Home page
Haber Menüsü


NTV

Konu: Yeni Vergi Paketi
Konuklar: İstanbul Eski Defterdar Yardımcısı - Vergi Uzmanı Dr. Nedim Türkmen, Ford Otosan Yönetim Kurulu Üyesi - Otomotiv Sanayi Derneği Eski Başkanı Ali İhsan İlkbahar ve TÜKODER Başkanı Mehmet Sevim


Celal Pir: Yakın Plan’a hoşgeldiniz değerli izleyenler, hepinize iyi günler diliyoruz. Evet, ekonomisinin yaklaşık yüzde 60'ı kayıtdışı olan bir ülkede yaşadığımızı hepimiz biliyoruz. Yani vergi kaçağının, vergi ödemeyenlerin sayısı oldukça fazla. Ekonomi literatüründe "kümesteki tavuklar" diye tanımladığımız kayıtlı vergi mükelleflerinin sayısı neredeyse daha az. Ancak her tür vergi artışı doğal olarak da onlara yansıyor. Ve aflarla, adeta vergisini ödeyen vatandaşlar cezalandırılıyor. Yani tek çözüm aslında vergi oranlarının ve kalemlerinin düşürülmesi ve daha geniş bir tabana yayılması gibi görünüyor. Hazırlanan her vergi yasası, her vergi paketi reform olarak kamuoyuna duyuruluyor. Ancak uygulamada çok fazla değişen birşey de olmuyor. İşte bütün bu tartışmalar çerçevesinde yeni vergi paketi'ni Yakın Plan'a alıyoruz. Sayın seyirciler Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilip Meclis Genel Kurulu'na gelen 60 maddelik yeni vergi paketi görüşülmeye devam ediyor. Meclis'in dünkü oturumunda vergi paketinin ilk 23 maddesi kabul edildi. Bugün akşam veya geceyarısına, ya da yarına da sarkabilir, paketin geri kalan maddeleri de oylanacak. Paketin neler getirdiğini, konuklarımızla ele alacağız. Ancak önce vergi paketi'nde neler var, paket neler getiriyor, kime nasıl yansıyacak oradan çıkan kararlar, onlara kısaca bir göz atmakta fayda var..

“Vergi paketinde en çok dikkat çeken maddelerin başında ticari araçlardan alınan özel tüketim vergisiyle bineğe dönüştürülebilen araçlar için yapılan yeni düzenlemelr geliyor. Buna göre ticari taşıtlardan alınan ÖTV yine yüzde 4'le sınırlı tutuluyor. Ancak bineğe dönüştürülen ve silirndir hacmi 4 bin santimetreküpü geçen taşıtlar için ÖTV yüzde 75'e kadar çıkarılıyor.
Pakette ayrıca bir ay içinde ödenmeyen trafik para cezaları 3 katına çıkarılıyor ve araç muayene istasyonları özelleştiriliyor.
Vergi paketinde üniversite ve yüksek okullarla özel okullarda öğrenci kapasitesinin yüzde 10'unu geçmemek üzere verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri KDV istisnası kapsamına alınıyor.
Ve paketteki bir diğer önemli düzenleme de iletişim vergileriyle ilgili. Buna göre özel iletişim vergisinin kapsamı genişletiliyor. Telekomünikasyon kurumuyla görev ya da imtiyaz sözleşmeleri imzalamak veya bukurumdan ruhsat ya da genel izin almak suretiyle telekominikasyon alt yapısı kurup işletenler, yüzde 15 oranında özel iletişim vergisine tabi tutuluyor.
Pakette hazine arazilerinin belediyelere satışı da kolaylaştırılıyor. Ödeme kaydedici cihaz yani yazarkasa alanlar bunun tamamını ilk yılda gider yazabiliyor.
Vergi Barışı’ndan yararlananlara ilişkin olarak da taksitlerin geciktirilmesi halinde uygulanan yüzde 10 gecikme zammı oranı 1 Ocak 2004’den itibaren yüzde 5’e indiriliyor.
Yaklaşık 2 milyon kişiyi ilgilendiren iş yeri kapatma cezaları kaldırılıyor.
Kurumların yurtdışından elde ettikleri iştirak kazançlarıyla şube kazançları, belirli şartların yerine getirdilmesi halinde kurumlar vergisinden istisna ediliyor.
Vergi paketinde Milli Piyango’nun özelleştirilmesine dönük yapılan değişiklikle bu kuruluşun her ne isim altında olursa olsun tahsil ettiği tüm paralardan, ödenen her türlü ikramiye, işletici firma payı, bayi komisyonu, idare payı ve savunma sanayi destekleme fonu payı düşüldükten sonra kalan tutar, şans oyunları vergisine tabi tutuluyor.
Emekli Sandığı yasasını da değiştiren vergi paketine göre Emekli Sandığının 7 oteli, yönetim kurulu tarafından ihaleyle satılabilecek.
31 Ocak 2004 tarihine kadar yapılmış başvurularda uygulanmak üzere, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nce tescil edilmiş spor kulüplerinin vergi borçlarından 30 Haziran 2004 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde ödenmeyenler, başvuru tarihinden itiraberen 5 yılı aşmamak üzere ve uygulanmakta olan tecil faizi oranının 6’da 1’i dikkate alınmak suretiyle ertelenebilecek.
Maliye Bakanlığı, yangın, doğal afet gibi nedenlerle "mücbir sebep hali" ilan edebilecek.
Vergi Usül Kanunu'na göre Türkçe tutulması zorunlu defter ve kayıtlar, başka dilden de tutulabilecek.
Vergi paketi ayrıca vergi konseyine hukuki altyapı getiriyor.
23 maddesi kabul edilen vergi paketindeki Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a af getirdiği ileri sürülen düzenlemeyse tasarıdan çıkarıldı. Vergi paketi tasarısı aracılı ihracatta sahte ve yanıltıcı belge kullanılması halinde aracı şirketlere ceza verilmemesini öngörüyordu.
Vergi paketinin 24'üncü maddeden itibaren görüşülmesine bugün devam edilmesi bekleniyor..”

