendisliğinin trajikomik hikayesinin Osmanlı İmparatorluğundan 90ların Türkiyesine dek izini sürüyor. Hep taraf tutarak tartışılmaya alışılmış bir konunun uzman bir isim tarafından tarafsız bir şekilde ele alınması okuyucuyu şaşırtacaktır. Dil Devrimi aşıkları kadar yeminli düşmanlarını da sadece getirdiği sağlam argümanlarla değil aynı zamanda kullandığı alaycı dille de kızdırmaya aday. TDKnın Teknik Terimler Komisyonunun danışmanı olan Nihad Sami Banarlı 1949 yılındaki Altıncı Kurultayda vuku bulan ama tutanaklara geçmeyen bir olayı anlatır. üyelerden, yeni teknik terimlerin oluşturulmasına hakim olan ilke hakkında bir soru gelir. Soruyu takip eden mahcup sessizliği nihayet Dilbilim ve Etimoloji Komisyonunun başkanı Saim Ali Dilemre bozar. Dil doktoru değil ama canayakın bir tıp doktoru olarak, sessizliğe daha fazla dayanamamıştır: Arkadaşlar, kemküm etmeyelim. Bizim prensibimiz yoktu; uydurduk! (Arka kapaktan alıntılanmıştır)
Gelenek Yayıncılık, 222 sf. Çeviren: Mehmet Fatih Uslu Dizi: Sosyal Bilimler-12 / Türk Modernleşmesi-3
 | |
YENİ ORTAÇAĞIN SALDIRISI Ataol Behramoğlu
Bıçak sırtındaki günler, gündemler... Ulus devlet tek bir toplumsal sınıfın değil, bütün ulusun devletidir. Derin devlete dönüşmemesinin biricik güvencesi, sivil toplumun güçlenmesidir. İnsanlık tarihinin günümüzdeki koşullarında ve Türkiye gibi bir ülkede ulus devletin yok olması, ulusun dağılıp yok olması demektir. Bu gerçeklerin bilincinde olmaksızın ulus devletin varlığına karşı çıkılması, bunun demokrasi savaşımının sanki bir koşulu sayılması ulusal devlet ve derin devletin tek ve aynı şey olarak görülmesi, korkarım ki sonuçta,demokrasinin gelişip güçlenmesinden çok, derin devlet yandaşlarına ve başka ulusların çıkarlarına hizmet etmektir... [Ataol Behramoğlu]
Ataol Behramoğlu 60ların, 70lerin hırçın Türkiyesinden, 80li yılardaki sürgünlük yaşamından gelen bir şair ve düşünür. O, deneyim ve birikimleriyle, alacakaranlıkta yürümeye çalışan bizlere kolaylık sağlıyor. Çağından ve bugününden kaygı duyan her okur, sadece kendi ülkemiz bakımından değil,evrensel anlamda bir çağrı niteliği taşıdığını düşündüğümüz Yeni Ortaçağın Saldırısıyla aydınlığa giden yola biraz daha ışık düşürecek.
Dünya Kitapları, 244 sf. Dizi: Deneme - 22
 | |
Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından
ÇAĞDAŞ TÜRK ROMANI / 1946-2000 Alemdar Yalçın
Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Cumhuriyet Dönemi Çağdaş Türk Romanı (1946-2000) adlı bu kitap, çok partili demokratik düzene geçişten (1946) yeni milenyum başına kadar çağdaş Türk romanları ve romancılarını, yeni eleştiri yöntemleri ve yeni bilimsel yaklaşımlar çerçevesinde yapılmış bir değerlendirme çalışması. Son 54 yıl içerisinde yazılan ve adından söz ettiren birçok roman tematik bir tasnifle ele alınmış ve değerlendirilmiş. Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Cumhuriyet Dönemi Çağdaş Türk Romanı (1920-1946) isimli çalışmanın farklı yöntemle oluşturulan devamı niteliğindeki bu kitap, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak ülkemizin sosyal ve siyasla koşullarına bağlı gelişmelerin romana, romanın bu gelişmelere yaptığı katkıyı ortaya koymaya çalışmakta.
Akçağ Yayınları, 671 sf. Dizi: Kaynak eserler- 152 Tür: Edebiyat İncelemesi
 | |
TANRININ ONURU İNSAN Kemal Demirel
İnsan olmanın erdemi ... Dünyaya ve olaylara iyi bakan, baktığını gören ve eylem insanı olanla sadece masa başında ya da duyup işittikleriyle düşünen insanların farkı, birinin ortaya koyduğu şeyin, doğan şeyin canlı, ötekinin ise cansız doğmasıdır. (...) İnsan Tanrının onurunu taşıyan ve yaşatan varlıktır. Sezgi ve duyarlılıkla Tanrıya yaklaşabilir, varlığındaki Tanrısallığı yaşayabilir.
İnsan için en büyük erdem insan olmayı bilmek, hayatı öyle yorumlamaktır. Bilgide, görgüde, saygıda, yaşta ya da başta değildir erdem; insanı özümseyip dostlukla yaklaşabilmekte, günlük olaylar insanca bakabilmektedir. Çünkü insan bir mucizedir; öyle ki, Tanrının onurudur insan. Bu varoluşsal gerçeği tüm yönleriyle özümseyip eserlerine aktaran Kemal Demirel, Tanrının Onuru İnsanda yine en temel gerçekliğimizi, hayatı, insani duygular üzerine yazılarla irdeliyor. Coşkudan mutluluğa, sevgiden korkuya en temel insan yasalarını, denemenin sınırları çizilemeyen özgürlüğüyle ele alan Demirel, bilgece duruşuyla yaşadıklarından damıttıklarını Tanrının Onuru İnsanda biriktiriyor. Süslemeden, ağdalı, iddialı ifadelerden uzak yazılar insanı kendisiyle buluşturarak yaşanmışlıkları anlamlı kılıyor. İnsanın kendisine yakışırcasına yaşamasının gerekliliğini kavrayabilenler ve insana dair herşeyi bilge bir gözün rehberliğinde tanımak isteyenler için ...
Dünya Kitapları, 213 sf. Dizi: Deneme -18
 | |
SÜRGÜN, GÖÇ VE ÖLÜM Çağdaş Kürt Edebiyatından Seçme Hikayeler Muhsin Kızılkaya
Kürtler, modernleşmeyi çift katlı bir dayatma olarak yaşamak zorunda kalmış halklardan biridir. O nedenle de bu süreci geleneksel toplum ve hayatın kurum, değer ve ilişkilerinin çöküşü, yenilerin doğuş ve yerleşme sancıları ile yaşanmış bir toplumsal-kültürel tarih olarak değil, isyanlar, iskan ve ilticalarla yüklü bir siyasal tarihin ağırlığı altında yaşadılar. Bu tarih içinde geleneksel sözlü Kürt edebiyatı yazılı edebiyata, geçmişin destanları çağdaş roman ve hikayelere yerini bırakırken, temaların sürgün, göç ve ölümde yoğunlaşması son derece anlaşılır bir yönelimdir. Dolayısıyla Muhsin Kızılkayanın bu seçkisi özel bir ayıklamanın değil, ana mecranın yansımasıdır. Ama, bu hikayeleri okurken sürgün, göç ve ölüm sözcüklerinin çağrıştırdığı kanlı, karanlık, gözyaşına boğulmuş, kasvetli ve ürkütücü anlatıların hemen hiç olmaması kimseyi şaşırtmamalı. Bitkinlikten uzak bir hüzün, gülümseme ve çokça ironi yüklü hikayeler bunlar. Her şeyden çok gururunu yitirmemeye, korumaya çalışmış bir halk ve dil, sürgünün, göçün ve ölümün acılarını bile bu duruşla ifade eder çünkü. [Ömer Laçiner]
İletişim Yayınları, 283 sf. Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı -196
 | |
ELEŞTİREL BAKIŞ AÇILARI Hazırlayan: Mehmet Rifat
Yazınsal bir tür olarak Eleştiri Eleştirel yaklaşımda metin benim için her şeydir: Hem dilsel üretimi tamamlanmış bir üründür; hem bir üretim sürecinin izlerini taşıyan son biçimdir; hem okurların alımlama ufkuna göre yorumlanacak bir üretim kaynağıdır; hem de kurcalandıkça çoğalarak açılan, bu özelliğiyle de okuruna haz veren bir dokudur. [Mehmet Rifat]
Edebiyatın temelinde yatan yazıysa eleştirinin temelinde de yazının incelenmesi yatar. Yazı olmadan edebiyat olamayacağı gibi eleştiri olmadan da yazı olamaz. Edebiyat eleştirisi ve göstergebilim konularında uzmanlaşmış bir eleştirmenin, Mehmet Rifatın hazırladığı Eleştiri Seçkisi/Eleştirel Bakış Açıları yazının bel kemiği eleştiriyi incelerken, pek çok kuramı ve yöntemi belli başlı eleştirmenlerden geniş örneklerle tanıtıyor, tartışıyor ve yorumluyor. Todorov, Barthes, Kristeva, Jakobson, Derrida gibi yabancı eleştiri kuramcılarının yanısıra Selahattin Hilav, Berna Moran, Asım Bezirci, Orhan Koçak gibi yerli eleştirmenlerin mercek altına alındığı seçkide, göstergebilimden metinlerarası ilişkilere toplumbilimsel eleştiriden yapıbozmaya çok sayıda kuram tanıtılıp örneklendiriliyor. Eleştirel Bakış Açılarının çeşitliliğini anlaşılır, açıklayıcı bir dille okura aktaran kitap kapsamlı değerlendirmeleriyle hem bu alanda uzmanlaşmış kişiler hem de konunun meraklıları için bir kaynak niteliği taşıyor.
Dünya Kitapları, 328 sf. Dizi: Seçki Tür: Eleştiri seçkisi
 | |
YAZAR MEKTUPLARI Kağıtta Yer Kalmadı Hazırlayan: Sema Rifat
Sen bu mektubu okurken... Hiçbir türsel kurala uymaz mektup, özgürlüğü sonsuzdur. (..) Yıllar sonrasına, geleceğe seslenen mektuplar gönderilebildiği gibi, yıllar öncesinden gelen mektuplar da alınabilir. Yeri geldiğinde bir dosttur mektup, seslenen kişiyi de seslenilen kişiyi de yalnızlıktan kurtaran bir dost, güzel haber veren bir dost; ve mektup kahredici bir düşman kimliğine bürünür kara haber verdiğinde. [Sema Rifat]
Sen bu mektubu okurkenle başlayıp canımla kucaklarımla biten bir mektubu en son ne zaman okudunuz? Soruyu daha net sormak gerekirse, en son ne zaman mektup okudunuz? Teknolojinin hız kesmeyen gelişimi sayesinde, modern iletişimin son moda nimetleri olan elektronik postalar ve kısa mesajlarla kurduğumuz ilişkiler ağı içinde boğulup giderken, özenle yazılan mektupları, üstlerine parfüm sıkılıp seviliye yollanan zarfları, titizlikle seçilen pulları kaçımız hatırlıyor acaba? Sema Rifatın hazırladığı Mektup Seçkisi/Yazar Mektupları Abdülhak Hamidden Cemal Süreyaya, Lorcadan Joycea Türk ve dünya edebiyatının tanınmış yazarlarını biraraypa getirirken unutulmuş bir alışkanlığı da tazeliyor. Yazarların yayıncılarına, sevgililerine ve dostlarına yazdıkları mektuplar, ^geri dönüşüm kutusuna atılma tehlikesi olmayan duyguları - acıları, şikayetleri, sevinçleri ve özlemleri- seriyor okurun önüne. Kitaplarından bize yansıyanlarla tanıdığımız yazarların gerçek yaşamlarına ışık tutan bu kitap, edebiyat dünyasının çalkantılı tarihine de tanıklık ediyor. Ülkelere göre düzenlenmiş bölümlerde sunulan mektuplar edebiyata içeriden bakıyor. Mektup yazma alışkanlığını yeniden kazanmak isteyen edebiyat tutkunları için...
Dünya Kitapları, 308 sf. Dizi: Seçki Tür: Mektup seçkisi
> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |