|
|
|||||
![]()
| ![]() | ![]() | ![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 20 Nisan 2004 Bu yüzden sağlığımız için gerekli olan vitaminleri ya yediğimiz yiyeceklerden veya çeşitli ilave vitamin preparatlarından sağlamamız gerekir. Mikrobesinler olarak da adlandırılan vitaminler yağlar proteinler ve karbonhidrat gibi makrobesinlerin aksine çok düşük miktarlarda alınabilirler ve kalori içermezler. |
![]() |
KAYNAK: Roche |
|||
| Vücutta metabolik olayların normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlıklı durumun sürdürülmesi için gerekli olan ve besinler içinde ufak miktarlarda alınan maddelerdir. Vitaminler iki grupta toplanır : Suda çözünen vitaminler: C ve B grubu vitaminleri (B1(tiamin), B6 (piridoksin), niasin, folik asit, siyanokobalamin, biotin gibi) Yağda çözünen vitaminler: A, D, E, K vitaminleri Besinlerin dört ana öğesi olan proteinler, yağlar, karbonhidratlar ve yemek tuzu gibi besinlere makrobesleyiciler denir ve saf olarak alındıklarında, yeterli miktarlarda vücuda girseler bile, sağlıklı durumun sürdürülmesini sağlayamazlar. Vitaminler ve demir, çinko, bakır, iyod, krom, magnezyum, manganez, molibden gibi esansiyel minerallere de mikrobesleyiciler denir ve makrobesleyicilerle birlikte dışarıdan alınmaları gereklidir. Evet. Karbonhidrat, protein ve yağ gibi ana besin öğelerini yeterli miktarda içeren besinlerle yapılan dengeli beslenme, bazı özel durumlar hariç vücudun günlük gereksinimine yetecek kadar vitamin sağlar. Ancak, günlük beslenmeniz sebze, meyve, hububat, süt ürünleri, et-yumurta gibi protein açısından zengin besinlerden herhangi birini içermiyor ya da az miktarda içeriyorsa, ihtiyacınız olan vitaminlerin tümünü besinlerden sağlanamayacağından vitamin takviyesi gerekir. Vitamin eksikliği çok çeşitli belirtiler verebilir ve başka pek çok hastalığa öncülük edebilir. Dengeli ve yeterli beslenme ile vitamin eksikliği önlenebilse de bu oldukça zordur. Bunun için hergün 3 porsiyon süt ve süt ürünleri, 2 porsiyon et, balık, yumurta, 3 porsiyon meyve, 4 porsiyon sebze, 9 porsiyon ekmek ve tahıl ürünleri yenilmelidir. Besinler pişirme, saklama ve ısıtma sırasında vitamin kaybına uğrayabilirler. Besinler içindeki yağda çözünen vitaminler ısı hava ve ışıktan pek etkilenmezler. Tıamin (B1 vitamini), folik asid, pantotenik asid (B5 vitamini) ve askorbik asit (C vitamini) gibi suda çözünen vitaminler ise, besin maddelerinin kaynatma ve kızartılmaları sırasında kısmen parçalanırlar. Yemek suyunun atılması da, besinler içindeki suda-çözünen bir kısım vitaminlerin yitirilmesine neden olur. C vitamini tüm vitaminler içinde en hassas olan vitamindir. Örneğin portakal suyunu sıkıp dolapta bekletmekle C vitamini azalır. Bunun dışında sütte bol miktarda bulunan riboflavin sütün cam şişede güneş ışığına maruız kalımıyla bozulmaktadır. Evet; hem de çok. İklim ve toprak, ürünün olgun olup olmayışı, ürünü toplama yöntemleri, taşınması ve depolanması gibi pek çok etken, vitamin ve mineral içeriğini etkiler. Başlıca nedenleri şöyle özetliyebiliriz: Yoksulluk ya da sıkı rejim nedeniyle yetersiz beslenme. Bilgisiz, beslenmeyle ilgili tabu ya da alışkanlıklar, dişlerle ilgili sorunlar ya da değişik nedenlerle dengesiz beslenme. Büyüme çağındaki çoçuklarda,sigara içenlerde, doğum kontrol hapı kullananlarda, hamilelik ve laktasyonda, ciddi enfeksiyonlarda, ateşli hastalıklarda, sindirim sisteminde bozukluk nedeniyle ishal veya uzun süreli ilaç tedavisi sırasında vitamin gereksiniminin artması. Evet. Ergenlik çağındakiler, yaşlılar, rejim yapanlar ve alkolikler genelikle iyi beslenemediklerinden yeterli düzeyde vitamin alamazlar. Ve emzikli kadınlar, sigara içenler ve doğum kontrol hapı kullananlar vitamin gereksinimleri fazladır. Bu nedenle doktorlar, latent vitamin eksikliğini önlemek üzere bu kişilere vitamin ve mineral içeren preperatlar kullanmalarını tavsiye ederler. Hayır. Sentetik vitaminler, besinlerdeki vitaminlerle aynı kimyasal yapıya sahiptirler. Vücudunuz için vitaminin ne şekilde yapılmış olduğu önemli değildir. Hayır; kalori değerleri yoktur. Fakat, vitamin preparatları ince bir şeker tabakasıyla kaplandıklarından, birkaç kalori içermektedir. Bu miktar, ihmal edilebilir düzeydedir. Başta A, B1 ve C olmak üzere yeterince vitamin alınmadığında iştahta azalma meydana gelir ve vitamin alınmaya başlanmasıyla birlikte iştah artışı olur. Vitamin dengenizde bozukluk yoksa, ekstra vitamin almanızın iştahınızına hiçbir etkisi olmaz. Evet. Özellikle Avrupa Gıda Konseyi tarafından kabul edilen RDA değerlerine (önerilen günlük alım miktarı) uygun vitamin ve mineral haplarını sağlığınızı korumak için alabilirsiniz. Ancak hapların A ve D vitamin içeriğinin çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir. A vitamini 5000 ünite, D vitamini 2000 ünite düzeyinin üstünde ve sürekli kullanımı zararlı olabilir. Vitamin hapları eğer bu RDA değerlerinin çok üzerinde ise artık takviye amacıyla değil, ilaç olarak kullanılıyor demektir. Bu gibi ilaçlar için kullanım süreleri hekim tarafından bildirilir veya ilacın prospektüsünde yer alır. Ama tekrar belirtmek gerekirse, vitamin mineral içeren destek için satılan haplar ilaç mahiyetinde değildir ve bu yüzden pek çok Avrupa ülkesinde ve Amerika Birleşik Devletleri Kanada gibi ülkelerde reçetesiz olarak satılmaktadır. Vitamin hapları günün herhangi bir saatinde alınabilir. Ancak, diş fırçalamak gibi her gün düzenli olarak aynı saatte yapılan bir iş olarak görülmesinin, hapları almayı hatırlama açısından yararı vardır. İklim ve coğrafi bölge koşullarına göre D vitaminine olan gereksinim değişebilir. Güneşli bir çevrede, açık havada yaşıyanlarda ciltte yeterli derecede vitamin sentez edildiği için bu vitamine gereksinim azalır. D vitamininin en önemli kaynağı cilttir. Kuzey ülkeleri ve derin vadi içlerindeki yerleşme yerleri gibi az güneşli yerlerde yaşayanlarda veya mesleki nedenlerle gündüz vaktini kapalı yerlerde geçirenlerde D vitamini gereksinimi artar. Güneşli ortamda yaşadığı. halde geleneksel nedenlerle fazla örtünen kadınlarda da aynı durum sözkonusu olabilir. Bunun yanında artık ozon tabaksında incelme nedeniyle çeşitli örgütler güneş ışığına direkt uzun süre maruz kalımı cilt kanseri için bir risk faktörü olarak değerlendirmektedirler ve bu nedenle korumasız güneşe çıkılmamasını, sık dokunmuş bol pamuklu giysiler giyilmesini önermektedirler. Ayrıca koruma faktörlü krem kullanımı da D vitamini sentezini engellemektedir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada kadınlarda yüksek oranda D vitamini eksikliği bulunduğu gösterilmiştir. Yine yurtdışında gerçekleştirilen bir çalışma kuzey ülkeleri ile akdeniz ülkelerinde yaşayanların D vitamin düzeylerini karşılaştırmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre diyette D vitamini takviyesi yapılan kuzey ülkeleride yaşayanların D vitamini düzeyleri, güneşli Akdeniz ülkelerinden daha yüksek bulunmuştur. Normal bir yetişkinin D vitamini gereksinimi, yeterli süre güneş ışığı alınmasıyla karşılanabilir. D vitamini, iskelet yapısının oluşumu ve gelişiminde çok önemli role sahip olduğundan, bebeklerin, çoçukların, hamile ve emzikli kadınların D vitaminine ihtiyaçları daha fazladır. Son zamanda yapılan araştırmalar, derinin zamanla D vitamini sentezleme yetisini kaybettiğini gösterdiğinden yaşlıların da D vitamini takviyesine gereksinimi olduğu anlaşılmıştır. Vitaminlerin çoğu bitkisel ve hayvansal besinler içinde dışarıdan alınırlar. Bazı vitaminler ise vücutta, yetersiz miktarda da olsa sentez edilebilirler. Bunun örnekleri D vitamini, niasin ve kalın barsak florası tarafından sentez edilen K vitamini, piridoksin, tiamin ve niasindir. Bu nedenle vitaminleri besinlerle dışarıdan almak durumundayız. Evet; kalori yönünden zengin besinler, vitamin içeriği yönünden fakir olabildiğinden, kilolu kişilerde de vitamin eksikliği söz konusu olabilr.Karbonhidrat ya da yağ oranı yüksek bir diyet, vücutta kilo artışına yol açarken, vitamin gereksinimini de artırır. Kilo vermek amacıyla bilinçli bir rejim uygulamak sanıldığı kadar kolay değildir. Diyetisyenler, günlük 6700j (1600 kalori) ya da bunun da altında kalori içeren günlük diyetle, vitamin ihtiyaçımızı karşılamayacağımız görüşündeler. Ayrıca, zayıflama rejimlerinin pek çoğu tek yönlü beslenmeye yönelik olduğundan, rejim yapan bir kişinin gereksinim duyduğu vitamin miktarını besinlerle karşılayabilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, özellikle uzun süreli bir rejim programı uygulayanlara vitamin hapları önerilir. Kadınların çoğunun kalori gereksinimi ve aldıkları kalori miktarı, erkeklerden azdır. Bu nedenle, yeterli vitamin ve mineral alımını sağlayabilmek için, besinsel içeriği yoğun bir diyet uygulamaları gerekir. Kadınların kalsiyum ve demir gereksinimi erkeklerden fazladır. Gebelik, laktasyon ve oral kontraseptif kullanımı da vücudun vitamin dengesini bozar; vitamin eksikliği, bazı kadınların yakındığı premenstrüel şikayetlere de neden olabilir. Gebelik ya da süt verme süresince gerek anne gerekse fetus veya bebeğin, A, C, B1, B6, B12, folik asit vitaminlerinin yanı sıra, demir, kalsiyum gibi mineral gereksinimleri artar ve bu ihtiyacı karşılayabilmek için vitamin haplarına başvurmak gerekebilir. Kalsiyum; doğumdan yaşlılığa kadar, kemik, diş ve tırnakların sağlıklı oluşumunu ve devamını sağlamanın yanında kemik kaybının önlenmesi için gereklidir. Yaş ilerledikçe kalsiyum emilimi azalır. Kemikler de diğer dokular gibi bir döngü içindedirler. Kemikler bir yandan yıkılırken bir yandan yenisi yapılır. Ancak orta yaşlardan itibaren kemiklerin bu döngüsü yapımın aleyhine çalışır. Özellikle 30 yaşından sonra kadınlar daha fazla kalsiyum kaybetmeye başlarlar. Menapozla birlikte bu kayıp hızlanır ve osteopeni denilen kemik mineral yoğunluğunda azalma ve osteoporoz (kemik erimesi) (osteo=kemik, porus= gözenekli) belirtileri (kemiklerde zayıflama, ağrı) görülebilir. Kalsiyumun emilmesi ve vücut tarafından tam olarak kullanılabilmesi için D vitamini ve genel sağlığın korunmasında vitaminler önemlidir. Kadınlar, 30lu yaşlardan sonra, süt ve süt ürünlerini daha çok tüketmeli, güneş ışığından daha fazla yararlanmalı ve egzersize önem vermelidirler. Egzersiz kasları ve bağları güçlendireceği için osteoporozun istenmeyen sonucu olan kemik kırıklarında koruyucu etkisi vardır. Kanda eritrositler denen kırmızı kan hücreleri dokulara oksijen taşınmasından sorumludur. Eritrositlerin içinde yer alan hemoglobin adı verilen madde bu işlevi yerine getirir. Bu maddenin içinde yer alan demir, dokuya oksijen taşınması ve böylece dokudaki oksidasyon olaylarının sürdürülmesi için gereklidir. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık, bunun sonucunda da yorgunluk ve çalışma kapasitesinde azalma görülür. Erkeklerin demir ihtiyacı günde 10 mg, kadınların 15 mgdır. Kadınlarda her ay adet (menstruasyon) dönemlerinde kan kaybı olduğundan, ayrıca gebelik ve emzirme dönemlerinde bebeğin demir ihtiyacını da anne karşıladığından demir gereksinimi artar. Buna karşın kadınların demir depolama kapasitesi düşük olduğundan demir takviyesine özellikle ihtiyaç duyarlar. Kadın Erkek Vücudun Günlük Demir İhtiyacı 15 mg 10 mg Vücuttaki Demir Deposu 4 mg/kg 14 mg/kg Adet öncesi gerginlik olarak da bilinen premenstrüel sendrom (PMS) kadınlarda adetten 5 ile 11.gün önce başlayan belirtiler topluluğudur. Halsizlik, uyku bozuklukları, huzursuzluk, ağrı gibi birçok belirtisi bulunur. Kadınların çoğunu çeşitli derecelerde etkilediğini belirten yayınlar vardır. Bu tip şikayetleri önlemek için egzersiz yapmalı, özellikle bu dönemlerde beslenmeye özen gösterilmelidir. Çay, kahve, sigarayı kesip sebze, meyve yenmeli ve bol su içilmelidir. Ayrıca B6, E, C ve D vitamini, kalsiyum ve magnezyum alımının bu şikayetleri azalttığı görülmüştür. Yaşlılar genelikle pek iştahlı değildirler ve az yerler. Bunun dışında, dişlerle ilgili sorunlar, parasızlık ve yanlızlık nedeniyle beslenmeye yeterince özen göstermeme gibi nedenler de yaşlıların yeterince vitamin alamayışında etkendir. İleri yaşlarda, barsaklardan vitamin emilimi de bozulduğundan, vitamin içeriği artırılmış besinler ya da vitamin preparatları kullanılmalıdır. Doğum kontrol haplarındaki östrojenin, başta B6 olmak üzere vitamin dengesini bozduğu bilinmektedir. Östrojen içeriği yüksek doğum kontrol hapları kullanıyorsanız, B6 ve folik asit içeren preparatlar kullanmanız gerekebilir. Vitamin kullanımına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Evet. Sigara içenler, daha fazla C vitamini yakarlar. Araştırma sonuçları, sigara tiryakilerinin (günde en az 20 sigara içenler ) içmeyenlere oranla %40 daha fazla C vitamine gereksinim duyduğunu göstermiştir. B vitaminleri suda eriyen vitaminlerdir ve yağda eriyen vitaminler gibi depoları söz konusu değildir. Günlük olarak aldığınız miktar vücudunuzun kullanabileceğinden daha fazla ise artan miktar direkt olarak idrara çıkacaktır. Bu renkle, özellikle yüksek miktarda B2 vitamini (riboflavin) alındığında karşılaşılır. Endişelenecek bir şey yoktur. A, E vitaminleri ve pantenol sağlıklı bir cilt için çok önemlidir. Örneğin A vitamini deri hücrelerin rejenerasyonunu artırır; E vitamini ultraviyole ışığın negatif etkilerine karşı koruma sağlar ve derideki nemi tutar; pantenol de derinin kurumasını önler ve antienflamatuvar etki gösterir. Hayır. Vitaminler kişiyi formda tutmaya yarayabilirler, ancak doping olarak değerlendirilmez. Çünkü doğada da zaten mevcuttur. Evet. Bazı ilaçların düzenli olarak kullanımı, vitaminlerin emilimi, kullanım, depolanım ve atılımını etkileyebileceğinden, vücudun vitamin dengesini bozabilir. Bu ilaçlar arasında antibiyotikler (B2 ve C vitamini gereksinimini etkiler), oral kontraseptifler (B6 ve folik asit), trankilizanlar (B2 ), ağrı kesiciler (folik asit, C vitamini) ve diüretikler (folik asit, tiamin) sayılabilir. | ||||
Diş bakımında doğru bilinen yanlışlara dikkat |
|||
|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
| Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler | Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |
|||||||||||||||||