Celal Pir: Evet, işte paket bu. Bu paketin maddeleri de bu. Bu maddelerin açıklanmaya ihtiyacı var. Çünkü bu maddeler yine...yönelik maddeler. Bu konuyu konuşacağız. İstanbul Eski Defterdar Yardımcısı Vergi Uzmanı Sayın Nedim Türkmen konuğumuz olacak. Telefon hattımızda da konuyla ilgili diğer konuklarımız bizi bekliyor olacak. Ama önce Sayın Türkmen hoşgeldiniz programımıza. Şimdi vergi barışından yararlanıp, madde madde gitmek istiyorum, yani vergi barışından yararlanıp taksidini ödemekten imtina edenler, ödemeyenler yüzde 10 gecikme zammı ödüyordu, bu yüzde 5’e indirildi. Şimdi niye böyle bir şey yapıldı? Ve bu geriye yönelik olarak 1 Ocak 2004’ten başlayan bir uygulama, geriye yönelik bir uygulama. Bir kere bu yapılabilir mi geriye yönelik olarak? Bu indirimin arkasındaki mantık ne, indirerek maliye daha çok mu parayı toplamayı düşünüyor. Bir nevi af oluyor, hani aflar bitmişti..

Nedim Türkmen: Evet, şimdi aslında tasarıya baktığımızda birçok af düzenlemesi var ama önce bu sorunuza yanıt vermek istiyorum. Şimdi vergi barışı yasası 2003 yılında yürürlüğe girdi, vadesi geçmiş borçlarını taksitlendirmek için 1 miylon 307 bin kişi başvurdu Türkiye’de. Burada eğer taksitlerden birisi, iki ayda birdi bu taksitler, aksatıldığında yüzde 10 gecikme zammıyla sisteme dönmek mümkündü. Ama daha sonra gecikme zammı oranları yüzde 4 şu anda gecikme zammı, ama vergi barışını ihlal edene siz yüzde 10 gecikme zammı uyguluyorsunuz. Bu büyük bir adaletsizlik yaratıyordu. Tabi insanlar o yüzden vergi barışını ödemeyip nasıl olsa yüzde 4 şeklinde düşünmüşlerdi. Bu paketle, bu tasarıyla bunların 1 Ocak 2004’ten sonra sisteme dönenlerden kesilen yüzde 10’ları yüzde 5’e indiriyor. Yalnız bu tasarı ilk gündeme geldiğinde Eylül ayının sonuna kadar vergi barışının son taksidinin ödeme süresinin uzatılacağına ilişkin kamuoyunda ve basında haberler yayıldı. Ve bu haberlerin de etkisiyle büyük ölçüde mükellefler son taksidi ödemediler. Yani burada mükelleflere bir kolaylık yapılacağı denilirken burada büyük bir kötülük yapıldığını düşünüyorum mükelleflerin büyük bir bölümüne. Şimdi şöyle bir olay var; 30 Haziran 2004’te eğer bu 9 taksitin tamamını ödememişseniz zaten vergi barışı öncesine dönüyor. Yani tefe’nin yerini işte normal gecikme zammı ve alınmayan cezaların alınması gündeme geliyor. Bu komisyonda buna ilişkin bir önerge verilecekti, verilmedi ama genel kurulda ne olur bilemiyoruz. Burada bir iyilik yapıyoruz denirken son taksitte aksamalara neden olduğunu düşünüyorum.

Celal Pir: Şimdi ben maddelerden çok takıldığım birkaç madde var. Vergi paketinde 2 milyon mükellefe yönelik iş yeri kapatma cezaları kaldırılıyor. Şimdi bu bir af mı değil mi onu bilmiyorum, eğer afsa o zaman mecliste zannediyorum af kapsamında bunun yasallaşması için de çok büyük bir çoğunluk gerekiyor değil mi..

Nedim Türkmen: Anayasamız’a göre en az 5’te 3..

Celal Pir: Bu maddenin anlamı nedir?

Nedim Türkmen: Burada iş yeri kapama cezalarıyla ilgili olarak işte belge düzenine uyulmayacak, bir yıl içinde 3 defa işte fatura ve irsaliye düzenlememe gibi fiiller işlenecek, burada işte bu işleri Maliye Bakanlığı’nca kapatılmıştır şeklinde levha asılıyor ve iş yerleri kapanıyordu. Bunun birinci defada paraya çevrilmesi mümkün. Bu konuya ilişkin birçok dosyalar oluşmuş durumda yani kayıt dışı ekonominin bu boyutlarda olduğu bir ülkede belge düzeni zaten yok. Bazı işletmeleri denetleyebiliyorsunuz, bazılarını denetleyemiyorsunuz, orada da bir haksız rekabet doğuyor. Bu eleştirilerden de sanıyorum maliye etkilenerek bu tür bir cezayı kaldırıyor. Bu tabi belge düzenine uyma yönünde caydırıcı olabilirdi, etkin uygulanmadığı için zaten kaldırılıyor diye düşünüyorum ben. Bu bir af getiriyor tabi. Daha önce bu iş yeri kapama cezasına çarptırılıp da paraya çevirten veya iş yeri kapanmış olanlar onlarla ilgili yapacak bir şey yok, onlara geçmiş olsun ama uygulama safhasında olanlara af getirdiği muhakkak. Bunun mutlaka 5’te 3’le başka örneğin kadastro harçlarına ilişkin bir af getiriliyor bu tasarıda. İhracat yapmış ancak kullandığı kredilerle ilgili kaynak kullanımı destekleme fonu ve banka ve sigorta muameleleri vergisi ödemeyenler süresinde ihracatı gerçekleştirmedikleri için şimdi cezalı bunları ödemeleri lazım. Burada da bir af geçerli.

Celal Pir: Şimdi mesala orada konuşalım. Şimdi ben ihracat yaptım, bir gelir elde ettim, bununla ilgili kredi yükümlülüklerim var, bu sırada bir vergi doğdu ve ben bu vergiyi ödemedim. Şimdi buna da af getirilsin. Ben afla getirdiğiniz oranı niye ödeyeyim ki size, nasıl olsa yarın bir başka af daha getirebilirsiniz. Vergi barışında söylenen şey şu değil miydi yanlış hatırlıyorsam düzeltin; bir daha af maf olmayacak. Bunlar ne?

Nedim Türkmen: Bunlar da af tabiki. Burada zaten 1980 yılından sonraki sürece bakarsanız her iki yılda bir mali af çıkıyor. Her af bir eşitsizlik kaynağı. Her af yeni bir af beklentisini getiriyor. Sistem de buna uygun olduğu için yani sistem sürekli aflara ihtiyaç gösterdiği için doğal olarak bu..geliyor ve tabi afların başarısı da azalıyor. Vergi barışındaki başarı yüzde 60’larda kaldı vadesi geçmişlerle ilgili olarak, oysa çok daha büyük başarılar bekleniyordu. Şimdi bu tür çeşitli af düzenlemeleri tabiki sisteme olan güveni zayıflatıyor ve edimlerini, görevlerini zamanında yerine getirmiş olan mükellefler yönünden de doğru sonuç olmuyor tabi.

Celal Pir: Şimdi bir madde var, ticari araçlarla ilgili bir madde var, onu konuşmamız gerekiyor, uzman bir isme danışacağım. Sayın Ali İhsan İlkbahar, kendisi Otomotiv Sanayi Derneği eski Başkanı ve Ford Otosan’ın Yönetim Kurulu Üyesi. Sayın İlkbahar iyi günler.

Ali İhsan İlkbahar: İyi günler.

Celal Pir: Şimdi burada en büyük vergi artışı baktığımız zaman pakete otomotiv sanayiye geliyor. Yani ticari araçlardan binek otolara dönüştürülen aracın ÖTV’si yüzde 4’ten yüzde 75’e çıkıyor. Yanlış hatırlamıyorsam, düzeltirsiniz, hatırladığım kadarıyla bununla ilgili zaten bir yasa vardı, neden böyle bir maddeye yeniden ihtiyaç duyuldu ve bu otomotiv sanayinde bir rahatsızlık yaratır mı?

Ali İhsan İlkbahar: Kesinlikle otomotiv sanayinde rahatsızlık yaratır. Çünkü gerçi bu arabalar arasında yüksek güçlü olanlar var, bunlar yurt dışından getirilen lüks araçlar, ticari araçlarla otomobil arasında yorumlanabiliyor çeşitli bakışlara göre. Onlar için diyeceğimiz yok ama Türkiye’de global üreticilerin tesis kurup da Türkiye’de üretip dünyaya dağıttıkları araçlar var. Bu araçlarda Türkiye’deki firmalar son derece az para kazanıyorlar. Çünkü nakliye dolayısıyla bir hayli masraflar var, birtakım giderler var. Ama bu araçların Türkiye’deki satışında ciddi bir para kazanılıyor. Yegane Türkiye’de yapıldığı için özellikle bu tip araçlar, yani bizim bildiğimiz minibüslerin küçüğü yolcu sayısı 5 civarında olan ama esasen yük taşımak için dizayn edilmiş olan global ölçekte bunlar ticari ölçekler statüsünde gözüken, çünkü taşıdığı yük içinde taşıyabileceği insan yükünden daha ağır olduğu için böyle adlandırılıyor, ticari araçlar olarak yüzde 4 ÖTV alınıyordu, şimdi onların da yüzde 20’ye veya 26’ya otomobil gibi çıkarılması mevzubahis. Bunlar çok yanlış olur, çok yazık olur. Genelde global otomotivcilerin Türkiye’ye bakış açıları değişir. Çünkü Türkiye belli bir pazar varsayımına göre bu yatırımlar yapılıyor. Devlet pazarı vergilerle artırdığı takdirde kesinlikle buraya güvenleri kalmaz, yatırım yapmak istemezler. Hükümetimiz bazı insanların yanlış yönlendirmesi sonucunda bir an evvel tavuktaki altın yumurtaları alacağım zihniyetine kapılırsa yanlış eder, tavukları keserse yanlış eder, yazık olur Türkiye’ye diyorum bizim bu gelişmekte olan, dünyaya açılmakta olan, 500 bine yakın eden ihracatı baltalayabilirler, yanlış yaparlar çok büyük.

Celal Pir: Sayın İlkbahar, umuyorum bu sözler yankılanmıştır ilgili yerlerde. Size kolay gelsin diyoruz. Ben tekrar Sayın uzmanımız Nedim Türkmen’e dönmek istiyorum. Şimdi burada konu madem otomobilden açıldı, ben cezalara dikkat kesilmek istiyorum, o konudaki haksızlığı, vergiyle ilgili haksızlık olduğu iddiasını Sayın İlkbahar ortaya koydu. Ama bir ay içinde ödenmeyen trafik cezası üç kat artar diyor. Şimdi az evvel konuştum, vergi barışından yararlananın ödeyeceği faizin oranı yarı yarıya iniyor, yüzde 10’dan yüzde 5’e iniyor. İş yeri kapatma cezalarına muhatap olmuş olanlar affediliyor. Ama trafik cezası yemiş adam bir ay geciktirirse vergi borcunu ödemeyi 3 katı oluyor. Ve diyoruz ki vergilerde de gecikme faizi yüzde 4’tü. Burada bir yanlış yok mu? Yani Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı. Mesela Nedim Türkmen’e yüzde 4, Celal Pir’e yüzde 200.. Böyle bir şey olur mu, bir kanunla bunu yapabilir mi bir hükümet diyelim..

Nedim Türkmen: Şimdi burada 01.01.2005’te bu yürürlüğe girecek. Demek ki 2005 yılında çok yoğun trafik kontrolleri olcak memleketimizde, öyle anlaşılıyor. Burada bir ay içinde ödenmediğinde bunun 3 kat artması neredeyse yüzde 200’ler demek bu. Burada bir orantı.. Yani suçla ceza arasında bir orantı olması lazım. Burada size örneğin 56 milyon lira kesiliyor, siz bunu ödemediğinizde 3 katına çıkacak. Normal bu nedir? İdari para cezasıdır. Yüzde 4 gecikme zammı olması gerekir baktığımızda. Ama burada bu tabi trafik para cezalarını tahsilde de büyük bir güçlüğü var.

Celal Pir: Yani 60 milyon yerine 168 milyon ödeyeceksiniz aşağı yukarı..

Nedim Türkmen: Evet, yani burada ödemede de tahsilatta bir güçlük olmasından kaynaklanarak caydırıcı, yani bir ay içinde ödeyin ödeyin, yoksa 3 katına çıkacak şeklinde bu trafik para cezalarının bir an önce tahsili amaçlanıyor. Bir de tabi normal bir vergi koysanız, işte onun 30 günlük dava açma süresi var, ondan sonra bir ay vadesi var, uzun süreç. Ama bu tür trafik para cezalarında bugün cezayı kesip bir ay içinde tahsil etmek gibi bir soncu doğuracak yaptırımı ağır olduğu için. O yüzden ama bunda bir orantı olduğunu iddia etmek çok güç. Bunun biraz daha aşağılara makul seviyelere ineceğini düşünüyorum ben.

Celal Pir: Peki ben aslında bu yasa içine girmiş bazı maddelere de dikkat kesilmek istiyorum. Bunlardan biri mesela hazine arazilerinin belediyelere devriyle ilgili madde. Şimdi bunun vergi reformunda maliyeye ne gibi bir artısı olabilir, merak ettim?

Nedim Türkmen: Şimdi bunun maliyeye herhangi bir artısı yok. Bu madde bu paketin içine konulmuş, bu hazine arazilerinin satışıyla ilgili kanuna bir ilave yapılıyor. Deniyor ki hazine arazileri konut olarak yapılmak üzere bir protokolle belediyelere devredilir. Burada daha önce biliyorsunuz Anayasa değişiklikleri, işte bu 2B uygulaması, satışlarla ilgili hükümet belli yasaları geçirememişti. Burada belediyeler üzerinden bu aşılmaya çalışılıyor ve konut odaklı olarak. Yani belediyeyle hazine bir protokol yapacak, işte 5 bin konutluk bir yer şurayı tahsis. Onlar tahsis edilecek ve böylece hazine arazilerinin değerlendireleceği umuluyor. Ama bu yasaya uygun kullanılır mı kullanılamaz mı onu zaman gösterecek.

Celal Pir: Peki şunu söyleyebilir miyiz, bu madde sayesinde diyelim ki işgal edilmiş bir hazine arazisi de belediyeye devredilebilir ve belediyeyle işgalciler arasında ortak bir nokta bulunduğu zaman da bu işlem böylelikle halledilebilir. Bir nevi 2B’nin değişik bir versiyonu. Bu mudur?

Nedim Türkmen: Olabilir ama burada tabi orada işgalcileri oradan çıkarmak ne kadar kolay olabilir veya siz onlara ne kadar taviz verirsiniz belediye olarak, o farklı ama belli gecekondu bölgeleri, örneğin hazineye aitse burada bu tür normal sosyal konutlar yapılarak çözülebilir. Yani olumlu anlamda da kullanılabilir.

Celal Pir: Peki ben şimdi aslında biraz daha genel bakmak istiyorum. Şimdi madde madde gidersek 60 tane madde var. Aslında her vergi paketinin ya da reformun amacı işte kayıt dışını kayıt altına almak, adil ödenebilir bir vergi sistemi yaratmak.. Peki bütün bunları yapmak bu kadar zor mu? Yani Türkler neden bu vergi koyma vergi toplama konusunda yetenekli değiller diyeceğim.. Çünkü sadece vergiyi ödeyenler işte maaşlı çalışanlar oluyor. Kurumlar vergisinde de 10 bin tane kurum var, bunlardan 200’ü 300 tanesi ya da bin tanesi doğru dürüst vergi yaratıyor. Diğerleri hep ÖTV gibi toplumun hepimizin kullandığı yani bir lira da kazananın bin lira da kazananın aynı ödediği vergiler. Bunun bir orta yolunu bulmak, bunu düzeltmek mümkün değil mi? Neden 6 ayda bir vergi düzenlemeleriyle karşı karşıya kalıyoruz?

Nedim Türkmen: Evet, şimdi Anayasamız Türk vergi sisteminin vergilerin nasıl alınması gerektiğini ortaya koymuş. Diyor ki mali güce göre alınacak. Yani az kazanandan az, çok kazanandan çok alınacak. Ve vergi yükünü adaletli ve dengeli dağıtacaksınız ki maliye politikasının sosyal amacı da gerçekleşmiş olacak. Bizim sistemimize baktığımızda şu anda yüzde 30 dolaysız, yani gelir ve kurumlar vergisi, yüzde 70 dolaylı vergi. Biraz önce sizin söylediğiniz gibi bir lira kazanandan da bin lira kazanandan da.. Ve yüzde 57 KDV ve ÖTV toplum vergi gelirlerinin yüzde 57’si, hiçbir şey yapmanıza gerek olmadan devlet bu vergileri topluyor. Bizim vergi sistemimiz beyan esasına dayanıyor. Beyan esasının en önemli unsuru denetim olacak ve otokontrol müesseseleri olacak. İşte daha önce ortalama hayat standardı gibi ki insanlar doğru beyan etmiş mi etmemiş mi bunu kontrol etmek anlamında. Şu anda insanlar neyi beyan etmek istiyorlarsa onu beyan ediyorlar. Toplam toplanan gelir vergisinin yüzde 2’si sadece beyannameyle toplanıyor. Kurumlar vergisine bakıyoruz, ilk 100 mükellef toplam kurumlar vergisinin yüzde 62’sini, bin mükellef yüzde 82’sini, 5 bin mükellef yüzde 87’sini ödüyor. 608 bin de kurumlar vergisi mükellefi var. Yani 603 bin mükellef yüzde 13’ünü ödüyor. Ve bu beyanlara baktığımızda sadece 10 bin 500 kurumlar vergisi mükellefi asgari ücretlinin 1 yılda ödediği vergiden fazla vergi ödüyor. Şimdi böyle bir yapı tabiki afları gündeme getirecek ve sürekli olarak da bu tür mükellefleri vergi ödemeye zorlayan, hukukta yeri olmamasına rağmen onlara salma şeklinde vergi almaya zorlayan sistemi...

Celal Pir: Burada anlayamadım nokta şu, yani bir koalisyon hükümeti olsa tamam. Ama Anayasa’yı değiştirecek, son iki milletvekilinin de AKP’ye geçmesiyle Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğu olan bir parti dahi bu reformu dahi gerçekleştiremiyor intibahı var. Neden böyle bir paketi yapamıyoruz? Bunun arkasında siyaset değil de daha ziyade ekonomik sıkıntılar mı var devletin iki yakasının bir araya gelmemesinin yarattığı bir neden mi var?

Nedim Türkmen: Şimdi burada Türkiye yıllardan beri kayıt dışı ekonomiye dayalı bir ekonomik büyüme modelini, yani kayıt dışı ekonomiye bilinçli olarak sistemde yer veriliyor ve üzerine gidilmiyor. Şimdi kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak, ülkede parayı takip eden sistemi kurmak çok zor değil. Bu bir siyasi kararlılıkla olacak bir olay. Burada hep şu söyleniyor; işte daha önce mali milad gündeme geldiğinde ülkeden para kaçtı, insanları ürkütürüz şeklinde bakılıyor. Ama IMF’in verilerinde bile işte 130 milyar dolar kayıt dışı ekonominin boyutu ifade ediliyor. Yalnız eğer bu gidiş olursa Türkiye’de vergi açısından deniz bitmek üzere. Mutlaka kapsamlı bir vergi reformu yapılmak zorunda. Zaten IMF’in uzmanları da şu anda bu konuyla ilgili çalışıyorlar, onlar herhalde bize dayatacaklar bu çerçevede bir reform yapılmak durumunda. Aksi takdirde vergi adaleti zaten bozuk ve kayıtlı sistem, kayıtlı bulunan mükelleflere getirdiğimiz her yeni yük kayıt dışılığı artırıyor.

Celal Pir: İzninizi rica edeceğim, çok ilginç notlar da var aslında yeni vergi paketinde. Sayın seyirciler paketteki bir diğer önemli düzenleme de iletişim vergileriyle ilgili. Buna göre özel iletişim vergisinin kapsamı da genişletiyor. Telekomünikasyon kurumuyla görev ya da imtiyaz sözleşmeleri imzalamak veya bu kurumun ruhsat veya genel iznini almak suretiyle telekomünikasyon alt yapısı kurup işletenler yüzde 15 oranında özel iletişim vergisine tabi tutuluyor. Aslında o para bizden çıkıyor. Ayrıca biliyoruz ki depremden sonra konulan vergiler de kalıcı hale geldi. Yani bu konuda sıkıntı oldukça büyük. Şimdi isterseniz sabah ekonomi bültenimize konuk olan AVEA Genel Müdürü Sayın Cavit Paksoy’a kulak vekelim.. Daha sonra bu konuyu TÜTODER’in Başkanı Sayın Mehmet Sevim’le ele alacağız..

“Cavit Paksoy: Bugün vergilendirme açısından telekomünikasyon sektörü çok zorlanan bir sektör. Bizim mobil operatörler bugün müşteriye yansıyan faturanın, bunun bilinmesi çok önemli, 66 lirası, 100 liradan 66 lirası bize uğramadan vergiye gidiyor. Yani bu vergi oranı Avrupa’da veya dünya ortalamalarının çok üzerinde. Şimdi ülkemizin durumunu saygıyla karşılıyoruz, bugün ülkede ekonomi geliştikçe en son yaptığımız görüşmelerde özellikle özel iletişim vergisi diye bir durum var biliyorsunuz, depremle birlikte gelen sonra kalıcı hale gelen.. Bunların hepsini üst üste topladığınızda ki bizim kendi kar edip kurumlar vergisine daha gelmeden 66 lirayı, 100 liranın 66 lirasını vergi ödemek mutlaka hem bizi zor duruma sokuyor hem de Türkiye’de bu sektörün gelişmesini engelliyor. Neler oldu? Özellikle bu özel iletişim vergisi konduğundan bugüne kişi başına kullanılan dakika miktarı düşmüş durumda. Yani biz refahımızdan refah payımızdan özveride bulunuyoruz. Yani bu aslında vergilerin bir miktar aşağıya çekilmesiyle gelirlerin düşeceğini sanmıyorum ben. Hatta gelirlerin artacağına inanıyorum. Bu anamda da istirhamımızdır, yani bizim bu vergilerin aşağıya çekilmesiyle maliyemizin büyük kaybı olacağına inanmıyorum.”

Celal Pir: Evet, Sayın Paksoy’un da değindiği gibi iletişim vergilerinde firmalar ve tüketici sıkıntı yaşıyor. Sadece iletişim vergilerinde değil ama bu konuyu özel olarak alalım. Geçici denilen vergiler çünkü her zaman kalıcı hale geliyor, bunu iletişim vergilerinde de gördük. Şimdi TÜKODER Başkanı Sayın Sevim şu anda telefon hattımızda. Öncelikle hoşgeldiniz programımıza. Şimdi efendim siz daha önce de otomobilde taşıt özel tüketim vergilerine yapılan artışlar için Danıştay’da dava açtınız kazandınız ancak daha sonra karar iptal edildi. Şimdi siz bu vergi paketini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben sizden tüketici açısındna değerlendirmenizi istiyorum. Yine hep bilinen insanlara mı yöneliyor paket ve buna karşı tüketiciler bir hareket yapacaklar mı, bir harekete geçme söz konusu olacak mı?

Mehmet Sevim: Şimdi özellikle vergi paketlerinin değişmez bir mantığı oldu ülkemizde son yıllard. Sizin de ifade etiğiniz gibi ek vergiler, geçici olarak alınan vergiler, deprem gerekçe gösterilerek alınan vergiler sonuçta kalıcı hale getiriliyor ve bunların ortak metninde bu tip vergilerin ek vergilerin özellikle değişmez bir cümle var bu da bir defaya mahsus olmak üzere deniyor. Ancak özellikle bu depremle ilgili biliyorsunuz 1999 yılında çıkartılan vergilerden birisi bu özel iletişim vergisi. Bu özel iletişim vergisi de kalıcı hale getiriliyor böylece. Temel sorun burada vergi paketlerinde gelire göre vergi değil tüketime göre vergi alınması mantığının değişmediği. Tüketime gör ealınan vergiler, yani tüketimden alınan vergiler mal veya hizmet tüketiminden alınan vergiler dünyadaki en adaletsiz vergi sistemi olarak kabul ediliyor. Nedeni de, gelir seviyesi dikkate alınmadan bu vergiler uygulanıyor biliyorsunuz. Özel iletişim vergisinin oranı yüzde 25 olarak alınıyordu. Şimdi bu daha da yaygınlaştırılıyor. Şimdi bu vergilerin artık Türkiye genelindeki duruma da baktığımızda zaten Türkiye genelinde tüm toplanan vergilerin yüzde 75’e yakınını tüketimden alınan vergiler oluşturuyor. Yani tüm vergilerin toplanan vergilerin. Bunları daha da artırmak bu mevcut vergi adaletsizliğini artırmak anlamına geliyor. Bunların, bu anlayışın değişmesi gerekiyor. Tüketim vergileri özellikle KDV gibi ÖTV gibi, özel iletişim verigisi gibi bunların adları değişik şekilde ifade edilse de bunlar tüketim vergileridir, oranları zaten hayli yüksektir genelinde baktığımızda çok yüksek oranda bu vergiler alınmaktadır. Ben biraz önceki konuşmacının görüşüne katılıyorum, bunlar aynı zamanda kayıt dışılığı artıran özellikle kayıt dışı ekonomiyi körükleyen kararlardır. Çünkü KDV olayında çok bilindiği için söylemekte yarar var, biliyorsunuz belge alımında bile pazarlık söz konusu oluyor. Diyelim ki herhangi bir mal veya hizmeti aldığı zaman tüketiciler işte kişi isterse farklı istemezse farklı fiyat uygulanabiliyor. Şimdi bu oranların çok yüksek olması nedeniyle bu uygulamalarla karşılaşabiliyoruz. Bunların düşürülmesi gerekiyor daha da artırılması değil. Ama uygulanan ekonomik programı tamamen tüketim vergilerini baz aldığı için veya buna dayandığı için ek vergi, tüketim vergisi ve temel ürün ve hizmetlere zam dışında bir köklü kalıcı çözüm üretilmediği için hükümetler değişiyor bu anlayış değişmiyor, hep işin kolayına kaçılarak tüketim vergilerine yükleniliyor. Bu program da bu anlamda yeni yükler getirecektir diye düşünüyorum.

Celal Pir: TÜKODER Başkanı Sayın Mehmet Sevim çok teşekkür ediyoruz bizi bilgilendirdiğiniz için. Son bir soru daha aktarmak istiyorum ama bu soru paketle ilgili değil, çünkü bu sabah itibariyle Maliye Bakanlığı’yla sigara üreticileri arasında ilginç bir tartışma başlamış görünüyor. Fiyatlarını düşürüyor sigara üreticileri, düşüremezsiniz fiyatlarınızı. Çünkü vergi kaybı oluyor, ÖTV koyarım diyor. Şimdi maliye hepimize böyle mi bakıyor, yani hepimiz birer para alınacak meta mıyız? Bu mudur yani bir maliyecinin gözünde vatandaş ya da iş yeri sahibi ya da bir başka insan ya da bir kurum böyle mi görünüyor?

Nedim Türkmen: Şimdi maliyenin tutturması gereken hedefler var, bütçeye göre 100 katrilyon bu sene vergi geliri toplamak zorunda. Burada bakıyor en kolay nasıl vergi alabilir. En çabuk tahsilatı nasıl sağlayabilirim.Şimdi bir vergi adaleti olmadığı zaman yani bu yüzde 30’a 70 oranın olduğu bir ülkede yapılabilecek en kolay iş ÖTV’yi artırmak, KDV oranını artırmak olarak karşımıza çıkıyor. Böyle olmaması gerekiyor doğal olarak. Yani burada ülkede üretim olacak, otomotivci üretecek ki siz buradan vergi alabilesiniz orantılı bir şekilde. Bunun da tabi yüzde 70 yüzde 80 oranı olmamalı. Biraz önceki soruyla bağlantılı bu 98 yılında GSM operatörleri işte özelleştirilmesinde lisans alınırken sözleşmeli yüzde 35’i devletin yüzde 65’i bu GSM şirketlerinin, şimdi tam tersi oluyor. Neden ÖTV’ye KDV’ye yükleniliyor. Tahsil etmek çok kolay. Sigarayı yani burada Maliye Bakanlağı görüyorsunuz fiyatı bile düşüremezsin, fiyatı düşürdüğünüz zaman içindeki ÖTV oranı da azalacak, ÖTV’de de bu seneki hedefi tutturmanın zorlaştığı gözüküyor. Şu andaki bütün olay, yani bu 100 katrilyona ben kimi daha fazla zorlayarak ulaşabilirim çerçevesinde bakılıyor.

Celal Pir: Peki, aslına bakarsanız bunun kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almanın pek bir yolu olmadığını herkes söyledi. Çok teşekkür ediyorum programımıza katılıp bizi bilgilendirdiğiniz için.

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları