Haftanın kitapları - Ocak 2005/3
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa
Haftanın kitapları - Ocak 2005/3
2005’in ve Ocak ayının üçüncü haftası kitaplarının ağırlığı, ‘deneme’ türü yapıtlardan meydana geliyor. Ayrıca eleştiri, öykü, inceleme ve mektup türünden de örneklerle haftayı tamamlıyoruz.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 00:48 TSİ 03 Nisan 2006 Pazartesi

İSTANBUL - “Hiçbir türsel kurala uymaz mektup, özgürlüğü sonsuzdur. (..) Yıllar sonrasına, geleceğe seslenen mektuplar gönderilebildiği gibi, yıllar öncesinden gelen mektuplar da alınabilir. Yeri geldiğinde bir “dost”tur mektup, seslenen kişiyi de seslenilen kişiyi de yalnızlıktan kurtaran bir dost, güzel haber veren bir dost; ve mektup kahredici bir “düşman” kimliğine bürünür kara haber verdiğinde.” [Sema Rifat]



YAŞAM BİR UZLAŞMADIR
Oktay Akbal

Yazar olmanın bilinci...
“Ben çoğu yazılarımı ‘deneme’ nedir bilmeden, düşünmeden yazdım. Şöyle böyle yirmi, belki daha çok kitabım var. Çoğu, gazete ve dergilerde çıkmış. Ben onlara öykücük diyorum, söyleşi diyorum. Ama onlar birer denemedir, Günyol’un dediği gibi ‘kendimce’ yazılardır.”

Cumhuriyet ile özdeşleşmiştir Oktay Akbal adı. İlk öyküsünün İkdam gazetesinde yayımlandığı 1939’dan bu yana aralıksız yazan Akbal, öykü, günlük, anı ve gezi kitaplarının yanısıra, taraf tutmadan, sözü fazla uzatmadan, açık bir düşünce ve sade bir dille kaleme aldığı denemeleriyle birdönemin Türkiye’sine tanıklık etmiş; sanatçı gözüyle, aklın ve duyarlığın ışığında, çevresinde ve dünyada olup bitenleri anlamaya ve anlatmaya başlamıştır.
Yaşam Bir Uzlaşmadır, bir yazarın, Türk ve dünya edebiyatından okuduklarını, engin tecrübesi ve geniş görüsüyle yorumladığı; yaşamdan edindiği izlenimleri zihninde tarttığı kısa denemelerden oluşuyor. Akbal bir bakıma, aydın olma bilinci ile sanatçı duyarlılığının nasıl örtüştüğüne, hem ele aldığı yazarlar hem de ele alışındaki tutumu dolayısıyla bizzat kendisi üzerinden farklı örnekler veriyor.

Dünya Kitapları, 158 sf.
Dizi: Seçme Denemeler- 2


EDEBİYAT ÜZERİNE
- Makaleler / Röportajlar -
Berna Moran


Türk edebiyatının en önemli eleştirmenlerinden biri; belki de birincisidir Berna Moran. Edebiyat algımızda yön gösterici bir rol oynayan yazılarıyla, zengin fikrî altyapısıyla, tartışan ve tartışmayı açan metinleriyle bir ufuk çizgisidir.
Elinizdeki bu kitap onun eserlerine girmeyen, kimi dergi ve gazetelerde yayımlanmış makale ve röportajlarından oluşmaktadır. Moran, bu yazılarda yine aynı yetkinlikle edebiyat sorunlarını ele alır. Bazen İngiliz edebiyatına düşer yolu, bazen Türk edebiyatının rotasına odaklanır, bazen de kendi kitapları vesilesiyle eleştiri kavramının kendisini eleştirel bir okumaya tâbi tutar.
İletişim Yayınları, bu kitapla Türkiye’de edebî eleştirinin öncülerinden Berna Moran’ın “bütün eserleri”ni tamamlıyor.

İletişim Yayınları, 205 sf.
Dizi: Araştırma/İnceleme -5


ZAMANSIZ YAZILAR
Füsun Akatlı

Geçmişin ve geleceğin değme noktalarına dair...
“Ola ki yaşamdan bir on yıl, kapkara bir yele savrulmuştur. Yel aralıksız esen bir karabasan yelidir. Enseden uzanıp şakakları sıkıştıran bir mengenedir gündüzler. Geceler umarsız bir pişmanlıktır. Dile kolay eksiği yok fazlası var on yıldır, ışıltısı sönen, kararan bir gençlikle gömülen. Karabasan neredeyse insanüstü çabalarla silkelenip kovalandığında, ölmeyecek kadar yaralı, yaşayamayacak kadar naif ve ürkek bir ruh kalmıştır Dante gibi ömrün ortasını bumuş genç bedende.” [Füsun Akatlı]

Füsun Akatlı’nın denemeleri tam olarak “zamansız” yazılar. Gerek düşün gerek yazın alanımızda gündemden hiç düşmemiş olan sorunsalları kendine özgü biçemiyle, duru bir dille çözümlüyor Akatlı. Belli bir zamana, döneme, kültüre bağlı olmayan; yanıtlarını tam olarak bilmesek de, varolduğunu bildiğimiz sorunsallar ...
‘Zamansız Yazılar’, görünenin ötesinde neler olup bittiğini öğrenmek için çok iyi bir fırsat sunuyor.

Dünya Kitapları, 140 sf.
Dizi: Deneme - 20


TRAJİK BAŞARI - TÜRK DİL REFORMU
Geoffrey Lewis

“Dramatik bir hikaye eğlenceli bir anlatımla beraber.”
[Journal of Sociolinguistics]

“Büyüleyici bir kitap... sözünü esirgemeyen, sert ve samimi ama baştan sona nükteli.”
[Journal of Middle Eastern Studies]

“Kesinlikle zorunlu... heyecanlı ama plansız bir şekilde dilde reform yapmaya kalkışınca nelerin olacağının büyüleyici tarifi”
[Choice]

Yazar tarihteki en uzun süreli dil mühendisliğinin trajikomik hikayesinin Osmanlı İmparatorluğu’ndan 90’ların Türkiyesi’ne dek izini sürüyor. Hep taraf tutarak tartışılmaya alışılmış bir konunun uzman bir isim tarafından tarafsız bir şekilde ele alınması okuyucuyu şaşırtacaktır. Dil Devrimi aşıkları kadar yeminli düşmanlarını da sadece getirdiği sağlam argümanlarla değil aynı zamanda kullandığı alaycı dille de kızdırmaya aday.
TDK’nın Teknik Terimler Komisyonu’nun danışmanı olan Nihad Sami Banarlı 1949 yılındaki Altıncı Kurultay’da vuku bulan ama tutanaklara geçmeyen bir olayı anlatır. üyelerden, yeni teknik terimlerin oluşturulmasına hakim olan ilke hakkında bir soru gelir. Soruyu takip eden mahcup sessizliği nihayet Dilbilim ve Etimoloji Komisyonu’nun başkanı Saim Ali Dilemre bozar. Dil doktoru değil ama canayakın bir tıp doktoru olarak, sessizliğe daha fazla dayanamamıştır: “Arkadaşlar, kemküm etmeyelim. Bizim prensibimiz yoktu; uydurduk!”
(Arka kapaktan alıntılanmıştır)

Gelenek Yayıncılık, 222 sf.
Çeviren: Mehmet Fatih Uslu
Dizi: Sosyal Bilimler-12 / Türk Modernleşmesi-3


YENİ ORTAÇAĞIN SALDIRISI
Ataol Behramoğlu

Bıçak sırtındaki günler, gündemler...
“Ulus devlet tek bir toplumsal sınıfın değil, bütün ulusun devletidir. Derin devlete dönüşmemesinin biricik güvencesi, sivil toplumun güçlenmesidir. İnsanlık tarihinin günümüzdeki koşullarında ve Türkiye gibi bir ülkede ulus devletin yok olması, ulusun dağılıp yok olması demektir. Bu gerçeklerin bilincinde olmaksızın ulus devletin varlığına karşı çıkılması, bunun demokrasi savaşımının sanki bir koşulu sayılması ulusal devlet ve derin devletin tek ve aynı şey olarak görülmesi, korkarım ki sonuçta,demokrasinin gelişip güçlenmesinden çok, derin devlet yandaşlarına ve başka ulusların çıkarlarına hizmet etmektir...”
[Ataol Behramoğlu]

Ataol Behramoğlu 60’ların, 70’lerin “hırçın” Türkiye’sinden, 80’li yılardaki sürgünlük yaşamından gelen bir şair ve düşünür. O, deneyim ve birikimleriyle, alacakaranlıkta yürümeye çalışan bizlere kolaylık sağlıyor. Çağından ve bugününden kaygı duyan her okur, sadece kendi ülkemiz bakımından değil,evrensel anlamda bir çağrı niteliği taşıdığını düşündüğümüz ‘Yeni Ortaçağın Saldırısı’yla aydınlığa giden yola biraz daha ışık düşürecek.

Dünya Kitapları, 244 sf.
Dizi: Deneme - 22

Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından
ÇAĞDAŞ TÜRK ROMANI / 1946-2000
Alemdar Yalçın

‘Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Cumhuriyet Dönemi Çağdaş Türk Romanı (1946-2000)’ adlı bu kitap, çok partili demokratik düzene geçişten (1946) yeni milenyum başına kadar çağdaş Türk romanları ve romancılarını, yeni eleştiri yöntemleri ve yeni bilimsel yaklaşımlar çerçevesinde yapılmış bir değerlendirme çalışması. Son 54 yıl içerisinde yazılan ve adından söz ettiren birçok roman tematik bir tasnifle ele alınmış ve değerlendirilmiş.
‘Siyasal ve Sosyal Değişmeler Açısından Cumhuriyet Dönemi Çağdaş Türk Romanı (1920-1946)’ isimli çalışmanın farklı yöntemle oluşturulan devamı niteliğindeki bu kitap, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak ülkemizin sosyal ve siyasla koşullarına bağlı gelişmelerin romana, romanın bu gelişmelere yaptığı katkıyı ortaya koymaya çalışmakta.

Akçağ Yayınları, 671 sf.
Dizi: Kaynak eserler- 152
Tür: Edebiyat İncelemesi


TANRININ ONURU İNSAN
Kemal Demirel

İnsan olmanın erdemi ...
“Dünyaya ve olaylara iyi bakan, baktığını gören ve eylem insanı olanla sadece masa başında ya da duyup işittikleriyle düşünen insanların farkı, birinin ortaya koyduğu şeyin, doğan şeyin canlı, ötekinin ise cansız doğmasıdır. (...) İnsan Tanrının onurunu taşıyan ve yaşatan varlıktır. Sezgi ve duyarlılıkla Tanrıya yaklaşabilir, varlığındaki Tanrısallığı yaşayabilir.”

İnsan için en büyük erdem “insan olma”yı bilmek, hayatı öyle yorumlamaktır. Bilgide, görgüde, saygıda, yaşta ya da başta değildir erdem; “insan”ı özümseyip dostlukla yaklaşabilmekte, günlük olaylar “insanca bakabilmek”tedir. Çünkü insan bir mucizedir; öyle ki, “Tanrının onuru”dur insan. Bu varoluşsal gerçeği tüm yönleriyle özümseyip eserlerine aktaran Kemal Demirel, ‘Tanrının Onuru İnsan’da yine en temel gerçekliğimizi, hayatı, insani duygular üzerine yazılarla irdeliyor.
Coşkudan mutluluğa, sevgiden korkuya en temel insan yasalarını, denemenin sınırları çizilemeyen özgürlüğüyle ele alan Demirel, bilgece duruşuyla yaşadıklarından damıttıklarını ‘Tanrının Onuru İnsan’da biriktiriyor. Süslemeden, ağdalı, iddialı ifadelerden uzak yazılar insanı kendisiyle buluşturarak yaşanmışlıkları anlamlı kılıyor. İnsanın kendisine yakışırcasına yaşamasının gerekliliğini kavrayabilenler ve insana dair herşeyi bilge bir gözün rehberliğinde tanımak isteyenler için ...

Dünya Kitapları, 213 sf.
Dizi: Deneme -18


SÜRGÜN, GÖÇ VE ÖLÜM
Çağdaş Kürt Edebiyatından Seçme Hikayeler
Muhsin Kızılkaya


Kürtler, modernleşmeyi çift katlı bir dayatma olarak yaşamak zorunda kalmış halklardan biridir. O nedenle de bu süreci geleneksel toplum ve hayatın kurum, değer ve ilişkilerinin çöküşü, yenilerin doğuş ve yerleşme sancıları ile yaşanmış bir toplumsal-kültürel tarih olarak değil, isyanlar, iskan ve ilticalarla yüklü bir siyasal tarihin ağırlığı altında yaşadılar.
Bu tarih içinde geleneksel sözlü Kürt edebiyatı yazılı edebiyata, geçmişin destanları çağdaş roman ve hikayelere yerini bırakırken, temaların sürgün, göç ve ölüm’de yoğunlaşması son derece anlaşılır bir yönelimdir. Dolayısıyla Muhsin Kızılkaya’nın bu seçkisi özel bir ayıklamanın değil, ana mecranın yansımasıdır.
Ama, bu hikayeleri okurken sürgün, göç ve ölüm sözcüklerinin çağrıştırdığı kanlı, karanlık, gözyaşına boğulmuş, kasvetli ve ürkütücü anlatıların hemen hiç olmaması kimseyi şaşırtmamalı. Bitkinlikten uzak bir hüzün, gülümseme ve çokça ironi yüklü hikayeler bunlar. Her şeyden çok gururunu yitirmemeye, korumaya çalışmış bir halk ve dil, sürgünün, göçün ve ölümün acılarını bile bu duruşla ifade eder çünkü. [Ömer Laçiner]

İletişim Yayınları, 283 sf.
Dizi: Çağdaş Dünya Edebiyatı -196


ELEŞTİREL BAKIŞ AÇILARI
Hazırlayan: Mehmet Rifat

Yazınsal bir tür olarak ‘Eleştiri’
“Eleştirel yaklaşımda metin benim için her şeydir: Hem dilsel üretimi tamamlanmış bir üründür; hem bir üretim sürecinin izlerini taşıyan son biçimdir; hem okurların alımlama ufkuna göre yorumlanacak bir üretim kaynağıdır; hem de kurcalandıkça çoğalarak açılan, bu özelliğiyle de okuruna haz veren bir dokudur.” [Mehmet Rifat]

Edebiyatın temelinde yatan “yazı”ysa eleştirinin temelinde de “yazı”nın incelenmesi yatar. “Yazı” olmadan edebiyat olamayacağı gibi eleştiri olmadan da “yazı” olamaz. Edebiyat eleştirisi ve göstergebilim konularında uzmanlaşmış bir eleştirmenin, Mehmet Rifat’ın hazırladığı Eleştiri Seçkisi/Eleştirel Bakış Açıları “yazı”nın bel kemiği eleştiriyi incelerken, pek çok kuramı ve yöntemi belli başlı eleştirmenlerden geniş örneklerle tanıtıyor, tartışıyor ve yorumluyor.
Todorov, Barthes, Kristeva, Jakobson, Derrida gibi yabancı eleştiri kuramcılarının yanısıra Selahattin Hilav, Berna Moran, Asım Bezirci, Orhan Koçak gibi yerli eleştirmenlerin mercek altına alındığı seçkide, göstergebilimden metinlerarası ilişkilere toplumbilimsel eleştiriden yapıbozmaya çok sayıda kuram tanıtılıp örneklendiriliyor. “Eleştirel Bakış Açıları”nın çeşitliliğini anlaşılır, açıklayıcı bir dille okura aktaran kitap kapsamlı değerlendirmeleriyle hem bu alanda uzmanlaşmış kişiler hem de konunun meraklıları için bir kaynak niteliği taşıyor.

Dünya Kitapları, 328 sf.
Dizi: Seçki
Tür: Eleştiri seçkisi


YAZAR MEKTUPLARI
“Kağıtta Yer Kalmadı”
Hazırlayan: Sema Rifat


Sen bu mektubu okurken...
“Hiçbir türsel kurala uymaz mektup, özgürlüğü sonsuzdur. (..) Yıllar sonrasına, geleceğe seslenen mektuplar gönderilebildiği gibi, yıllar öncesinden gelen mektuplar da alınabilir. Yeri geldiğinde bir “dost”tur mektup, seslenen kişiyi de seslenilen kişiyi de yalnızlıktan kurtaran bir dost, güzel haber veren bir dost; ve mektup kahredici bir “düşman” kimliğine bürünür kara haber verdiğinde.” [Sema Rifat]

“Sen bu mektubu okurken”le başlayıp “canımla kucaklarım”la biten bir mektubu en son ne zaman okudunuz? Soruyu daha net sormak gerekirse, en son ne zaman mektup okudunuz? Teknolojinin hız kesmeyen gelişimi sayesinde, “modern” iletişimin son moda nimetleri olan elektronik postalar ve kısa mesajlarla kurduğumuz ilişkiler ağı içinde boğulup giderken, özenle yazılan mektupları, üstlerine parfüm sıkılıp seviliye yollanan zarfları, titizlikle seçilen pulları kaçımız hatırlıyor acaba?
Sema Rifat’ın hazırladığı Mektup Seçkisi/Yazar Mektupları Abdülhak Hamid’den Cemal Süreya’ya, Lorca’dan Joyce’a Türk ve dünya edebiyatının tanınmış yazarlarını biraraypa getirirken unutulmuş bir alışkanlığı da tazeliyor. Yazarların yayıncılarına, sevgililerine ve dostlarına yazdıkları mektuplar, “^geri dönüşüm kutusu”na atılma tehlikesi olmayan duyguları - acıları, şikayetleri, sevinçleri ve özlemleri- seriyor okurun önüne. Kitaplarından bize yansıyanlarla tanıdığımız yazarların gerçek yaşamlarına ışık tutan bu kitap, edebiyat dünyasının çalkantılı tarihine de tanıklık ediyor. Ülkelere göre düzenlenmiş bölümlerde sunulan mektuplar edebiyata “içeriden” bakıyor. Mektup yazma alışkanlığını yeniden kazanmak isteyen edebiyat tutkunları için...

Dünya Kitapları, 308 sf.
Dizi: Seçki
Tür: Mektup seçkisi


—> Haftanın Kitapları sayfası için iletişim: Onur Serim


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları