Bugün ışıltılı magazin sayfalarının karakterleri, direksiyona geçip bu otomobilleri kullandıkları izlenimi veriyorlar, en çokda o eski kullanıcılara üzülüyorum o zaman. Bu pırlanta değerindeki mühendislik harikası otomobil, böyle bir magazin karakteri olmayı hak etmiyor doğrusu.
Cayenneden bahsetmeden Porsche kullanmanın ruhundan bahsetmek gerekir. Üstün mühendislik, yol üstünde tam hakimiyet, mükemmel frenler ve gözünüzü alamadığınız o yılların eskitemediği tasarım. Alman mühendisliğinin en büyük gurur kaynaklarından biri.
Lafı çok uzattım galiba ama söz konusu Porsche olunca birkaç kelime söylemeden edemedim. Bir otomobil tutkunu için idol haline gelmiş bu markanın, gereçek ruhunu kısada olsa anlatmam gerekir diye düşündüm.
Cayenne ilk andan itibaren mükemmel bir deneyim sunuyor. İlk anda iri cüssesiyle şehiriçi manevralarda zorluk çıkaracakmış gibi görünsede mükemmel elektro servo direksiyonu ile tam bir konfor sunuyor. Aracın ön ve arkasında yer alan sensorlar ile kısa manevralarda etrafınızda bulunan herşeyden haberdar oluyorsunuz. Aracın önünde ve arkasında olup bitenleri gösteren led göstergeler güven hissini arttırıyor.  |
|
Cayenne gibi yüksek bir araca bindiğinizde bu kadar fazla gücün özellikle yüksek süratli manevralarda başınızı belaya sokacağı hissine kapılabilirsiniz ama Porsche mühendisleri bu konuda da çok iyiler. Sürüş durumunuza adapte olan aktif süspansiyon sistemi kabin içinden kontrol edilebildiği gibi aracın süratine göre, yüksekliğinizi otomatik olarak ayarlıyor.
Aracın dengesi konusunda PTM (Porsche Traction Management) size pek bir görev bırakmıyor. Zaten 4 çeker olan aracınız, frenajda dahil olmak üzere aracın yolda kalması için gereken tüm müdaheleleri tam ve zamanında yapıyor. Bizim kullandığımız Cayenne S gibi 4.5 litrelik 340 beygir gücündeki bir makineyi ehlileştirilmiş bir safkan gibi yolda tutmayı başaran bu sistem otomobil mühendisliğinin sınırları konusunda çok iyi bir fikir veriyor.
Kullandığımız Cayenne S, çok özel bir tiptronic şanzıman ile donatılmış. 6 ileri vitesli Tiptronic S, aracın tüm tork değerlerini en verimli şekilde kullanmak üzere tasarlanmış, hatta aracın katalitik konvertörlerinin ısınma zamanlarını düşünerek şanzıman farklı vites değişim trendleri bile gösteriyor. Tamamen sürücünün kullanım alışkanlıklarına adapte olan bu sistemde otomobilinizi her hızda kullanmak inanılmaz keyifli hale geliyor. |
|
Cayenne S, 4.5 litrelik V8 motorundan 340 beygir güç üretiyor fakat bu motorla ilgili en etkileyici özellik bu rakamlar değil. Aracın 420 Nm olan maksimum torkunu doğrusal olarak 2500 ile 5500 devir arasında alabiliyorsunuz, Cayenne hiç soluk almadan sizi 3000 devir boyunca sürekli koltuğunuza yapıştırıyor. 2320 kilo ağırlığındaki bir aracın sadece 7.2 saniyede ilk 100 km hızlanmasını tamamladığını söylediğimizde bu rakamlar daha da değer kazanıyor.
Cayenne S manuel 6 ileri şanzımanla aynı hıza 6.8 saniyede ulaşıyor. Burada Cayenne Turbonun rakamlarından bahsetmeden geçemiyeceğim. Cayenne Turbo ürettiği 450 beygir güç ile 2430 kiloluk aracı 5.6 saniyede 100 km hıza ulaştırıyor. Kısacası bir Porscheden beklediğiniz her şey biraz kılık değiştirip bu Porsche nin içine girmiş görünüyor.
Biraz acemiliğinizi attıktan sonra aracı sürekli yarı-manuel şanzıman ile kullanma eğilimine giriyorsunuz. Sollamalarda ve ani hızlanma ihtiyaçlarınızda direksiyon üzerindeki düğmelere basmanız yeterli, sistem otomatik olarak tiptronik sisteme geçiyor. |
|
Bence cevaplanması gerekli ilahi soru şu; 911 kadar hızlı bir SUV size ne hissettirirdi? Ben kendi adıma çok mutlu oldum. Özellikle virajlı yollarda bu aracı gazlamak anlatılması zor bir haz veriyor. Bu iri aracın virajlardan kıvrılarak çıkması her seferinde sizi hayrete düşürüyor. Bir de sır vereyim; V8 makine üst devirlerde inanılmaz keyifli homurtular çıkarıyor. Asfalt biraz daha iyi olsa kendimi bir F1 kullanıyor kadar iyi hissedeceğim.
Aracın hızı yükselirken orta konsoldaki göstergelerden aracın alçalmaya başladığını görüyorsunuz. Aracın çekişi normal şartlarda yüzde 68 arkada ve yüzde 32 önde olarak dağılıyor. İhtiyaç olduğu anda güç istenen tekerleğe aktarılıyor.
Porsche Cayenne üzerinde yüksek performans asfalt lastikleriyle tüketiciye sunuluyor; karda, yağmurda ve asfalt dışında kullanmak istiyorsanız lastiklerinizi değiştirmenizde fayda var. Aracın perfomansının bu koşullarda da çok iyi olduğunu ancak böyle anlayabilirsiniz.
Cayenne beklendiği gibi içerisinde oldukça geniş bir alan sunuyor. Bu sınıfta rakip olduğu tüm Avrupalılar gibi iç tasarım konusunda Amerikalılardan 2 adım önde. İşçilik kalitesi üst düzeyde. Önde ve arkada çift bölgeli klima çok şık kapakların arkasına gizlenmiş. Hafızalı ısıtmalı koltuklar. Elektrikli direksiyon ayarı, yağmur sensörleri, virajlarda viraj içine odaklanan adaptif far sistemi, bu hızlı araçta konforunda en az hız ve güç kadar düşünüldüğünü gösteriyor.
Sürücüyü çok memnun edecek birkaç küçük ayrıntıdan bahsedeceğim. Cayennenin yan aynaları neredeyse 3 şerit yolu aynı anda görmenizi sağlayacak kadar geniş. Direksiyon üzerindeki kumandalar sayesinde vites değiştirmekten, ses ayarına kadar pekçok şeyi birarada yapabiliyorsunuz. Araç tüm iri cüssesine rağmen direksiyon sistemi sayesinde çok kolay manevra yapıyor.
Tabii her mükemmel şeyde olduğu gibi onunda bazı eksik yönleri var. Bu yetenekli motor gamına (hiç Porsche alışkanlığı olmamasına rağmen) bir dizel motor eklenebilirdi. Ana rakiplerin tümünde bu seçenek mevcut. Bu hacimde bir araçta beklendiği gibi, arka kapılardan ve bagaj kısımında sert manevralarda bazı gerilme ve esneme sesleri geliyor. Bu sınıfta her araç bundan muzdarip maalesef.
Gözünüzü benzin göstergesinden çok zor ayırt ediyorsunuz. Her gazladığınızda aracın ne kadar çok yakıt tükettiğini görüyorsunuz. Bazı sesleri duyar gibi oluyorum. Bir araca 130-140 bin Euro verdikten sonra benzin masrafı sorun değil diyebilirsiniz. Burada sorun harcamadan daha çok, doğal kaynakların tüketilmesiyle ilgili bence, Porsche çevre konusunda çok hassas ama bu kadar gücün bir karşılığı olmalı.
Son noktada başka bir konuya değinmek istiyorum. Bir otomobile bu kadar para harcamayı göze alan birisinin, garanti kapsamına girmeyecek, aracın geliş şeklinden emin olmadığı galerilerden bu aracı almasını gerçekten ilginç bir karar olarak görüyorum.
Bu otomobili almak için birçok harika sebebiniz olabilir ama alacak parayı bulmak bir sorun teşkil edebilir. Olsun sorun etmeyin, birgün belli olmaz, sıra sizede gelir, en azından biryerlerde böyle bir harikanın varlığından haberdar olmak bile iyi bir psikoloji yaratıyor insanda.