GORA: Bu filmin yıldızı Sadri Alışık
G.O.R.A. rekorları kıra kıra yoluna devam ediyor. Bu ülkede yerli veya yabancı hiçbir film, böylesi bir başarıyı tatmamıştı.
Onur Serim
NTV-MSNBC
Güncelleme: 00:10 TSİ 23 Aralık 2006 Cumartesi
29 Kasım 2004 - Cem Yılmazın Dünyadan G.O.R.A. gezegenine uzanan yolculuğunu, eksen alan film, Uzay Yolu, Altı Milyon Dolarlık Adam, Star Wars, Matrix ve benzeri bilimkurguların parodisi gibi görünmekle birlikte, aslında hepsinden öte, Hollywood filmlerinin parodisi olan Beşinci Elementin deyim yerindeyse, yeniden okunduğu bir yapım; yani parodinin parodisi. Ya da suyunun suyu mu desek Arifçe!...
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
BİR UZAYCILIK OYUNU G.O.R.A., ne kadar çok espriyle donatılmış, hatta ne denli çok oyuncu ve oyunculuk gösterisi ile zenginleştirilmiş olursa olsun, erkeklerin ergenlik öncesi çağlarına özgü askercilik, kovboyculuk, hırsız polisçilik benzeri bir uzaycılık oyunu.
|
|
|
|
| |  Sinema bir düş dünyası, bir fantazya evreni olarak düşünüldüğünde, fantastik konular, masallar, destanlar, süper-kahramanlar açısından bir hayli zengin olan geleneksel kültürüne rağmen; bilimin kurgulanması noktasında, Türk bilimkurgu denemeleri, sinema tarihi boyunca asıllarının fantastik, hatta kitsch örnekleri olmaktan öteye gidemedi.
|
|
|
|
| | 
G.O.R.A.DA EKSİK KALAN SAMİMİYET Hollywood tarzı bilimkurgu sineması teknolojilerinin taklit edilemezliği, yalnızca tematik suretlerden feyz alan ve oyuncunun samimiyetiyle inancına dayanan Türk usulü bir uzay/bilimkurgu/fantastik türü çıkarmıştı ortaya. Sinemamızın zaten pek de zengin olmayan tarihine şöyle bir baktığımızda, bir Uzay Yolu - Star Trek parodisi olarak kabul edebileceğimiz Turist Ömer Uzay Yolundaya, üzerindeki her türlü spekülasyona karşın ciddiyetle ve inançla yapılan bir film Dünyayı Kurtaran Adama; bir yaratık filmi olan ve E.T.yi kopyalayan Badi gibi ilkel örneklere rast geliyoruz. Yaşadığımız yüzyıla özgü bir teknoloji obezitesinin eseri olan G.O.R.A.da ise eksik kalan hatta yoksullaşan, işte bu filmlerdeki samimiyet!
|
|
|
|
| | 
BİR MUKALLİT OLARAK CEM YILMAZ Ayağı yere sağlam basan karakterlerden ziyade, basmakalıp, derinliksiz ve geçmişsiz tiplemelerle yol alınmak istenmiş. Tüm oyuncuların gözü ister istemez G.O.R.A.nın güneşi Cem Yılmazda. 2 ana, 2 de yan rol canlandıran Yılmaz ise bir mukallit olarak çok önceden çizdiği yolda istikrarlı biçimde devam ediyor. Ancak Arifi canlandıran Cem Yılmaz, ne role soyunurlarsa soyunsunlar yaptıkları işe gönülden inanan eski Yeşilçamlılara asla benzemiyor; daha çok, kendisiyle dalgasını geçen bir oyuncu; bir Sadri Alışık parodisi. | | |
OFSAYT OSMANDAN BİR GOL DE GORAYA Aslında filmi de, Cem Yılmazın kendisi kadar parodi. G.O.R.A.nın içine saplanmış Serseriler Kralı filminden 30 saniyelik bir sekans karşısında, Yılmazın oyunculuğu hiç bitmeyecek bir ruh üşümesi geçiriyor. Serseriler Kralının en can alıcı yeri olan unutulmaz son sahnesinde, Ofsayt Osman rolündeki Sadri Alışık, Bu da mı gol değil ha; söyleyin, bunu da mı atamadım? diye ağlarken; kimin oyuncu, neyin film olduğu meselesi kendiliğinden çözüm buluyor ve bu sekans, G.O.R.A.nın planlanmamış kilit sahnesi oluyor.
SURET ÇOK, ASLI YOK | | | O kadar çok suret var; peki aslı nerede? Sadri Alışıkın özüne vakıf olunmadan, onun suretlerinden birinin taklidi olmak ve Türk Sinemasının en çok seyirci tarafından izlenmesi neredeyse kesin olan bir uzaycılık oyununun yaratıcısı olmak !.. İzleyenlerde ister istemez bir soru can buluyor: Bu Arif, Avrupa Yakasındaki Şesuyu andırmıyor mu biraz? Gerçi Şesu da Cem Yılmazı taklit ediyordu. E peki, Yılmaz zaten Sadri Alışık suretlerinden biri değil miydi?
HA RÖGAR, HA LOGAR; AMA İLLE DE LOGAR G.O.R.A.nın aksak hayat çizgisi, kendini yine, içindeki Komutan Logarla ele veriyor: Cem Yılmaz, Arifin dışında
|
|
|
| | canlandırdığı ikinci baş karakter olan kötü Komutan Logarla, bir nevi yalan yanlış bilinenlerin çizdiği yoldan yürüyeceğinin bir işaretini çakıyor seyirciye. Ha rögar, ha logar; ama ille de logar! [Bkz: Aslı rögar olup, dilimize girerken her nedense logar oluvermiş olan dairevi kanalizasyon kapakları]
BİRİLERİ SENİN İÇİN BİLİYOR; SEN TÜKET Sanatın ve hatta canlıların, tekniğin olanaklarıyla çoğaltılabildiği bir dönemde yaşamaktayız. Sanatın, insanın ve aklın geri çekildiği böylesi bir çağda, tekniğin bizatihi başat olması hiç şaşırtıcı değil. Günlük yaşamda kullanılan teknolojiler, bilgiyi alınıp satılan bir paket program haline getirince, ortaya çıkan sanatsal denemeler de, suretlerinin suretlerini olanaklı kılan tekno-gösterilerden ibaret. Nihai tüketici-seyirciye verilen mesaj da Birileri senin için biliyor zaten; sen yalnızca tüket! oluyor.
|
|
|
|
| |  Hasan Bülent Kahramanın Kültür Tarihi Affetmez kitabındaki saptamayla, Hiçbir sorumluluk üstlenmeyen ancak her türlü hakka sahip olduğunu düşünen bir kuşağın sorgusuz sualsiz kabullenebileceği türden bir filmle karşı karşıyayız. Ne de olsa teknoloji tanrısını dizginlemeyi başarmış gibi görünen bir yapım bu.
TEK DERDİ MATRAK GEÇMEK Sisteme muhalif olmayan bir sanat eseri ve düşün(dür)meyen bir sanatçı olamayacağına göre, tek derdi her şeyle matrak geçmek olan bir yapım, kendi sınıfını kendi belirlemiş demektir. Artık filmler, bilgisayar teknolojilerinin sayısal ve işlemsel ürünleri olarak ortaya çıkmakta. İşte bu noktada, iyiden iyiye duyarsızlaşan kuşaklara, çözüm insanın kendisindedir mesajı yine Beşinci Element benzeri parodi filmlerden geçerek ulaştırılmak isteniyor.
|
|
|
|
| | 
TEKNİK YETERSİZLİK KOMPLEKSİMİZ Türk Sineması söz konusu olduğunda, ülkemiz seyircisinde neredeyse bir kompleks yaratmış olan teknik yetersizlik sorunsalı, bu filmde şaşırtıcı ölçüde aşılmış gözüküyor. Bunda, teknik ekibin, reklam endüstrisinde yıllar boyu edindiği deneyimin, filme olumlu biçimde yansıması etkin olmuş hiç kuşkusuz.
|
|
|
|
| |  Yalnız teknik sorunlar (Hollywooddaki emsallerinin 10da 1i civarında bir harcama yapılarak) aşılırken, filmi film yapan değerler göz ardı edilmiş hiç sakınılmadan.
HANGİSİ ASIL, HANGİSİ TAKLİT Aslının yerini, taklidi aldı ve hangisinin asıl, hangisinin taklit olduğunun ayrımını yapacakların sayısının azalması bir yana, bu ayrımın yapılması dahi artık önemsenmez duruma geldi.
|
|
|
|
Film, karakterlerin dramatik yapı içinde geliştikleri bir senaryoya sahip değil; daha doğrusu senaryoya sahip değil.
|
|
Zaten yaratıcıları dahil hiç kimse, bu prodüksiyonun cidden bir sinema filmi olduğu iddiasında değil; olamaz da! Film, karakterlerin dramatik yapı içinde geliştikleri bir senaryoya sahip değil; daha doğrusu senaryoya sahip değil. Tüm unsurlar Cem Yılmazın kafasındaki hikayeyi anlatmasına yardım eden ayrıntılar sadece; tatil köylerinde animatörlerin geceleri gerçekleştirdikleri tematik bir animasyon.
GÖZÜN GÖRDÜĞÜ HER ŞEY SİNEMA MIDIR? Gözün gördüğü her şey sinemadır düşüncesinde olanlar dışında G.O.R.A.nın bir sinema filmi olarak algılanması imkansız; sinema salonunda oynuyor olmasını ve patlamış mısır eşliğinde seyredilmesini yeterli bulanlar da çıkabilir elbet. Pazarlamasını doğru yaptığında, ne versen gider kurallarının uzun zamandır işlemekte olduğu bu piyasada, hemen her gidenin pişman olduğu Asmalı Konak dahi, seyirci rekorlarına imza atabilmişti.
G.O.R.A: BİR CEM YILMAZ MEDİTASYONU G.O.R.A., sanatçının kendisi tarafından kullanılmaktan pörsümüş - filmde defalarca gösterdiği seks dergisinin yaprakları denli yapış yapış olmuş - bütün sermayesini çoktan tüketmiş bir tipleme üzerine bina edilmiş bir Cem Yılmaz ezberi. Çok başarılı bir şovmen olduğu su götürmez olan Yılmaz, sürekli tekrarın, kitle üzerindeki medite edici etkisini kullanıyor. Karikatür, film, reklam ve gösterilerinde defalarca kullandığı tiplemeyi, Yılmaz tekrar kullanıyor; sömürüyor da denilebilir. Yapımda emeği olan teknik ekip ve oyuncuların hemen hepsi, kendine düşeni, elinden gelenin en iyisini vererek yerine getirmeye çalışmış. Ama ortaya çıkan şey film değil; sadece bir gösteri. Mesaj kaygısız, suyunun suyu esprilerle günü kurtaran bir yapım G.O.R.A. Bu absürd Cem Yılmaz prodüksiyonu, Kibar Feyzo ve Süt Kardeşler gibi defalarca izlenen filmler yanında pek anılmayacak; Kahpe Bizansın bir derece üstündeki yerine geçip yerleşecek.
|
|
|
|
| | 
HOLLYWOODA VAR DA, GORAYA YOK MU? Beklentiler törpülenmiş olarak gidildiğinde ve de beyazperdeye yansıyanın bir film olması beklenmediğinde, eğlendiren bir yapım G.O.R.A.; hele benzeri Hollywood yapımlarına tonlarca para akıtıldığı ve sinema çıkışı, damakta bir keçiboynuzu tadı bıraktıkları düşünüldüğünde...
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |
|
Bu habere oy ver |
|
Düşük |
|
Yüksek |
|
•
En çok puan alan haberler
Bu habere henüz yorum yapılmamış
|